Avusturya’da yeni tanınan „Özgür(Frei) Alevilik“ kurumunun basın toplantısında neler konuşuldu ve tepkiler ne oldu?

2010 yılında Avusturya Devleti tarafından tanınan Avusturya Alevi İnanç Toplumu, Peygamber Muhammed Mustafa, Hz. Ali, Ehlibeyt, Hacı Bektaşi Veli ve Pir Sultan Abdal'ın İslam içindeki dairesinde kabul edildikten 12 yıl sonra yeni bir Alevi grubu tanındı. "Frei (Özgür) Alevi İnanç Toplumu". Kendilerini İslam dairesinde görmeyen bu STK'nın, Alevilerin Müslüman ve İslam kültürü içinde değerlerinin isimlerini kullanmadıkları dikkat çekti. Basın toplantısı ve tepkilerden kısa bir özet.

Birol Kılıç, Gözlem/Haber/Analiz

VİYANA. 21 Nisan 2022 tarihi, aslında sadece Avusturya’da değil, başta Türkiye’de olmak üzere dünyada kendisini Anadolu Türkiye eksenli Alevi, Bektaşi inanç kimliği veya kültürü içinde görenler için akıllarında tutmaları gereken önemli bir tarih. Sadece Aleviler ve Bektaşiler değil, Türkiye’de kendisini sunni inanç veya kültürü içinde görenler ve Türkiye Cumhuriyeti için de önemli bir tarih. Tarihe not düşmek amacı ile bu basın toplantısına katılarak şu notları aldım.

Avusturya’da kanun koyucu ne diyor? 

Avusturya’da  ilk başta sadece „Religiöse Bekenntnisgemeinschaften“ kategorisinde tanınan Frei-Alevitische  Glaubensgemeinschaft in Österreich“( Tercümesi Özgür Alevi İnanç Toplumu) şu anda  hukuksal olarak kamu tüzel kişiliğine sahip olamayacak. Kanun koyucu burada Avusturya’da  tam hak ve hukukları ile yasal olarak tanınmayan bir dine mensup olan dernekler, „devlet tarafından tescilli dini mezhep“ statüsü kazanabilirler diyerek, „Bu  STK´lar tüzel kişiliğe sahiptir, ancak kamu hukuku kapsamında bir kurum değildir.“ diyor. 

„Özgün Alevi İnanç Toplumu mu“ yoksa „Özgür Alevi İnanç Toplumu mu“  Fark büyük!

Avusturya’da Hristiyanlık dini arasında var olan başta Katolikler ve Protestanlar arasında yüzlerce yıl süren savaşlar, Katoliklerin Protestanları asimilasyonları, kiliselerini engellemeleri veya yok saymalar ile kanun koruyucu burada esnek davranıyor. Bunun nedenini yüzyıllarca süren demokratik bir kazanım olarak görmek lazım. Avusturya önünde „Alt“ veya “ Frei“ adı ile kabul edilmiş ve Katolik veya başka Hristiyan dinine mensup dini kuruluşlar var. Ama herkes bunların orijinal özgün Hristiyan Mezhep içinden ayrılmış, çok farklı olduklarını ama kendilerine Katolik sıfatı verdiklerini biliyor.

Avusturya zaten önünde „Alt “ Türkçe tercümesi Eski Alevi İnanç Topluluğu diye bir kurumu zaten tanımış. Pek sesleri çıkmıyor.  Bunlar 2013 yılında daha çok Kürt asıllı vatandaşların kurduğu „ Eski Alevi İnanç Topluluğu“ ve şu anda 2022 yılında 13 yıllık bir hukuk mücadelesi sonucu kabul edilen  „Özgür Alevi İnanç Topluluğu“.

Bu manada „Frei“  kelimesinin Özgün olarak tercüme edilemeyeceği, yeni tanınan „Özgür Alevi İnanç Topluluğu’nun sanki orijinali olarak tanındığını ibraz eden tercüme hataları ile „Özgün Alevi İnanç Topluluğu“ olarak kamuoyuna lanse edilmesinin yanlış olduğu konusunda dikkat çekti.

