Avusturya Altın Devlet Nişanı Akkan Suver’e Ankara’da takdim edildi

Avusturya Büyükelçisi Ulrike Tilly :"Barış ve dialog adamı Akkan Suver'e Avusturya Türkiye ilişkilerinde dostluk köprülerini kurmasından dolayı Avusturya Cumhuriyeti adına içtenlikle teşekkür eder minnet duygularımızı sunarız"

Birol Kılıç Viyana’dan yazdı

Avusturya’nın en üst düzey devlet ödülü ‘Avusturya Cumhuriyeti Devlet Altın Nişanı’nın  11 Kasım 2018 tarihinde Ankara’da Avusturya Büyükelçiliği rezidansında Marmara Vakfı Başkanı dostumuz  ve mütevelli heyeti üyemiz sayın Dr. Akkan Suver’e takdim edilmesi, bizim gibi Türk asıllı Avusturya vatandaşları için gurur vericidir.

Avusturya Büyükelçisi Sayın Dr. Ulrike Tilly tarafından Avusturya Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Alexander Van der Bellen adına verilen Devlet Altın Nişanı, Avusturya Devletine olumlu anlamda yüksek katkıları ve hizmetleri olmuş elli yaş üstü insanlara yüksek makamların tavsiyesi ile verilirken mutlaka bu alanda yapılan çalışmalar da sıralanıyor.  Yaklaşık 25 yıl önce İstanbul’da, Viyana Teknik Üniversitesi öğrencisi iken Avusturya Türk Akademisyenleri Avusturya Şubesi üyesi ve temsilcisi olarak tanıdığım ve son yıllarda Viyana’ya geldiğinde üyesi olduğum Viyana Ekonomik Forumu üzerinden tekrar görüşme imkânı bulduğum sayın Akkan Suver, hiç değişmedi. 25 yıl önce biz gençlere Türkiye gerçeğini, AB ilişkilerini, Atatürk Türkiye’sini anlatırkenki heyecanını ve bizlere aşıladığı yüksek ahlak anlayışını, sevgisini, barışçıl ve insan odaklı tutumunu ve köprü kurma görevini hala sürdürdüğünü görmek beni mutlu etti. 25 yıl sonra biz de, onun engin hoşgörü, derin bilgi ve dostlukla birlikte  özellikle ikili ülke ilişkilerine kırılsak da kırmama ve bardağın dolu tarafını görme hususlarındakindaki tavsiyelerini elimizden geldiği kadar uygulamaya çalışıyoruz. Avusturya Büyükelçisi Ulrike Tilly yaptığı takdir konuşmasında, Avusturya Dış İşleri Bakanı Karin Kneissl’in özel takdir mektubunu Akkan Suver’e sunarken, Suver’in şu özelliğinin altını çizdi :”Barış ve diyalog adamı Akkan Suver’e Avusturya Türkiye ilişkilerinde dostluk köprüleri kurmasından dolayı Avusturya Cumhuriyeti adına içtenlikle teşekkür eder minnet duygularımızı sunarız.”

İstanbul’dan Marmara Vakfı ile çok abartı olmayan olanaklarla, dünya çapında, partiler üstü bir şekilde Türkiye’nin tanıtımını yapan ve çıkarlarını koruyan ve özellikle dostluk köprüleri kuran Akkan Suver’i anlatmak kolay değil. Bunun için bir kitap yazmam gerekecek. Atatürk’ün, “Yurtta barış, dünyada barış “sözünün adeta ete kemiğe bürünmüş yaşayan son dönem temsilcilerinden olan Akkan Suver’e, son yıllardaki başta Avusturya cumhurbaşkanları, bakanlar, milletvekilleri ile olan ve  diğer önemli randevularında eşlik ederken ve kendisiyle Avusturya Türkiye dostluğunun öneminden bahsederken onda hep, ölümsüz Filozof Immanuel Kant’ın devamlı altını çizdiği akıl, vicdan üzerinden ,”İyi niyete” bakmak gerek ifadesini kısaca erdem insanı olmanın icratını gördüm.

