AİHM Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasını hükmetti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2017'de gündemine taşınan Selahattin Demirtaş davasıyla ilgili nihai kararını bugün açıkladı. Mahkeme, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasının Ankara için hukuksal bir yükümlülük olduğuna hükmetti.

STRASBOURG- AİHM’in gerekçeli kararında, Kasım 2018’de olduğu gibi, Demirtaş’ın tutukluluğu için öne sürülen gerekçelerin yetersiz olduğuna hükmedildi. Demirtaş’ın hukuki değil, siyasi gerekçelerle tutuklu olduğu sonucuna varan AİHM, Demirtaş’ın seçme ve seçilme hakkının ve bir parlamenter olarak ifade özgürlüğünün de ihlal edildiğini bildirdi.

Ankara hükümeti Demirtaş’a tazminat ödeyecek

DW Türkçe’de yer alan habere göre, mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 46’ncı maddesi gereği, Ankara’nın AİHM kararlarını yerine getirme yükümlülüğünü hatırlatarak, karar yerine getirilmediği sürece Demirtaş’ın haklarının “sürekli ihlal” edilmiş sayılacağı uyarısında bulundu.

Karar gereği Ankara, Demirtaş’a 3 bin 500 Euro maddi ve 25 bin Euro da manevi tazminatın yanı sıra 31 bin 900 Euro mahkeme masrafı ödeyecek.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten AİHM’in Demirtaş kararıyla ilgili flaş açıklama

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı sonrası gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, AİHM’in Selahattin Demirtaş kararıyla ilgili olarak, „Bu sıcak bir karar. Yaklaşık 100-150 sayfalık bir gerekçeli kararı var. Hukuk sistemimiz bunu değerlendirecek ve buna göre bir yaklaşım üretilecektir“ dedi.

İşte Çelik’in açıklamalarından satır başları:

‚PKK-YPG TERÖR ÖRGÜTÜ HER TÜRLÜ KILIĞA GİREBİLİYOR‘

Teşkilat başkanlarımız, kongre süreçlerimizle ilgili kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Toplantımızda meclis gündemi ayrıntılı bir şekilde değerlendirilecek. Bütçe görüşmelerinde, muhalefet tarafından dile getirilen iddialar, arkadaşlarımız tarafından bunlara verilen cevaplar da değerlendiriliyor. Terörle mücadelede gayretli mücadele kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Suriye örneğinde gördüğümüz gibi PKK-YPG terör örgütü, her türlü kılığa girebilen bir yapıya sahip, Ülkemize dönük tehdit süreçleri söz konusu olduğunda hemen karşıdaki güçlerle yoğun bir şekilde iş birliğine giriyor. Her MKYK toplantımızda, bu terörle mücadele gündemini yakın bir şekilde takip ediyoruz. Polisimizi, jandarmamız, silahlı kuvvetlerimizin bu süreçlerde nasıl başarılar elde edildiğiyle ilgili yakın bir takibimiz var. Silahlı kuvvetlerimizin Fırat Kalkanı, Zeytindalı gibi harekatları olmasaydı, bugün orada U şeklinde bir terör devleti kurulmuş olacaktı. Kobani düşme tehlikesiyle karşı karşıyayken çeşitli yerlerdeki unsurlar, bazı Kürt bölgelerinden unsurlar Irak’tan yardıma geldiğinde PKK bunu engellemeye çalışarak orada bir katliam olsun şeklinde yaklaşım içerisindeydi. Türkiye bir günde Kobani’deki kardeşlerimize kapılarını açarak 100 bin kardeşimizi ölümden kurtarmıştı.

‚PKK’NIN DEAŞ’LA MÜCADELESİ YOK‘

PKK’nın son dönemde Kuzey Irak’a saldırılarda bulunduğunu görüyoruz. PKK’nın orada kurmaya çalıştığı totaliter yapıya boyun eğmeyen herkes bu düşmanlıktan nasibini alıyor. Türkiye’nin PKK terör örgütü ile mücadelesi, insanlığa karşı suç işeyen bir terör örgütüyle insanlığa karşı işlenen bu suçu engellemek bakımından son derece yüksek bir meşruiyete sahiptir. Çeşitli propaganda merkezleri tarafından gündeme getiriliyor: PKK’ya eğitim verdik, DEAŞ’la mücadele etsin diye. DEAŞ’la mücadelesi yok PKK’nın. DEAŞ’la mücadele eden esas güç TSK’dır. Sahada, karada yegane güç olarak TSK bu mücadeleyi vermiştir. Türkiye’nin içine sızmaya çalışan DEAŞ unsurlarına da polisimiz, jandarmamız en etkili mücadeleyi sürdürüyor. Bu hataların hepsini Afganistan’da yaptılar, terör örgütlerini birbirlerine karşı kullandılar. Bu bölgedeki barışı tehdit eden en tehlikeli organizasyonlardan, herkesle iş birliğine açık organizasyonlardan biridir PKK. Birilerinin PKK’yı meşrulaştırmak için DEAŞ’ı kullanması bu çifte standardın örneğidir.