Tüzük içinde eğer „Frei“  yazıyorsa bunun „Özgür“  anlamında  tercüme edilmesi gerekiyor.

Özgün diye kendisini tanımlamak için Almanca kelime olarak tüzük içinde „Original, Ursprünglich“ olarak yazması gerekiyor. Bu tabii ilk tanınan, kendisini İslam içinde gören ALEVİ adlı kurumun çakma olduğu anlamına gelebiliyor. Kimin çakma olduğu kimin çakma Alevi olmadığı bizi ilgilendirmiyor, yalnız burada bir açıklama yapılarak Avusturya Devleti Kultusamt tarafından bu kurumun Almanca hangi isimle kabul edildiğine bakmak gerekiyor. Eğer „Frei“ ise „Özgür“ şeklinde Türkçe tercüme edilerek antetli kağıtlar ve yazışmalarda geçmesi kamuoyunu aydınlatmak açısından önem arz ediyor. Özgür olduğu zaman ister Katolik, ister Protestan ister Sunni ister Alevi İnanç Toplumu olsun içini istediğinle doldurabilirsiniz diyor kanun koyucu biz farkı biliyoruz diyor. Avusturya kavga dövüş istemiyor.

2016’da tüm hakları ile tanınmış „ALEVİ İnanç Toplumu“ karşısında yeni „Özgür (Frei) Alevi İnanç Toplumu“ 

 

Avusturya’da Alevilik, İslam dini içinde bildiğimiz Anadolu’daki hali ile 2010 ile 2013’te tanınan, ama büyük mücadeleler ile 20 Şubat 2016 yılından bu yana Avusturya Parlamentosu’nda oylanarak kabul edilen İslam Kanunu adı altında kısa adı ALEVİ ismi ile „Avusturya İnanç Toplumu“ olarak kabul edilmiş durumda. İsteyen herkes Avusturya Başbakanlığı “ Kultusamt“ adı ile bilinen Din İşleri Başkanlığı sayfasından tüm tanınmış din ve mezhepleri görebilir.

Bu haklar ile aynı şekilde Avusturya’da yüzyıllardır var olan Hristiyan Katolikler, Hristiyan Protestanlar veya Yahudiler gibi ALEVİ kurumu da Alevi öğrencilerine Avusturya okullarında seçmeli din dersi olarak Alevilik dersini Alevi öğretmenlerce verebiliyor ve atayabiliyor. Bu öğretmenlerin maaşlarını Avusturya Eğitim Bakanlığı veya Avusturya’nın dokuz eyaletinin eğitim birimleri karşılıyor. Bunun yanında Avusturya hapishanelerinde kalan Alevi mahkumlar Alevi dedesi talep edebiliyor. Alevilere Avusturya Devleti mezarlık tahsis etmiş durumda. Aleviler için önemli olan dört tarih olan Hızır oruçları, Hz. Ali’nin doğduğu gün ve  Kurban Bayramının ilk günü Avusturya’da kendisine Alevi diyen vatandaşlar için resmi tatil ilan edilmiş durumda. Alevi vatandaşlar isterlerse inanç hanelerine İslam değil  tanınan kurumunun adı „Alevi“ yazılabiliyor. Hristiyanlarda da aynısı. İnanç hanesine Katolik ya da Protestan yazıyor. Kendisine sunni diyen  Müslümanların daha çok Milli Görüş, Avusturya Türk Federasyonu, Süleymancılar ve bunun gibi diğer ülkelerin camiiler üzerinden organize olmuş dini kuruluşları ise kısa adı IGGÖ adlı Avusturya İslam İnanç Toplumu olarak resmen temsil ediliyor ve din hanelerinde „IGGÖ“ yazıyor.

