Haberler bu başlıkla veriliyor: Cihatcılar davası- Camii ve inanç dernekleri DAEŞ’in Avusturya şubesi mi?

Avusturya´nın Graz eyaletinde iki gün önce vuku bulan mahkeminin "kahramanları" Türk asıllı oldukları Avusturya basının yazılı ve görüntülü kamu iletişim araçlarında yayınlaması aslında Türkiye göçmenlerinin içinden çıkıp camii veya tarikat kuran bazı kişi, kurum ve kuruluşun sözde ibadet, dini eğitim adı altında Avusturya kamuoyunda özelde Türklere ve genelde müslümanlara karşı nefret ve tiksintinin artırılmasında başrol oynadıklarını bir daha gösterdi.

VİYANA – Hiç bir Türkce dilinde yayın yapan basın organı bu haberi yayınlamadı.  Avusturya medyasında “CİHATÇILAR DAVASI-İnanç Dernekleri DAEŞ’in Avusturya Şubesi mi?” başlıklı haber içinde suçlanan kişilerin Türk olması tekrar Avusturya’da din, camii ve cemaat adı altında Türkiye bağlantılı kurulan kuruluşlara kamuoyunun korkarak göz çevrilmesine,  tiksinti ve nefret oluşmasına neden oldu.  Bu haber aslında Avusturya’da Türk kamuoyunun en başta öğrenmesi gerekiyor.  Çünkü 50 yıldır bu ülkede yaşayan Türkler’in kalbine ve resmine karşı haklı haksız bir şekilde işte bu tür haberlerde geçen bazı  “Türkiye göçmenleri”  yıllardır dini eğitim, ibadet adı altında adeta hançer saplıyor, sapladı ve saplamaya devam ediyor.

9 milyona yaklaşan nüfusu ile Avusturya’da 300 bin fazla Türkiye göçmeninin üzerine  kara leke ve 800 bine yaklaşan toplam  müslüman üzerine ise nefretin odaklanmasına neden bu haberin en hafifi Krone Gazetesi’nde yayınlandı. Almanca diline yayınlanan haberin Türkçe dilinde tercümesi şöyle:

Cihatcılar davası- Camii ve inanç dernekleri DAEŞ’in Avusturya şubesi mi?


GRAZ-Graz Eyalet Ceza Mahkemesi’nde Pazartesi günü altı cihadist terör şüphelisi hakkındaki davanın görülmesine başlandı. Türk asıllı olan sanıklar silahlı terör örgütü ve suç örgütü kurma suçundan, sanıkların bazıları da devlet düşmanı faaliyet yürütmek suçundan yargılanacak. Davanın bir numaralı sanığı aleyhinde savcılık iddianamesinde, Linz’teki bir inanç derneğinde imam olarak gençleri radikalleştirdiği iddiası yer aldı. 47 yaşındaki sanık birinci duruşmada mahkemeye barışçıl bir huzur tablosu çizmeye çalıştı.

Aslında iddianamede yedi kişinin adı geçmekteydi, ancak sanıklardan biri ortalıktan kayboldu, nerede bulunduğu bilinmiyor. Bu nedenle yargıç onun dosyasını davadan ayırdı. Kalan altı sanık duruşma salonuna on iki koruma memuru eşliğinde getirildi.

Savcı: “DAEŞ’in Avusturya’daki şubesi ve üssü”
Savcı, Viyana, Graz ve Linz’teki radikal dinci inanç derneklerinin ne kadar birbiriyle bağlantı içinde ve terör örgütü DAEŞ için ne kadar büyük öneme sahip olduklarını ortaya koydu. “İnanç dernekleri DAEŞ’in Avusturya’daki şubesi ve üssüdür” vurgusuna yer veren iddia makamı, bunların “bu ideolojilerin yayılma merkezi” olduğunu ifade etti. Sacılık ayrıca, daavnın din meselesi olmadığının altını çizerek, “Savcılığımız işin o kısmıyla ilgilenmiyor. Burada mesele siyasi ideoloji.”

47 yaşındaki bir numaralı sanık, Graz’a da sık sık davet edilen, itibar gören bir imamdı. Kendisinin birçok genç erkeği DAEŞ savaşçısı olmaya ikna ettiği iddia ediliyor. Bunlardan ikisi Graz’da görülen bir başka davada, Suriye’de işledikleri terör suçlarından dolayı mahkum oldu. Terör örgütüne kazandırılan diğer gençlerin aileleri, “böyle radikal ideolojilerle temasa geçtikleri zaman ailelerin ne büyük acılar çektiğinin görülmesi için” tanık olarak dinlenecek.

