“Ahlaklı insanı dindar görünümlü insana yeğleriz”

İlyas Atmaca Dede, Yeni Vatan Gazetesi’ni, Viyana Alevi Kültür Birliği Cem Evi’nde her on beş günde bir yapılan pazar kahvaltısına kabul ederek değişik konular hakkında bilgiler verdi.

Birol Kılıç/yenivatan.at

Viyana-
Avusturya Devleti tarafından resmen tanınan Avusturya Alevi İslam Birliği’nin İnanç Komisyonu Başkanı olan Ilyas Atmaca Cem Evi içinde karşıladıktan sonra şu çarpıcı sözleri ile  merhaba dedi :  “Aleviler için en başta ahlak, adalet ve hakikat önemlidir. Konuşan Kuran-ı Kerim sıfatlı Hz. Ali’nin, elinde büyüdüğü Hz. Muhammed’in sıfatı, Kuran ile şereflendirilmeden önce Emin idi. Yani Peygamberimiz, dostları ve düşmanları tarafından güvenilir, emin insan, ahlaklı insan, adaletli insan, dürüst insan, temiz insan ve en başta da akıllı, mantıklı insan olarak kabul ediliyordu. Böyle İnsan-i Kamil olan kulunu, Cenab-ı Hakk’ın Kuran ile şereflendirmesi, işte bu Emin sıfatındandır. Biz ilk önce Allah’ın kulu olan Resulümüz ve Peygamberimizin bu ahlaklı ve emin kişiliğini örnek alırız. Onun elinde büyümüş olan Hz. Ali de, konuşan Kuran ve ilmin kapısı olarak sevgimizi kazanmıştır. Elimizde var olan Kuran’daki tüm ayetler insana; ahlaklı, akıllı ve mantıklı olmayı, hak yememeyi, paylaşmayı, mala, putlara ve insanlara tapmamayı öğütler. Çünkü hepsi şirktir. Kulun kula kul olmasıdır. Ahlaksızlık ve edepsizlik kapısının aralanmasıdır. Bizim için şekilde dindarlık birinci derecede önemli değildir. En başta bir insanın emin, adaletli, kul hakkı yemeyen ve  en başta ahlaklı insan olması gerekiyor.  Biz kimsenin imanını, dindarlığını ölçemeyiz bu bizi ilgilendirmez o işin Hakk`ın işidir ama yaşadıklarımız ile bir insanın kişişel ve toplumsal ahlaklı olup olmadığına takribi karar verebiliriz.  Ahlaklı olmak bizim için dindar olmaktan önemlidir. Maun Süresi bu konuda Kamu da yetim yani kul hakkı yiyen, kamu malını çalan ve daha sonra Mescit, Camii, Cem Evine gelip Namaz kılan muhafazakarlar  dindar görünümlü insanların Allah tarafından alnını sürtüleceğini ilan ediyor.  Maun süresini çok iyi anlamak ve anlatmak gerek. Ahlaklı insanı dindar görünümlü insana yeğleriz.  Hü Hakk`dır, hakikattir , adalettir ve gerçeğin kökeni olan insana sevgi ve saygının temeli ahlaktır.  Size bu vesileyle, Cem Evimizin kapısına Hü gerçeğin demine hü diyerek hoş geldiniz ve şeref verdiniz demek isterim.” 

Tokat Hubyar Ocağı mensubu İlyas Atmaca Dede, Cem Evi’ne davet ettiği bizlere, özellikle Şeriat ve Tarikat kapısını ve çeşitli Kuran ayetlerini çok güzel bir dille, sade ve anlaşılır bir şekilde anlatıyor. Hücret Suresi 20. ayet ve Fecr Suresi 24 – 27. ayetler ile başlayan konuşması, sonuna kadar ayetler ve hü gerçeğin demine hü sözleriyle devam ediyor.

Şer dışarda bırakılacak

Cem İbadet Evi içine girildiğinde tüm şerrin ve pisliklerin dışarıda bırakılması gerektiğini söyleyen Atmaca Dede, “İçeriye girecek canların kul hakkının, küslük ve dargınlıkların, dürüstçe dualarımız ile ilk başta çözülmesi gerekiyor.” dedikten sonra sözlerine söyle devam etti: “Ölmeden önce ölmek, nefisleri köreltmek ve içeri girildiği anda herkesin hata yaptığı insandan özür ve af dilemesi gerekiyor. Borcu varsa ve haksızlık yapmışsa, Cem’den önce çözülmesi gerekiyor. Kul hakkı üzerinde olan Alevi Can, finaldeki Cem İbadetine giremez. Peygamberimiz bu konuda, ahlaklı ve Emin insan olarak bizim önderimizdir. O bile bir insana karşı hata yapmışsa, kul olduğunu unutmamış ve özür dilemiştir. Tüm peygamberler, ahlaklı, adaletli ve temiz olun demiştir. İslam dininin özü, Allah’a ortaklık koşmamak yani tevhittir ve ahlaklı, adaletli olmaktır. Kuran bunu emreder. Hz. Ali bu uğurda canını vermiştir. Hz. Hüseyin ve 12 İmamların yolu budur.”

