GDO’lü Süt ve Sütlü ürünler kanser, şeker hastalığı vs. saçıyor

GDO-Genetiği Değiştirilmiş Organizma nedir? Soruları, sağlıklı bir yaşam için yediklerine - içtiklerine özen gösterenler tarafından araştırılıyor. Süt ve süt ürünleri Avusturya ve Almanya´da Türkiye göçmenleri tarafından çok kullanılıyor. 1 kg veya yarım kilo şeklinde satın aldığımız Beyaz Peynir başta olmak birçok üründe ne kadar GDO Süt kullanılıyor ?

-Kalp-damar hastalıkları ve süt:

Süt kalp krizlerini ve damar sertliği riskini arttırdığı da iddia ediliyor. Neden? Çünkü süt ve süt mamulleri (tereyağı, peynir ve yoğurt) yüksek miktarda kolesterol ve yağ içerirler. Bu da damarların kireçlenmesine ve kalp hastalıklarına yol açar. Süt, çok fazla miktarlarda içilirse kanser riskini de arttırdığı söyleniyor. İçerdiği ettiği çok kuvvetli proteinler nedeni ile meme, bağırsak ve prostat kanseriyle ilişkili bulunuyor. Meme ve prostat kanseri hastalarının kanında yüksek dozda bir büyüme hormonu olan (IGF-1) çok fazla olarak mevcuttur. Bu hormon aynı zamanda sütte de çok fazla miktarlarda mevcuttur. (Daha çok süt versin diye ineğe verilen rBGH hormonu yüzünden. Avrupa’da yasak, Türkiye’deki durumu bilmiyorum) Bazı doktorlar bu büyüme hormonun kansere zemin hazırlayabileceğini öne sürüyor. Çok süt içenlerin de kanında bu hormona fazlaca rastlanmakta.

-MS, kireçlenme,aizheimer

Multiple Skleroz (MS) nedenlerinden biri olarak alınan yüksek proteinler, dolayısıyla inek sütü düşünülmekte. Sütte bulunan aşırı D vitamini kirecin hücre dışı yerleşmesini hızlandırıp vücutta kireçlenmelere sebep olduğu da biliniyor. D vitamini ayrıca vücutta alüminyum birikmesine dolayısıyla Alzheimer hastalığına neden olmakta.

Peynir ve yoğurtta fermantasyon vücut dışında olduğu için fazla bir zarar söz konusu değil çünkü laktatiar artık parçalanmıştır ama yine de yüksek protein ve yağların fazla tüketimini sağlığa pek o kadar yararlı değil. Tavsiye edilen yağ miktarı % 30’u geçmeyen peynir ve % 3,5’i geçmeyen yoğurtları fazla olmamak kaydı ile tüketmek. Ayrıca piyasaya yeni çıkmaya başlayan laktozsuz sütler de bir yere kadar çare olabilir. ”

-Süt alerji nedenidir

Sürekli gazdan, yorgunluktan veya baş ağrısından mı şikayetçisiniz? Veya depresif misiniz? Belki de nedeni süt alerjisidir. İnsanlar farkında değil ama süt alerjisi en fazla görülen alerji tiplerinden. Belirtileri hafif bir mide-barsak şikayeti ya da gaz birikimi olabileceği gibi, astıma kadar varan solunum sistemi şikayetleri de olabilir. Egzama ve ciltte kızarıklıklar, uzun süren burun akıntıları ve sinüzit iltihapları, ağız ve burun içinde kapanmayan yaralar, migren ve migrene benzer baş ağrıları, eklem ağrıları ve hatta DEPRESYONLAR süte ve süt mamullerine karşı reaksiyonlar olarak sayılıyor. Süt içenlerin yorgunluk hissetmeleri laktatların bağışıklık sisteminin düzenini bozmalarından kaynaklanır. Peynir ve yoğurtta laktat fermente olduğundan (parçalandığından) süt gibi zararlı değildirler.


Sağlıklı beslenme, hayatımızda her geçen gün daha da önemli bir rol oynuyor. Durum böyleyken yediklerimize – içtiklerimize de daha çok dikkat etmemiz gerekiyor. Sağlıklı beslenmenin yollarını arayanların en çok araştırdıkları konuların başında ise GDO’lu yani Genetiği Değiştirilmiş Organizmalardan oluşan ürünler yer alıyor. Peki; GDO nedir? GDO’lu ürünler nelerdir?

