Anadolu merkez: „Güney Ark“ ve çalkantılı genetik tarihi

"Güney Ark" Anadolu/Türkiye ve Güneydoğu Avrupa ve Yakın Doğu'daki komşuları anlamında kullanılıyor. Kapsamlı bir paleogenetik çalışma, Kafkasya'dan Yakın Doğu Anadolu üzerinden Güney Avrupa'ya göç kalıpları, tarımın yayılması ve dil gelişiminin erken Bakır Çağı’ndan Orta Çağ'ın sonlarına kadar olan süreci hakkında fikir veriyor. Anadolu Türkiye toprakları insanlığın ve dillerin çıkış merkezi olarak dikkat çekiyor.

Viyana. Viyana Üniversitesi Evrimsel Antropoloji ve İnsan Evrimi ve Arkeoloji Bilimleri (HEAS) Bölümü’nden Ron Pinhasi, Viyana Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi’nden Songül Alpaslan-Roodenberg, hem Harvard Üniversitesi’nden hem de diğer 202 ortak yazardan Iosif Lazaridis ve David Reich, Science dergisinde aynı anda yayınlanan üç makalede, 727 farklı bireyden gelen antik genom dizilerini analiz eden kapsamlı bir çalışma yayınladı.

Yeni Vatan Gazetesi çalışmaları Viyana merkezli olduğu için İngilizce ve Almanca yayınlanan bilimsel yayınları Türk okuyucuları ile buluşturmak için Türkçe dilinde büyüteç altına aldı.

Yeni edinilen bu kapsamlı veri materyalini kullanarak, yerleşik arkeolojik, genetik ve dilsel hipotezleri test edebilen  Viyana Üniversitesi bilim insanlarının kaleme aldığı bilimsel metine göre , tüm Güney Ark bölgesindeki (Anadolu Türkiye ve Güneydoğu Avrupa ve Yakın Doğu’daki komşuları) çeşitli halkların ilişkili tarihini tarımın kökenlerinden Orta Çağ’ın sonlarına kadar sistematik olarak takip ediyor. Avusturya Bilimler Akademisi Avusturya Arkeoloji Enstitüsü de Martin Steskal’ın ortaklaşa yürüttüğü Hırvatistan’daki antik Trogir projesiyle ilgili çalışmalara katıldı.

İlk çalışmada, uluslararası ekip, Anadolu ve Hint-Avrupa dillerinin menşe ülkesini ve yayılışını inceledi. Hint-Avrupa dillerinin kökeni: Orta Asya. Yeni bir ışık altında son bin yılda Güney ve Orta Asya’nın nüfus tarihi. Avrupa’da yapılan aDNA araştırmaları, tarımın Anadolu kökenli insan akını ile geldiğini ortaya koydu. Yeni Vatan Gazetesi-Neue Heimat daha önce de bu konuda bir haber yayınladı.

Viyana’da araştırma yapan bilim insanlarınin genetik analizleri, Hint-Anadolu dil ailesinin kökeninin öncelikle Anadolu ve Yakın Doğu’da yattığını gösteriyor; küçük etkiler de Avrasya bozkırından Anadolu dışı Hint-Avrupalılardan gelmiş olabilir. Kafkasya’dan gelen insanlar, yaklaşık 7.000 ila 5.000 yıl önce, önce batıya, Anadolu’ya ve kuzeydeki bozkırlara taşındı. Bu insanlardan bazıları, Anadolu ve Hint-Avrupa dillerinin yerel bilimsel araştırma sonuçlarına göre biçimlerini konuşmuş olabilir.

Tüm Hint-Avrupa dilleri (örneğin Zazaca, İngilizce, Almanca, Fransızca Yunanca, Ermenice ve Sanskritçe), Yamnaya kültürüne ait olan ve Kafkasya bölgesinden ve doğudan gelen avcı-toplayıcılardan gelen bozkır çobanlarına kadar uzanabilir.

