Değdi mi?

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, partisinin üyelerine hitaben yaptığı konuşmada 2023’te yapılacak seçimleri kazanacaklarını söyleyerek „Bana şu soruyu sormayın: ‚Nasıl kazanacağız?‘ Kazanacağız. ‚Nasıl’ı yok‘ ifadelerini kullandı.

Vatandaş soruyor: „Nasıl kazanacağız? Nasıl’ı yok. Onların hepsini
çöpe… Kazanacağız.“ ifadesini, „Bizden sonrası tufan“ diye mi anlayalım Gerinizde enkaz mı bırakacaksınız?

BİROL KILIÇ/ HABER ANALİZ/ VİYANA/ANKARA/

AKP Genel Başkan Yardımcısı sayın Mustafa Şen, AKP İstanbul İl Başkanlığı Konferans Salonu’nda iki gün önce düzenlenen eğitim programının açılışındaki konuşmasına, Milli Gazetesi’nin haberine göre partililerine „Bu hikayenin kahramanı sensin“ diye seslenerek başlamış.  „Mevzu basit, kazanacağız. Bana şu soruyu sormayın: „Nasıl kazanacağız, niye kazanacağız, neden kazanacağız? Nasıl’ı yok. Onların hepsini çöpe… Kazanacağız.“ Nasıl’ı yok“ ifadelerini kullanmış. Hayırlı olsun! Vatandaşlar „Nasıl kazanacaksınız?“ sorusunun cevabını bekliyor.

Türkiye’de seçimlerin Viyana’ya yansımasına bir örnek 

AK Partisi’nin Türkiye’nin , Avusturya’nın  ve Almanya´nın iyi tanıdığı  Şevki Yılmaz ise Akit TV’de yayınlanan ‚Kürsü‘ programında ki  4 milyon 700 ton Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milleti’nin ve kefen parası olan altın rezervlerine göz dikilmesini tavsiye ettiği  ifadeleri dikkat çekti.

Yılmaz’ın 2023 seçimleri için AKP’ye sunduğu önerisi ise sosyal medyada gündem oldu. Yılmaz’ın tartışma yaratan açıklamasında şu  mealde ifadeler yer aldı: “Ülkenin geleceğini ipotek altına alacak her türlü harcamayı yapmalı. Efendim  hazinedeki 700 ton altınımız var, Merkez Bankası’nda şu kadar dolarımız var diyorsunuz. Kime bırakacaksınız? Bu hırsızlara mı?  700 ton altını ve diğer varlıkları harcamalı ve seçimi kazanmalıyız. Kazanamazsak bile arkadan gelenler tufan yaşasın.”

Şevki Yılmaz Türkiye’de referandum ve cumhurbaşkanlığı son seçim nedenleri ile geldiği ve bir zamanlar Milli Görüş 16. Viyana camii teşkilatları içinde  yaşadığı o zamanlar skandalları nedeni  Almanya’ya gitmek zorunda kaldığı Viyana’da 13. Mart.2017’de  , “ Erdoğan’da karşı olanları kafasından silah ile kurşun sıkma“ başlıklı haberler Avusturya’da basınında haber olmuştu.  Yılmaz bu haberler nedeni ile  Avusturya Parlamentosu’nda hakkında  bir soru önergesinin verilmesine neden olmuştu.

İlgili haber:

https://www.oe24.at/oesterreich/politik/tuerkei-politiker-droht-erdogan-kritikern-in-wien-mit-kopfschuss/272836024

Avusturya’da Parlamentosu’nda Kafaları sıkın diyen Şevki Yılmaz hakkında soru önergesi:
https://www.parlament.gv.at/PAKT/VHG/XXV/J/J_12555/imfname_623300.pdf

Evet, hayırlı olsun! Millet bizden sonrası tufan anlayışını ister mi? 

