Araştırmacı Ayhan Aydın: „Yunanistan´da neler olduğunu tam bilen var mı?“

Alevi Bektaşilik konusunda son otuz yıldır analiz, makale ve söyleşileri ile tüm Türkiye ve Balkanlar'ı gezerek, yerinde gören, tüm önemli kişiler detaylı sohbetlerde bulunup yayınlayan ve  güvenilir yazar olarak bilinen Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın, " Yunanistan´da neler olduğunu tam bilen var mı?"  başlıklı sosyal medya üzerinden paylaştığı analizde dikkat çekici sorular sordu ve eleştirilerini dile getirdi. 

Yeni Vatan Gazetesi 17 Nisan 2021 tarihli, “ Yunanistan Devleti tarafından resmen tanınan ilk cemevi faaliyete geçti!“ başlıklı haberi ile yankı uyandırmıştı.

Bu haberden sonra Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın’ın, “ Yunanistan´da neler olduğunu tam bilen var mı?“ başlıklı sarsıcı analizi ve soruları dikkat çekti:

Yunanistan´da neler olduğunu tam bilen var mı?

Ayhan Aydın

Yunanistan’da bir bakan yardımcısı geçtiğimiz günlerde bir cemevini ziyaret etti. Bazı dostlar bunu büyük bir sevinç gösterişine çevirdiler. Acaba şimdi Hıdırellez yerine kırlara çıkıp biz de mi bayram yapsak, bilemiyorum, bazı dostların sevincinin tam gerçek nedenini anlayamıyorum.

Tam anlamıyla hukuki olarak bu ülkede Alevi – Bektaşi toplumu ne elde etti bilmiyoruz. Bu konuda dostlardan çok sağlıklı bilgiler alamıyoruz. Türk / Alevi – Bektaşi Toplumu aynen Anadolu’da olduğu gibi, yaklaşık bin yıldır Rumeli / Balkan toprağında kimliklerini, yollarını, ışıklarını kaybetmeden yürüyüp bugünlere geldiler.

Son yıllarda Türk devletine şimdi egemen olan dinbaz zihniyetin tertipleriyle Batı Trakya’da bir bölünme tehlikesi ve sancısı yaşandı. Biz Yunan Devleti’nin de ne olduğunu biliyoruz. Tek dileğimiz şudur ki; Alevi – Bektaşi toplumu bu sefer de, Yunan ve Türk Devletlerinin milli politikalarının çatışma sahasında kalmasın, bunca yıllar çektikleri çilelere yenileri eklenmesin.

AB üyesi Yunan Devleti Türkler  haklarını vermiyor 

Yunanistan’da Bir Cemevi’nin Açılmasına İhtiyatla Yaklaşmak Gerekir YUNANİSTAN Yaklaşık 11 milyonluk Yunanistan’da en az 170 bin (normalde 250 bin) “Müslüman” Türk azınlığı yaşamaktadır. AB üyesi Yunan Devleti bu topluluğun çoğu hakkını kendilerine tanımamaktadır. Yunanistan hala tam anlamıyla Türkçe konuşup, örgütlenip, kültürel faaliyetlerde bulunmalarına, hatta Türkçe tabelalarla dükkân açmasına bile izin vermemektedir.

Edirne Valisi ve Müftüsü Alevilere hakaret ediyor? 

Yunanistan sınırları içinde Türkiye’deki mevcut iktidarın uzantıları olarak faaliyet gösteren resmi ve özel kurumlar aynı gerici, dinbaz zihniyetleri orada da sürdürmek istemektedirler. Alevi – Bektaşi Topluluklarının kendi özgün yapılarını diledikleri gibi sürdürmelerinden rahatsız olan bağnaz bir kesim, her zaman Alevi – Bektaşi topluluğunu asimile etmek için her türlü yolu kullanmaktan çekinmemiştir.

Özellikle son yıllarda Türkiye’deki dinbaz zihniyetin desteğini alan bir gurup oluşum, burada yaşayan Alevi topluluğu bu topluluğun faaliyetleri hakkında çok ağır tahrikkar çabalar içine girmişlerdir. 2014’de yöreye giden Edirne Valisi türbe içindeki cerağları kendi elleriyle söndürmüştür. Yine 2015’de türbe zayaretinde bulunan Edirne Müftüsü de; “bunlar Hıristiyanlığın işaretleridir, sizler Hıristiyan mı oldunuz?” diyerek Alevi – Bektaşi toplumunun geleneğinin temelinde olan çerağlarını söndürmüştür. Bu Alevi – Bektaşi toplumu asimile etmenin, yok saymanın, bağnaz Emevi / İslam anlayışının bir doğal sonucudur.

Yunanistan Batı Trakya bölgesinde 20 köy  ve Seyyid Ali Sultan Koruma Heyeti ve Sunni vatandaşların Türkiye üzerineden kışkırtılması

