Cumhuriyet 100. Yaşında: Müşir Liman v. Sanders  Paşa Türk zaferini anlatıyor

Liman Paşa 1921,22 ve 23 yıllarında Avusturya'nın Innsbruck ve Viyana şehirlerinde Türkiye ile ilgili seri konferanslar vermiştir.

Türkiye Cumhuriyeti 2023 yılında 100. yılına girdi ve Yeni Vatan Gazetesi birçok haber, proje ve analizleri ile özellikle Avusturya menşeli konulara yer verecek ve çalışmalara çeşitli partnerlerle imza atacak. Bu analizlerden bir tanesi  „Ankara’dan Türk Macar Dostluk Derneği Başkanı Tosun Saral’ın  „Müşir Liman v. Sanders  Paşa Türk zaferini anlatıyor“ başlıklı, kaynakları ile aşağıda yayınladığımız analizidir. Tosun Saral birçok önemli eserin yazarı. Bunlardan bir tanesi, Neue Welt Verlag ve Yeni Vatan Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Birol Kılıç’ın yönetiminde yayınlanan, Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı ve daha sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti arasındaki 1. Dünya Savaşı ve „Avusturya Türk İşbirliği’nden Kesitleri“ anlatan  „Kırmızı Beyaz Kırmızı“ adlı çok önemli kaynak eser.

Otto Viktor Karl Liman von Sanders kimdir?

Otto Viktor Karl Liman von Sanders (Almanca telaffuz: [ˈɔtoː ˈliːman fɔn ˈzandɐs] 17 Şubat 1855, Stolp – 22 Ağustos 1929, Münih), Alman general ve Osmanlı mareşali olan asker.

Otto Liman Von Sanders, 17 Şubat 1855 tarihinde, Prusya’nın Pomerania bölgesindeki Slupsk’de dünyaya geldi. Babası Prusyalı Yahudi bir asilzade ve mülk zengini bir aristokrattı. Genç yaşta orduya yazılan Sanders, 1874 yılında, Essen Muhafız Birliği’nde subay olarak göreve başladı.

1911 yılında generalliğe kadar yükseldi. 1913’de Alman Ordusu’nun Osmanlı birliklerine eğitim ve lojistik hizmet vermek üzere oluşturduğu komisyona başkan olarak atandı ve I.Kolordu Komutanlığı’na getirildi.

Yaklaşık 80 yıldır ordusunu Avrupa’nın teknik seviyesine getirmek için modernizasyon çalışmaları yürüten Osmanlı İmparatorluğu’nda, bu amaç doğrultusunda görev alan son Alman general, Liman Von Sanders oldu.

Özellikle Sultan II. Mahmud döneminde oldukça fazla ağırlık verilen askeri ıslahat çalışmalarının, aradan 75 yıl geçmesine rağmen istenilen başarıya ulaşamamasının nedeni, Alman teknik ve eğitim desteğinin yetersiz kalmasından ziyade, Türklerin, Doğu medeniyetlerine özgü alışkanlıklarını, Batının katı askeri metotlarına uyduramamasıydı.

Osmanlı şehzadeleri ve yüksek asilzade sınıfının oluşturduğu yönetim kademeleri ve bunlar arasındaki koordinasyonsuzluk büyük bir problemdi. Bunun yanı sıra, saraydaki iç çekişmeler, yolsuzluklar ve kötüye kullanılan görevler de büyük bir sorun teşkil ediyordu. Bu durumda, Alman danışmanların, ordunun altyapısını iyileştirmeye, ıslah etmeye yönelik çalışmaları etkisiz kalıyordu. Hizmet sektöründe ihtiyaç duyulan nakliye ve iletişim de, altyapı eksikliğinden dolayı, o yıllarda oldukça yetersizdi.