GDO NEDİR?

Doğada kendi başına gerçekleşmeyen, sadece laboratuvar ortamında genetik değişiklik sonucu üretilen organizmalara “(GDO)” denir. Örneğin, mısıra bir bakteriden alınan genin yerleştirilmesi ancak laboratuvar ortamında ve insan eliyle gerçekleşir.

Süt ve sütlü ürünler kanser saçıyor? 

1.Süt: Kısa adı rBGH  olan “recombinant bovine growth hormone” adlı hormon ineklerin daha fazla süt vermesine neden oluyor ve korkunç derecede mastit (meme iltihabı)’e yol açıyor. Bu hasta ineklerin devamlı doktor gözetimi altında olması gerekiyor ve antibiyotiklerle tedavi ediliyorlar. İnsanlarda kanser riskini artıran rBGH içeriyor. Dünya, rBGH enjekte edilen ineklerin sütünün ve bu sütlerden yapılan başta inek sütünden yapılmış beyaz peynirlerin güvenli olup olmadığı konusunda ikiye bölündü. Avrupa Birliği ve Avustralya’da bu hormon yasaklanmış olmasına rağmen, Amerika’da hormon yasal ve FDA’nın bu sütler hakkında herhangi bir şartı yok. Türk Gastroenteroloji Derneği Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Faruk Memik  bu konuda şunları ifade etti : “Bu rBGH hormonu sütte ve dolayısı Peynitde, meme ve prostat kanser riskini artıracak ‘insulin like growth hormon (IGF-1)’ miktarını önemli derecede yükseltmektedir. ABD ve Kanada’da kullanılmakta olan bu hormon 1999’dan beri Avrupa ve Türkiye’de yasaklanmıştır. ABD’de gittikçe artan meme ve prostat kanserinde herhalde bu tip sütlerin içilmesinin de katkısı vardır. İngiltere’de yapılan bir çalışma, 42 ülke arasında en çok Danimarka, İsviçre ve Avusturya gibi aşırı süt ürünleri (süt, tereyağı, peynir) tüketenlerde, 20-39 yaş grubunda testis kanserinin yüksek olduğunu göstermiştir. Az süt tüketen Cezayir gibi ülkelerde ise bu kanser çok düşüktür.”

Genetiği değiştirilmiş sığır büyüme hormonu (rbGH) süt verimini artırmak için ineklere enjekte edilmektedir. rbGH sütte insülin benzeri büyüme faktörünün (IGF-I) artmasına neden olmaktadır. IGF-I hem normal hücrelere hem de kanserli hücrelere büyüme emri veren bir hormondur. İnsan ve sığır IGF-I’i birbiriyle tamamen aynı yapıdadır. Sindirim sırasında IGF-I’in bağırsak duvarlarını geçerek, kana karışabileceği belirtilmektedir. Kanda IGF-I seviyesinin artması lenf, göğüs, rahim ve yumurtalık, prostat, kolon, akciğer ve pankreas kanserleri ile çocukluk çağı kanserlerinin ilerlemesinde risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. FDA 1994 yılında rbGH kullanılarak üretilmiş sütün satışını onaylamıştır. Kanada, Avrupa Birliği ülkeleri, Avustralya, Yeni Zelenda ve Japonya’da ise rbGH kullanımı yasaklanmıştır.

Süt verimini artırmak için ineklere rbGH enjekte edilmesi ABD’de FDA onayı ile yaygın olarak uygulanmaktadır. rbGH’nin sütte IGF-I seviyesini önemli miktarda artırdığı ortaya çıkarılmıştır. İnsan ve sığır IGF-I’i birbiriyle aynı yapıdadır. Kan serumunda IGF-I seviyesinin artması ile lenf, göğüs, rahim ve yumurtalık, prostat, kolon, akciğer ve pankreas kanserlerine yakalanma riskinin arttığı ve çocukluk çağı kanserlerinin ilerlemesinde bir risk faktörü olduğu belirlenmiştir.

