Avusturya Steinmetz ve Silberstein ile niye sarsıldı?

Birol Kılıç yazdı

Israil polisin İsrail’in en zengin işadamı Beny Steinmetz’i gözaltına aldı. Avusturya´da yer yerinden oynadı. Peki niye ? Güney Afrika ve İsviçre Beny Steinmetz hakkında Uluslararası tutuklama emri çıkardıkları öğrenildi. Romanya ise Ocak 2017 tarihinden itibaren ülke içinde ikisi hakkında tutuklama kararı çıkardığı biliniyordu.

Steinmetz’e yöneltilen suçlama, kara para aklama, rüşvet ve diğer nitelikli dolandırıcılık suçları. Benny Steinmetz ile danışmanı ve iş takibcisi  ünlü siyasetçilerin danışmanı Israil vatandaşı Tal Silberstein in  aynı yerde İsrail polisi tarafından tutuklanması Avusturya manşetlerine konu oldu.

Niye?

Tal Silberstein 15 Ekim de seçime giden Avusturya Sosyal Demokrat SPÖ Partisi ve Başbakan Kern`in  baş seçim danışmanı.

Bu  kadar olsa iyi.

Başbakan Kerne Tal Silberstein`i tavsiye eden eski Başbakanlar dan Gusenbauer ayrıca Beny Steinmetz`in madencilik alanında büyük bir şirketinin yurtdışında müdürü ve iş takibcisi.

SPÖ Partisi  ve tüm Avusturya geçtiğimiz Pazertesi İsrail de ki bu tutuklamalar sarsıldı.

SPÖ`nün birinci Parti çıkması zora girdi.

Tal Silberstein hakkında Romanya da Ocak 2017 yılında rüşvet, para aklama ve nitelikli dolandırıcılıktan dolayı tutuklama emri vardı ama Başbakan Kern bu tür sorular karşısında hayır sorun yok diye  resmen televizyonlarda kaçamak cevab vermesi unutulmadı.

Romanya da Tal Silberstein yine Beny Steinmetz  emlak alanında eski Romanya Karaliyet ailesi ve Prensleri ile Devlet arasında  nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama işlerinden dolayı tutuklanması istenirken Romanya Devleti devletin bu işten zararının 145 milyon Avro olduğunu açıklandı. Film gibi değil mi ? Ama görünen köy kılavuz istemez demiş atalarımız. Bu iki kişi hakkında aslında çok bilgi vardı. Bu iki kişi hakkında Türk basını takip edilse bu kişilere Avusturya da hiç bir parti hele hele iktidarda ki parti bırak baş danışman yapmayı selam bile vermesi tuhaf değil mi?

Beny Steinmetz kimdir  ve Türkiye onu nasıl tanıdı?

1956’da İsrail’de doğan Beny Steinmetz ülkenin en zengin iş adamı olarak gösteriliyor. Steinmetz Gine’de yaptığı yatırımlarla adından söz ettiriyor.

Erdal Şafak  28.  Eylül. 2013 tarihinde   Sabah Gazetesi nde Avusturya da Israil de tutuklanması büyük yankı bulan  Benny Steinmetz hakkında şu dikkat çekici iddialarda bulunmuştu :

Bugün Afrika’ya uzanacağız… Konumuz: Batı Afrika ülkelerinden, maden zengini Gine’deki gelişmeler.

Gine’de bugün genel seçim var. 12 milyon nüfuslu ülkenin 55 yıllık tarihinde sadece ikinci kez sandık kuruluyor.

Seçimlerin sakin geçmesi bekleniyor… Ama sonrası biraz kuşkulu.

***

Birkaç gün önce CIA ve Fransız gizli servisi DGS tarafından hazırlanan iki Gine raporu basına sızdı. İkisinde de Afrika’nın bu bahtsız ülkesinde kaos ortamı yaratmak ve kargaşadan yararlanıp darbeyle yönetime el koymak için hazırlıklar yapıldığı belirtiliyor.
Peki, kim bu komplocular? Cevaplamak için biraz geriye gitmemiz gerekiyor.