Müşir Liman v. Sanders  Paşa Türk zaferini anlatıyor

İsmail Tosun Saral [1]

23 Ocak 1923 akşamı  Viyana’da, dünya savaşında Çanakkale Boğazı’nın ünlü Alman savunucusu, 5’nci Osmanlı-Türk Ordusu Komutanı  Müşir Liman v. Sanders Paşa, çoğunluğu eski subaylardan oluşan geniş bir dinleyici kitlesi önünde, Ankara-Türkiye’nin özgürlük mücadelesi üzerine ”Ankara Türklerinin Hürriyet Savaşı” başlıklı  çok ilginç bir konferans verdi.[2]

Konuşmacı Liman Paşa  Türkiye’nin Yunanlara karşı bağımsızlık mücadelesinin aşamalarını ayrıntılı olarak açıkladı. Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde ve Avusturya’da Türkiye’nin mevcut siyasi liderlerini ayrıntılı olarak karakterize eden konuşmalar yaptı, konferanslar verdi. Hilafet ve saltanat meselesini ele aldı ve konuşmasını Almanya’nın ve Avusturya’nın eski cesur müttefikinin kahramanca mücadelesini tam özgürlükle bitirmesini dileyerek sonuçlandırdı. Konferans sonunda Müşir Liman Paşa Malta’dan ve Doğudan birçok resimler gösterdi.

Dinleyiciler arasında Avusturya Macaristan eski Genel Kurmay Başkanı Mareşal Franz Xaver Josef Conrad von Hötzendorf, ve  Avusturya Macaristan eski Kara Kuvvetleri Komutanı  Macar  asıllı Maraşal  Hermann Albin Josef Freiherr Kövess von Kövessháza,’nın yanı sıra Dünya Savaşı’nda görev yapmış  birçok yüksek rütbeli subaylar da vardı. Liman Paşa önce dinleyicileri selamladı, ardından sözlerine  “Sizin vatanınız Avusturya  ve benim vatanım Almanya çetin günlerden geçti. Tanrı size ve bize özgürlük ve dolayısıyla mutlu bir gelecek versin.” diyerek başladı ve devam etti:

“Sizlere Türkiye’nin örnek  özgürlük mücadelesinden bahsetmek istiyorum. 1915 Mart’ının son günlerinde, bu gün Türklerin büyük ve başarılı özgürlük mücadelelerinin lideri Mustafa Kemal ile tanıştığımda, İngiliz savaş gemileri, Gelibolu denilen yarımadanın kıyılarından birkaç kilometre açıkta seyrediyor, İngiliz uçakları tepemizde dönüyordu. Mükemmel Fransızca konuşan, çekici, sevimli, ince, sarışın bir adamdı. Gelibolu’ya, benim komutam altında yeni kurulan 19’ncu Türk Tümeni’ne komuta etti. Sofya’da Türk askeri ataşesi olarak görev yapmıştı. Mustafa Kemal Selanikli idi ve daha önce Türk-İtalyan Savaşı sırasında Trablusgart’ta Derne’nin savunmasında görev yapmıştı. Onunla tanışmamdan kısa bir süre sonra, Fransızlar ve İngilizler, 25 Nisan’da Kostantinopolis’i almak için sekiz buçuk ay süren harekâta başladıklarında, temayüz etme fırsatı buldu. Bu harekât İngiliz ve Fransızların karanlık ve sisli bir ortamda Gelibolu’dan çekilmeleriyle sona erdi. Bu muharebe  sırasında 35 yaşında kolordu komutanlığına atanan Mustafa Kemal, daha sonraki yıllarda ordu komutanı olarak değerini kanıtlamıştır. Türkiye 30 Ekim 1918’de  ateşkes imzaladığında, hâlâ Halep’in kuzeyi ve Adana yakınları Türklerin elindeydi. Biz Alman ve Avusturyalı subaylar geri çağrılınca, Türk silahlı kuvvetlerinin başkomutanlığını ona tam bir güvenle devredebildim. Mustafa Kemal, Türk ordusu terhis edilmeye başladıktan bir süre sonra İstanbul’a döndü. Bilindiği gibi Enver Paşa  ve on yıl boyunca Türklerin kaderine hükmetmiş olan İttihat ve Terakki Partisinin diğer tüm başkanları yurt dışına kaçmışlardı.