Özgür (Frei) Alevi İnanç Toplumu kendini İslam dışında tanımlıyor

Kısa adı AABF olan „Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu“, kendi içinden çıkan ve kendilerinin özellikle İslam dini dışında Hz. Peygamber Muhammed Mustafa. Hz. Ali ve 12 İmamlara mesafeli Aleviliği tanımlama girişimlerine tepki olarak oluşan kısa adı ALEVİ olan „Alevi İnanç Toplumu“  tanındıktan sonra artık bu görüşlerini saklamayarak kendisini İslam dışında ayrı bir din olarak tanımlayarak Avusturya Devleti’nin Kultusamt’ına yeni başvuru yaptı. Bu mücadele yıllar sürdü ve sadece Avusturya’da Alevi toplumu içinde tartışma yaratmadı. Örnek olduğu için ve Avusturya’nın demokratik çoğulcu anlayışının zorlanması nedeniyle tartışma Türkiye’de ve dünyada ses getirdi. Sonuçta herkesin rengi belli olmuş oldu.

Avusturya Alevi Federasyonu olarak bilinen, Almanya’daki Almanya Alevi Federasyonu’nun kardeş Sivil Toplum Örgütü’nün basın toplantısında önemli bilgiler paylaşıldı.

Alevi tanımı Türkçe dilinde şu ana kadar yok

Devlet tarafından kabul edilen tüzük içinde geçen Alevilik tanımı ise basın konferansında resmen açıklanmadı. „Avusturya Devleti’ne verilen tüzükte geçen Almanca Alevilik tanımı, Türkçe dilinde şu anda yok.“ Avusturya Alevi Federasyonu Başkanı Özgür Turak’ın, Alevilik konusunda birtakım eserler kaleme alan, kendilerine yakın bir basın mensubunun „Aleviliği siz nasıl tanımlıyorsunuz?“ sorusuna şöyle cevap vermesi dikkat çekti:
     „Bizim tüzüklerimizde Aleviliği nasıl tanımladığımız ve en başta Özgün Alevi İnanç Toplumu olarak başka bir dine bağlı olmadan tanındığımız yazıyor. Türkçe diline tercüme etmedik. 2007-2009 yıllarında  olduğu gibi kopyalanmasından korkuyoruz. Bir kere yapıldı. Ama Almanca dilinden Türkçe diline tercüme  edeceğiz. Oradan tam olarak Alevi tanımımızı okursunuz. Ama biz Aleviliği bir yol olarak tanımlıyoruz. İnsani Kamil’e ulaşabilme yolu. Ama detaylarını tüzüğümüz Türkçe diline tercüme edildiğinde alabilirsiniz.“


Alevi tabanı Alevi tanımını merak ediyor 

Burada salonda bulunanlar ve canlı olarak basın toplantısını izleyenlerin kafasına, „Nasıl yani? Bu kadar basın toplantısı yapılıyor ama Avusturya Devleti’nin ilgili makamı olan Avusturya Başbakanlığı’nın „Kultusamt“ diye bilinen İnanç İşleri Masası’na verdiğiniz dilekçenin yanında olması gereken Alevilik tanımınızı niye tabana en başta da kendisine Alevi diyen insanlara Türkçe dilinde sunmuyorsunuz? Neyi saklıyorsunuz?“ sorusu takıldı.