***

Gine, 55 yıllık tarihinde topu topu dört devlet başkanı gördü. İlk 26 yılda Sekou Toure tam bir diktatör olarak ülkeyi yönetti. Onu General Lansana Conte’nin 25 yıllık yönetimi izledi. Conte’nin hayat ile ölüm arasında gidip geldiği günlerde Yüzbaşı Musa Dadis Camara darbeyle iktidara geldi. Birkaç ay sonra o da muhafızları tarafından vuruldu. Ve nihayet 2010 Aralık’ında Alpha Conde başkanlığa seçildi.

Aman karıştırmayın: Conte başka, Conde başka.


Gine dünyanın el değmemiş en büyük demir yataklarına sahip. Simandou Dağı’ndaki rezervler 4 milyar tonun üstünde.

Bu rezervi işletmeye önce İngiliz-Avustralya grubu „Rio Tinto“ talip oldu. Anlaşma imzalandı. Ancak grup yıllarca hiçbir yatırım yapmayınca lisansı iptal edildi. Sonra „BSGR“ şirketi devreye girdi. Simandou Dağı’ndaki yatakların yarısının işletme hakkını 165 milyon dolara satın aldı. Ve yüzyılın piyangosu: „BSGR“ daha sonra bu yarı hakkın yarısını Brezilya’nın „Vale“ şirketine devretti. Kaça dersiniz? 2.5 milyar dolara! Yani, 165 milyon dolarlık yatırımın yarısını 2.5 milyar dolara satmış oldu.

Bütün bunlar General Lansana Conte’nin iktidarının son aylarında, 2008’de oldu.
2010 Aralık’ında seçimle iktidara gelen Alpha Conde, bu işte bir terslik olduğunu, „BSGR“nin dönemin yöneticilerine rüşvet dağıtarak demir yataklarını kapattığını belirleyince soruşturma başlattı.

„Açık Toplum Vakfı“nın kurucusu George Soros da Gine’nin yeni liderinin yardımına koştu: Bir sürü avukatını gönderdi.

Ayrıca, Fransız, Amerikan, İsviçre mahkemeleri de işe karıştı. Çünkü „BSGR“nin bu ülkelerde de şirketleri, işleri, yatırımları var.

Geldik, en can alıcı soruya: „BSGR“nin patronu kim? Beny Steinmetz.

İsrail’in en zengin adamı! Aynı zamanda Fransız vatandaşı da.
Zaten „BSGR“, patronun adının kısaltılmışı: „Beny Steinmetz Group Resources“.
Beny Steinmetz ayrıca yine bazı Afrika ülkelerinde değerli maden ocaklarını işletiyor. Örneğin, Sierra Leone’deki elmas madenleri onda. Geçen yıl 500 bin karatlık elmas üretti.

***

İşte, Beny Steinmetz, Gine’deki demir yataklarının elinden gideceğini anlayınca bir plan geliştirdi: Güney Afrika’dan devşirdiği paralı askerlerle bir gölge ordu oluşturdu. Ardından Gine’de „Ulusal Yeniden Doğuş“ adıyla bir paravan parti kurdurdu. Bugünkü seçimlere o parti de katılıyor.

ABD ve Fransız gizli servislerinin raporlarına göre, söz konusu partinin kiralık militanları seçim sonuçlarını protesto için sokağa dökülecekler. Birçoğu silahlı olarak. Bazı kişilere ve bazı hedeflere saldırılar düzenlenecek.

Ve… Beny Steinmetz’in lejyonerleri o kargaşada Gine ordusunun darbeci unsurlarıyla işbirliği yapıp yönetimi devirecekler.

Gelecek yönetimin ilk icraatı da Beny Steinmetz’e demir yataklarının işletme hakkı konusunda güvence vermek ve soruşturma dosyasını kapatmak olacak!