Pera’da İngilizler

Ateşkesten yaklaşık 14 gün sonra, ilk İngiliz birlikleri İstanbul’a girdi. Pera’ya (Beyoğlu) çıkan ilk İngiliz taburu, Türk başkentinin Levanten nüfusu tarafından hiç de layık olmadıkları bir şekilde  sevinçle karşılandı. Tüm bu Levantenlerin büyük savaş sırasında Türk başkentinde işlerine devam etmekte serbest oldukları ve büyük bir bölümünün Türk vatandaşı oldukları unutulmamalıdır. İngilizlerden birkaç gün sonra Fransız birlikleri de İstanbul’a girdiler. Türkler artık kendi başkentlerinde söz sahibi değildiler. Dünya Savaşı sırasında Türk topraklarının bir karışına bile ayak basamayan Yunanlılar da, İstanbul’a torpido botları göndermiş, Sultan’ın sarayının önündeki yerini seçmiş ve toplarını oraya doğrultmuşlardı. Sultan, kaldığı Yıldız Sarayı’nda bir tutsak gibi gözetim altında tutuldu. İtilaf temsilcilerinin baskısıyla  tüm milliyetçi devlet adamlarının dışlandığı İtilafın isteklerine uygun bir yeni hükümet kuruldu. İtilaf Devletleri’nin niyeti, Türkiye’yi Büyük Güç olmaktan çıkarmak, Paris Büyük Konseyinin gayrimuayyen anlayışına istinaden Anadolu’nun verimsiz dağlarına geri sürmekti.

İtilaf Devletleri’nin Danışmanı Venizelos

Atina’daki üzücü olaylar karşısında susmak istemiyorum. O zamanlar Venizelos’un  Paris’te Türkiye’yi zararsız hale getirme konusundaki uzmanlardan biri olarak sesi çok çıkıyordu. Bugün Yunanlılar, sınırsız maceralara çekildikleri için Kral Konstantin’e değil, öncelikle ona teşekkür etmelidirler. (!) Kaldı ki, Silahsızlandırmadan Türkiye’yi parçalamak istemeleri İtilaf Devletleri’nin temel hatasıydı. Türklerin kendilerini bekleyen kadere karşı direnişi, güçlü bir halk hareketiyle bir anda başlamadı, ama yavaş yavaş büyüdü. Özellikle direnişi körükleyen iki neden vardı. Birincisi, İtilaf Devletleri’nin Türklere karşı uyguladığı şiddet, ikincisi, İngiltere tarafından desteklenen Yunanlıların Anadoluyu işgali. İtilaf Devletleri’nin emirlerine göre, terhis edilen Türk ordusunun silahları, İtilaf kontrolündeki depolara teslim edilecekti. Ancak, bu tam gerçekleşmedi. Eve dönen askerler ellerinde bol miktarda hafif silah ve mühimmat tuttular.  Yolları olmayan son derece büyük ülke göz önüne alındığında, bu denetimin yapılamamış olması, anlaşılabilir bir durumdur. Ulusal Mücadele nasıl başladı?

İngilizler sonbaharda demiryolu hattından çekildikten sonra, Fransızlar demiryolu hattının işgalini üstlenmişlerdi. Bu arada Türklerle, Rumlar ve Ermeniler arasında mahalli çatışmalar başladı. Ciddi kayıplar verildi. 800’den fazla askerden oluşan bir Fransız taburu, Pozantı yakınlarında yerel rehberler tarafından yanıltıldı ve bir kar fırtınasına yakalandı. Bir daha bu taburdan haber alınamadı.[3] Halk, eski subayların ve eşraftan  ileri gelenlerin önderliğinde silaha sarıldı; bütün ülke ayaklandı. 1920 baharında, Fransızlar barışçıl bir şekilde çok daha fazlasının elde edilebileceğini gördüler. Yavaş yavaş Doğu politikalarını değiştirmeye başladılar.  İngilizler ise, güç kullanmada ısrar ettiler ve uzlaşmalara hiçbir şekilde yanaşmadılar. Lloyd George’un Orient politikasının büyük hatası buydu. Neredeyse İngilizlerin dünya hakimiyetinin temellerini sarsacaktı.