Bizim Viyana’dan samimi temennimiz , „Nasıl kazanacağız?’Kazanacağız. Nasıl’ı yok.“ ifadesinin umarız
„Bizden sonrası tufan“ anlamında Türkiye’de her türlü yıkım, kardeş kavgası ve mesela „tüm vergi veren Türkiye Cumhuriyet’i vatandaşlarına ait birikimleri olan 4 bin 700 ton hazır rezerv altın seçimi kazanmak için el altından bozdurulup kullanılacak merak etmeyin ve sorgulamayın sadece gerisini bize bırakın anlayışının“, „fikri neyse zikri de odur“ biçiminde dile vurmuş hali olmamasıdır.  

 

Millet, „bizden sonrası tufan“  anlayışını kesinlikle istemez

Vatandaş haklı olarak soruyor:  „Nasıl kazanacağız?Kazanacağız. Nasıl’ı yok“ ifadesini , „Bizden sonrası tufan“ diye mi anlayalım ?“

Aklı başında, vatanını, milletini seven gerçek AK Parti seçmeni  ve  muhafazakar seçmenler kesinlikle böyle bir Türkiye yıkımını istemezler.

Bizim gazeteci olarak asıl görevimiz, doğruları eleştirel ve sorgulayıcı bir gözle kamu yararına analiz ve haber ederek ileride tarih yazıcılarına ayrıca güvenilir kaynak olabilmektir. Tarihe not düşmek deniyor buna…

Bu manada bir aydın olarak aydınlatmak ve uyarmak görevlerimiz arasındadır.

Bir yerde okudum bakın, „Benden sonra tufan”  ifadesi için neler yazmışlar: “Benden sonra tufan sözü Fransız Kralı 15. Louis’e atfedilir.  Fransa’yı uluslararası düzeyde zayıf düşüren, şaşaalı projelerle hazineyi boşaltan, meclis ile sürekli kavgalı olan, mezhep çatışmalarını körükleyen, böylece ölümünden 15 yıl sonra gerçekleşen Fransız devrimi için ortamı hazırlayan 15. Louis’in bu sözü, sadece kendisinin ve ailesinin çıkarlarını kollayarak “gerisi beni ilgilendirmez” anlamında söylediği belirtilir.“

Savaşa gidilmiyor, seçime gidilecek

O yüzden saydam bir şekilde demokratik bir ülkede, „Nasıl kazacağız“ sorusunun cevabının en başta, „Bu hikayenin kahramanı sensin“ diye hitap edilen değerli AK Parti partililerine ve daha sonra tüm Türk vatandaşlarına sakince verilmesi gerekmektedir.

Türkiye batan gemi değildir. Batan geminin mallarına çökme ve üşüşmeleri dünya ve Türk vatandaşları görüyor ve haber konusu. Vicdanlar kanıyor…

Türkiye’de AK Partili  olmayan çoğunluk, „Adaletsizliğe, baskıya, sömürüye, halkı birbirine kışkırtmalara ve eşitsizliğe daha fazla dayanamıyoruz“ diyor. Buna Türkiye’nin birliği ve dirliği için kulak vermek gerek. Savaşa gidilmiyor. Seçime gidilecek.

Gelelim asıl ana konumuz yurt dışına

Gelelim asıl ana konumuz yurt dışına. Bizi Türkiye’den ziyade Türkiye’deki seçimlerin Türk asıllı ister Avusturya ister Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olalım yaşamamızın  merkezi olan Avusturya’ya yansımaları ilgilendiriyor

Avusturya’da 23 yıldır her türlü çirkin oyunlara, iftiralara ve baskılara rağmen özgür ruh, beyin ve vicdanımızla  bağımsız bir şekilde kamu yararına yönelik bayalığa, kalitesizliği kenara iterek iyi niyetle yayın yapan bir kamu iletişim organıyız.

Bu manada bizi daha çok Türkiye göçmenlerinin Avusturya ve Almanya’daki sorunları ilgilendiriyor.