Yaklaşık 5.000 yıl önce Avrasya boyunca bir dizi göç hareketi başladı. Güneyde Balkanlara ve Yunanistan’a, doğuda Kafkasya’dan Ermenistan’a yayılmaları, Tunç Çağı’nda bölgeye yerleşen insanların DNA’larında izler bıraktı.

Gen analizleri ile incelenen dil gelişimi

Yamnaya çobanlarının torunları yayıldıkça yerli halkla karıştı. Güneydoğu Avrupa’nın Yunan dili, Paleo-Balkan dilleri ve Arnavutça dilleri (Hint-Avrupa) ve Batı Asya’nın Ermeni dili, Hint-Avrupa dil varyantlarını konuşan bozkır göçmenleri ile yerel nüfus arasındaki etkileşimlerden ortaya çıktı. Yamnaya, güneydoğu Avrupa üzerinde önemli bir etkiye sahipti. Yamnaya göçünün başlamasından kısa bir süre sonra, neredeyse tamamen Yamnaya soyundan gelen insanlar vardı.

Anadolu

En dikkate değer bulgulardan bazıları, Anadolu’da Güney Ark’ın çekirdek bölgesinde bulunur. Veri analizi, Anadolu’nun – Balkanlar ve Kafkasların aksine – Yamnaya göç hareketlerinden pek etkilenmediğini gösterdi. Anadolu’da doğulu avcı-toplayıcıların soyundan geldikleri kanıtlanamadığı için,

Anadolu dillerini (örneğin Hitit, Luvi) konuşanlar ile bozkır arasında hiçbir bağlantı kanıtlanamaz. Hint-Avrupa dillerinin konuşulduğu diğer tüm bölgelerin aksine.

Güney Kafkasya bölgesinde ise Yamnaya göçlerinden önce bile bozkırdan çeşitli göçler olmuştur. Viyana Üniversitesi’nden Evrimsel Antropolog Ron Pinhasi “15 yıl önce öncülük ettiğim bir kazı sırasında Kalkolitik Çağ’a ait sözde Areni 1 bireylerini bulduk. Şimdi, bu insanların atalarının, Yamnaya’nın yayılmasından 1000 yıldan daha uzun bir süre önce, Kafkasya’nın kuzeyinden daha güney bölgelerine kadar genetik etkiye dayandığını bulduk. Dolayısıyla bölgedeki bu kuzey etkisi, birkaç bin yıl sonra tekrar ortaya çıkmadan önce gitti“ diyor.

“Anadolu, avcı-toplayıcıların soyundan gelen çeşitli halkların yanı sıra Kafkasya, Mezopotamya ve Levant’ın doğu halklarına ev sahipliği yapıyordu” diye açıklıyor yine Viyana Üniversitesi’nden Songül Alpaslan-Roodenberg. Alpaslan-Roodenberg, „Marmara bölgesi ve Güneydoğu Anadolu’dan, Karadeniz’den ve Ege bölgesinden gelen insanların hepsi benzer genetik yapıya sahipti“ diye ekliyor.

İlk köylü toplumları ve aralarındaki ilişkiler

İkinci çalışma, dünyanın en eski Neolitik popülasyonlarının oluşumunu (yaklaşık 12.000 yıl önce) inceledi. „Genetik çalışmaların sonuçları, erken tarım toplumları arasında bir bölgeler üstü temaslar ağı hipotezini desteklemektedir. Ayrıca, Neolitik Devrim’in sadece tek bir çekirdek bölgede değil, Anadolu ve Orta Doğu’da gerçekleşen karmaşık bir süreç olduğuna dair yeni kanıtlar sağlıyorlar” diye açıklıyor Pinhasi.