Avusturya Alevi Federasyonu Başkanı Özgür Turak bu konuda şunları  ifade etti:
„Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ailesi olarak on üç yıldır sürdürdüğümüz onurlu hak ve hukuk mücadelemizde, nihai hukuksal sonucu aldık ve ilk defa bir ülkede özelinde, “Alevilik kendine özgü bir inanç” olarak tanındı! Bize göre Alevilik kendine özgü bir dini kuruluş olarak tanındı. Bu tanım bize onur vericidir. 13 yıl sonra. Yol bitmedi.  Avusturya´da İslam çatısı ve kanunları altında tanınmış ALEVİ bir Alevi İslam Din Cemiyeti var. Biz İslam çatısı altında tanınmak istemiyoruz. Bu grup Avusturya okullarında Alevi din dersi öğretmenlerini atıyorlar, kontrol ediyorlar ve parasını Avusturya Eğitim Bakanlığı ödüyor. Avusturya İslam Enstitüsü’nde Alevi İslam kürsüsünde atanmış Alevi Profesörler var ve doktora eğitmenleri var. Mezarlıkları var. Alevi dini günleri aynı başka din ve mezhepler gibi var. Bunlar bizim için Şiacı Aleviler. Biz onlardan değiliz. Bir de bizim gibi geçtiğimiz yıllarda „Bekenntnisgemeinschaft“ olarak kendilerini İslam dışında gören „Kadim Alevi İnanç Topluluğu“. Bu kardeşlerimiz daha Kürt asıllı. Bizimle organik bağları yok. Ama dirsek temaslarımız var. Biz ise şu anda 13 yıllık Avusturya Başbakanlığı’na bağlı Din İşleri Başkanlığı olan „Kultusamt“ın bizleri tanımak istememesine karşı yürüttüğümüz hukuki zafer sonunda ayrı bir Özgün Alevi İnanç Topluluğu, „Bekenntnisgemeinschaft“ olarak tanındığımızı öğrendik. Bu yüzden bu basın toplantısı yapıldı. Önümüzde „Özgün Alevi İnanç Topluluğu“ olarak yani gerçek bir İnanç Topluluğu olarak tanınmamız için gerekli şartlar var. Avusturya’da örgütlü olmak ve Avusturya nüfusunun belirli bir yüzdesinin bizim inançlarımız içinde olduğunu belgeleyen isim, soyadı ve ıslak imzalı belge gerekiyor. Bu süreç beş on yıl sürebilir. Biz bunu kısaltmak için hukuki mücadele vereceğiz.“

Özgür Turak’ın altını özellikle çizdiği noktalar şunlar:
„Kesinlikle Avusturya İslam Kanunları altında tanılan ALEVİ gibi bu çatı altına girmek istemiyoruz, tam tersine Avusturya’da Alevi diye ayrı bir din kanunu oluşması için mücadele edeceğiz ve buraya eğer Avusturya İslam dini altında tanınmış ALEVİ gelmek isterse kapımız açık. Biz İslam teolojisi altında değil. Kendi özgün Alevi Teolojisi altında buluşabiliriz. Başka bir İslam yasası altında tanımlanmak istemiyoruz. Buna karşı 13 yıl mücadele ettik. Yeni bir din mi yaratıyoruz. Hayır. Bizim yaptığımız ecdadımızın Alevi dinini yasallaştırmaya çalışmaktır. Aynı göz hizasında kendimizi anlatmaya çalışacağız. Aleviler toplumsal yapılarını ve inançlarını korumak için İslam Şeriatının egemen olduğu topraklarda yüzyıllarca mücadele etmiş, İslam’ı ya da başka bir egemen dini kabul etmedikleri için baskı altına alınmış, hor görülmüş ya da doğrudan katledilmişlerdir. Bu nedenlerle Aleviler İslam’ın egemen kurumlarından ve olabildiğince İslami düşünce ve etki alanından uzak kalarak yaşama savaşı vermişlerdir. Tarihinin hiçbir döneminde İslam Şeriatı ile yargılanmayı kabul etmeyen bir topluluk olarak Aleviler, kendi toplumsal adaletini sağlayan bir hukuk ve yönetim yapısı kurmuşlardır. Alevi hukuk sistemi günümüz hukuk sisteminden ileri ve öncü bir hukuk sistemidir. Rızalık temelli ve adaleti olabildiğince can acıtmadan ve hiçbir şekilde kan akıtmadan tecelli ettirmeyi amaçlar.“

