22. Avrasya Zirvesi İstanbul’da: “Teknolojinin Geleceği ve İnsanlığı Bekleyen Gelecek”

6 -7 Şubat tarihlerinden 22.Avrasya Ekonomi Zirvesi Öncesi, Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver'le konuştuk. 40 Ülkenin bir araya geleceği 22. Avrasya Ekonomi zirvesi'nde Su ve Göç, Su ve Din, Enerji'de, Ekonomi'de Yapay Zekanın Rolü, Dinlerin Teknolojinin Gelişimine etkisi konuları 6-7 Şubat 2019 tarihlerinde İstanbul'da ele alınacak. 

Marmara Grubu Vakfı, bugün ülkemizin önde gelen saygın sivil toplum kuruşlarından biri olarak uluslararası alanda faaliyetlerini sürdürmektedir. Aralıksız yirmi bir yıldır gerçekleştirdiği Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin yirmi ikincisini ise 6-7 Şubat günleri İstanbul’da Pulman Merkür Otel’de tertipleyecek. Kırkın üzerinde ülkenin yüksek düzeyde katılmasının beklenildiği 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi öncesinde Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver’le görüştük.


Önce izin verirseniz biraz Marmara Grubu Vakfı’ndan söz edelim. Marmara Grubu Vakfı’nı bize paragraf başlıklarıyla tanıtırsanız sevinirim. Bu arada sizin son yıllarda “Bir Kuşak – Bir Yol” kısaca “İpek Yolu” projesiyle de ilgili çoklu çalışmalarınıza tanık oluyoruz. Onları bize özetler misiniz?

Akkan Suver: İzin verirseniz sorunuza son bölümden başlayarak cevap vereyim. Biz gerek Marmara Grubu Vakfı’nın, gerekse de Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin gündemlerinde “Bir Kuşak – Bir Yol Projesi”ne yer vermeyi bir prensip kabul ettik. Zira kısaca İpek Yolu projesi olarak adlandırdığımız bu düşünce, çağımızın bir barış ve istikrar projesidir. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere ülkemin devlet ve ekonomi insanları da bu projeye büyük önem atfetmektedirler. Türkiye Devleti bu alanda oluşturulmuş bulunulan Asya Altyapı ve Yatırım Bankası’nın kurucu ortağı olmuştur. Biz de, bir sivil düşünce kuruluşu olarak bu projeyi, kendi etkinliklerimizde olduğu kadar katıldığımız uluslararası platformlarda da devamlı gündemde tutmaktayız. Son olarak geride bıraktığımız yılın Aralık Ayı’nda Aşkabat’ta yapılan uluslararası bir konferansta ben Pekin’den Londra’ya uzanacak bu projenin önemini vurgulayan bir tebliğ sundum. Zira “Bir Kuşak- Bir Yol Projesi”ni sadece küresel ekonomik boyutuyla ele almak eksiktir. Elbette ekonomik tarafı ağırdır. Refaha katkısı büyük olacaktır. Bundan hiç şüphem yoktur. Ne var ki, bu proje aynı zamanda çok kültürlülüğe dayanan kültürlerarası bir diyalog projesidir. Dinleri, dilleri, gelenek ve görenekleri bir araya getiren bir medeniyet projesidir. Oluşturacağı istikrardan ötürü de bir barış projesidir. Dolayısıyla İpek Yolu geleceğimizin önemli bir kavşak noktasıdır.

Öte yandan ülkem Türkiye, Marmaray ile, 3. Köprü ile, Bakü – Tiflis – Kars demiryolu ile Demir İpek Yolu’nun orta koridorunu oluşturmaktadır. Gene Türkiye, Edirne – Kars arasında yüksek hızlı tren yoluyla Pekin – Londra ulaşımında aktör olarak yer almaktadır. Dolayısıyla bizler 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde ekonomiyi ve enerjiyi İpek Yolu felsefesinin ışığı altında ele alacağız.

Marmara Grubu Vakfı olarak, sivil toplum kimliğimizle barış, istikrar ve refahın bölüşülmesi için ulusal ve uluslararası alanda çalışmaları gerçekleştirmeyi sürdürmekteyiz.

Teknolojinin siyasetin yerini aldığı ve yapay zekanın bizleri makineleşme ortamına sürüklediği günümüzde Marmara Grubu Vakfı olarak toplumsal bilinci ve gönüllülüğü geliştirmeye çalışmaktayız.

Ortak bakış, ortak çıkar, ortak duyarlılık ve ortak talep temelinde gönüllü olarak bir araya gelerek devlet dışında kalan alanlarda etkinlikler gerçekleştiren Marmara Grubu Vakfı, demokrasinin ve serbest piyasa ekonomisinin yaşamasına büyük özen ve dikkat göstermektedir.