Batı Trakya bölgesindeki yaklaşık 20 köyde yaşamlarını sürdüren Alevi – Bektaşi kesimin temsili kurumu olan Seyyid Ali Sultan Korumu Heyeti’ni (Derneği) öncülüğünde yüzyıllardır yapıla geldiği gibi Türkçe dilinde etkinlikler yapılmaya devam etmiştir. Özellikle son dört yıldır; Türkiye’den, Bulgaristan’dan gelen konuklarla birlikte yapıla gelen geleneksel Kasım Kurbanı (Mürsel Bali), Seçek Yayla – Güreş Etkinlikleri’ni sabote edip, Türkiye Cumhuriyeti’nin vali, müftü gibi resmi makamlarının desteğini alan ayrılıkçı bir ekip, yine aynı tarihlerde Batı Trakya’da Seyyid Ali Sultan Dergâhı’na yakın yerlerde alternatif etkinlikler yapmaya başlamıştır. Bu kesim çok ciddi bir gayretle ve kara propagandayla; Alevi – Bektaşi toplumunun “Cuma namazı kılmayı reddettiklerini”, “inançla bir işlerinin olmadığını”, “her türlü yasadışı faaliyette bulananlara yataklık yaptıklarını” yazılı olarak deklare etmekte, Sünni vatandaşlar arasında Aleviler aleyhine kışkırtıcılıkta bulunmaktadırlar. Bütün bunlara rağmen buradaki Alevi – Bektaşi toplumu büyük bir olgunlukla ve sabırla geleneksel etkinliklerini yerine getirmişlerdir.

Din Devleti AB üyesi Yunanistan Türk, Arnavut, Makedon ve diğer azınlıkları
İnsan haklarından mahrum ediyor 

Ama baskı, tehdit ve karalamalar bölge insanını çok derinden etkilemiştir. Tüm bunlara rağmen; Yunanistan’daki Alevi – Bektaşi toplumunun inanç, kültür, sosyal hakları konusunda bu topluluğun istekleri doğrultusunda hakların verilmesi çok doğal bir yoldur. Ama aynen Türkiye’de devlet geleneğini de aşıp, bir siyasi gücün / erkin tümüyle bir politik bir argüman olarak kullanmak istediği dini duyguların sömürülmesi durumu, Yunanistan’da da devletin bir politik tavrı olarak kendisini göstermektedir. Özünde bir din devleti olan AB tam üyesi Yunan Devleti, tarihler boyunca her türlü yol ve yöntemi kullanarak ülkesindeki Türk, Arnavut, Makedon vd. tüm azınlıkları, temel insan haklarının gerektirdiği uygulamalar dışında, sadece ve sadece milli politikaları çerçevesinde ele almış, onların inanç ve kimlik haklarını hiçbir zaman onlara vermemiştir. Geçtiğimiz günlerde, Yunanistan’da İnançlardan Sorumlu Bakan Yardımcısı, yeni yapılan bir Cemevi’ni ziyaret etmiş. Ne ala… Bu elbette bazı kesimlerce büyük sevinçle karşılandı. Sanki ciddi bir yasal düzenleme yapılmış izlemi yaratıldı.

Yunanistan Bektaşi Tekkeleri‘ ini yok etti veya kiliseye çevirdi. Bunlar ne olacak Yunanistan?  

Peki, aynı Yunan devleti bir zamanlar tüm dünyadaki en önemli Bektaşi merkezlerinden birisi olan kendi ülkelerindeki sayıları yüzlerle ifade edilen ama çoğu zamanla yok edilmiş, kiliseye çevrilmiş Bektaşi Tekkeleri’nin yeniden yapılması konusunda da bir adım atacak mıdır? Yunan Devleti’nin Aleviler’e, Bektaşiler’e verdikleri haklar tam anlamıyla nelerdir? İlk önce bunları sormak, araştırmak gerekmez mi? Bazılarının bu kadar sevinmesi Alevilik/ Bektaşilik adına mıdır? Yoksa onların başka amaçları mı vardır? Gerçek anlamda bu ülkede yaşayan Alevi – Bektaşi toplumunun inanç – kültür ve tüm sosyal ihtiyaçlarını, sorunlarını giderecek bir yasayı meclislerinden çıkaracaklar mıdır? Ya da bazı arkadaşların sevinçlerine bakınca, Yunan Devleti tarafından böyle bir yasa mı çıkarılmıştır? Yunan Devleti’nin, sözde AB. Müktesebatıyla ilişkilendirerek ülkesindeki Aleviler’e sıcak bakmasına, onların haklarını vermek istemesine ihtiyatla yaklaşmak gerekir.

Sonuçta; Türkiye’deki baskıcı, tek / tipçi İslamcı Kafa’yla, Yunanistan’daki azınlıkların evrensel haklarını onlara vermek yerine, her zaman onlar arasında çatışma çıkarıp, ayrımcılık yapıp, milli devlet politikasını uygulayan Helenist Kafa arasında bir fark yoktur. (Dünyayı ayağa kaldırıp bir devletin, Makedonya Devleti’nin ismini Kuzey Makedonya olarak değiştirten bir Yunanistan var karşımızda.) Tek dileğimiz şudur ki; Alevi – Bektaşi toplumu bu sefer de, Yunan ve Türk Devletlerinin milli politikalarının çatışma sahasında kalmasın, bunca yıllar çektikleri çilelere yenileri eklenmesin. Sonra 1354 yılından beri yeryüzüne ve tüm Rumeli’ye açılan kapımız, buradaki kutup yıldızımız olan Seyyid Ali Sultan Ocağı’nda (Dergahı’nda) yanan çerağların, serilen postların huzurunda adamı dara çekerler, dilini çekip alırlar, sadece söyleyeceğimiz budur…( Ayhan Aydın 5 Mayıs 2021/ Fotoğraf: Seyyid Ali Sultan Ocağı (Dergahı) Meydan evi meydanı, Ayhan Aydın)

İlgili Linkler

https://www.yenivatan.at/yunanistan-devleti-tarafindan-resmen-taninan-ilk-cemevi-faaliyete-gecti/

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"