Avusturyalı Kardinal’den Suriye’ye “Marshall Planı” gibi büyük yardım çağrısı!

Avusturya Katolik Kilisesi ruhani lideri Kardinal Schönborn, Suriye için yardım çağrısında bulundu! Viyana Başpiskoposu, kiliselerin daveti üzerine gerçekleştirdiği Suriye ziyaretinde, "Batılı ekonomik yaptırımlar sadece yoksulları vuruyor ve onları daha da yoksullaştırıyor" sözleriyle uzlaşma çağrısında bulundu.

ŞAM/VİYANA- Kardinal Christoph Schönborn, Suriye Ortodoks Patriği II. Aphrem ve diğer Suriyeli kilise liderlerinin daveti üzerine Suriye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Program, çeşitli kiliselerden kilise temsilcileri ve inananlarla, ayrıca ülke içinde yerinden edilmiş kişiler ve ihtiyaç sahibi kişilerle yapılan görüşmeleri içeriyordu. Uluslararası topluma Suriye nüfusunu unutmamaları için acil bir çağrıda bulunan Kardinal Schönborn, Suriye’ye yaptığı son ziyareti değerlendirirken, “Suriye’nin, Avusturya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden inşa edildiği „Marshall Planı“ gibi bir yardıma ihtiyacı olacak” dedi.

Kardinalin Batı’ya yönelik barış, uzlaşma ve yardım çağrısının aksine, Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg, geçtiğimiz haftalarda Ortadoğu ülkelerine yaptığı ziyareti sonrasında Yeni Vatan Gazetesi’nin “Avusturya, Suriye’nin yeniden yapılandırılması ve bölgede barış sürecinin başlatılması konusunda aracı olabilir mi?” sorusuna şöyle cevap vermişti: “Suriye’de başından bu yana bilinen ülkeler tarafından bir vekâlet savaşı var. Burada bizim tek başına hareket etmemiz zor. Suriye ile böyle bir temas için Amerika’ya sormak zorundayız.”

Schallenberg sorumluluğu üstünden attı, Kardinal ise Batı adına özeleştiride bulundu

Avusturya’nın Dışişleri Bakanı, “Amerika’ya sormadan hareket edemeyiz” derken, Kardinal Schönborn yaptığı öz eleştiri ile Suriye’deki durumdan Batı’yı sorumlu tutarak “On yıllık savaştan sonra, ekonomi şimdi çöktü. Bu elbette bir yandan savaşın sonucu, diğer yandan da Batı’nın ekonomik yaptırımlarının sonucudur” açıklamasını yaptı. Nüfusun çoğunluğunun içinde bulunduğu kötü durumdan derinden etkilenen Kardinal, bakanın aksine sözlerini şöyle sürdürdü: “Amaç Suriye hükümetini vurmak ama ekonomik yaptırımlar sadece vatandaşı vuruyor. Yoksullar daha da yoksullaşıyor, orta sınıfsa yok oluyor.“

Schönborn, Batı adına da bir öz eleştiride bulunarak şunları aktardı: “Batı, Suriye halkının tasavvur edilemez vaziyetine göz yumuyor. Siyasi liderlerin görevi nihayet barışı yaratmaktır.” Viyana Başpiskoposu, son yıllarda Avusturya’daki yeniden yerleştirme programları aracılığıyla 2.500 Suriyeli mülteciyi almanın mümkün olduğunu da hatırlattı.

“Gençlerin umudu tükendi”

Ülkedeki yoksulluğun dayanılmaz noktada olduğuna dikkat çeken Schönborn, ülkeye dair sosyo-ekonomik gözlemlerini de dile getrdi. Kardinal, günde sadece birkaç saat elektrik olduğunu, insanların biraz ekmek almak için fırınların önünde uzun kuyruklara girdiğini, içme suyunda kıtlık çekildiğini ve işsizliğin de son derece yüksek bir oranda olduğunu aktardı. Schönborn, ziyareti sırasında birçok gençle konuşma fırsatı bulduğunu ve Suriye’den umudunu kesen bu gençlerin ülkeyi terk etmek istediğini ifade etti.

Mültecilerin sıkıntılarını dinledi, kiliselerin tıbbi yardım ve iş projelerini inceledi

Schönborn’un, Şam’da mülteciler ve ihtiyaç sahibi insanlarla karşılaştığında halkın çektiği acılardan derinden etkilendiği gözlendi. Hem Hıristiyan hem de Müslüman aileler ona savaştan kaçışlarını, aile üyelerinin ölümünü veya yıkılan evlerini anlattı. Kimisi evlerine geri dönebildi ve evlerini yenileyebildi, birçoğu Kilise tarafından destekleniyor. Ülke içinde yerinden edilenlerin hikayeleri, Suriye’nin komşu ülkelerindeki mülteci kamplarındakilere benziyor.

Kardinalin Şam ziyareti, Suriye Ortodoks Kilisesi tarafından işletilen bir diyaliz istasyonunu ve bir tekstil fabrikasını da kapsıyordu. On aile fabrikada çalışıyor ve dolayısıyla bir gelir ve geçim kaynağına sahip. Kilise ayrıca üç benzer proje yürütüyor.