Elli yıldır bu alanda, birçok Balkan ülkesi başta olmak üzere Türki cumhuriyetlerde, cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklar düzeyinde dostluk ilişkileri kurup bu insanları İstanbul’da Marmara Vakfı adına misafir etmek kolay değil.  Avusturya Devleti’nin de bunu görmesi ve yıllardır inişli çıkışlı olan Avusturya Türkiye ilişkilerine katkısından dolayı takdirini en büyük Devlet Nişanı ile kendisine takdim etmesi, hem Türk Milleti hem de Avusturya’da yaşayan üç yüz bine yakın Türkiye göçmeni için önem arz etmektedir.  Bu karşılıksız hizmetlere devamlı şahit olan Avusturya’nın gelmiş geçmiş en büyük siyasilerinden biri ve sert eleştirileriyle devamlı Avusturya gündemine imzasını atan büyük kalpli Avusturya eski Dış İşleri Bakanı ve eski ÖVP Başkanı sayın Dr. Erhard Busek’in, yürüme sorunu olmasına rağmen kalkıp bizzat Ankara’ya gitmesi ve dostu Akkan Suver ile birlikte olması ve onu anlatması çok mutluluk verici. Avusturya Devleti ve Milleti her zaman dediğim gibi Türk Milletinin ve Türk Devleti’nin düşmanı değildir. Yayınladığımız Almanca kitaplarla da bunu tarihe not düşüyoruz. Eski toprak Avusturyalılar son dönemdeki Türkiye Avusturya ilişkilerinin rasyonellikten uzak seyir etmesinin nedeninin, iki ülkenin iç ve dış politikadaki talihsiz yanlış adımlarında yattığını bizim gibi biliyor. Avusturyalılar  ve Avusturya Devleti emek veren insanları takdir etmesini bilir. Bizlerin görevi, ister Avusturya’da ister Türkiye’de, duygusallıktan uzak bir şekilde kızmadan doğruları söyleyerek iki ülkenin çıkarları için akıl ve mantık yönüne dikkat çekmek olmalı. Barış, dialog ve kardeşlik köprülerini, Sayın Akkan Suver  büyüğümüz gibi kırılsak da kırmadan bardağın dolu tarafını görerek kurmaya devam.

Bu vesile ile Sayın Dr. Akkan Suver’in Avusturya Altın Devlet Nişanı’nı Avusturya Cumhurbaşkanı adına Büyükelçi’den Ankara’da alırken yaptığı önemli konuşması ile sizleri baş başa bırakmak isterim:

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Bugün bizleri burada bir araya getiren Avusturya Ankara Büyükelçisi Ekselansları Ulrike Tilly Hanımefendi’ye özverili ve titiz ev sahipliğinden dolayı teşekkürlerimi sunarak sözlerime başlamak istiyorum. Sözlerime başlamadan önce Viyana’dan buraya kadar teşrif etmek nezaketini gösteren Ekselansları Erhard Busek’e en samimi teşekkürlerimi sunuyorum.

Avusturya Devleti, bir büyük kadirşinaslık göstererek, barış ve diyalog adına Marmara Grubu Vakfı’nda arkadaşlarımla birlikte sivil toplum alanında gerçekleştirmekte olduğum mütevazı çalışmalarımı madalya ile onurlandırdı. Bu, Avusturya Devleti’nin sivil topluma, insani değerlere duyduğu yakınlığın güçlü bir kanıtı ve desteğinin asil bir örneğidir.

Bilmenizi isterim ki, bu madalyaya sahip olmak beni duygulandırdığı kadar, benim ve arkadaşlarım için bir iftihar vesilesi olmuştur. Bir vefa borcu olarak eklemek isterim ki, Avusturya’nın önemli düşünce kuruluşlarından Viyana Ekonomik Forumu sivil toplum kimliğiyle hem 2014, hem de 2017 yılında beni; Avrasya Ekonomi Zirve’lerindeki bu barış ve diyalog çalışmalarımdan dolayı Başarı Ödülü ile onurlandırma lütfunda bulunmuştu. Bu vesile ile onları da burada teşekkürlerimle anmak isterim. Medeniyetleri ve kültürleri bir uyum içinde, halktan halka aktarma çalışmalarımızı oluşturan Avrasya Ekonomi Zirveleri gerçekte kalıcı bir refahın ve barışın teminine hizmetten başka bir gaye ve bir inanç taşımamaktadır.

