Babamın mezarını bir daha göreceğimi sanmıyorum

Prof. Dr. Celal Şengör babasını kaybetti. Şengör “Geçen çarşamba babamı çok sevdiği eşi annemin yanında toprağa teslim ettik. Mezarını bir daha göreceğimi sanmıyorum” dedi.

Prof. Dr. Celal Şengör babasını kaybetti. Şengör, Habertürk gazetesindeki köşesinde babasıyla ilgili anılarını paylaştı.

Şengör “Babamın ardından: Bir bilim adamı babası nasıl olunur?” başlıklı yazısına “Muhterem okuyucularım, bu hafta sizinle yaşamın evrimi fikrinin nasıl geliştiğini incelemeye devam edecektik; ancak 21 Ocak 2018 Pazar günü sabah saat 09.00’da babam Mehmet Asım Şengör vefat ederek uzun süredir çektiği acılarından kurtuldu” ifadeleriyle başladı.

Babasının son dönemlerindeki durumu hakkında da bilgi veren Şengör şu ifadeleri kullandı:

“Kendisi birkaç yıldır yatalaktı ve çevresiyle olan ilişkisini kaybetmişti. Son yılda da ne yazık ki makinelere bağlı olarak yaşamak zorunda kalmıştı. Daha önce de yavaş yavaş hafızasını yitirdi. Babamın çevresiyle olan teması kesildikten sonra bir daha kendisini ziyarete gitmedim. Çünkü babam müthiş zeki, akıllı ve bir o kadar da yakışıklı bir insandı. Gerçek bir ‘insan güzeli’ ve ‘insan-ı kâmil’di. Hastalığının en acılı zamanlarında dahi ona bakanlar kendisinden tek bir kelime şikâyet duymadıklarını söylüyorlar. ‘Sürekli çevresine teşekkür edip şükrederdi’ diyorlar.”

“HOŞ GÖRMEYECEĞİ TEK ŞEY VARDI: ATATÜRK’E SAYGISIZLIK”

Şengör yazısının devamında babasıyla ilgili bilgi verdi ve anılarını paylaştı.

Babasının tek affetmediği şeyin Atatürk’e saygısızlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şengör “Elimde imkân olsa babamı Milli Eğitim Bakanı yapardım (gerçi kabul edeceğini sanmıyorum; zira politikayı sevmez, politikacıları da pek adam yerine koymazdı; aralarında, oy vermediği bir partiden olmasına rağmen rahmetli Dr. Nuri Bayar gibi sevdikleri ve saydıkları pek azdı). Son olarak şunu söyleyeyim: CHP’ye oy veren babam sıkı bir milliyetçi, inançlı bir Müslüman’dı. Kuran’ı çok ama çok iyi bilirdi. Muhtelif konulardaki sureleri bir araya toplayan kitapçıklar yaptırır onları dostlarına hediye ederdi. Benim ateist olmam ise aramızda en küçük bir tartışmaya neden olmamıştır. Bu konuda onun dünyası ayrı benimki ayrıydı. Hoş görmeyeceği tek şey vardı: Atatürk’e saygısızlık. Bunu da hem kendi ailesinden hem de eşinin ailesinden tevarüs etmişti. Her konuda eşsiz bir hoşgörü sahibi bu muazzam akıllı adam, konu Atatürk olunca her türlü rasyonaliteyi bir kenara bırakıp çok hissi ve çok sert davranabiliyordu” diye yazdı.

“MEZARINI BİR DAHA GÖRECEĞİMİ SANMIYORUM”

Şengör yazısında “Mezarını bir daha göreceğimi sanmıyorum” dedikten sonra şu satırları kaleme aldı:

“İsmet Paşa (İnönü) vefat ettiğinde ben Almanya’da okuyordum. Beni derhal Türkiye’ye getirtti, Ankara’ya gittik, hem o Ankara ayazında katafalkın önünde yürüdük, hem ertesi gün cenaze törenine iştirak ettik ve o akşam ben gene Almanya’ya döndüm. Babam, İsmet Paşa’ya olan saygımın gereğini yerine getirmemi önemli görmüştü. Bunun nedeni de nihayet Atatürk’e olan o sınırsız saygı ve aşktır. Geçen çarşamba babamı çok sevdiği eşi annemin yanında toprağa teslim ettik. Mezarını bir daha göreceğimi sanmıyorum. Babam ben yaşadıkça her gün beynimde ona duyduğum derin şükran hissiyle birlikte yaşamaya devam edecektir. Sanırım o da bunu isterdi.”

Relevante Artikel

Back to top button
Close