“Allah’ın laneti, zalimlerin üzerinde olsun!” (Araf, 44)

Birol Kılıç yazdı

Yeni Vatan Gazetesi’nin telefonları susmuyor. Her kesimden okuyucumuz, akıl danışıyor.

Dertleri büyük.

Bu duygu  nasıl bir şey?

Hem suçlu hem güçlü olmak nasıl bir duygu?

Yada güçlü olduğunu sanıp ne oldum delisi olmak nasıl bir duygu?

Şarlatanlık yapıp buna Türk, Müslüman ve İslam lobiciliği yapıyorum diye resmin bütününü görmeyen bir kesime satmaya kalkmak nasıl bir duygu?

Milletin ve toplumun başına bir kundakçı gibi her yerle yangın çıkaran bir  kaba bir bela olup sonrada kendisini itfaiye eri diye satmak nasıl bir duygu?

Avusturya’daki Türkiye göçmenlerinin başını belaya sokmak, sonra da bilmişlik taslayarak, iftira atarak, karalayarak ve bir kurtarıcıymış gibi ortalarda dolaşmak peki nasıl bir duygu?

Vatandaşlarımızın, telefon görüşmelerinde  bu sorularımıza muhatap olanların verdiği zararları not aldık. Dert, sıkıntılar ve mesajlar şöyle:

Varan 1- M.S. adlı 28 yaşındaki kadın okuyucumuz şunları söyledi: “Kiralık ev arıyorum. Türkiye’deki referandum ve Türkiye’deki politikanın Avusturya’ya taşınması yüzünden sorunlar yaşıyorum. Referandumun bu kadar olumsuz etki yaratacağını tahmin etmezdim. Keşke Türkiye’deki siyaset Avusturya’ya getirilmeseydi.”

Varan 2- K.D. adlı 31 yaşındaki erkek okuyucumuz şunları söyledi: “İş arıyorum. Zaten zor olan iş piyasasında bir Türk olarak iş bulmak, bu referandumdan sonra daha da zorlaştı. Bizlere akıl almaz sorular soruluyor. Belli ki at izi ile it izi birbirine karışmış. Hepimizi bir partinin, bir düşüncenin temsilcisi gibi görü- yorlar. Yaşadığımız bunalım ve sı- kıntıları, şimdi Türkiye’deki partiler ve liderler burada nasıl çözecekler? Bize verdikleri zarar, tahmin edilemeyecek kadar büyük.”

Varan 3- A.N. adlı 34 yaşındaki erkek okuyucumuz şunları söyledi: “Büyük bir Avusturya şirketine mal satıyorum. Alım asistanları referandumdan sonra, Türk malları- na daha soğuk bakmaya başladı. Sattığımız ürünler artık daha az sipariş ediliyor, diğer ürünlerimiz ise ciddiye alınmıyor. Ben, ithalat ve ihracat yapan ufak bir şirket olarak, bu referandumdan sonra çok büyük zarar uğradım. Siyasete ilgi duymayan biriyim. Bunlardan tiksiniyorum. Benim bu zararımı kim ödeyecek?”

Varan 4- N.S. adlı 25 yaşındaki kadın okuyucumuz şunları söyledi: “Çocuklarım, referandumdan sonra anaokulunda daha fazla sorun yaşamaya başladı. Gerek öğretmenler gerek okul çevresinden diğer ki- şiler, bana sanki bir partinin temsilcisiymişim gibi bakıyor ve önyargılı davranıyorlar. Bu referandum, bana ve aileme, maddi- manevi büyük zararlar vermeye başladı.”