Makale, kuzey Mezopotamya’nın Dicle bölgesinden seramik öncesi Neolitik çiftçilerden ilk kez antik DNA verilerini sunuyor- hem doğu Türkiye’de hem de kuzey Irak’ta bulunan tarımın kökenleri için kilit bir bölge. Makalede bilim adamları, Doğu Akdeniz’den çiftçilerin ilk deniz genişlemesinin gerçekleştiği Kıbrıs’taki seramik öncesi çiftçilerin antik DNA’sına ilişkin ilk verileri de sunuyor. Çalışma ayrıca kuzeybatı Zagros Dağları’ndaki erken Neolitik çiftçiler hakkında yeni veriler ve ilk kez Neolitik Ermenistan’dan veriler sağlıyor. Böylece yazarlar, buluntular aracılığıyla bu kültürler arasında canlı bir kültürel alışverişi belgeleyen arkeolojik araştırmalardaki önemli boşlukları doldurabildiler. Bu toplumların genetik tarihi boyunca, etkileşimler veya eş seçimi gibi herhangi bir artefakt bırakmayan izler artık yeniden oluşturulabilir.

Bu çalışmanın sonuçları, Neolitik öncesi torunların Anadolu, Kafkas ve Levanten avcı-toplayıcılarla karışımını ortaya koymakta ve ayrıca bu erken tarım kültürlerinin Yakın Doğu coğrafyasını yansıtan bir soy sürekliliği oluşturduğunu göstermektedir. Ayrıca sonuçlar, Bereketli Hilal’in kalbinden Anadolu’nun ilk köylü toplumlarına en az iki göçün olduğuna işaret ediyor.

Areni 1 Cave Trench 1, Chalcolithic Period, late 5th millennium BCE. The pots contained food offerings and three of them each had a secondary burial of a child which were included in the study and their genomes indicate the early appearance of Eastern hunter-gatherer ancestry in West Asia. (© Boris Gasparian)

Tarihsel dönem, Anadolu’ya (bugünkü Türkiye), imparatorluk öncesi atalara kadar uzanır.

Üçüncü çalışma, antik Akdeniz dünyasındaki siyasi sistemlerin Tunç Çağı’ndan bu yana farklı ataları nasıl koruduğunu ve aynı zamanda bu sistemleri göç yoluyla nasıl birbirine bağladığını ortaya koyuyor. Sonuçlar, Roma İmparatorluğu döneminde Roma çevresinde yaşayan insanlarla Anadolu’dan gelen Romalı/Bizanslı bireylerin neredeyse aynı ataya sahip olduğunu göstermektedir.

Roma İmparatorluğu’ndan önce yaşayan İtalyanlar ise tamamen farklı bir ataya sahipti. Bu, Roma İmparatorluğu’nun nüfusunun – hem Anadolu’nun daha kısa ömürlü batı kesiminde hem de daha uzun ömürlü doğu kesiminde – genel olarak çeşitli olduğunu, ancak muhtemelen büyük ölçüde Anadolu’nun imparatorluk öncesi atalarından dolayı kendi aralarında çok benzer olduğunu gösterir.

„Bu sonuçlar çok şaşırtıcı. 2019’da Science dergisinde ortak yazar olarak Antik Roma’daki insanların genetik ataları üzerine bir çalışma yayınladım. İçinde Roma’ya özgü olduğunu düşündüğümüz kozmopolit bir desen bulduk. Ancak şimdi Roma İmparatorluğu’nun diğer bölgelerinin de Roma kadar kozmopolit olduğunu görüyoruz” diyor Ron Pinhasi. (

Çalışmalar hakkında daha fazla bilgiyi bu linkten bulabilirsiniz. (Akşam 8’den itibaren çevrimiçi)

Viyana Üniversitesi bilim dergisi Rudolphina’nın „İnsan davranışını ne belirler?“ temelinde konuyla ilgili daha heyecan verici bir araştırma içeriği de mevcut.

Science„daki orijinal yayınlar:

  1. Güney Ark’ın genetik tarihi: Batı Asya ve Avrupa arasında bir köprü
  2. Güney Avrupa ve Batı Asya’nın antik ve orta çağ tarihine dair genetik bir araştırma
  3. Mezopotamya’dan gelen antik DNA, Anadolu’ya Çanak Çömlek Öncesi ve Çanak Çömlekçilik Neolitik göçler olduğunu gösteriyor

(yenivatan.at, Viyana, 27.08.2022)

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
Cookie Consent mit Real Cookie Banner