Die Spreu vom Weizen trennen-Sap ile samanı ayırma zamanı!

Birol Kılıç yazdı

Değerli Yeni Vatan Gazetesi okuyucuları, 2107 yazının ortasında, Temmuz ayında, Avusturya’daki Türkiye göçmenleri olarak, hangi görüş, düşünce, menşei, mezhep veya dinden olursak olalım bir karar vermeden önce, birkaç sorunun cevabını derinden derine, inceden inceye Kuran-ı tabir ile tedebbür etmek zorundayız.

1) Avusturya’da kendiniz, çocuklarınız ve torunlarınız için bir gelecek görüyor musunuz?

2) Avusturya’da yaşam, iş piyasasında iş ararken ya da komşuluk ilişkilerinde, elli yıldır bu topraklarda yaşayan bizler için daha da güzelleşiyor, kolaylaşıyor mu?

3) Avusturya’da kendinizi evinizde mi hissediyorsunuz? Yoksa yaşam, eskisinden daha fazla çekilmez bir hale mi geldi?

4) Eğer esnaf ya da iş adamı iseniz, Avusturyalılar ile ilişkileriniz gittikçe daha harika, saygıda kusur olmayan, ayrımın gayrımın yapılmadığı bir hale mi geldi? Yeni moda bir terimle sü- per mi gidiyor her şey? Yoksa her an kendinizi itin poposuna sokulmuş ya da sokulmaya aday gibi mi hissediyorsunuz?

5) Ev arıyorsunuz. Gazete ilanları arasından size uygun evi buldunuz. Kira, semt, büyüklük, kat, her şey size uyuyor. Telefon ile arıyorsunuz. Randevu alıp eve bakmak istiyorsunuz. Karşınızdaki Avusturyalı ya da Türkiye göçmeni olmayan kişi, sizin Türkiye göçmeni olduğunuzu anladıktan sonra, size insan olarak, ayrım yapmadan ‘buyurun, gelin, bakın lütfen’ mi diyor yoksa ses tonunuzdan, şivenizden veya isminizden Türkiye göçmeni olduğunuzu anladığında, size antik, nadide bir taş par- çası muamelesi mi yapıyor? Kısacası sizi, onurunuzu incitecek bir şekilde ret mi ediyor? Veya hadi başardınız. Eve baktınız. Ama siz beğenmiş olsanız da nedense evi size vermiyor mu? Artık yirmi kerenin ardından, kendinizi yavaş yavaş kötü hissetmeye başlamıyor musunuz?

6) Okullarda çocuklarınıza, ‘Sen hiç- bir zaman liseyi yani maturayı bitiremezsin, gel vazgeç, seni meslek okuluna yollayalım mı diyorlar? Peki buradaki sorunların, son on yıldır, özellikle de son iki yıldır artmasının müsebbibi dernekler, kişiler kimdir, Türkiye’deki hangi partilerdir? Avusturya’yı babalarının bostanı zannedip, bir filin zücaciye dükkânına girmesi gibi, güya Türkiye göçmenlerinin, Müslümanların haklarını koruyacağım diyerek kaş yapayım derken göz çıkaran, çokbilmiş, ağzı bol laf yapan, kaba, saba ve fitne kişiler, kurumlar ve baş temsilcileri kim? Avusturya’da bir geleceğimiz olsun istiyorsak eğer, sap ile samanı, Almanca ifadesiyle ‘die Spreu vom Weizen’i, ayırmamız gerek.

Türkleri, Türkiye göçmenlerini ve Müslümanları, Recep İvedik ruh halindeki kişiler temsil ettikçe, baş- lar pislikten kurtulmayacak. Sadece Allah, Peygamber ve İslam diyen din bezirgânları ile ne bu dünyada ne de öteki dünyada mutluluk olmayacak.

İlericiyiz, Atatürkçüyüz ve eğitimliyiz diyerek halkı küçük gören, entelektüel ve aşağılık kompleksli kişilerden hayır gelmeyecek. Aklımızı başımıza alalım. İtin, köpeğin veya duygusal olarak bizi gaza getirmeye çalışanların yolundan gitmeyelim. Aklın yolu birdir. İyi dü-şünelim. Burada kimse bizleri zorla tutmuyor. Çoluk çocuğumuzun rızkı ve geleceğimiz için aklımızı çalıştı-ralım. Mevcut olanaklara göre karar verelim. Yoksa Avusturya’daki sonumuz, hiç de iç açıcı değil.

Hakkın, hukukun ve insanlığın yolundan ayrılmayalım. Türkiye’deki sorunları, Avusturya’ya taşımayalım. Bu ülkede, demokrasi ve hukukun değerini bilelim.

Relevante Artikel

Back to top button
Close