Davada dernek başkan, yazman ve muhasibi ile inanç derneğinin yerini kiraya veren mülk sahibi de, bir numaralı sanığa faaliyetlerinde yardım ettiklerinden dolayı yargılanıyor.

 

Müdafi: İmam „hiç kimseyi radikalleştirmedi“
Yaklaşık bir saat süren savcılık mütalaasının ardından müdafiler söz aldı. Bir numaralı sanığı ve başka bir sanığı temsil eden avukat, her iki müvekkilinin de suçsuz olduğunu ve “asla faal olmadıklarını”, Linz’teki inanç derneğinden DAEŞ üssü olarak söz edilemeyeceğini, burada sadece ailelerle Cuma namazında bir araya gelindiğini söyledi.

Müdafi mütalaasının başında jüriye, “Bu yüksek güvenlikli ortamdan sonuç çıkarmayın. Bunlar tehlikeli suçlular değil” şeklinde hitap etti. Müdafi, her iki müvekkilinin de suçsuz olduğunu, imamın “daima DAEŞ’e karşı duruş sergilediğini, asla kimseyi radikalleştirmediğini ve örgüte kazandırmadığını” söyledi.

 

Suriye’deki erkek kardeşine 200 Euro gönderdi
Müdafinin ikinci müvekkili, Suriye’de DAEŞ militanı olan erkek kardeşine 200 Euro gönderdiği için yargılanıyor. “Müvekkilim bu parayla ne yapılacağını bilmemekteydi ve insani yardım kuruluşları için kullanılacağına inanmaktaydı” diyen müdafi, müvekkilinin bir keskin nişancı tüfek dürbünü satın alıp kardeşine göndermesini de, kendisinin bu teçhizatın amacı konusunda bilgisi olmadığı şeklinde savundu.

 

 

Suriye’de DAEŞ Militanları

(Bild: AFP)

Diğer bir müdafi, devlet aleyhine faaliyetler suçlaması için, “Müvekkilim sahip olduğu temizlik şirketi için çok çalışıyor. Bu durumda, her şeyin çökmesini o mu isteyecekti?” dedi ve iddiaların soyut ve abartı olduğunu dile getirdi. Müdafi ayrıca kendisinin, on aileden oluşan bu dernekte, herhangi birinin radikal bir eyleme girişeceği bir DAEŞ üssü görmediğini ifade etti.

 

„İddianamenin dayanakları korkutucu derecede zayıf “
“DAEŞ’in insanlık dışı eylemlerinden söz edildiğinde, burada olan her şey korku yaratıyor” diyen bir diğer müdafi, kanaatince bunun, “iddianamenin dayanaklarının korkutucu derecede zayıf” olmasından kaynaklandığını öne sürdü. Söz konusu avukat, mülkünü derneğe kiraya verdiği için terör finansmanı iddiasıyla yargılanan sanığı temsil ediyor.

“Bunlar çok normal suçlar” diyerek görecelleştirmeye çalışan müdafi, savcının “çok çok zayıf olan iddianamesini desteklemek” için DAEŞ’in infazlarını ve korkutucu eylemlerini dile getirdiğini iddia etti. Bunun yanında müdafi, salonda bulunan, az-çok medeni olan her bireyin DAEŞ’i kınadığına inandığını ifade etti.

 

(Bild: Jürgen Radspieler)

Bir numaralı sanık “kesin 5000 çocuğa” ders verdi
Müdafilerin mütalaalarından sonra, bir numaralı sanığın yargıç tarafından sorgulanmasına geçildi. Kendisi Türkiye’de doğup Mısır’da eğitim almış. Avusturya’da İslami din öğretmeni olarak çalışan sanık, kendi ifadesine göre bugüne kadar “kesin 5000 çocuğa” ders vermiş. Daha sonra birkaç yıl yarı zamanlı çalışan olarak hayatını sürdüren sanık, daha sonra küçük bir elektronik işletmesini satın almış.

„Bizler çay içerdik, çocuklar da oyun oynardı “
Yargıcın, “Kendinizi koyu inançlı bir Müslüman olarak niteler miydiniz?” sorusuna sanık, “19 yaşından bu yana Allah bilincine sahip bir Müslümanım. Koyu denince bu benim için otomatik olarak düşmanca bir anlama geliyor” şeklinde yanıt verdi. Linz’teki inanç derneğini kendisinin kurduğunu aktaran sanık, “sekiz ila on aileydik. Cuma namazına ve Pazar öğleden önce ders için bir araya gelirdik. Sonra çay içerdik, çocuklar da oyun oynardı” diyerek barışçıl bir huzur tablosu çizmeye çalıştı.

Dava, Salı günü, diğer sanıkların ifadesinin alınmasıyla devam edecek.

Kaynak:

https://www.krone.at/1992806

 

Relevante Artikel

Back to top button
Close