Direnişin organizasyonu

Bu arada Türk Ordusu Ankara tarafından  hararetle yeniden kuruluyordu. Tüm ilçelerde Yerel  Komiteler oluşturuldu. Örgüt  en küçük köye kadar genişletildi. Eli  silah tutabilen her adam, silah ve mühimmatı ile birlikte bulunduğu yerel müfrezeye kaydolmaya zorlandı.

İtilaf Devletleri’nin teşvikiyle kurulan İstanbul Türk  Adalet Divanı, Mustafa Kemal’i isyancı olarak kınadı ve en seçkin  arkadaşlarıyla birlikte ölüme mahkum etti. O zaman bile padişahın yeni  Türkiye için gereksiz olduğu anlaşıldı. 1920 yılında, sultanın hükümeti ve Mustafa Kemal arasında derin zıtlıklar keskinleşti. Ankara’ya taşınan Milli Savunma Komitesi, halkın Sultan’ın hükümetiyle tüm bağlarını kesmesini talep etti. 23 Nisan 1920’de 325 milletvekilinden oluşan Büyük Millet Meclisi Ankara’da toplandı. Bundan böyle ülkenin tek meşru temsilcisiydi ve Türkiye yabancı egemenliğinden kurtuluncaya kadar kalıcı olarak toplanma kararı aldı. Sevr Barış Anlaşması’nın geçersiz olduğu ilan edildi. Bolşevik Rusya ile temas kuruldu. Ancak Ankara hükümetinin Bolşevik fikirlere yakın olduğunu iddia edenler yanılıyorlar. İslam’ın ilkeleri, Bolşevik ilkelerle hiçbir şekilde uyumlu değildir. Bu sadece karşılıklı destek, bir kolaylık ittifakıydı. Ankara hükümetine destek ve maddi yardım, Ruslara ise uzun zamandır bekledikleri dünya denizlerine  erişim sağlamamaktaydı. “

Kaynaklar

[1] Emekli İş Bankası Müdürü, Türk Macar Dostluk Derneği Başkanı, Macaristan Şovalyesi

[2] Neues Wiener Tagblatt (Tages-Ausgabe), 25.1.1923,s.24 Ein Vortrag des Generalfeldmarschals Liman v. Sanders.

[3] Karboğazı Savaşı’nda 1 Binbaşı (Mesnil), 3 yüzbaşı, 1 tabip yüzbaşı, 5 teğmen, 522 er ve 150 yaralı ile 3 top, 28 makineli tüfek, çok sayıda tüfeğin ele geçirildi. Daha sonra Bayan Mesnil de bu esirlere dahil edilmiş ve Kayseri’ye gönderilmişlerdir. İçlerinde Binbaşı Mesnil ve eşinin de bulunduğu Kayseri’deki esir Fransızlar, Ankara Antlaşması için Franklin Boullion ile mutabakat sağlanması üzerine Eylül 1921’de serbest bırakılmışlardır.

 

İlgili  diğer haberler ve bilgiler:



Mustafa Kemal (Atatürk)  hakkında Avusturya gazetelerinde yayınlanan ilk haberler
https://www.yenivatan.at/mustafa-kemal-atatuerk-hakkinda-avusturya-gazetelerinde-yayinlanan-ilk-haberler/

Almanca ve Türkçe önemli bir eser: „Von Türken und Wienern-Türkler ve Viyanalılar
https://www.yenivatan.at/almanca-ve-tuerkce-oenemli-bir-eser-von-tuerken-und-wienern-tuerkler-ve-viyanalilar/

 

Otto Liman Von Sanders kimdir?

Otto Liman von Sanders, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Ordusu’nda önemli cephelerde görev yapmıştır.
Otto Liman Von Sanders, 17 Şubat 1855 tarihinde, Prusya’nın Pomerania bölgesindeki Slupsk’de dünyaya geldi. Babası Prusyalı Yahudi bir asilzade ve mülk zengini bir aristokrattı. Genç yaşta orduya yazılan Sanders, 1874 yılında, Essen Muhafız Birliği’nde subay olarak göreve başladı.

