Eğitimde iğne karşıya çuvaldız kendimize?

Değerli okuyucularımız, 2019 yılının Şubat ayının sonuna yaklaşırken Avusturya’daki Türk toplumunu ilgilendiren gelişmelerde bardağın dolu tarafını görmeye ve 50 yıllık geçmişimizle buradaki hayatımıza olumlu bakmaya çalışıyoruz. Lakin herkesin dikkatine sunmak istediğimiz çok önemli bir konu var: Eğitim! Eğitimde çocuklarımız taş devri dönemini yaşıyor, Fred Çakmaktaş gibi…

Avusturya siyasetinde ve medyasında konu yabancılar olduğunda Müslümanlar başı çekiyor ve Arap, Afgan ve Kuzey Afrikalı mültecilere ilişkin sorunlar da nedense Türkiye göçmenlerinin başında boza gibi pişiriliyor. Avusturya’daki 300.000’e yakın Türk kökenli insanın çok büyük bir kısmı hayatın içinde, üreten, meslek sahibi olan ve iddia ediyoruz ki yabancılar içerisinde Avusturya’ya en iyi uyumu sağlamış göçmenlerdir. Fakat Müslüman, sağcı-solcu sıfatlarıyla ortaya çıkarak bu uyum içerisindeki insanları temsil ettiğini söyleyen kişi, kurum ve kuruluşlar ne yazık ki hala Türkiye’de yanlısı oldukları partilerin çıkarlarına hizmet etmeyi ve oy avcılığını sürdürüyorlar. Kendi kariyerleri, mal-mülk, para ve makam için Türk toplumunu problemlere esir ediyorlar.

Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir “Kurutuluş Savaşı” vermiş ve herkesin saygısını kazanmış olan modern Türkiye Cumhuriyeti insanlarının giderek farklılaşması, yozlaşması ve ahlaki değerlerini yitirmesi üzüntü ve endişe verici. Bu gidişatın, Kuran’daki İslam ile ilgisi olmadığını ve Peygamber’in ahlakına tamamen ters düştüğünü yirmi yıldır korkusuzca gazetemizde ifade ediyoruz.  Bu din istismarıdır. Barış ve esenliğin dini İslam’ı kullanarak siyaset yapmak, ticaret yapmak ve gerçeklerin üzerini örtmek zalimliktir. Araf Suresi 44. Ayet işte bu yüzden indirilmiştir. Araf Suresi 44. Ayet: Allah’ın laneti zalimlerin üzerinde olsun.”

Nasıl oluyor da çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nden göç etmiş insanlar, burada mağara insanı muamelesi görüyor? Utanılmıyor mu? Okullarda çocuklarımız sanki çete çocuklarıymış gibi ayrıştırılıyor. O haram, bu haram, kadının eli tutulmaz şeklinde İslam dini de kullanılarak ortaya atılan sözler nedeniyle çocuklarımızın, Fred Çakmaktaş gibi, taş devri insanıymış gibi dışlanmasının müsebbibi kabul edelim ki bizleriz. Çünkü dinimizi kendimiz de bilmiyoruz. Okuduğumuz ayetlerin hangisinin, kaçının anlamını biliyoruz?

Çocuklarımızın okullarda daha iyi Almanca öğrenmeleri ve topluma uyum sağlamaları hususunda neden zaman ayırmıyoruz? Neden çocuklarımızın geleceği için plan yapmıyoruz? “Saldım çayıra Mevlam kayıra” tutumu, dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden birine sahip Avusturya’da büyük bir sorumsuzluktan başka nedir? Burada çocuklarınızı gönderdiğiniz okullar, Türkiye’de özel okul statüsünde, yani aileler bu okullar için on binlerce Euro para harcıyor. Burada ücretsiz olan bu okullarda biz neden ayrımcılığa uğruyoruz?  Burada bizlerin suçu yok mu? Çocuklarımızın, kendi milli ve manevi değerleriyle birlikte bu topluma en iyi şekilde uyum sağlaması konusunda çabalayacağımıza neden onları yanlış ellere teslim ediyoruz?  Bugün Avusturya’da okumamış biri çöpçü dahi olamaz. Okuyucularımızdan ricamız; kendilerini ve çevrelerini bu konuda tekrar tekrar uyarmalarıdır ve bir eğitim kampanyası ile çocuklarımıza ve geleceğimize sahip çıkılmasıdır.

Relevante Artikel

Back to top button
Close