Kaymaklı yoğurt yapımında, sütteki hormon kalıntısı hammadde girişinden kaynaklanan kimyasal bir tehlikedir. Hormon kalıntılarının insana verdiği zarar belirlenemediği için herhangi bir limit değeride ilgi otoriteler tarafından belirlenememiştir. Hormon kullanımı, sadece hayvan sağlığı açısından değil insan sağlığı açısından da risk taşımaktadır.

Büyüme hormonu (Growth Hormone, GH) bir protein hormonudur. Bu hormon hayvanlarda doğal olarak salgılanır ve esas olarak normal büyüme, gelişme, ve sağlıklı olmak için kullanılır. Yaklaşık 60 yıl önce sığırlardan ekstarakte edilerek ineklerde süt üretimini arttırmak için kullanılmaya başlanmıştır. Seksenli yıllarda teknik ve ekonomik olarak çok miktarda GH üretimi recombine DNA kullanılarak mümkün hale gelmiştir (Anon.,2000).

Recombinant bovine somatotropin (rbGH) diğer adıyla bovine growth hormone (rbGH), ineklerde süt üretimini uyaran Insulin-Like Growth Factor 1 (IGF-1)’nin üretilmesini sağlayan bir hormondur. IGF-1 ise insanda da bulunan, hormon-protein yapısında bir moleküldür. İneklerde rbGH kullanımı IGF-1 miktarını arttırarak süt verimini arttırır (Anon., 1998a.).rbGH ineğin doğal fizyolojisine karışarak çalışır (Anon.,2001).

Yapay rbGH olarak elde etmek için, ilaç firmaları büyüme hormonunu ineklerden ekstrakte edip sentetik hormonların elde edilmesi için sofistike gen splicing teknikleri kullanır (Anon.,2001). İneklerden alınan hormon, DNA kodunun E.coli DNA’sına enjekte edilerek fazla miktarda rBGH elde edilmektedir (Montague, 1999). Bu hormonlar daha sonra düzenli olarak ineklere enjekte edilir (Anon.,2001).

Bovine somatotropin (bGH)’ nin laktasyonda ineklerde kullanımı süt verimini arttırmaktadır, elde edilen süt normal ineklerden elde edilendekine benzer veya daha fazla yağ içeriğine sahiptir. Sütteki protein içeriği, yağ içeriği kadar istikrarlı olmasa da, artmaktadır (Masoero, 1997).

Tehlikeler ve İnsanlardaki etkileri

rbGH-sütün tüketilmesinin potansiyel risklerinden biri kanserdir. Diğer riskler yapay rbGH’ nin ineklerde neden olduğu sağlık problemlerinden kaynaklanmaktadır (Anon.,2001).

RbGH enjekte edilen inekten elde edilen süt 80’ den fazla farklı ilacın (bunların çoğu hasta ineklerin tedavisinde kullanılan antibiyotiklerdir) tehlikeli kalıntılarını içerebilir (Anon.,2001).

İlaç şirketlerinin sponsorluğunda hormon enjeksiyonunun inekler üzerindeki etkisini ölçmek için yapılan testlerde olsalar dahi kullanımının tehlikeleri görülmüştür.

Kanser

IGF-1 sütün pastörizasyonu sırasında parçalanamamaktadır. İnsanlarda bulunan IGF-1 hücre bölünmesini sağladığı için bu hormonu içeren sütü tüketen kişilerde hormon miktarı artacağı için kanserojen etki yaptığı düşünülmektedir (Anon., 1998a.).

Mastitis

İnek daha fazla miktarlarda süt üretmeye başlayınca mastitise-meme ucu iltihabı- olan dayanımı azalmaktadır. Testler rbGH enjeksiyonu yapılan ineklerde mastitis oranının arttığını göstermektedir (Anon.,2001).

İyi kaliteye sahip süt düşük somatik hücre sayısına sahiptir, bGH sütteki somatik hücre sayısını FDA tarafından belirtildiği gibi arttırmamaktadır ve mastitis oluşumuna etki etmemektedir. Daha önce bildirilen mastitis oluşumundaki artış muhtemelen bGH kullanımından dolayı değil süt veriminin artmasından dolayıdır. (Masoero, 1997).