Toplumsal sorunlarla uğraşırken şeffaflığa ve hesap verebilirliğe özen ve dikkat göstermekteyiz.

Sivil anlayışı, siyasal toplumun karşıtı olarak değerlendirmek de yanlıştır. Zira sivil düşünce bağımsız ve kendine özgü kuralları olan bir anlayış ve anlatış biçimidir.

Marmara Grubu Vakfı olarak 33 yıldır dikkatle ve özenle barış yolunda kültürel bir birliktelik yaratmak için çalışmaktayız.

– Şimdi biraz 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nden söz edelim. Dile kolay, yirmi iki yıldır bir etkinliği sürdürebilir kılıyorsunuz. Bir sivil toplum kuruluşu için hiç de kolay olmayan uluslararası bir etkinliği saygılık içinde devam ettirmektesiniz.

Akkan Suver: Avrasya Ekonomi Zirveleri bugün yirmi ikinci yaşını idrak etmektedir. Öncelikle belirtmek isterim ki, bir sivil toplum kuruluşu için yirmi iki yıl uluslararası bir etkinliği sürdürebilir kılmak hiç de kolay bir olay değildir. Bir Türk sivil düşünce kuruluşu olarak Marmara Grubu Vakfı bunu başarmıştır. Tekrar ediyorum, bir sivil düşünce kuruluşunun mütevazi imkanlarla gerçekleştirdiği bu etkinliğe ülkeler cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar düzeyinde rağbet ediyorlarsa bu başarı da her ne kadar bizlerin samimi çalışmalarımızın payı varsa, ülkem Türkiye’nin payı da her türlü takdirin ve övgünün üzerindedir.

Evet; Türkiye’nin, Türk milletinin minik bir zerresi olan Marmara Grubu Vakfı’nın gerçekleştirmekte olduğu Avrasya Ekonomi Zirveleri, bugün uluslararası platformlarda saygın bir diyalog ve barış projesi olarak kabul görmektedir. Daha geniş bir deyimle söylemek gerekirse uluslararası alanda bir prestij birlikteliği olarak anılan Avrasya Ekonomi Zirvesi’ni bu yıl 6 – 7 Şubat 2019 günleri İstanbul’da gerçekleştireceğiz.

– Zirve’nin konu başlıklarını ele alacak olursak, küreselleşmenin yeni boyutları diyorsunuz. Bu konuyu bize biraz açar mısınız? Yapay zekanın rolünü, dinlerin  teknolojinin gelişimine etkisini de ele alacağınızı söylüyorsunuz. Bu konuyu da bize biraz açar mısınız?

Akkan Suver: Uluslararası bir düşünce etkinliği olarak dünyada kabul gören Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin yirmi ikincisinde Çin, Hindistan gibi yeni küresel aktörlerin jeopolitik yapının değişimini sağlayıp sağlayamayacağını da tartışacağız.

Toplam nüfusları üç milyona yaklaşan Çin ve Hindistan’ın pazar payları, birleşik ticaret alanlarının uluslararası arenada genişlemiş Avrupa Birliği ile ilişkisi ne olacaktır?

Küreselleşme gelecekte her şeyi içine alan ve etkileyen mega-trend bir güç olmayı sürdürecek midir?

Küreselleşmenin geleceğinde hükümetlerin, hükümetler dışı aktörlerin, özel şirketlerin ve STK’ların ne gibi etkisi olacaktır?

Gelecek yaygın güvensizlik hissini nasıl yok edebilecektir?

Dünya dengesiz bir gidiş içinde!

Bir dijital bilgisayar gibi işlemeyen, ancak insan beyninin görevlerini tamamladığı analog yılı taklit eden yapay zeka nerede, nasıl bir yer alacaktır?

Enerji verimliliği, ölçülebilirlik ve paketleme yoğunluğu açısından bugün sınırsal işlevselliğe sahip yapay zekanın ses tanıma, desen tanıma özellikleri nereye varacak?

Bu konuları da 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde tartışmaya açacağız.

Afrika’da içme suyunun geleceği söz konusu iken bir başka ülkede Mars’ta maden kaynaklarının paylaşılmasının hesabı yapılmakta benim ülkemde de yerli otomobilin imalatı konuşulmaktadır.

Küreselleşmenin ve teknolojik gelişmenin sonucu meydana gelecek değişiklikleri ve bu değişiklikten kaynaklanan ve yaygınlaşan terörizm konusuyla ele alacağız.

Teknolojinin inanılmaz gelişmesiyle ortaya çıkan yapay zekâyı değerlendireceğiz.