Tepkiler sert

Kendilerini İslam dini çerçevesinde gören, Avusturya’da tamamen hakları ile tanınan ve Alevileri temsil eden kısa adı ALEVİ olan „Avusturya Alevi İnanç Toplumu“ St.Pölten´den Avrupa ilk Cem Evi´nin ruhani temsilcilerinden olan Mercan Dede olarak bilinen Mehmet Mercan’ın, basın toplantısını Sosyal Medya hesabından canlı olarak izledikten sonra Facebook sayfasında şunları yazdığı görüldü:  „Ey Yoluna Kurban olduğum Hakk Muhammed Ali ,Ehlibeyt ve 12 Imamlar. Sizi inkar edeni Yol nasıl gerçek Yüzünü açığa çıkartıyor. Bu Yol çürük kabul etmez.. Herkese iftira atarsınız, Asimile olmak ile suçlarsınız. Asimilasyonun Kralını yaşarsınız. Bu ne Yola düşmanlıktır ki Ulularımızın Resimlerinin üstünü kapatıyorlar?? Bu ne Yola Düşmanlıklar ki Şahı Merdan Alinin Şehit düştüğü Günlerde Kutlama, Bayram Havasına girmişler“

Eski CHP Milletvekili Avukat Hüseyin Aygun’un ise kendi Facebook sayfasından şunları paylaştığı görüldü:
„Avusturya’nın, “Alevilik kendine özgü bir inanç” tanım ve kabulü birkaç gündür gündemde…
(Bu “kendine özgü İnanç”ta, Muhammad, Oli, Ehlibeyt, Des u Dı Yimam’a yer yok)
Avusturya olayı, her şeyden önce orada yaşayan ve örgütlü olan bazı Alevilerin, Aleviliği yeterince tanımadığını ortaya koyuyor. “Kusur” Avusturya hükümetinde değil; bizde.“


Avusturya Alevi Federasyonu tarafından kendilerine bağlı yeni tanınan Özgün Alevilik ile basın toplantısında okunan basın bildirisinden alıntılar şöyle:

“On üç yıllık hukuki mücadelemizle “Alevilik kendine özgü bir inanç” olarak Avusturya’da resmi olarak tanındı. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ailesi olarak on üç yıldır sürdürdüğümüz onurlu hak ve hukuk mücadelemizde nihai hukuksal sonucu aldık ve ilk defa bir ülkede özelinde “Alevilik kendine özgü bir inanç” olarak tanındı. Alevilerin geleceği için bir dönüm noktası olmuştur.

Tarihin hiçbir döneminde İslam şeriatı ile yargılanmayı kabul etmeyen bir topluluk olarak Aleviler kendi toplumsal adaletini sağlayan bir hukuk ve yönetim yapısı kurmuşlardır.

Biz Aleviler olarak “Adem ile Havva” mitolojisine inanmaz ve kendimizi “Güruhu Naciye” olarak görürüz. İnancımızda cennet cehennem yoktur, ölümsüzlüğe inanır ve sürekli “don değiştirildiğine”, daima bir devri daimlik içinde olduğuna inanırız. Bu nedenle de “günah” kavramımız yoktur. Yaşamımızı rızıklar üzerine kurarız ve öyle tamamlamak isteriz.

Felsefemizin kendi özgün mitoloji ve mitleri bulunmaktadır.

Alevilik insanlığın kadim inançlarından biridir ve kendi özgünlüğü, değerleri ile insanlığa bir armağandır.

Hak- İnsan- Evren tasarımıyla “Vahdet-i Mevcut”a, “Varlığın Birliği”ne, “vardan var olmaya” ve “südur”a inanırız.

Heterodoksist anlayışlar adı altında hiçbir inancın, dini bir alt kolu, mezhebi ya da sapkınlığı olarak görülemez. Alevi mitolojisi, felsefesi ve ritüel dünyası İslam dahil birçok dinle ayrışır.