İlaç kullanımını arttırmak

İneklerde mastitisin artması antibiyotik kullanımını artırmaktadır. Bu da insan sağlığı açısından oldukça risklidir (Anon.,2000). Çünkü rbGH enjeksiyonunun hastalıkları ve ineklerde ilaç kullanımını arttırmaktadır. Tüketiciler Birliği inek memesindeki enfeksiyonların artmasından dolayı hormonla muamele edilmiş inekten elde edilen sütün bakteri ve irin içerdiğini ve muamele edilmemiş inekten elde edilen süte göre daha düşük kaliteli olduğunu bildirmiştir (Anon.,2001).

FDA kalıntıların güvenli seviyede olması durumunda ilaçla kontamine olmuş sütün satılmasına izin vermektedir. Güvenli olarak nitelendirilen seviyelerin tehlikeli hastalıkların ilaca olan dayanımını arttırdığı bulunmuştur. Hastalık etmeni organizmalar ineklerde kullanılan antibiyotiğe maruz kalmakta ve bu şekilde de antibiyotiğe olan dayanıklılıkları artmaktadır (Anon.,2001).

Antibiyotik kullanımı

İnsan sağlığıyla ilgili bir başka endişe de, rbGH kullanımıyla dolaylı olarak baş göstermektedir. Hormon enjekte edilen ineklerde süt verimlerinin artması nedeniyle dayanım limitleri zorlanarak immün sistemleri de zayıflamaktadır. Üreticiler bu hayvanları canlı tutmak için daha fazla antibiyotik ve diğer ilaçlardan kullanmaktadır (Anon.,2001). Bu yüzden rbGH hayvanlarda hastalıkları arttırmakta ve antibiyotik kullanımını zorunlu hale getirmektedir (FDA,1997).

Antibiyotik kullanımının ineklerde artması, antibiyotiğe dirençli bakterilerin artmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu bazı tüketicilerde, sütteki hormon ya da başka bir ilaç kalıntısı alerjik veya başka reaksiyonlara neden olmaktadır. Tüketiciler eğer antibiyotik dirençli bakteri ile enfekte olurlarsa iyileşmeleri güçleşmektedir (FDA,1997). Sağlık görevlileri ayrıca aşırı antibiyotik kullanımının antibiyotik dayanımı olan Salmonella gibi bakterilerin gelişimini teşvik ettiği konusunda da uyarmaktadır (Anon.,2001).

Amerika’da her yıl on bin insan bakterilerin antibiyotik dayanımı kazanması nedeniyle hayatını kaybetmektedir ve bu oran her yıl artmaktadır (Anon.,2001).

Birçok ülkede gıdalarda ilaç kalıntılarını kontrol edmek için programlar oluşturulsa da bunlar pek etkili olmamaktadır. Yasal olmayan uygulamalar oldukça yaygındır. Bazı ülkelerde, özellikle gelişmekte olan, kontrol programları yeterli değıldir (Anon.,2001).

Stres seviyesini artırır

BGH’ nin ineğe rutin enjeksiyonu onun stres seviyesini arttırmaktadır. İnek besini hormonun daha fazla süt üretmeye zorlamasını karşılayabilecek kadar hızlı metabolize edemeyebilir. Bu onun düşük seviyeli bir şok sürecine girmesine neden olmaktadır ve inek bu durum içinde hormon kullanımı devam ettiği sürece kalabilir.

Endüstri testleri ayrıca rbGH’ nin iç organların büyümesine, hamileliğin azalmasına, ısıya olan toleranssızlığının artmasına, hayvanın kalbinden pompalanan kanın dramatik olarak artmasına neden olduğunu göstermektedir (Anon.,2001).

Süt bileşeni

rbGH ile muamele, vücudun yağ mobilizasyon prosesini teşvik etmektedir, bu, artan süt verimini desteklemek için büyüme enerji gereksinimlerini karşılama ihtiyacıyla hızlanmaktadır. RbGH’nin bu birleşmiş etkisi sütteki yağ miktarı veriminin artmasını sağlayabilmektedir. RbGH muamelesinin süt bileşimi üzerindeki etkisi tartışmalı bir konudur. Toplam protein miktarındaki kazein yüzdesi azalmakta whey proteinleri içindeki a-laktalbumin ve b-laktoglobulin miktarının bağıl yüzdesi artmaktadır. (Masoero, 1997).