CHP’YE KORONAVİRÜS TEPKİSİ: PARALEL EVRENDE YAŞIYORLAR

Türkiye olarak bu zorlu mücadeleyi en iyi şekilde yönetmeye çalışıyoruz. CHP’den „Türkiye en kötü yöneten ülkedir“ vs. açıklamalar oldu. Tabii ki onlardan bir hakkaniyet beklemiyoruz. Başka bir alemde, paralel evrende yaşıyorlar. Türkiye etkili bir mücadele ortaya koydu. Küresel salgının ne şekilde seyredeceği konusunda kimsenin elinde bir model yok. Bu virüsün mutasyona uğradığı şeklinde bir değerlendirme oldu. Birçok Avrupa ülkesi İngiltere’yle uçuşlarını durdurdu. Biz de uçuşlarımızı durdurduk. 96 ülkeyle uçuşlarımız düzenli olarak sürüyor ama Kovid’le ilgili bir tehdit ortaya çıktığında tedbirler alınacaktır. Umuyoruz ki aşılar kitlesel bir zaferin kazanılmasına imkan verir. İstanbul’da kontrolden çıkmıştı, ama tedbirler alındığında, birtakım sokağa çıkma yasakları konulduğunda hemen rakamlar düşmeye başladı.

‚YASAKLARA UYMAK İÇİN GAYRET GÖSTERELİM‘

Bütün kaybettiğimiz vatandaşlarımız için çok üzülüyoruz. Bunun olmaması için kural basit: maske, mesafe, temizlik. Aşı kitlesel bir bağışıklık ortaya çıkarana kadar hiçbir gevşemenin olmaması gerekiyor. Bu süreçte en içten teşekkürlerimiz sağlık çalışanları için. Elimizden gelen her türlü teşekkürü hem fiili hem sözlü olarak her zaman kendilerine iletmek istiyoruz. Bugüne kadar sosyal koruma kalkanı altında nakit desteğinde bulunuldu. Bu süreçler devam edecek. Bir yandan hayatı korumak için Kovid’le ilgili almamız gereken tedbirler, aynı zamanda da hayatın döngüsünün devam etmesi için yürümesi gereken çalışmalar var. Burada öncelik hayatı korumak. Herkese bir kez daha arz ediyoruz; lütfen bu yasaklara, kurallara tam olarak uyarak, sağlık sistemimiz üzerindeki yükün azalması için gayret gösterelim. Bu hepimiz için ulusal bir mücadele. Uyduğumuz her tedbir vatanseverce bir adım atmamız neticesini doğuruyor.

ÇELİK’TEN BELÇİKA’YA SERT AZERBAYCAN TEPKİSİ

Azerbaycan’ın elde ettiği zaferden sonraki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Her nedense Azerbaycan’ın kendisine ait olan topraklarını yeniden alması gerek Minsk grubu içinde gerekse dışında birçok ülkeyi rahatsız etti. Fransa’nın da senatoda aldığı kararı gördük. En son geçtiğimiz günlerde Belçika Temsilciler Meclisi’nin Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan’ı kınayan bir kara tasarısı oldu. Bu kara tasarısı haksız, hukuksuz, geçersiz bir tasarıdır. Bu karar Türkiye – Belçika ilişkilerine ve Azerbaycan – Belçika ilişkilerine katkı sağlamaz. Ne kadar vizyonsuz bir karar olduğu ortadadır. 1915 olaylarıyla ilgili karar alıyorlar. Ne kadar ideolojik bir motivasyonla hareket ettiklerini ortaya koyuyor tüm bunlar. Minsk grubu içerisinde Fransa’nın sürekli olarak Türkiye’ye karşı durmaya çalışan, Türkiye neredeyse oranın karşısına kendisini konumlandırmaya çalışan bir tutumu var. Fransa sağlıklı bir rol edinme gayretindeyse onun yeri bu da değil. Türkiye’yle her zaman diplomatik çözümlerin arayışı içerisinde olmak en doğru yoldur. Gittiği kiliseden bile kovulan bir Ermenistan başbakanı var.

‚SOMUT KÜLTÜREL MİRASA SAHİBİZ‘

Türkiye’nin büyük kültürel mirası açısından da son derece sevindirici haberler var. UNESCO Temsili Listesi’ne Türkiye’nin yaptığı katkı sayısı 20’ye ulaştı. Azerbaycan – İran ile birlikte yaptığımız minyatür sanatı ve mangala. Bu konu son derece kıymetli bir konu. Çok miktardaki somut olmayan kültürel mirasa ve somut kültürel mirasa da sahibiz.