Hakk’ın öz’ünü kendinde taşıma potansiyeli ile insan “kul” değildir. İnancımızda Hak Hızır’dır.

İnancımızın bağlı olduğu düstur, “Dört Kapı Kırk Makam”dır. Bu makamlar ancak ve ancak bir Yol ehli Rehber ile yürünür. Yolun bütününde amaç; “Eline-diline-beline sahip olmaktır”.

Hiçbir inancı, dini inancımızdan üstün ya da aşağı görmeyiz; “kadın-erkek” ayrılığı bilmeyiz ve cinsiyetçi, kadını yok sayan, aşağılayan söylemlerle mücadele etmekten çekinmeyiz ve bu tür söylemleri insanlığa hakaret sayarız.

İlk startı Avusturya’da verilmiştir. İslam Kanunu dışında “Aleviliğin kendine özgü bir inanç” olarak tanınması mücadelesini on üç yıllık bir süreç ile tamamlamış olduk. Bu mücadelede Avusturya başta olmak üzere Avrupa toplumunun alevilik gibi inançlar konusunda yanılgılarını ve bakış açılarını düzeltmeye, yenilemeye bir vesile olacaktır. Orta Doğu’da başta İslam olmak üzere birçok dinin baskısı altında kalan inançların anlaşılması ve haklarının savunulup korunmasına fırsat olacaktır.

Avrupa’nın farklı coğrafyalarında yaşayan alevi toplumunun örgütlü gücü olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonumuz ve Türkiye Alevi Federasyonlarımızın esas hedefi demokratik-laik bir sistemde, eşit yurttaşlık temelinde, din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde onurlu ve güven içinde dünyanın her yerinde ve özellikle Orta Doğu’da yaşamaktır. Avusturya’daki bu kazanım bu nedenle sadece bir hukuk mücadelesi değildir.”

“Yeni Muhalefet” haber sitesinde Özgür Erdoğan’ın kaleme aldığı “Avrupa’da yeni bir din yaratılıyor: Ehlibeytsiz ve 12 İmamsız Alevilik Avrupa’da yasallaştı!” başlıklı haber-analizde Aleviliğin resmi olarak tanınmasına yönelik süreç şu şekilde aktarıldı:

“Bilindiği üzere Avusturya’da yaşayan Aleviler, resmi olarak tanınma konusunda başlayan tartışmada ikiye ayrıldılar. Tanınma sürecine bir arada başlayan Alevi örgütleri arasında „Alevilik tanımlaması“ hususunda anlaşmazlık çıkınca, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ve Viyana Alevi Kültür Birliği (VAKB) Aleviliğin tanınması başvurularını İnançlar Dairesi‘ne (Kultusamt) ayrı ayrı yaptı.

VAKB tarafından yapılan başvuru ile Alevilik 2010 yılından itibaren resmen tanınmasının ardından bugünkü adıyla „Avusturya Alevi İnanç Toplumu“ Kamu Tüzel Kişilik Statüsüne kavuştu (Detaylı bilgi için http://www.aleviten.at/_de/?page_id=5096 bakınız).

Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu`nun (AABF) 9 Nisan 2009 tarihinde yaptığı „Avusturya Alevi Din Toplumu“ tanınma başvurusu ise 16 Aralık 2010 tarihinde reddedildi. Kultusamt tarafından başvurusuna verilen Red kararına itiraz eden AABF, 13 yıla yakın hukuksal bir mücadele sürdürdü.

AABF, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapmış olduğu itiraz başvurusuna yönelik kararı beklemeden 30 Nisan 2020 tarihinde İnançlar Dairesi‘ne (Kultusamt) ikinci yeni bir başvuruda bulundu.

Yapılan yeni başvuruda Allah’ın birliğine inanmayan, Peygamber Hz. Muhammed’i kabul etmeyen, Ehlibeyt ve 12 İmamlar‘ın yer almadığı; aksine Aleviliği çok tanrılı bir din olarak tanımlayan inanç tüzüğü Kultusamt‘a sunuldu.