Dinlerin teknolojinin ilerlemesine, terörizmin rahatsızlığına karşı etkisi ne olabilecektir?

Bütün bu maddi konuları maneviyat olarak da dinlerin etkisi ne olabilir diyerek konuşacağız.

– Gene 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde enerji konusunda Su ve Göç, Su ve Din temalarını işleyeceğinizi öğrendik. Bu konuyu bize açar mısınız?

Akkan Suver: Ben suyun bir savaş sebebi olmaktan ziyade barış için bir anahtar olmasından yanayım. Zira su hayattır. Suya muhtaç bir yaşam döngüsü içinde bulunmamıza rağmen dünyadaki suların ancak %2,5’i tatlı sudur. Bunun da %70’i buzullarda, toprakta, atmosferde, yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır. Diğer taraftan nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmakta ve suyun stratejik önemi gün geçtikçe en üst seviyeye çıkmaktadır.

Dünyada kişi başına su tüketimi yılda ortalama 800 m3 civarındadır. Dünya nüfusunun yaklaşık %20’sine karşılık gelen 1,4 milyar insan yeterli içme suyundan mahrum olup, 2,3 milyar kişi sağlıklı suya hasrettir.

Buna ek olarak, 2050 yılında su sıkıntısı çeken ülkelerin sayısı 54’e, bu şartlarda yaşamak zorunda kalan insanların sayısı 3,76 milyara yükselecektir. Bu durum 2050’de 9,4 milyar olması beklenen dünya nüfusunun %40’ının su sıkıntısı çekeceği anlamına gelmektedir.

Su sıkıntısı çeken toplumların göçü kaçınılmazdır.

Göç nüfusların ve coğrafyaların demografik yapılarını olduğu kadar, insanlığın geleceğini de bilinmezliğe sürükleyecektir.

Su ve göç savaş kadar yıkıcı bir belirsizliğin ortak ismi olarak gelecekte karşımıza çıkacaktır.

Konuyu su ve din olarak da ele alacağız. Su ve göç ve su ve din konularının 21. yy konuları olduğuna inanıyoruz.

Suyun canlı yaşamı için bu kadar önemli olmasının yanı sıra ülkelerin ekonomilerine doğrudan etki ettiği de önemli bir gerçektir. Su aynı zamanda üretim, enerji ve hayat anlamına gelir ki bu da her ülke için kalkınma, refah, istikrar ve hayat kalitesi demektedir. Su enerjisi alanında yaşamakta olduğumuz ve karşılaşacağımız problemleri hem bilim hem de din adamlarıyla 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde masaya yatıracağız.

– Size bir sorum da ödüllerinizle ilgili olacaktır. Basından izlediğimiz kadar hemen hemen her yıl bir ülkeden bir madalya veya bir ödül almaktasınız. Bir de Marmara Grubu Vakfı’nın yurt dışında birlikte çalışmaları ortaya koyduğu partnerleri var. Biraz da onlardan söz eder misiniz?

Akkan Suver: İzin verirseniz üç küçük ödül örneği vererek bu sorunuza cevap vermek istiyorum. Geride bıraktığımız son iki sene içinde tertiplemekte olduğumuz Avrasya Ekonomi Zirveleri’nden ötürü şahsıma üç Avrupa ülkesi Arnavutluk, Romanya ve Avusturya, Altın Liyakat ve Şeref Madalyaları verdiler. Takdir edersiniz ki, bu sıradan bir faniye pek nasip olan bir şey değildir. Gene bu yıl gerçekleştireceğimiz 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde iki Avrupa ülkesinin önde gelen sivil düşünce kuruluşu ile partnerlik ortak çalıştay anlaşmasına imza atacağız. Bunlardan biri İtalyan Avrasya Diyalogu İçin Avrupa Enstitüsü (European Institute for Eurasian Dialogue), diğeri ise Romanya’nın Levanten Kültür ve Uygarlığında İleri Araştırmalar Enstitüsü’dür (Institute for Advanced Studies in Levant Culture and Civilization). Bunlar kabul görmenin ötesinde ülkem Türkiye’nin mütevazi bir düşünce kuruluşunun uluslararası alandaki saygınlığına örnekten başka bir şey değildir.

Bunların dışında 17 ülke ile yüksek ilişkiler içinde olan ve uluslararası alanda saygın partnerlerle çalışmalarını sürdüren Marmara Grubu Vakfı, yirmi iki yıldır, bir barış ve diyalog projesi olarak Avrasya Ekonomi Zirvelerini gerçekleştirmektedir.

22. Avrasya Ekonomi Zirvesi katılımcıları

Relevante Artikel

Close