 

1911 yılında generalliğe kadar yükseldi. 1913’de Alman Ordusu’nun Osmanlı birliklerine eğitim ve lojistik hizmet vermek üzere oluşturduğu komisyona başkan olarak atandı ve I.Kolordu Komutanlığı’na getirildi.

Yaklaşık 80 yıldır ordusunu Avrupa’nın teknik seviyesine getirmek için modernizasyon çalışmaları yürüten Osmanlı İmparatorluğu’nda, bu amaç doğrultusunda görev alan son Alman general, Liman Von Sanders oldu.

Özellikle Sultan II. Mahmud döneminde oldukça fazla ağırlık verilen askeri ıslahat çalışmalarının, aradan 75 yıl geçmesine rağmen istenilen başarıya ulaşamamasının nedeni, Alman teknik ve eğitim desteğinin yetersiz kalmasından ziyade, Türklerin, Doğu medeniyetlerine özgü alışkanlıklarını, Batının katı askeri metotlarına uyduramamasıydı.

Osmanlı şehzadeleri ve yüksek asilzade sınıfının oluşturduğu yönetim kademeleri ve bunlar arasındaki koordinasyonsuzluk büyük bir problemdi. Bunun yanı sıra, saraydaki iç çekişmeler, yolsuzluklar ve kötüye kullanılan görevler de büyük bir sorun teşkil ediyordu. Bu durumda, Alman danışmanların, ordunun altyapısını iyileştirmeye, ıslah etmeye yönelik çalışmaları etkisiz kalıyordu. Hizmet sektöründe ihtiyaç duyulan nakliye ve iletişim de, altyapı eksikliğinden dolayı, o yıllarda oldukça yetersizdi.

1914 yılının Temmuz ayında, askeri ve ekonomik yetersizliklerinden dolayı farklı arayışlar içinde olan imparatorlukta, Enver Paşa, Almanya ile ittifak kurmak ve birlikte hareket etmek yönünde bir öneride bulundu.

Fakat, von Sanders ile istişare eden istanbul Almanya büyükelçisi Hans von Wangenheim, paşanın bu önerisini uygun görmeyerek geri çevirdi. Çünkü Osmanlı ordusu bir süredir devam eden iç ayaklanmalar nedeniyle oldukça güçsüz kalmıştı. Teçhizatlar büyük bir savaşa girmek için yetersizdi ve imparatorluğun ciddi finansman sorunları vardı.

Bunun yanı sıra, sarayın devlet yönetimindeki hakimiyetinin gün geçtikçe kaybolduğu gözleniyordu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, 1 Ağustos 1914 tarihinde, Almanya ile Osmanlı İmparatorluğu gizli bir ittifak anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre, imparatorluk ordularının askeri kararları ve operasyonları üzerinde belirleyici güç Almanya olacaktı.

İki ay boyunca, İtilaf Devletleri ile sıcak savaştan kaçınan Osmanlı kuvvetleri, gerginliğin tırmanması üzerine ülke çapında cepheler açmak zorunda kaldı

Bu sayede Enver Paşa, doğuda Kars’ı işgal eden Rus ordusunu bertaraf etmek için hazırladığı planı Sanders’e sunma fırsatını yakaladı.

Otto Liman Von Sanders, her ne kadar paşayı bu plandan vazgeçirmeye çalıştıysa da, Osmanlı İmparatorluğu’nun, I. Dünya Savaşı boyunca uğrayacağı en büyük ve acı bozgun olan Sarıkamış Muharebesi, Enver Paşa’nın kişisel kararıyla başlatıldı.

Bunun yanı sıra, güney cephesinde, Cemal Paşa’nın emriyle Süveyş Kanalı’na saldırıldı. Burada da ağır kayıplar veren Osmanlı Ordusu büyük bir bozgun yaşadı.

Enver Paşa aldığı ağır yenilginin ardından İstanbul’a dönerek, başkent civarındaki orduların komutasını aldı. 18 Mart 1915 tarihinde, son teknolojik teçhizatlarla donatılmış, İngiliz ve Fransız donanmaları Boğaz’a girerek, Çanakkale, Dardanel tabyalarını bombalamaya başlayınca, 5.Ordunun komutasını Liman von Sanders’e devretmek zorunda kaldı.