Hormon injekte edilmiş inek daha yüksek süt verimine sahiptir. Yüksek süt verimini desteklemek için yüksek enerji gereksinmesini karşılama ihtiyacı sütteki protein içeriğini ve kazein-protein oranını etkileyebilmektedir. (Masoero, 1997).

Plazma glikoz seviyesi bGH’ nin ineklerde kullanılması halinde artmakta veya değişmemektedir. Plazma üresi (enerji-protein dengesizliğini ve/veya amino asitlerden glukonogenesisi gösterir) ve kolesterol bGH’ den etkilenmediğinden bGH kullanılan hayvanlardaki plazma glikozundaki artışın sebebi muhtemelen diğer ineklere kıyasla daha fazla besin almasıdır (Masoero, 1997).

KİTLESEL SÜT ÜRETİMİNİN RİSKLERİ NELER?

Daha önceki yazılarımda besi hayvanlarının kapalı alanlarda ve yapay yem (soya, mısır ve hayvansal protein) ile semirtilmeye olumlu cevap verebilmesi için nasıl yapısal değişikliklere (genetik manüplasyon yoluyla) uğratıldığını ve türlü ilaçlarla bu sürecin ayrıca desteklendiğini anlattım. Aynı durum tabiatı ile süt besiciliği için de geçerlidir. Bununla beraber süt besiciliğindeki bir diğer uygulama daha da dehşet verici bir durum yaratmakta; yapay büyüme hormonu.

HAPSİ GÖZE ALAN CESUR BİLİM İNSANLARI GERÇEKLERİ İFŞA EDİYOR

‘Somatotropin’ doğal bir hormon. Bu hormon ineğin doğum yapmasının ardından, hayvanın beynindeki hipofiz (Hypophyse) bezi tarafından salgılanmakta ve süt oluşumunu hızlandırmakta. Neticede inek yeni doğan yavrusunu besleyebilmek amacı ile belli bir süre için daha fazla süt vermektedir. Dana sütten kesilince bu hormon tekrar azalmakta ve süt verimi de normale dönmekte. Bu olgunun 1936 da Sovyet bilim adamları tarafından tespit edilmesi, bu hormonu yapay olarak oluşturmak için hummalı bir yarış başlatmıştı. ABD kökenli bir kuruluş olanMonsanto’ya çalışan bilim adamları 1980’lerde bu hormonu yapay olarak oluşturmayı başardılar. Kısa adı, akademik alanda ‘rBGH’ (recombinant Bovine Growth Hormone) olarak tanınan yapay büyüme hormonu, 1994 yılında bir skandallar zinciri ile ABD’de sahaya sürülür. ABD de konuyu incelemeye yetkili ve sorumlu, sağlık enstitüsü FDA (Food and Drug Administration), hormonun kullanıma serbest bırakılması sürecinde, ayrıntılarını, yer sorunu dolayısı ile uzun uzadıya veremeyeceğim, bir dizi savsaklama, belgeleri saklama, olayın üstüne gitmeye kararlı memurlarını görevden uzaklaştırma gibi girişimlerle, Monsanto lehine aktif rol oynamıştı. Gerçektende hormonun enjeksiyon yoluyla haftada iki kez ineklere verilmesi ile 8 ila 12 litre arasında süt artışına ulaşılabildiği görülmüştür. İneklere yapay büyüme hormonu (rBGH) verilmesinin pek çok olumsuz sonuçları olduğu ise başta ABD’li cesur bilim adamlarınca bütün baskılara ve tehditlere rağmen ısrarla kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu uğurda hapsi göze alan bilim adamları dahi vardır.

İNEKLER HORMONDAN NELER ÇEKİYOR

Hormonun inekler üzerindeki olumsuz sonuçlarını çok kısa olarak sıralamak gerekirse:

-En başta artan meme iltihabından (mastitis) söz etmek gerekir. Mastitis demek ise yoğun antibiyotik tedavisi ve sütün içeriğinde antibiyotik artıkları demektir

-İneklerde çiftleşme ve döl alma sorunlarının oluşmasıdır

-Hayvanların bacak ve tırnaklarında çeşitli deformasyonlar meydana gelmektedir

-İneklerde aşırı bedensel tükenmekten dolayı, erken oluşan kesim zorunluluğu neticesi, kısa aralıklarla hayvan dökümünü yenileme sorunu.