Varan 5- Z.E. adlı 65 yaşındaki erkek okuyucumuz şunları söyledi: “35 yıldır Avusturya’dayım. Türklerin Avusturya’da bu kadar küçük dü- şürüldüğü bir başka siyasi olay görmedim. Türkiye Cumhuriyeti, hiç bu kadar düşmemişti. Herkesin aklını başına alması gerekiyor. Birbirimizi düşmanlaştırmamaya, birbirimizi kırmamaya dikkat edelim. Avusturya’daki sorunlarımızı, hangi partiden olursa olsun siyasiler çözemez. Burada şarlatanlık yapan, insanları karalayan ve iftira atanları, Allah’a havale ediyorum. Akıl, bilim, ilim, kültür, sanat, eğitim alanında kendimizi geliştirmezsek, sonumuz Avusturya’da kötü.”

Varan 6- M.C. adlı 48 yaşındaki erkek okuyucumuz şunları söyledi: “Gastronomi sektöründe çalışıyorum. Referandum sonrası, Avusturyalı müşterilerimizle gereksiz tartışmalara girilmeye baş- landı. Bu hoş olmayan tartışmalar, müşterilerimizin artık bizi tercih etmemesi sonucunu da beraberinde getirdi. Türkiye’deki tüm partileri ve onların uzantılarını, toplumu bölmemeye, kin ve nefret yaratmamaya davet ediyorum. Yakamızdan düşün. Milleti gaza getirmeyin. Nihayetinde burası Avusturya ve Avusturyalıların memleketi. İnsanlar artık tiksinmeye başlıyor. Ucuz vatanseverlik ve milliyetçilik tavırları ile insanları kendimizden tiksindirmeyelim.”

Varan 7- N.P. adlı 41 yaşındaki işsiz erkek okuyucumuz şunları söyledi: “Gerek AMS’de gerekse belediye dairelerinde bana kötü davranıyorlar. Bu referandum ve referandum sonrası oluşan negatif hava, iş görüşmesi yaptığım işverenleri de kö- tü etkilemiş. Biz Türkler, sanki bir partinin temsilcisiymiş gibi görüldüğümüz için, iş ararken, tüm yabancılar arasında en çok ayrımcılığa uğrayan milletiz.”

Değerli Yeni Vatan Gazetesi okuyucuları, 1999 yılından beri sizlere bir sözümüz var. 72 millete tek gözle bakarak, ayrım yapmadan gerçek habercilik ve gazetecilik ile hizmet etmek. Yukarıdaki vatandaşlarımız gibi daha birçok vatandaşımız, aynı doğrultudaki dertlerini, bize güvenerek bizimle paylaştılar.

Toplumun içindeki sözde İdris özünde iblisin çocukları, mezhep ve meşrep ırkçılığı yapıyorlar. Toplumda hiçbir baltaya sap olamamış, her türlü kişilik erozyonuna uğramış, işi gücü iftira, gıybet, dedikodu olan bu aşağılık insanların başkalarına iftira atması karşısında tepkisiz kalınması, yarın size de aynı iftiraların atılacağının garantisidir. İnsanların meşrebi ve mezhebi, milleti, siyasi görüşü ile uğraşan adam kılığındaki bu soytarıların eşlerinin, ana babalarının ve kardeşlerinin, bu iftiracı iblislerin, sonunda kendi ailelerine ve şereflerine zarar getireceğini bilmeleri gerekiyor.

Herkesi, insanlarımızı para ve makam için birbirine düşü- ren, bölen, kışkırtan bu şeytanlardan, kendi çevremizden başlayarak toplumumuzu kurtarmaya davet ediyoruz. Başkasının şerefiyle, namusuyla oynamaya kalkanların, şeref ve namuslarıyla bir gün en şiddetli biçimde oynanacağını ve bunu önlemenin tek yolunun alçaklıklara sesiz kalmamak olduğunu bu vesileyle ifade etmek istiyoruz. Türkiye göçmenleri paramparça. Buna vesile olanları, iftira atalanları ve zulüm edenleri Araf Suresi’nin 44. Ayeti ile baş başa bırakıyoruz: “Allah’ın laneti, zalimlerin ve iftira atanların üzerinde olsun.

Relevante Artikel

Back to top button
Close