KILIÇDAROĞLU’NA TEHDİT ELEŞTİRİSİ

Sn. Kılıçdaroğlu’nun tehdit sırası bugün çiftçilere gelmiş. AKP’ye oy veren çiftçileri tehdit eden birtakım sözler söylemiş. Daha önce işçileri, sonra da öğretmenleri tehdit etmişti. Aslında şaşırmak gerekiyor ama artık bunlar yadırganmaz hale geldi. Birtakım politikaları, aldığımız oyu eleştirebilir. Demokratik bir haktır bu. Eleştiriyle düşmanlık yapma arasında düzgün çizgiler çekilirse tabii ki eleştiri demokrasinin olmazsa olmazdır. Ama çıkıp da her gün bir toplumsal kesimi „Siz niye AKP’ye oy veriyorsunuz“ diye eleştirmek antidemokratik bir tehdit yaklaşımıdır. CHP’deki arkadaşlara söylemek isterim: Bu siyaset tarzı doğru, sağlıklı bir siyaset tarzı değil. Kutuplaştırmadan bahsediyorsunuz.

‚KİMSE MİLLETİN ÜSTÜNDE DEĞİLDİR‘

Siz kutuplaşmayı eleştirirken çok daha ötesine geçen, doğrudan toplumun belli bir kesimine karşı, bugün de çiftçilere karşı düşmanlık ileten bir dil kullanıyorsunuz. Bu, zehirleyici bir dil. 1-1.5 yıldan beri hakimleri doğrudan hedef alarak tehdit ettiler. Partinin politikalarını eleştirmek başka, vatandaşı o partiye oy veriyor diye eleştirmek başka. Partiye oy veren vatandaşları hedef alıyorsanız totaliter olan yaklaşım budur, tehdit siyaseti budur. Memleketin sahibi vatandaşımızdır. Her yetkinin sahibi millettir. Kimse milletin üstünde değildir. Herhangi bir şekilde konuşurken zihniyetin altyapısı kriz zamanlarında ortaya çıkıyor. Bu kaçıncı toplumsal kesimi tehdit etmedir, biz saymaktan yorulduk. Biz de bu tehdit siyasetine karşı siyasetinin her alanında mücadele etmeye devam edeceğiz. Kendilerini siyaset-üstü olarak gördükleri vesayet zamanları sona ermiştir. Vatandaşının söylediği sözü bir tehdit haline getirmek demokratik siyasi kültürde olmaması gereken bir şeydir.

SORU CEVAP
Muhalefetin dış politika eleştirileri ve çıplak arama iddiaları

Türk hariciye geleneği dünyada 3-5 ekolden bir tanesidir. Bazı dışişleri bakanlıkları, bir hariciye ekolüne sahiptir. Dünyanın her yerindeki büyükelçiler, her konudaki görüşlerini aşağıdan yukarıya doğru şekillendirir ve Dışişleri Bakanlığı’na, oradan da Cumhurbaşkanlığı’na iletirler. Ama son karar siyasidir. „Kıbrıs meselesi siyaset üstüdür, siz bir şey söyleyemezsiniz“ dediler. Bunlar siyaseti vesayet almaya çalışan, bürokratik siyaseti seçilmiş siyasetin yerine koymaya çalışan yaklaşımlardır. Türkiye diplomatlarının birikiminden faydalanmayacak da neyden faydalanacak? Türk hariciyesinde cumhurbaşkanımızın cumhurbaşkanlığı döneminde etkinliklerini artırmak, özellikle de kadın diplomatlarımızın sayısını artırmak, Afrika-Latin Amerika vizyonu ortaya koymak konusunda çok değerli adımlar atılmıştır. Türkiye’nin kendini ifade edebileceği kanallar oluşturulmuştur. Irak’ta belli mezhep yapılarıyla temas edilmiş, belli mezhep yapılarıyla temas edilmemiş. halbuki hepsiyle temas edilmesi lazım. İktidarlığımız döneminde Cumhurbaşkanımızın talimatı kardeş ülkelerdeki bütün halkları kapsayacak şekilde bu aklın çalıştırılmasıdır. Türk diplomasi aklının siyasi olarak en yetkin şekilde çalıştırıldığı bizim dönemimiz olmuştur.  „Siyasilerden büyükelçi atanıyor“ diyorlar. Türkiye demokratik bir devlet. Tabii ki Türk diplomatlardan da atanabilir, ama bu hariciyenin bozulması anlamına gelmiyor. Dışişleri Bakanımız Mevlüt kardeşimiz vesayet peşinde koşanlara cevap veriyor. Türk hariciyesi teşkilatımız gurur duyduğumuz bir teşkilattır. Son derece de genel itibarıyla verimli bir şekilde çalışıyorlar. Onlara her zaman siyasi irade sahip çıkmaktadır.

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
×
×