Gine’yle ilgilenin. Bakalım gizli servislerin raporlarındaki senaryo hayata geçirilecek mi?

Soner Yalçın 3.  Mart. 2016 tarihinde   Sözcü Gazetesi nde Avusturya da Israil de tutuklanması büyük yankı bulan  Benny Steinmetz hakkında şu dikkat çekici iddialarda bulunmuştu :


Erdoğan, Batı Afrika‚da geze dursun…
Yazıma soruyla başlayayım:
En değerli elması bilir misiniz?
Dünyadaki tanınmış antika ve sanat eserleri müzayede firması İngiliz Sotheby’s,Cenevre’de düzenlediği açık artırmada Pink Star (Pembe Yıldız) adlı elması 83.2 milyon dolara sattı. Böylece 59.60 tartı karat (11.92 gr) ağırlığındaki pembe renkli “Pink Star” elması dünyanın en pahalı taşı oldu.
Elmas 1999’da Güney Afrika‚da bulunmuştu. İlk adı, “Steinmetz Pink” idi. Çünkü, sahibi Beny Steinmetz adlı İsrail’in en zengin adamıydı. Bloomberg’e göre, kişisel serveti dokuz milyar dolar’dı.
Elmasa adını veren bir adam sanırım ilginizi çeker. Ve tabii ki konuyu Erdoğan’ın gezisine bağlayacağım…
Evet kimdi bu Beny Steinmetz?
Medyaya görünmemesi ve röportaj vermemesiyle bilinen Beny Steinmetz, İsrail’in Netanya şehrinde 1956’da doğdu.
Babası Polonya Yahudisi’ydi. İsrail’e/Filistin’e 1936’da gelmeden önce Belçika Antwerp‚te elmas kesiciliği işi yapıyordu.
Beny Steinmetz orta direk bir ailenin çocuğuydu. Askerliğini yaptıktan sonra Antwerp’e gitti.
Kardeşi Daniel ile birlikte “Steinmetz Diamond Story” şirketi kurdu. Elmas işçiliği yapmakla sınırlı kalmadı; rakipleri gibi Afrika’daki elmas madenlerine hücum etti.
Angola’dan Sierre Leone’ye kadar Afrika ülkelerinde elmas madenlerine sahip oldu. Bunun sebebi, Sovyetler Birliği‘nin dağılması sonucu Yeltsin’in emriyle Alrosa gibi Rus devlet şirketlerinin buraları “üç kuruşa” bırakmasıydı! Devir, neoliberalizmin talan devriydi; özelleştirmelerde üç kuruşa maden ocaklarının alındığı dönemdi. Fakat…
Bu işler öyle ticari uyanıklıkla olmaz; iç savaşların-askeri darbelerin yaşandığı Afrika’da arkanızı devletinize dayamak zorundasınız! Beny Steinmetz, Erdoğan’ın pek sevmediği İsrail eski başbakanlarından siyonist Ehud Olmert’in yakın dostuydu…
Devam edelim, bakalım altından daha neler çıkacak?…

