Bektaşi Sarı Saltık mezarında niye asimile ediliyor?

Bosna, Mostar/Blagay’da Sarı Saltık. Yüzkarası Bir Asimilasyon ve Kanayan Yürekler…Yüzyıllar boyunca Balkanlar’da barışın, kardeşliğin, birliğin, dostluğun en büyük simgesi, köprüsü olmuş ve birçok tarihi kaynakta da ismi geçen, bir büyük Alevi- Bektaşi Ulusu’nun Tekkesi, burada; bir “Rufai, Kadiri, Nakşi, Halveti Tekkesi” olarak gösterilmektedir.

AYHAN AYDIN GİTTİ GÖRDÜ YAZDI

VENI VIDI LITTERAE/ Geldim-Gördüm-Yazdım

Benzersiz bir doğa içinde, her yıl on binlerce insanın ziyaret ettiği Bosna, Mostar, Blagay’daki “Blagay Tekkesi”, olarak da bilinen Sarı Saltuk makamında gördüklerimiz inancımız – kültürümüz adına, gerçekten de, yürek parçalayıcı görüntülerdir. 2016’daki yöreye yaptığım ziyaretimi tekrar okuyunca, çektiğim fotoğrafları görünce bunları paylaşma gereği duydum.

 

Yüzyıllar boyunca Balkanlar’da barışın, kardeşliğin, birliğin, dostluğun en büyük simgesi, köprüsü olmuş ve birçok tarihi kaynakta da ismi geçen, bir büyük Alevi- Bektaşi Ulusu’nun Tekkesi, burada; bir “Rufai, Kadiri, Nakşi, Halveti Tekkesi” olarak gösterilmektedir.

 

Sadece Anadolu’da, Trakya değil; aynı zamanda Balkanlar’daki en önemli Alevi – Bektaşi ulularından birisi olan Sarı Saltık, Onun kutlu Yolu’nu sürüp manevi mirasını taşıyanlar tarafından yaşatılmaya çalışılıyor.
Ama aynı zamanda Sarı Saltık, bambaşka zihniyetteki insanlar tarafından da âdete tarihi-kültürel-inançsal kimliğinden koparılıp, bambaşka kimlikte bir insan olarak da yeniden biçimlendirilip ortaya konulmak istenmektedir.

 

Bu gayretlere maalesef Türkiye’deki gibi, Balkanlar’daki fanatik, bağnaz dindar kesim de öncülük etmekte, birçok yerde, tekkede, öncü ulu erenlerin makamlarında olduğu gibi, Alevilerin- Bektaşilerin bir öncü siması, simgesi, bir büyük değeri olan Sarı Saltık’un kimliği de tümüyle asimilasyon yoluyla tahrip edilmektedir.

Yıllar yılı asıl türbesinin bulunduğu yer olarak kabul edilen Romanya Babadağ’daki türbesi üzerinde TİKA’nın oynadığı oyunlar meyvesini vermiş, on – on beş yıldan fazla bir zamandır yapılan etkinliklerle, yazılan kitaplarla, yapılan propagandayla “namazında- orucunda bir sofu” Sarı Saltık portresi ortaya konulmuştur. Alevi- Bektaşi toplumunun ve kurumların yeterli tepkileri göstermemeleri olayı devam ettirmiştir.

Aynı oyunlar, aynı dönüştürücü gayretler her yerde, her zaman devam etmektedir.

Çok geniş bir coğrafyada, büyük insan kitleleri tarafından ismi duyulan Sarı Saltık, işte şimdi de en önemli makamlarından (türbelerinden) birisinde de aynı büyük mağduriyeti, asimilasyonu yaşamaktadır.

Tekkedeki Türbenin hemen önünde burası hakkında bilgi veren mermer levhada dört dilde yazılan metinde şunlar vardır.

ALPERENLER TEKKESİ

“15. yy. başlarında Alperenler (dervişler) tarafından; “Yaratılanı Yaratandan ötürü sevmek” idealiyle kurulan tekke; tarihinde Kadiri, Rufai, Halveti ve Nakşibendi tarikatlarına ev sahipliği yapmış halen de devam etmektedir. Türbe (Sarı Saltık ve Şeyh Açıkbaş), ibadet odaları, misafirhane, mutfak, hamamlık, iç avlu, abdesthane bölümlerinden oluşmaktadır.”

Demir kapının üstündeki bir levhada ise şunlar göze çarpıyor: “İslamska ZaJednica U Bosnı I Hercegovını – Medzlis İslamske Zajednice Mostar, Nacıonalnı Spomenık / Natıonal Monument – Tekıja Blagaj – XV. St. / 15 Th. Century – Tekke – Dervish House. Aynı levhada tek Türkçe ibare ise Giriş Ücretlidir: 2 € yazısı vardır.

Blagay’daki bir Bektaşi Tekkesi olan Sarı Saltık Tekkesi’nde, Bektaşilik’le ilgili hiçbir işaret bırakılmamış, kaydedilmemiş, bir ifadeye yer verilmemiştir. Burada her tarafta Sünni İslam inancının motifleri, değerleri, duvarlarda ayetler, sureler, dışarıda ise abdesthaneler yer almaktadır.
Burası tüm dünyada olduğu gibi inancın ticarileştirilmesi, metalaştırılması, bir turizm objesi olarak para kazanılan göstermelik bir mesire yerine, namazın kılınıp kendi zikir ayinlerinin yapıldığı dinin kullanım pazarına dönüştürülmüştür.
Bu yürek parçalayan durum tüm dünyadaki Alevi – Bektaşi toplumunun bugüne kadar bazı güzel işler yapsalar da, yapmaları gereken işlerin dağlar kadar olduğunu bir kez daha bizlere göstermektedir.

Ne hikmetse bir işgali yaşayan Harabati Baba Tekkesi’nden buraya geldiğimizde de, yine bir Bektaşi Tekkesi’nde ezan sesleri yükseliyordu…

Ezanlar, hocalar, hacılar, abdestler camilerde olsun, Sünni tarikatlarda olsun…

Bektaşi Tekkelerinde nefesler, deyişler söylensin…

Sarı Saltık ve Tekkesi bir Bektaşi yuvası. Hangi hakla Sünni tarikatı diye gösteriliyor ?

Her inanç kendi inanç mekânında ibadetini, inancını, kültürünü özgürce yerine getirsin, muhabbetini yapabilsin…

Bu baskı, bu işgaller, bu yok saymalar bitsin,

Bu zillet tükensin artık!

Muhabbet ehline saygılarımla…

Ayhan Aydın
5 Nisan 2020

(Fotoğraflar: Ayhan Aydın. Genel yazı ve fotoğraflar ayrıca paylaşılacak.)

Relevante Artikel

Back to top button
Close