Uyuşturucu bataklığına sürüklenmiş gençlerimiz, ayrımcılığa uğrayan insanlarımız, Türk kelimesinin „Getürkt“ gibi Almanca dilinde hilecilik ve dolandırıcı olarak çirkince kullanılmasına karşı tepki verilmesi gerektiği, işsizlik  ve ev sorunun altından kalkamayan insanlarımız, çocuk yuvaları, gençlerimizin eğitim sorunları hatta yaşlılarımızın Avusturya’da ve Almanya’da eskisi gibi çocukları ve torunları yaşamamaktan doğan yalnızlık ve bunlar için özel yaşlılar yurtları vs.

Kafamızı bu sorunlara eğmemiz gerektiğine inanıyoruz.

Bu sorunları kimler ile çözebiliriz?

Avusturya’da siyasetçiler, bürokratlar, STK’lar ve medya ile. Bu sorunları ancak Avusturya partilerine Avusturya vatandaşları olarak girip siyaset yaparak veya o partilere oy vererek ve daha sonra vatandaş olarak demokratik yollar sorunları iletip şayet olmaz ise hesap sorarak ulaşabiliriz. Avusturya çifte vatandaşlığı kabul etmiyor. Avusturya’daki sorunları Ankara’da iktidarlar çözemez. Kim gelirse gelsin.

„Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu“ 

Ama gelin görün ki Köroğlu’nun „Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu“  dediği gibi  bizde 2022 yılının başında seçime giden Türkiye’nin yurt dışına yansımaları için şunu ifade edebiliriz: Yurt dışında Türk vatandaşlarının oy kullanma hakkı icat edildiğinden bu yana Türkiye’de vuku bulacak her seçim yurt dışında yaşayan Türkiye göçmenleri için ister oy kullanma hakları olsun ister olmasın  Avusturya’da var olan Türkiye göçmenlerinin asıl sorunlarına odaklanmadan uzaklaşma stres, bela, kavga ve mertlik dışı oyunlara sahne olmaya başladı.

Peki niye?

Yukarıdaki haberi kısaca okudunuz. Seçim Türkiye’de vuku bulacak.

Ama başta Avusturya, Almanya olmak üzere yurt dışında Türkiye Partileri’nin temsilcilikleri, sanki seçim Avusturya’da yaşayan vatandaşlara bir şey katacak, yerel siyasette sorunları çözecek veya Avusturya’da veya Almanya’da dertlerini mesela azaltacak gibi inanılmaz lobi çalışmaları ile resmen teşkilatlanmış durumda vızır vızır çalışıyor.

Gel şu Viyana’da şu sorunumuzu çözelim desek. Sıfır ilgi. Niye ilgi göstermiyorlar acaba? Değil mi? Bunlar koskoca Türkiye’deki partileri Avusturya’da temsil ediyorlar.

Avusturya’da veya Almanya’daki icraatları ve topluma faydalı projeleri herhalde bu muteber insanlar damgalarını vurdular ve gönülleri fethetmiş olmalılar.

Vatandaş ne diyor? Buyrun ismimi aman yazma yoksa beni sınırda tutuklatırlar ben onlara güvenmiyorum diyen bir Türk vatandaş bakın ne diyor:  „Kimse bu Avusturya’da Türkiye’den siyasi partilerin temsilciliklerini yapanların, geçmiş son yirmi, yirmi beş veya on beş yılda Türkiye’den göç etmiş ister Avusturya ister Türk vatandaşı olsun kamuoyuna mal olmuş ve herkesin duyduğu bir çalışmaya imza attıklarını görmedi ve duymadı.“ 

Zum Fremdschämen!