İkinci başvuruda kurumun adı önce „Avrupayi-Alevi İnanç Toplumu Avusturya“ (Europäisch-Alevitische Glaubensgemeinschaft in Österreich) olarak belirtilmiş olsada bu isim kısa bir süre sonra „Özgür/Serbest/Başı boş Alevi İnanç Toplumu Avusturya“ (Freie Alevitische Bekenntnisgemeinschaft in Österreich) olarak değiştirildi.

İnançlar Dairesi (Kultusamt), AABF tarafından yapılan ikinci tanınma başvurusuna yönelik, Viyana Üniversitesi Alevilik Teoloji Bölümü sorumlusu Prof. Handan Aksünger ve Barış Sağlama Enstitüsü (Institut für Friedenssicherung) görevlisi Dr. Walter Posch’dan da aldığı raporlar doğrultusunda AABF’nin başvurusunu olumlu cevapladı.

Ve nihayetinde Avusturya, AABF tarafından yapılan ve içeriğinde Allah’ın birliğine inanmayan, Hz. Muhammed’i Peygamber kabul etmeyen, Ehlibeyt ve 12 İmamlar‘ın yer almadığı; aksine Aleviliği çok tanrılı bir din olarak tanımlayan bir başvuruyu resmi bir Din olarak kabul etti.”

Kısa adı  AABK  olan „Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu  Avusturya’da kendilerine üye federasyonun  İslam dışında ayrı bir inanç toplumu olarak tescil edilmelerini destekleyen basın açıklamasında dikkat çeken noktalar şunlar:

„Avrupa’da „bulunduğumuz ülkelerde eşit koşullarda, barış içersinde yaşıyoruz“ vurgusu ile birlikte, „Varoluş olgusunu Vahdeti Vucut, Vahdeti Mevcut’la bütünleyen ve Devriye anlayışı ile yetmiş iki millete/inanca bir nazarla bakan, kadın erkek ayrımcılığını reddeden, Kırklar Cemi, Rıza şehri, Kabe’yi insanda gören, başta Cem olmak üzere, Rızalık ve İkrarlık ilkesi ile oruçları, Hızır’ı, Bağlaması, Semahı ile Alevilik, herhangi bir dinin veya inancın mezhebi değil, ancak kendi değerleri içinde doğru anlaşılır bir inanç, başlıbaşına bir YOL’dur diyoruz.“ ifadeleri ile, Avusturya’da „bağımsız bir din“ olarak yapılan kayıt süreci destekleniyor. Avusturya’da da Aleviliğin kendine has öğretileri, kurumları, ritüelleri olan özgün ve kadim bir inanç sistemi ve başlı başına bir YOL olduğu“nun Avusturya devleti tarafından da kabul edildiğinin vurgulandığı destek açıklaması sonrasında, Konfederasyon’a bağlı diğer ülkelerdeki üyelerin ne yapacakları merakla bekleniyor. Çünkü, Almanya, İsviçre gibi pek çok ülkede Kofederasyon üyesi örgütler, diğer İslam mezhepleri ile birlikte temsil ediliyorlar. Örneğin, Konfederasyon’un en çok üyeye sahip olan Almanya şubesi, Almanya’da hem federal hem de eyaletler düzeyinde oluşturulan tüm resmi İslami kuruluşlara kurucu üye olarak katıldığı ve halen de üyeliğinin sürdüğü biliniyor.“

 


Türkiye’de Alevi inanç önderlerinden Avusturya’nın kararına tepki

Türkiye’de ALEVİ inanç önderleri, Avusturya’nın aleviliği İslam’ın dışında ayrı bir inanç olarak tanımasına karşı Karacaahmet Sultan Dergahı’nda basın açıklaması yaptı. Alevi inanç önderleri, Avusturya’nın aleviliği İslam’ın dışında ayrı bir inanç olarak görme kararına karşı Karacaahmet Sultan Dergahı’nda bir araya geldi. Basın açıklamasına Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanı Ali Rıza Uğurlu, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Karacaahmet Sultan Dergahı Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Ercan ve 200 vakıf ve dernek temsilcileri katıldı.

Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanı Ali Rıza Uğurlu, Avusturya’nın aldığı karara tepki olarak, „Türkiye Cumhuriyeti’ni meydana getiren en temel sütunlardan birisi olan alevilere yönelik tahribatlar ülkemizin barış ve huzur içerisinde birlik ve beraberliğine kast etmek hedefiyle örgütlü ve sistematik bir plan içerisinde sürdürülüyor. Son dönemde artarak devam eden, alevi inancına yapılan saldırıların farkındayız. Ne yazık ki, üzülerek şahit olduğumuz bir diğer konu ise, bizzat alevi inanç toplumunun içerisinden de, toplumumuzu bölen, parçalanmasına hizmet eden açıklamaların yapılmasıdır“ dedi.

Ali Rıza Uğurlu, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, „Biz Aleviler, diğer inançları ve kurumları tartışmadan, ayrımcılığın olmadığı özgür ve demokratik bir ortamda diğer inançlarla eşit haklara sahip olmak, ekonomiden siyasete ve devlet kurumlarına kadar her alanda yer almak istiyoruz“ diye konuştu. (yenivatan.at)

 

İlgili kaynak ve linkler:

Türkiye’de Alevi inanç önderlerinden Avusturya’nın kararına tepki

https://www.yenivatan.at/tuerkiyede-alevi-inanc-oenderlerinden-avusturyanin-kararina-tepki/

Avusturya Başbakanlığı İnanç İşleri Masası /Kultusamt

https://www.bundeskanzleramt.gv.at/agenda/kultusamt/kirchen-und-religionsgesellschaften.html

https://www.bundeskanzleramt.gv.at/agenda/kultusamt/religiose-bekenntnisgemeinschaften.html

Avusturya Devleti tarafından  İslam dini dairesi içinde tanınmış ALEVİ kurumunun resmi sayfası

Avusturya Devleti tarafından Bekenntnisgemeinschaft olarak tanınmış kendilerine ALT ALEVITENTUM diyen tanımlayan ve Kürt asıllıların Eski Aleviler olarak kendilerini dini bir mezheb olarak tanıtmaları. Daha dini topluluk olarak tanınmadılar.

https://alt-aleviten.at/?s=alevi

Avusturya Alevi Federasyonu Başkanı Özgür Turak’ın basın toplantısından kendi Sosyal Medyası’ndan paylaşımı

https://www.facebook.com/550963484/posts/10159998636553485/?d=n

Kısa adı ALEVİ olan 2010 yılnda tüm hakları tanınan Avusturya İnanç Toplumu‘ nun önemli isimlerinden Mehmet Mercan yeni kuralan Özgün Alevilik adlı kuruluşa kendi İslam‘ ın değerlerini içerek alarak  sanki kendilerini onların yolundan gidiyormuş gibi açıklamalarına sert eleştirilerde bulundu.

https://www.facebook.com/photo?fbid=3102836649969063&set=a.1443213942598017

Ehlibeytsiz ve 12 İmamsız Alevilik Avrupa’da yasallaştı!

https://www.yenimuhalefet.com/haber/ehlibeytsiz-ve-12-imamsiz-alevilik-avrupada-yasallasti-17753?fbclid=IwAR3HtgmYsj_CxUKr2mjFebHTCVJxdsobmxXofQVvXDek1tdzcSRa531obTM

Eski CHP Milletvekili Avukat  Hüseyin Aygun ile kendi Facebook sayfasından şunları paylaştı

https://www.facebook.com/photo/?fbid=5570107093018186&set=a.409406965754917

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
Cookie Consent mit Real Cookie Banner