Uyum Bakanı Raab: „Erdoğan’ın kolları Favoriten’e kadar uzanıyor.“

Avusturya Uyum Bakanı Susanne Raab, Türk vatandaşlarıyla ilişkiler konusunda sorulan bir soruya hitaben, "Erdoğan'ın kolunun Favoriten'e kadar uzandığını görüyoruz." dedi.

ViYANA- Favoriten´de baş gösteren olaylarla başlayan Türkiye-Avusturya arası kriz, yapılan geniş çaplı soruşturma sonucunda Türkiye’nin casuslukla suçlanmasıyla zirveye taşındı. Österreich TV’da verdiği röportajda konuya değinen Uyum Bakanı Raab sarsıcı açıklamalarda bulundu. Konuyla ilgili soruları cevaplayan Raab, „Türkiye’nin toplumumuza bir nifak sokmayı başarmasını önlemeliyiz. Hukukun üstünlüğünün tüm gücüyle harekete geçmeliyiz.“ vurgusu yaptı.

Uyum Bakanı olarak, uyum çabalarının Türkiye tarafından engellendiğini fark ettigini dile getiren Raab, Türk siyasetinin Avusturya’ya getirdiği bir şiddet ortamı olduğunu söyledi. Casusluk faaliyetleri ile temel hak ve özgürlüklerin bu gizli servis tarafından saldırıya uğradığına dikkat çekti.

İlk hedef ATİB

Entegrasyon alanındaki görevlerinin artık bu politik etkilerin kulüplerde veya organizasyonlarda nerede olduğunu ve hangi kişiler aracılığıyla uygulandığını bulmak olacağının altını çizen Raab, „Yeni başlattığımız Siyasi İslam Dokümantasyon Merkezi ile entegrasyon politikası düzeyinde doğru yoldayız; bu yapıları ve ağları incelemek için kullanmak istiyoruz.“ dedi.

Anayasayı Koruma Dairesi´nin verilerine göre, Avusturya’da yaklaşık 500 Türk ve Kürt derneği olduğunu belirten Raab, „En büyüğü ve en etkili olanı, Türk devletiyle güçlü bir ilişkisi olan ve Avusturya’da yaklaşık 120.000 kişiye ulaşan ATİB´dir. Buraya, tehlikeli bir siyasi İslam ideolojisinin, Avusturya’ya gelip gelmediğini görmek için çok dikkatli bakmalıyız.“ diyerek ATİB´i hedef gösterdi.  

Niki Fellner´in Avusturya Uyum Bakanı Susanne Raab ile gerçekleştirdiği bu çarpıcı röportajını sizlerin okumasına sunuyoruz.

Niki Fellner: Favoriten’deki isyan gösterilerini çevreleyen Türk casusluk davasından biraz daha bahsedebilir misiniz?

Susanne Raab: Şiddetin tırmanmasının ardından, İçişleri Bakanı, Favoriten üzerine özel bir komisyon kurdu ve Avusturya’nın dört bir yanına yayılan soruşturma faaliyetleri sırasında, casusluk faaliyetinin somut göstergeleri ve Türk gizli servisinin etkisi ortaya çıktı. Burada temel hak ve özgürlükler bu gizli servis tarafından saldırıya uğruyor, çünkü bu durumda Kürt yanlısı gösterilere katılanlar Türkiye’ye girerlerse misilleme olarak tutuklanana kadar beklemek zorunda kalıyorlar. Erdoğan’ın kolunun Favoriten’e kadar uzandığını gördük. Tabii ki, bu sadece buzdağının görünen kısmı. Entegrasyon alanındaki görevimiz artık bu politik etkilerin kulüplerde veya organizasyonlarda nerede olduğunu ve hangi kişiler aracılığıyla uygulandığını bulmaktır.

Fellner: Buzdağının zirvesi dediğinizde. Avusturya’da Türkiye´den ciddi bir casus ağı olduğunu düşünüyor musunuz?

Raab: Anayasayı Koruma Dairesi değilim, ama şahsen sorarsanız, evet, öyle olduğunu düşünüyorum. İçişleri bakanı, AB düzeyi de dahil olmak üzere daha fazla adımın atılacağını şimdiden duyurdu. Europol düzeyinde daha iyi ağın nasıl sağlanacağı konusunda Konsey Başkanlığı ve Alman İçişleri Bakanı Seehofer ile görüşmeler yapıldı. Entegrasyon Bakanı olarak Türk siyasetinin Avusturya’ya getirdiği bir şiddet ortamı olduğunu söylemeliyim. Türkiye insan haklarından, demokrasiden ve dinsel çoğulculuktan giderek daha fazla uzaklaşıyor. Bu, istemediğimiz bir yoldur ve Türkiye’nin toplumumuza bir nifak sokmayı başarmasını önlemeliyiz. Hukukun üstünlüğünün tüm gücüyle harekete geçmeliyiz.

Fellner: Avusturya ile Türkiye arasındaki ilişkinin sıfıra düştüğünü söyleyebilir misiniz?

Raab: Evet, tabii ki bu bir dış politika boyutu kazandı. Uyum Bakanı olarak, uyum çabalarımızın Türkiye tarafından engellendiğini fark ettim. Çünkü her zaman Türk kökenli insanları Türkiye’ye bağlama çabası vardı ve bu kesinlikle uyum için bir zehirdir.

Fellner: Avusturya’daki Türk altyapısı ile iletişim nasıl işliyor?

Raab: Fikir oluşturmak için en önemli 15 büyük Türk ve Kürt derneğiyle görüştük ve bu tartışmalar karışıktı. Avusturya’da faaliyet göstermeleri halinde Avusturya yasalarının, haklarının ve değerlerinin de geçerli olduğunu her derneğe iletmek bizim için önemliydi ve bu derneklerin insanların entegrasyonu üzerinde olumlu bir etkiye sahip olmasını bekliyoruz.

Fellner: Resmi tarafı şimdi nasıl ilerleyecek?

Raab: Üç seviye var. Öncelikle dış politika: Olaylardan Dışişleri Bakanı Schallenberg’e elbette bilgi verdik ve uygun diplomatik adımları atacak. İkincisi, güvenlik politikası: Daha önce de belirtildiği gibi, soruşturma faaliyetleri sürdürülecek ve aynı zamanda Avrupa düzeyine genişletilecektir. Üçüncüsü, yeni başlattığımız Siyasi İslam Dokümantasyon Merkezi ile entegrasyon politikası düzeyinde doğru yoldayız; bu yapıları ve ağları incelemek için kullanmak istiyoruz. Bu büyük bir görev. Anayasayı Koruma Dairesi, Avusturya’da yaklaşık 500 Türk ve Kürt derneğimiz olduğunu tespit etti. En büyüğü ve en etkili olanı, Türk devletiyle güçlü bir ilişkisi olan ve Avusturya’da yaklaşık 120.000 kişiye ulaşan Atib´dir. Buraya, tehlikeli bir siyasi İslam ideolojisinin, Avusturya’ya gelip gelmediğini görmek için çok dikkatli bakmalıyız.

 

 

Relevante Artikel

Back to top button
Close