ÇİFTE VATANDAŞ

Afrika’da iş yapacaksanız sadece İsrail pasaportu yetmez; Beny Steinmetz aynı zamanda Fransa vatandaşı!
Erdoğan, Batı Afrika’da sadece Müslüman nüfusun bulunduğu ülkelere gitti. Daha önce gittiği ülkeler de Müslüman idi. Acaba sanıyor mu ki, “Müslüman kardeşliği” yakınlığıyla ticaret yaparız! Ah benim köse sakalım…
İşte Erdoğan’ın ziyaret yerlerinden biri; Gine!..
Ülkenin yüzde 85’i Müslüman ve ülkenin ana dili Fransızca! Kimse “okullara Arapça koyalım” diye baskı yapmıyor herhalde! Zaten 11 milyonluk ülkede okur yazarlık oranı yüzde 41. Neyse, Afrika’nın/Gine’nin acıklı halini tahmin edersiniz…
Yoksul bırakılan Gine, dünyanın el değmemiş en büyük demir yataklarına sahip.Simandou Dağı’ndaki rezervlerin 4 milyar tonun üstünde olduğu tahmin ediliyor.
Son yıllarda dünyada demire olan ihtiyaç artmış; demir fiyatları yükselmiş; yatırımcıların yeni kaynaklar aramaya başlamasıyla Gine’nin umudu olacak yataklar bulunmuştu! Simandou Dağı’ndaki ağaçların-bitki örtüsünün yok olacağı kimsenin umurunda değildi.
Demir rezervini işletmeye İngiliz-Avustralya grubu (Türkiye’deki bor madenlerine de göz koyan) “Rio Tinto Grubu” talip oldu. Anlaşma imzalandı. Ancak…
Grup 2008 küresel krizinden etkilendiği için pek yatırım yapamayınca lisansı iptal edildi.
Devreye Beny Steinmetz girdi. Gine’ye yabancı değildi; elmas yatakları vardı.
Demir yataklarının yarısının işletme hakkını 165 milyon dolara satın aldı. Aradan kısa zaman geçti; Beny Steinmetz hakkının yarısını Brezilya’nın “Vale” şirketine 2.5 milyar dolara devretti! Yarısı, 165 milyon dolarlık bir yatırımın; çeyreği, 2.5 milyar dolar’dı!
Neden böyle olduğu belli; Uluslararası Şeffaflık Örgütü’ne göre, rüşvet almada Gine dünyanın en sicili bozuk ülkelerinden biriydi.
O tarihte Gine hükümetinin yıllık bütçesi 1,2 milyar dolar‘dı!
Erdoğan’ın “din kardeşliğine” yanıt vereceğim…
Bazı bilgiler daha vermeliyim…

VE SOROS DEVREDE

Beny Steinmetz bu ballı anlaşmayı; 24 yıldır iktidarda olan darbeci General Lansana Conte ile; Devlet Başkanı ölmeden az önce 2008 yılında yapmıştı..
2010’da yapılan seçimle Devlet Başkanı seçilen Alpha Conde, Beny Steinmetz hakkında rüşvet dağıttığı iddiasıyla soruşturma başlattı.
Gine’deki demir yataklarının elinden gideceğini anlayınca Beny Steinmetz, Conde’yi yıkmak için bir plan geliştirdi:
Önce, “Ulusal Yeniden Doğuş” adıyla bir paravan parti kurdurdu.
Ardından, Güney Afrika’dan devşirdiği paralı askerlerle bir gölge ordu oluşturdu ve “darbe yaptıracağım” diye Conde’yi tehdit etti.
Kuşkusuz, Conde’yi bir kaşık suda boğardı. Ama…
Sıkı durun!.. Başkan Conde’ye destek kimden geldi dersiniz; Yahudi işadamı George Soros‚tan! Ukrayna’dan Gürcistan’a “renkli devrimler” mucidi Soros, Gine’de renkli devrim yapılmasına karşı çıktı!
Kimine göre Fransa ile ABD’nin kavgasıydı bu…
Yani…
Fransız gizli servisi DGS ile CIA’nın bilek güreşiydi!
Bunu WikiLeaks belgelerinden öğreniyoruz. Rio Tinto Grubu CEO’su ile ABD Büyükelçisi telefonda, Beny Steinmetz’e karşı ne yapacaklarını konuşmuşlardı.
Sonuçta iki Yahudi işadamı birbirine girdi; Davos’ta gizlice buluşmaları bile aralarını düzeltmedi. Hala dargınlar…
Yani… Erdoğan “din kardeşliğiyle” ya da “Osmanlı aşkıyla” Afrika’ya girecekse işi zor.
Çünkü… Paranın dini imanı yok!..

Relevante Artikel

Back to top button
Close