Ayrıca Şam yakınlarındaki Maarat Sadnaya’da bir üniversite kuruldu ve üç yıl önce açıldı. Şu anda, elektrik mühendisliği ve bilgisayar bilimlerinden işletme konularına ve hukuka kadar değişen yaklaşık 400 öğrenci bulunmakta. Kısa bir görüşme sırasında kardinal, öğrencileri kendileri ve ülkeleri için yapabileceklerinin en iyisi olmaya teşvik etti.

Barış için dua

Kardinal Schönborn başkanlığındaki küçük Avusturya heyetinde Pro Oriente Başkanı Alfons Kloss ve Salzburg Pro Oriente Bölümü başkanı Prof. Dietmar Winkler de yer aldı.

Şam’daki Suriye Ortodoks Patrikhanesi Katedrali’nde Schönborn, Patrik II. Afrem, Melkite Patriği Youssef Absi ve Nuncio Kardinal Mario Zenari ile barış için ekümenik bir duaya başkanlık etti. Kısa bir konuşmada, Schönborn özeleştiri yaparak Batı’nın, Suriye halkının tasavvur edilemez vaziyetine göz yumduğunu söyledi. Siyasi liderlere “barış” çağrısında bulunan Viyana Başpiskoposu, son yıllarda Avusturya’daki yeniden yerleştirme programları aracılığıyla 2.500 Suriyeli mülteciyi almanın mümkün olduğunu da hatırlattı.

Hediye olarak çalıntı bir kadeh

Kardinal Schönborn’a, Humus’taki Süryani Ortodoks Kilisesi’nde, bir Müslümanın karaborsada keşfettiği, satın aldığı ve kiliseye iade ettiği yağmalanmış bir ayin kadehi hediye edildi. Kardinal, hediyeyi Humus’ta da hoşgörü, diyalog ve uzlaşma çağrısı yapmak için bir fırsat olarak değerlendirdi.

Pazar akşamını Maarat Sadnaya’daki Süryani Ortodoks Aziz Ephraim Manastırı’nda kadehle kutladı. Törene Apostolik Rahibe Kardinal Mario Zenari, Suriye Ortodoks Patriği Aphrem II ve Melkite Patriği Absi katıldı. Schönborn Maarat Sadnaya’da hem Hıristiyanların hem de Müslümanların uğrak yeri olan Rum Ortodoks Marian Manastırı’nı da ziyaret etti. (yenivatan.at)

Marshall Planı ve Analiz

2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konmuş ABD kaynaklı, antikomünist hedefleri olan bir ekonomik yardım paketidir. 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. Yalnız Amerika’nın bu yardımı yaparken asıl hedefi, başta Türkiye olmak üzere tüm Avrupa ülkelerini Rusya düşmanı yaparak yanına çekmekti. Türkiye’de ilk antikomünist dernekler, Müslüman muhafazakar insanları, komşusu Rusya düşmanı yapmak için çalıştı ama CIA ve onların Türkiye’deki temsilcileri olan sözde Müslüman ama provokatörler tarafından bu ideolojik “antikomünist“ hareketler, solcu, Atatürkçü ve özellikle farklı meşrep ve mezhepte olan Türk vatandaşlarına düşmanlığı körükledi. Amerika ve Türkiye’deki Müslüman kılıklı ajanları tarafından Türkiye’deki siyasi İslam’ın gelişmesi ve desteklenmesi, Türkiye’de en başta kör topal işleyen laik demokrat Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığı ve Atatürk düşmanlığına dönüştü. Amerika ve CIA, 1980’e kadar Yeşil Kuşak adlı Müslüman ülkelere yönelik uyguladığı siyasi İslam ve Vahabileştirme siyasetini kendi taşeronu Suudi Arabistan ile başta Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerde yaptı. Türkiye’de solcu ve Alevilere yönelik düşmanlık ve katliamlar, işte bu Amerikan siyaseti ve Irak’ın yalanlarla belgelenmiş işgali ile devam etti. Bu plan Türkiye’de laik Cumhuriyet düşmanı partilerin desteklenmesi ile sürdürüldü. Suriye’deki kötü durum işte bu Amerika ve destekçilerinin İslam ülkelerinde oynadıkları insanlık dışı çirkin oyunların bir sonucu. Amerika ve Batı, devamlı İslam ülkelerinde işine gelen diktatörleri veya dincileri iktidara getirerek İslam ülkelerinde kendine güvenen laik demokrat vatandaş modelini önlemek için elinden geleni yaptı. Çünkü laik aklı ve vicdanını kullanan ve oyunu ona göre kullanan ve iktidarlardan hesap soran ve kuvvetler ayrılığını demokrasinin birinci şartı sayan Müslüman prototipinin oluşturmaya çalışan Atatürk başta Amerika ve Batı’nın kendine seçtiği en büyük düşman idi. Türkiye’deki son durumları bu son 70, 100 hatta 200 yıllık neden -sonuç (Kausalität) ilişkiler zincirinden okumak gerek. Suriye’ye yardım edilecekse bu çirkin ve sözde İdris ama özünde İblisi yardım tecrübelerini akla getirerek yararlanmak gerek. (yenivatan.at)

İlgili Link: https://www.yenivatan.at/avrupada-kesintisiz-esen-orta-dogu-coel-firtinasini-avusturya-disisleri-bakani-schallenberg-nasil-goerueyor/

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"