-Enjeksiyon noktalarında geniş ödemler oluşması vs. vs…

‘rBGH’ hormonunun insanlar üzerindeki olumsuz etkileri ise büyük bir dikkat ve özveri ile ele alınarak araştırılması gereken ve insanların acilen bilgilendirilmesi gereken önem ve boyutlardadır.

HORMONLU SÜTLER İNSAN SAĞLIĞINI NASL ETKİLİYOR

İneklerde rBGH hormonunun üretimini tetiklediği bir başka hormon daha var. Aslında doğal bir hormon olan söz konusu hormonun akademik ortamdaki tanımı, IGF-1 ( İnsulin-like Growth Factor-1). Bu hormon, büyümeyi hızlandırmakta. Daha da öz bir ifade ile hücre çoğalmasını tetiklemekte. Bu sütü içen çocuklar ve yetişkinler de kaçınılmaz olarak ilave olarak IGF-1 hormonu almış oluyorlar. Ne olur alınırsa? Böylece çocuklar daha boylu poslu olurlar, yetişkinler ise artan hücre çoğalması dolayısı ile gençleşirler fena mı, denilebilir. İşin aslı ise başka. En iyisi, konunun uzmanı Robert Cohen* den alıntı ile çok kısa olarak anlatalım:

– IGF-1 hormonu hücre bölünmesini arttırıyor evet, fakat her türlü hücre için geçerli bu. Yani insan vücudunda zaten var olan kanser hücreleri de çoğalmaya başlıyor. Daha açık bir ifade ile IGF-1 kanser gelişmesini de tetikleyebilmekte. Özellikle meme kanseri, prostat kanseri, pankreas kanseri, kolon kanseri, lösemi…

– İnek sütündeki IGF-1 Hormonu, pastörizasyon işlemlerinden etkilenmemekte.

– Sütün homojenizasyonu, yani süt yağının çok küçük partiküller halinde küçültülmesi, hormonun insan ince bağırsağı duvarından, taşıyıcı yağ partikülleri ile birlikte sorunsuz olarak geçerek kana karışmasını sağlamakta.

– IGF-1 hormonu, çocuklarda ‘antikor’ oluşumuna neden olmakta ve bu antikorlar pankreas da insülin üreten ‘beta’ hücrelerini tahrip ederek diabet mellitus’a sebebiyet vermekte…

AB ÜLKELERİ POSİLAC’A SÜRELİ YASAK UYGULADI

Ticari adı ABD de ‘Posilac’ olan, ‘rBGH’nın, Monsanto tarafından AB ülkelerinde de satışa çıkarılabilmesi için müracaatı yapılmış fakat AB’nin reaksiyonu; süreli yasak, beklemek ve konuyu araştırmak olmuştur. Her ne kadar AB’de rBGH kullanımına genel müsaade çıkmamışsa da üye ülkelere, bilimsel deneme amaçlı olarak sınırlı izin verilmiştir. Bu yasak etkili olmuş mudur? Bu sorunun cevabını süt endüstrisi üzerine geniş tecrübeye sahip Alman hukukçu ve yazar Maria Rollinger*** dolaylı olarak şöyle cevaplıyor:

Gerçek odur ki 1990 lı yıllarda (yıllık 6000 ila 8000 lt süt verimli), –turbo inekler- bizde de ortaya çıkmıştır. Aynı yıllarda Büyüme hormonunun serbest olduğu ABD’de ve yasak olduğu AB de, ortalama süt verimi aynıdır. 90’lı yılların ortalarında ABD ve AB de süt ineklerinin aynı gelişmeyi göstermelerinin nedeni nedir acaba diye insan kendine sormadan edemiyor…’ Önemle vurgulanması gereken bir ayrıntı da; AB’nin sınırlı yasağının, AB harici ülkelere rBGH üretim ve satışını içermediğidir. Eski doğu bloğu ülkelerinde ve özellikle de Rusya Federasyonunda ise, hormonun uygulanması serbesttir. 1999 yılında AB ve Kanada kendi ülkelerinde rBGH uygulamalarını yasakladılar. Bu yasağın kalıcı olmasını umalım!…