Bu inançla insanlar arasında diyalogun rehberliğinde düşünce alışverişini sağlandığında, barışa daha doğrusu insanca yaşamağa ulaşabiliriz.  Aldığım bu madalyayı bir paye olarak görmemekteyim. Bu madalya bana aynı zamanda sorumluluk da getirmektedir. Bu sorumluluk insanlığa hizmet alanında daha çok çalışmak, daha verimli projelere imza atmaktır. Bundan üç yüz yıl önce 21 Temmuz 1718’de iki yıllık bir savaşın ardından, Avusturya İmparatoru VI. Karl ile Osmanlı Padişahı III. Ahmed arasında Pasarofça Barış Anlaşması imzalanmıştı. Avusturyalı devlet adamları bu anlaşma metninin girişine Latince şöyle yazmıştır: “İki yıl önce, Avusturya İmparatoru ile en yüce ve en kudretli Hükümdar ve Padişah Sultan Ahmed arasında yaşanan talihsizlik sonucu tebaayı büyük zarar, sıkıntı ve ticari kayba uğratan yeni anlaşmazlıklar yüzünden sulh ve mütarekeye sekte vurulmasıyla husul bulan kanlı ve yıkıcı bir savaşın ardından, Tanrı’nın hikmeti ile iki imparatorluk, amansız yüreklerin yeniden uzlaşması, bu kadar çok kan dökülmesinden sakınılması, iki milletin çocukları için esenliğin teşviki ve tebaanın en iyi şekilde gözetimi için hayırlı kararlar alınmıştır.”

O gün söylenen bu bilge sözlerin ışığında Türkiye ile Avusturya ilişkilerine yaklaşabiliriz. Zira Avusturya Schubert’i, Freud’u, Mozart’ı, Beethoven’i, Strauss’ları, Kafka’yı, Zweig’ı, Romy Schneider’i, Arnold Schwarzenegger’i, Herbert von Karajan’ı, Gustav Mahler’i, Nicky Lauda’yı, Bruno Kreisky’i yetiştiren bir coğrafyaya sahiptir.

Bu coğrafyanın bir diğer önemli şahsiyeti de Baron Joseph von Hammer’dir. Osmanlı hakkında en gerçekçi tarih hükmünü veren bu şahsiyet bizim tarih kültürümüzün omurgasıdır. Dolayısıyla bugün bizleri buraya toplayan ruh, kültürün ve medeniyetin dünden bugüne intikal eden verasetidir. Bu veraset, Türkiye ile Avusturya arasında bugün yeni bir merhale daha kat etmektedir. İnanıyorum ki, bugün burada benim naçiz şahsıma verilen bu madalya; Türkiye ile Avusturya arasında yeni birlikteliklere, yeni beraberliklere olanak taşıyacaktır. Bu sözlerimi lütfen bir çiçekli dil (blumige sprache) olarak değerlendirmeyin. Ben bu umudu taşıyorum.

Ve sözlerimi daha mükemmel Türk-Avusturya ilişkilerine doğru diyerek toparlarken Avusturya’nın AB Dönem Başkanlığını fırsat bilerek Gümrük Birliği meselemize 500 yıllık dostluk perspektifinden bakmasını da temenni ediyorum.

Öncelikle bu değerli madalya ile beni ödüllendiren Avusturya Devleti’ne bir defa daha şahsım ve temsil etmekte olduğum Marmara Grubu Vakfı adına en içten teşekkürlerimi sunuyor, verdiğiniz bu madalyayı her zaman titizlikle ve sorumlulukla muhafaza edeceğimi bilmenizi istiyorum. Gene, benim buralara gelmemi sağlayan Marmara Grubu Vakfı’nı oluşturan vefakâr arkadaşlarıma teşekkürü bir borç biliyorum. Ve bana bütün bu sivil toplum çalışmalarımda, yaşadığım problemlerimde destek olan sadece eş olarak değil gerçek bir hayat arkadaşı olarak yanımda bulunan Eşim Müjgan Suver’e ve O’nun şahsında evlatlarımıza minnet ve şükranlarımı sunmak istiyorum. Bir defa daha Avusturya Devleti’ne ve ev sahibemiz Ekselansları Ulrike Tilly’ye teşekkürlerimi arz ediyorum.

Relevante Artikel

Close