Ama bu Türkiye’den parti temsilcilerinin devamlı Türkiye’den iktidar veya muhalefet siyasileri ile sosyal medya üzerinden fotograf paylaşımlarını, Avusturya’da kimseye yararı olmayan ya tehdit eden ya da piknikvari nereden ödendikleri  ve ne karşılığında ödendikleri toplantılarını gördükçe kah kafa sallayarak kah ise „koyunun olmadığı yerde Abdurrahman Çelebi“ bunlar diyerek onlar adına utandılar. Almanca dilinde kullanılan kelime daha sert aslında : Zum Fremdschämen…

Halbuki eskiden Türk vatandaşlarının yurt dışında oy kullanmaları mümkün değildi. Oy kullanmak isteyen Türkiye’ye gider oy kullanırdı ve Avusturya Almanya gibi ülkelerde bu seçim adına bu kadar pislik yurt dışına ihracat edilmezdi.

Sırf yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarını işte o ülkede oy kullandıracağız diye kaynağı haksızca veya şaibeli milyonlarca avro aktarılıyor ve dengeler o Türk asıllı insanların o ülkelere sanki entegrasyonunu engellemek için kullanılıyor.

Talihsiz ifadeler: „Eğer bu partiyi seçmezseniz iç savaş çıkar“

Avusturya’da bir parti temsilcisi son Türkiye seçimlerinden Türkiye temsilcilerini topladığı insanlara, „Eğer bu partiyi seçmezseniz iş savaş çıkar“ deyip bir de bunu Sosyal Medya üzerinden dağıtınca ne oldu?

Avusturya medyası buna yer verdi ve tüm Türkiye göçmenlerine ayrımcılık, aşağılama ve „defolun gidin Avusturya’dan katiller“ diye saldırılar oldu.

Bu sadece buzdağının su üzerinde görülen kısmı. Bunun gibi başka binlerce Alman Türkleri ve Türkiye’ye zarar veren haber, gerek Almanya’da gerek ise Avusturya’da Türkiye’de seçim propagandasının işte bu temsilciler ve siyasiler ile getirilmesi ve yapılmasına neden olundu.

Altmış yıldır Avusturya ve Almanya’da oluşturulan ağır başlı, çalışkan ve dürüst Türkler yerine „saldıran, küfür ve tehdit eden ve şantaj yapan, devletin gücünü hukuk dışı suistimal eden veya etmek isteyen bir toplumsal sınıf bilinci olmayan „lümpen prolet/pejmürde proletarya“ Türk imajı yerleşti. Param parça ettiler toplumu. Değdi mi ?

Çoğu çok bilmiş, ukala, saldırgan ve dur diyenlere her türlü pisliği yapan bu insanların arasında, Avusturya’da bir Almanca dergi veya gazetede kalkıp da Almanca dilinde Türkiye göçmenlerinin dertlerini anlatan, analiz eden veya fikir ifade eden bir kişi bile yok.

Avusturya medyası, siyaseti, kiliseleri ve STK’ları bu Türkiye’den Avusturya’ya gelen Türkiye Partilerini ve temsilcilerini Avusturya’da ciddiye bile almıyorlar.

Çünkü bu kişi ve partilerini ülkeleri için ciddi bir tehdit ve Avusturya’da yaşayan Türkiye göçmenlerinin entegrasyonu için bir tehdit görüyorlar. Bu temsilcilerin zaten hedefi iktidar üzerinden Türkiye’de ya bir belediye, kasabada belediye başkanı seçilmek veya TBMM’de Milletvekili olmak veya Türkiye üzerinden iş takibi.

Hepsinin ortak özelliği Avusturya’da STK’lar içinde çalışmış ve Avusturya yerel kurumları tarafından kabul edilmiş hangi görüşten olursa olsun insanlara karşı ayak oyunları ve onları değersizleştirmek veya itibarsızlaştırmak.

İnsanlara „Casus“ diyerek yapılan iftira ve  karalama kendisine döner

Bunun yanında bir de bürokratların kendilerini partizanlık yapıp partilerin temsilcisi yerine koyup yurtdşında utanmadan kendileri gibi düşünmeyen kalem tutan STK ve basını kendi makamlarını suistimal ederek utanmazca  CASUS diye karalamak ve iftira atarak korkutmak ve ürkütmek hatta Türkiye’de sınırda tutuklatmak var. Moda bu!

Türkiye sınırında seni tutuklatırım.