ENDÜSTRİYEL SÜT İLE BİR ÇOK HASTALIK ARASINDA BAĞLANTI VAR

Maria Rollinger burada hormonun el altından kontrolsüz bir şekilde yayılmakta olduğunu açıkça ima etmektedir. Büyüme hormonu rBGH (diğer tanımı ile rBST) Avrupa da ve diğer ülkelerde ‘Somatech’ ve Optiflex -640 gibi isimlerle, kimi ilaç şirketlerinde piyasaya sürülmektedir. İnek sütü suni büyüme hormonu olmaksızın da bir sürü sağlık sorunu yaratabilmektedir. Astım, osteoporose, diabet tip 2, alerji, beyin kanaması, kalp sektesi ve kollestirin gibi birçok hastalığın nedenleri ile endüstriyel olarak işlenmiş (pastörize ve homojenize) inek sütü tüketimi arasında bağlantılar olduğu, akademik alanda pek çok saygın bilim adamlarınca ifade edilmektedir. Bu bilim adamlarının araştırmaları ve savlarının ayrıntılarına başka bir zaman da değinmek üzere, şimdilik kestirmeden soralım:

ASLINDA SÜT İÇMEZSEK NE OLUR?

Robert Cohen, ABD için şöyle söylüyor: ‘Eğer süt ürünleri aniden ortadan kaybolsaydı neler olurdu? Belki ABD, öldürücü hastalıklar listesinde 1 numara olan kalp hastalıklarının sorumlusu olan kollestirin problemi olmayan bir ülke olurdu. Kanser sorunu olmayan bir topluluk olurduk. Büyük bir ihtimalle çok daha az; lösemi, enzefalitis, menenjit, diabet, osteropoz, artritis ve alerji vakalarımız olurdu.’

Bu kısa ifadeleri burada uzun uzadıya açıklama şansım yok. Belki ileride…

VE… NEDEN SÜT İÇMEYE ZORLANIYORUZ

Günümüzde insanlığın yaşamsal açıdan en yakıcı sorunu; Küresel Finans Oligarşisinin (KFO) ‘tek merkezli dünya hâkimiyeti’ne ulaşabilme yolunda, çok önemli temel hedeflerden olan, ‘merkezi gıda sistemi’nin yapılandırılması ve bu sayede ‘tüm insanlığın beslenmesini merkezi olarak elde tutabilme’ amacına ulaşmada, önemli stratejik girişimleri gerçekleştirebilmiş olmasıdır.

SAHİP OLDUĞUMUZ BİLGİLERİ ONURLU BİLİMİNSANLARINA BORÇLUYUZ

Eti için beslenen milyonlarca sığırın yanı sıra, milyonlarca ineğin de kesimini iki veya üç yıl uzatarak sütünün değerlendirilmesi sayesinde, bu ineklere yedirilen yapay yemlerin (soya, mısır, vs) süt ürünlerine dönüştürülmesiyle, gıda maddeleri arz yelpazesinin bir parçasının daha merkezi siteme bağlanması mümkün olabilmiştir. Yukarıda kısaca sözünü ettiğim, insanlara zararlı yapısal özelliklerine rağmen inek sütü, sistemin ürettiği diğer kitlesel gıda maddeleri gibi insanlığa zorla dayatılmakta ve olası önemli tehlikeler ise önemsizleştirilerek geçiştirilmektedir. Bazı onurlu bilim adamlarının ümitsizce verdikleri karşı mücadele ise genellikle etkili olamamaktadır. Bununla beraber günümüzde sahip olduğumuz bilgileri yine de bu onurlu bilim insanlarının şahsi fedakârlıklarına borçluyuz. ( Dünya Gıda, Erhan Ünal/Odatv,Buket Topakoğlu,)

Kaynak:
www.hps-online.com / Food & dieting/The science of food combining
-Milk and dairy www.hps-online.com/Food & dieting /Food profiles
-Robert Cohen “MILK: The Deadly Poison. Argus Publishing

Relevante Artikel

Close