Böylece, Osmanlı İmparatorluğu’nun savunması, tamamiyle Alman generallere geçmiş oldu. İngiliz ve Fransız amiraller, İstanbul’a ulaşmak amacıyla, boğazlardaki kilit geçiş noktalarını ele geçirmek için saldırmak yerine, süvari bölüklerini kullanarak Gelibolu yarımadasını kuşatmak ve böylece donanma zırhlılarını Marmara Denizi’nden rahatça geçirebilmek için bir kara harekatı düzenlemeyi uygun gördü.

25 Nisan 1915 tarihinde İngilizler Seddülbahir Çıkarması’nı gerçekleştirdi. Sanders’in en iyi kararı, Mustafa Kemal’i 19. Tümenin komutasına geçirmek olmuştu. Özellikle Seddülbahir çıkarmasında oldukça önemli bir rol oynayan Mustafa Kemal’in tümeni, İtilaf güçlerine ağır kayıplar verdirdi. Böylece Osmanlı’ya zaman kazandırmış oldu.

Anzakların gerçekleştirdiği saldırılara karşı mükemmel bir savunma hattı oluşturan Mustafa Kemal’in bölüğü, düşman süvarilerinin bayırın aşağısına kadar geri çekilmelerini sağladı. Sert çarpışmaların ardından, bölgedeki kontrolü elden bırakmayarak, İtilaf kuvvetlerinin burada, savaşın bitimine kadar etkili saldırılarda bulunmasını engelledi.

Aynı yılın Kasım ayında, düşman kuvvetleri bölgeyi boşaltma kararı aldı. Bu 5 aylık süreç boyunca Sanders, savunma üzerine kurulu muharebe planı doğrultusunda, irili ufaklı birçok saldırıyı geri püskürttü. Çanakkale’de istediği sonucu elde edemeyen İngiliz kuvvetleri, Arıburnu tarafından Türk kuvvetlerini kuşatmak amacıyla, Suğla (Anafartalar) körfezine çıkarma yapmaya karar verdi.

Böylece, Anafartalar Muharebesi başladı. Von Sanders için bu, beklenmeyen bir saldırı olsa da, yine iyi kararlarından birini vererek, Mustafa Kemal’in 19.Tümenini o bölgeye kaydırdı. Savaşın gidişatını değiştiren Conkbayırı Savunması tarihe geçti ve Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Komutanlığı’na atandı. Sonuç olarak, İngiliz Tümenleri bölgeyi boşaltmak ve geri çekilmek zorunda bırakıldı. Bu muharebe, hem Osmanlı’nın genel savaş içindeki konumunu güçlendirdi; hem de von Sanders’e büyük bir itibar kazandırdı.

Önceki dönemlerde, Almanya’nın Osmanlı üzerindeki askeri misyonuna başkanlık etmiş olan von der Goltz, 1915 yılının başlarında, Padişah V. Mehmet’e askeri yaverlik yapmak üzere İstanbul’a geldi.

Fakat von der Goltz savaşın o güne kadarki komutasını elinde bulunduran Enver, Cemal ve Talat Paşaları sevmediği gibi, Sanders ile de uyum sağlayamadı. Von der Goltz Paşa öncelikle, İngilizlere karşı birtakım saldırı planları üzerinde dursa da, tüm bu çabalar, Gelibolu, Kafkasya ve Mezopotamya cephelerindeki İtilaf kuvvetleri saldırıları karşısında etkili olamadı. Bununla birlikte Goltz, Ekim 1915’de Enver Paşa tarafından, Mezopotamya’ya İngilizlerle yapılan çarpışmalara komuta etmesi için gönderildi. 8 ay sonra burada hayatını kaybetmesiyle birlikte Sanders, Osmanlı’nın önde gelen komutanlarından biri haline geldi.

