Diyanet’in arşivinden çıktı ve engellendi:

  “Alevilerin yemeği yenmez“

 Türkiye'de Alevi düşmanlığı yapan kitabın yazarı olan Zekeriya Güvenen’in Nur Cemaati kurucusu Said Nursi Said-i bağlantısı çok yakın. DİYANET HAREKETE GEÇTİ: YERSİZ VE İCAPSIZ BİR HAREKET

ANKARA.Diyanet İşleri Başkanlığı’nın arşivinde ilginç belgeler ortaya çıktı.  ODATV´den Masum Gök´ün haberine göre Diyanet İşleri Başkanlığının arşiv belgelerinde, 1950’li yıllarda Aleviler aleyhine yazılan kitabın, Diyanet tarafından ilgili bölümleri yasaklandı.   Alevilere hakaret edilen kitap Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından engellendi. Diyanet’in arşivinden çıkan belgelerde, Aleviler’e “yemeği yenmez, kestiği haram” ifadelerini kullanan vaiz  yakınlığı da dikkat çekiyor. Odatv, Diyanet’in arşivindeki belgeye ulaştı.

1953 yılına ait bir belgede Diyanet İşleri Başkanlığı, dönemin Kahramanmaraş Vaizi Zekeriya Güvenen tarafından kaleme alınan „İman ve İslam Rehberi“ kitabının bir bölümünü kitaptan çıkardı. Diyanet’in kitabın bölümlerini kesme nedeni ise Aleviler aleyhine yazılan ifadeler.

“ALEVİLERİN KESTİĞİ HELAL OLMAZ” DİYE YAZDI

Maraş Vaizi Zekeriya Güvenen 1950 yılında yazdığı “İman ve İslam Rehberi” kitabında Alevilerle ilgili şu ifadeler yer aldı:

„Alevilerin, Kızılbaşların kitapları olmadığından onların kestiği helal olmaz. Onların evine misafir olan Müslüman’ın etle pişmiş yemeklerini yemesi caiz değildir. Eğer misafir olan Müslüman kendi eliyle kesmiş de onlar pişirmiş ise yenir.“

DİYANET HAREKETE GEÇTİ: YERSİZ VE İCAPSIZ BİR HAREKET

Kitaptaki Alevilerle ilgili ifadeler nedeniyle dönemin Diyanet İşleri Başkanlığı harekete geçti. Diyanet’e ilgili yazı, dönemin Demokrat Partili Başbakanlık Müsteşarı ve Diyanet İşleri Reis Vekili Ahmet Salih Korur imzasıyla gönderildi.

Yazıda şu ifadeler kullanıldı:

„Maraş Vaizi Zekeriya Güvenen tarafından 1950 yılında Ülkü Matbaasında tab ve neşrolunan ‚İman ve İslam Rehberi‘ adlı eserin dördüncü cüz’ünün (Bölümünün) 148. sahifesinin 30. satırında başlayan iki fıkrasında ‚Alevilerin, Kızılbaşların kitapları olmadığından onların kestiği helal olmaz. Onların evine misafir olan Müslüman’ın etle pişmiş yemeklerini yemesi caiz değildir. Eğer misafir olan Müslüman kendi eliyle kesmiş de onlar pişirmiş ise yenir‘ denilmektedir.

Ehli sünnette muhalif mezhepler saliklerinin tekfir olunmayacakları İslam  fukahasınca (Fıkıh alimlerince)  kabul edilmiş olduğuna göre, yalnız Hazreti Ali’nin  tafdiline kail (üstün tutmak)  olan vatandaşlarımızın kestiklerinin yenmeyeceği şeklinde düşüncelere sahip olmak ve bilhassa neşir suretiyle beyan ve ilan etmek İslam ulemasının bu husustaki görüş ve beyanlarına tamamıyla aykırı, yersiz ve icapsız bir harekettir.“

AYRIŞMA ÇIKARIR

Kitabın vatandaşlar arasında ayrışmaya sebep olacağının altı çizilen Diyanet’in yazısında şöyle denildi: „İslami hükümlere muhalefeti ve Müslüman vatandaşlar arasında tefrika (ayrışma) yaratmayı mucip olacağı şüphesiz bulunan bu mantıksız fıkraların kitaptan tamamıyla çıkarılması, müellife (yazara) ihtar edilmiş olmakla beraber müftülerce de muhterem halkımızın bu yönden tenviri lazımdır.

Lüzumsuz yere vatandaşlar suitefehhüme ve tefrika ihdasına meydan verebilecek ve asla dinimizle bir gûna alakası bulunmayan bu gibi hurafeler mevzuunda çok hassas ve dikkatli bulunmasını ehemmiyetle rica ederim.“

ZEKERİYA GÜVENEN’İN SAİD NURSİ İLE BAĞLANTISI

Alevilerle ilgili sözlerinde skandal ifadeler kullanan Zekeriya Güvenen’in hayatının önemli bir bölümü Kahramanmaraş’ta geçti. Bu kitabı yazdıktan sonra açığa alınan Zekeriya Güvenen belli bir süre sonra tekrar Diyanet’teki görevine geri döndü. Osman Bölükbaşı’nın Millet Partisi’nden siyasete de atılan Zekeriya Güvenen’in Saidi Nursi ile de tanışmıştı. Maraş Kültür Serisi kitabında Zekeriya Güvenen’in yaşam öyküsü şöyle anlatılıyor:

Zekeriya Hoca Maraş’ta 1888’de doğar. Baba adı Ali, ana adı Hatice’dir. Babası Devecili Camii’nde imamdır. Aile lakabları Tefsirli’dir. Zekeriya Güvenen Hoca önce Dayızâde Hacı Emin Efendi’de okur. Sonra da tahsilinin devamı için hocası tarafından Antep’in ünlü hocası Bülbülzâde Abdullah Efendiye gönderilir. Zekeriya Hoca tahsilini Bülbülzâde de tamamlar. Döner, babasının camiinde imam olur. Zekeriya Hoca daha sonra ilk hocası Dayızâde Hacı Emin Efendi’nin kızı Fatma Hanım’la evlenir. Gençlik yıllarında Dayızâde Hacı Emin Efendi ile İstanbul’a gidip Üstad Bediüzzaman’la (Said Nursi) tanışır. Zekeriya Hoca uzun yıllar imamlık yapar. Devecili Camii’nin demirbaşıdır. Cami cemaati ile alakalanır. Eğitim hizmetini onlara yönelik yapar. Zekeriya Hoca gençlik yıllarında Đstanbul’da hat öğrenir. Maraş’taki hizmet yıllarında hat da öğretir. Hattatlık yapar. Bu hizmetini ölünceye kadar da devam ettirir. Zekeriya Hoca uzun yıllar imamlık yaptıktan sonra vâizliğe geçer. Anlatımı fevkalâde güzel olduğu için Maraş’ın simge vâizi olur. Vâizliği esnasında iki kere azizliğe uğrar. Bir kitap yazar, kitabı sebebiyle azizliğe uğrar. Birkaç ay açığa alınır. Gene geri göreve döner. Bir de Millet Partisi’nden siyasete oynar. Kazanamaz. Epey de bir açıkta kalır. Bu ara arzuhalcılık yapar. Sonra göreve döner. Vaizliğini devam ettirirken hastalanır. Prostat olur. Tedavi için Ankara’ya götürülür. Ameliyat öncesi 1 Ocak 1959’da vefat eder.“

 

 

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
Cookie Consent mit Real Cookie Banner