Gezi davası ve Kavala “Türkiye gerçeği” başlığıyla Avusturya basınında!

İş insanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala'nın Türkiye'de mahkeme tarafından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına Avrupa ve Avusturya'dan tepkiler gelmeye devam ediyor.

Viyana. „15 Temmuz darbe girişimi“ ile „Gezi Parkı olayları“na ilişkin 17 sanığın yargılandığı davada, iş insanı ve aktivist Osman Kavala „cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs“ suçundan  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Dava süreci ve sanıklar aleyhine verilen karar, Avrupa ve Avusturya basınında da geniş yankı buldu. Gezi davasında yargılamaya katılan tüm sanıkların mahkum edilmesi uluslararası toplumdan yoğun tepki aldı.

Deneyimli Gazeteci Gudrun Harrer, Der Standard Gazetesi’nde “Osman Kavala aleyhine karar: Türkiye gerçeği” başlığı ile kaleme aldığı analizinde, söz konusu davayı “komedi”, verilen kararı ise “skandal” olarak nitelendirdi.

Der Standard Gazetesi’nde yayımlanan analizin ayrıntıları ise şöyle:

“Osman Kavala’nın davası bir komedi, karar bir skandal. Ve Türkiye’nin Avrupa için öneminin arttığı bir an geliyor.

Ne yazık ki, müebbet hapis cezası Türk girişimci, kültür koruyucusu ve insan hakları aktivisti Osman Kavala için sürpriz değil. Casusluk suçlaması düştükten sonra, Türk yargısının bu tüyler ürpertici meseleden kurtulmaya çalışacağına dair kısa bir umut vardı. Ancak siyasi rakibi yok etmeyi amaçlayan bir liderliğe uyum galip geldi.

Duruşma bir saçmalıktı ve karar sadece ilgili kişi için bir trajedi değil, aynı zamanda Türkiye’nin bir hukuk devleti olarak itibarına sürülmüş bir lekeydi. Unutulmamalıdır ki, Ekim 2021’de sürecin ilk sonuçlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yedisi NATO ülkelerinden on Batılı büyükelçiyi süreci eleştirdikleri için sınır dışı etmekle tehdit etmişti. Bu karşılıklı saldırının bu sefer tekrarlanıp tekrarlanmayacağını görmek ilginç olacak. AB, Rusya’nın içeride ve dışarıda otoriter eğilimlerini çok uzun süre görmezden geldiği için kendisini kamuoyu önünde kınadığından beri sonuçta, değer temelli bir dış politika, -en azından sözlü olarak- daha da önemli hale geldi.

Ama aynı zamanda Avrupa topraklarında da bir savaş var. Türkiye’nin Batı için önemi, beğensek de beğenmesek de NATO üyesi ve Rus savaş gemilerine kapalı olan Boğaziçi’nin koruyucusu olarak yükseldi. Ankara – Başbakan Karl Nehammer’ın Moskova ziyaretinden sonra ima ettiği ama ne yazık ki ayrıntılı olarak açıklamadığı şey düşünüldüğünde- gelecekte Avrupa’nın enerji arzında daha büyük bir rol oynayabilir. Ve Ukrayna’daki mahsul kıtlığından kaynaklanan Orta Doğu’daki gıda kıtlığına ilişkin endişe verici tahminler gerçekleşirse, AB’nin, alaycı bir şekilde söylemek gerekirse, mülteci ve göç akışlarını yönetmek için Ankara’ya tekrar ihtiyacı olacaktır. Gerçek bu. (Gudrun Harrer, 26.4.2022)” (yenivatan.at)

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
Cookie Consent mit Real Cookie Banner