Von Sanders, 1918 yılında, İngiliz General Allenby tarafından bozguna uğratılmış olan Alman General Erich von Falkenhayn’dan görevini devralarak, Filistin’deki Osmanlı Yıldırım Orduları’nın komutanlığına getirildi. Burada Osmanlı kuvvetlerinin oldukça güçsüz bir duruma düşmesini engelledi. Komutasındaki tümenler herhangi bir saldırı yapacak güce ve yeterli teçhizata sahip olmadığı gibi, tek yapabileceği İngilizlerden gelebilecek bir saldırı halinde savunmada kalmaktı. Bu sırada, Osmanlı’ya son darbeyi vuran İngiliz saldırısı, Megiddo Muharebesi’yle geldi. Bir haftalık sert bir çarpışmadan sonra, general, İngilizler tarafından esir alınmaktan son anda kurtuldu.

1919 yılının Şubat ayında Malta’ya sürgüne gönderilen von Sanders, savaş suçlusu olarak yargılandıysa da, 6 ay sonra serbest bırakıldı. Aynı yıl, Alman ordusu tarafından emekli edildi. 1927 yılında, I. Dünya Savaşı boyunca yaşadıklarını, geçmiş deneyimlerini ve Malta’da geçirdiği esaret günlerini anlattığı „Türkiye’de Beş Sene“ adlı anı kitabını yayımladı. Otto Liman von Sanders, 22 Ağustos 1929 tarihinde, Münih’te hayatını kaybetti.

Pensilvanya'daki iblis, bu karara çok sevinecek! Şu alçağı güldürdünüz ya, vallahi pes
Pensilvanya’daki iblis, bu karara çok sevinecek! Şu alçağı güldürdünüz ya, vallahi pes
İsveç'te Kur'an yakan alçakla ilgili çok önemli ayrıntı! O "Türkiye" detayı...
İsveç’te Kur’an yakan alçakla ilgili çok önemli ayrıntı! O „Türkiye“ detayı…
6 yaşında evlendirildiği iddia edilen kızdan şok ifade! O radyocuya gayri ahlaki...
6 yaşında evlendirildiği iddia edilen kızdan şok ifade! O radyocuya gayri ahlaki…
Türk hackerden İsveç'e uyarı: Kur'an-ı Kerim'i yaktırırsanız devlet kurumlarınızı...
Türk hackerden İsveç’e uyarı: Kur’an-ı Kerim’i yaktırırsanız devlet kurumlarınızı…
"Namaza başlıyorum" demişti, bunu yaptı! Allah seni kahretsin kadın
„Namaza başlıyorum“ demişti, bunu yaptı! Allah seni kahretsin kadın
Azerbaycan'dan tepki: Bir an önce teslim edin
Azerbaycan’dan tepki: Bir an önce teslim edin

 

 

Çin ve İsviçre vermeyince imdada Türk yetişti
EKONOMİ

Çin ve İsviçre vermeyince imdada Türk yetişti

Diş Malzemeleri Sanayici ve İş Adamları Derneği (DİŞSİAD) Başkanı Erkan Uçar, bir firmanın diş ürünü üretmek için Çin ve İsviçre’den elektri..

3. Dünya Savaşı'na hazırlık!
GÜNDEM

3. Dünya Savaşı’na hazırlık!

Fransa, Japonya, Rusya, Çin ve ABD’de savunma harcamaları her yıl artış gösteriyor. Bu ülkelerin içinden Japonya neredeyse 60 yıl süren barı..

Ermeni Vakıflar Birliği'nden İsveç'teki alçak saldırıya tepki: Şiddetle kınıyoruz
AKTÜEL

Ermeni Vakıflar Birliği’nden İsveç’teki alçak saldırıya tepki: Şiddetle kınıyoruz

Ermeni Vakıflar Birliği (ERVAP) ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Başkanı Bedros Şirinoğlu, İsveç’te Kur’an-ı Kerim’e yapılan alçak sald..

İşte Türk solakların Özlem duyduğu ülke!
DÜNYA

İşte Türk solakların Özlem duyduğu ülke!

Komünist Küba’da bir devlet hastanesinde çekilen görüntüler, eski Türkiye’yi anımsattı. Her fırsatta Türkiye’deki sağlık sistemini eleştiren..

x

 

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
Cookie Consent mit Real Cookie Banner