Avusturya ve AB TV’lerine devamlı haber olarak Türkiye’nin nasıl bir keyfi iftiralar zinciri ile hukuk devleti olmasından fersah fersah uzaklaşıp yatırımcıların bile gelmediği bir ülke yapılması üzüntü verici.

Hele bir tanesinin alnı açık, aklı ve vicdanı hür kişileri hem de yıllarca Müslümanları Avrupa Birliği’ne her türlü araç ve gereç ile belgeli bir şekilde gammazlamış, raporlar hazırlamış, yayınlatmış ve lobisini yapmış  bir kişinin kalkıp frenleri kopmuş bir şekilde ne oldum delisi moduna girmiş ruhu ile utanmadan  birçok kişiye  iftiralar atması aslında bir kitap konusu. Haber veya analiz demiyorum. Kitap konusu!

Konuştuğumuz insanlar ortada hem de belgeleriyle. Bu zarar verenler arasında sadece sözde muhafazakar, sözde  milliyetçiler yok sözde solcu ve sözde laik insanlar da var… Türkiye göçmenleri arasında hiç bu kadar güvensizlik ve bölünme yaşanmamıştı. Bunlar sözde İdris ama özünde İblis ruhlu insanlar olsa gerek. Bu kadar mı kamuya ve Türkiye göçmenlerine melek resmi adı altında şeytanlık yapılır.

Avusturya’da çifte vatandaşlık yasak ve son seçimlerde on binlerce insan büyük acı çekti.

Kimin eli kimin cebinde belli değil

Avusturya Türkiye göçmenlerini entegre ederek Avusturya siyasetine ilgi göstermesi ve yaşadığı mahallesi olan başta Viyana olmak üzere tüm Avusturya’da milyonlarca Avro para harcıyor ve Avusturya vatandaşlığı geçiş için lobi yapıyor.

En geç 2023 yılında Türk vatandaşlarının sadece oy kullanacağı Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve aynı gün yapılacak TBMM Milletvekili seçimlerinin, Avusturya Türkiye göçmenleri arasına partizanca kavga, dövüş, kıskançlık, Bizans oyunları, ihbar, şantaj ve devlet gücünü kötüye kullanma dışında bir şey getirmediğini son Türkiye seçimlerinin Avusturya’da vuku bulmasını on binlerce insan acı tecrübeler ile gördü, yaşadı ve bu pislikler Avusturya medyasına haber olarak yansıyarak hem Türkiye Cumhuriyeti hem de tüm vatandaşları yurt dışında tek kelime rezil edildi.

Türkiye’de seçim 2023 yılının sonunda ama her an yıldırım seçim ile 2022 seçimi yapılabilir.

Bu manada AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen’in , partisinin üyelerine hitaben bugün yaptığı konuşmada 2023’te yapılacak seçimleri kazanacaklarını söyleyerek „Bana şu soruyu sormayın: ‚Nasıl kazanacağız?‘ Kazanacağız. ‚Nasıl’ı yok‘ ifadelerini kullanması Türkiye dışında başta Avusturya’da teşkilatmış, teşkilatlanan veya teşkilatlacak tüm Türkiye partilerinin açık ve gizli temsilcilerini ilgilendiriyor.
22 Mayıs 2021 tarihli analizimizde, „Türkiye’de yapılacak seçimlerin Avrupa’da yaşayan Türklere etkileri niye olumsuz olacaktır?“ başlığı ile bu konuda kendi tezlerimizi hür aklı ve vicdanımızla dikkatlere sunmuştuk:

„Türkiye’de yapılacak seçimlerin Avrupa’da yaşayan Türklere etkileri niye olumsuz olacaktır?, 22.05.2021

https://www.yenivatan.at/tuerkiyede-yapilacak-secimlerin-avrupada-yasayan-tuerklere-etkileri-niye-olumsuz-olacaktir/

„Yurt dışında yaşayanlar Türkiye için oy kullanmasın“

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"