Lokma hizmetleri

Her on beş günde bir Cem Evi’nin temiz ve ferah yemek ve misafir odalarında kahvaltı düzenleniyor. Derneğe üye olan ve üye olmayan canlar olarak insanlar, kendi birikimlerinden yaptıkları alışverişle, yemekhanede Anadolu mutfağının leziz örneklerini hazırlıyorlar. Harcanan miktarlar geri alınmıyor. Tüm işçilik ve hizmetler, derneğe yardım olarak sayılıyor. Dede Ilyas Atmaca ekmek keserek, misafirlere bizzat çay götürerek kahvaltıyı hazırlayanların hepsi gibi arı gibi hizmet ediyor ve insanlar ile sohbet ediyor. Herkese açık olan kahvaltıda, yalnız ya da ailece bir arada bulunan katılımcılar, birbirleriyle görüşüyor ve dertleşiyorlar. Herkes, gönlünden ne geçerse, makbuz karşılığı Cem Evi’nin genel masrafları için yardımda bulunuyor. Toplanan paralar, şu anda daha çok Cem Evi’nin inşaatı için alınan kredilerde kullanılıyor. Herkes yaptığı katkıdan mutlu. Dernek temsilcileri, Avusturya Devleti’ne, hem Alevi inancını dünyada ilk defa resmen tanıyan ülke olduğu için hem de verilen diğer olanaklardan dolayı, şükranlarını ve bağlılıklarını ifade ediyorlar.  Türkiye’de Alevi Cem Evleri, Türkiye Cem Vakfı sayesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince ibadet evleri olarak tanınmış olsa da, hala Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından kabul edilmiyor. Hristiyanların kiliseleri ve Yahudilerin sinagogları, resmen ibadet evleri olarak kabul edildikleri ve birçok devlet olanağından faydalanabildikleri halde Alevilerin Cem Evleri, uluslararası mahkeme kararlarına rağmen halen Türkiye’de ibadet evi olarak kabul edilmiş değil.

Alevilikte Lokma ve Niyaz Kültürünü nedir?

Erenlerin dili ve sayfalarında Lokma ve Niyaz kültür şöyle anlatılıyor  : “Alevilerde sofra,  ocak, yemek ya da lokma kavramları kutsallığa büründürülmüş ve tarihten günümüze yaşamımızın her aşamasında yerini almıştır.  Bu kavramlar kültürümüze geleneksel yöntemlerle; edebiyatımıza, geleneğimize, törenlerimize, inanç ibadetimize ritüel olarak girmiş ve halen de yaşamaktadır.

Bilindiği gibi Alevilerde Ocak kutsaldır. Ocak sadece yemek pişirilen yer olarak görülmez. Ocak aynı zamanda soy olarak kullanılan bir kavramdır. Bu açıdan Ocak asla söndürülmemesi gereken bir kutsal mekandır. Bu açıdan Alevilerde ocağa yemek artıkları atılmaz. Ocağa pislik atılmaz. Ocağın ateşi hiç söndürülmez. Eğer sönerse o evin başına felaketler geleceğine inanılır.  Alevilerde en büyük beddualardan biri de “ocağın sönsün” deyimidir.

Alevilerde Ocak aynı zamanda bir olgunlaşma, eğitilme yeridir. Geçmişte Alevi inanç erleri adına Ocak denilen bu okullarda eğitilerek yetiştirilirdi. Burada pişer, olgunlaşır ve ondan sonra toplumuna hizmet için görev verilerek gönderilirdi.

Yemek nasıl ateş yakılan bir ocakta pişerse, yani olgunlaşıp yenilecek hale gelirse; ham insan da bir Alevi Ocağında pişer, olgunlaşır.  Pişmek aynı zamanda olmaktır. Meyve yenilir hale gelince olmuş derler. İşte insan da Ocak’ta pişince olmuş, olgunlaşmış olur.

Aleviler değişik törenleri için lokma dağıtırlar. Lokmada amaç kimin ne getirdiğine bakılmaksızın, her canın getirdiğinin ortaklaşa yenilmesidir. Burada rızalık esastır. Çünkü Alevi toplumu bir rızalık toplumudur. Herkesten olanağına göre alır ve herkese ihtiyacına göre yeniden dağıtır.  Örneklersek, aşağıdaki törenlerin sonunda mutlaka lokma dağıtımı yapılır.”

1. Görgü: Cem’de, görgüsü yapılan canların verdiği lokmadır.

2. Matem (Aşure): Matem orucu sonrasında verilen lokma.

3. Düşkün Kaldırma: düşenlerin aklanması için Cemde verilen lokma.

4. Birlik Ceminde verilen lokma.

5. Dardan İndirme: Hakka yürüyen bir Can için verilen lokma.

6. Musahiplik ceminde verilen lokma.

7. Hızır orucu sonrası Hızır lokması

8. Adak adayan canların verdiği lokma

9. Ziyaretlere adanmış adakların lokması


Hu diyelim gerçeklerin demine

Anadolu Alevilerinin 12 büyük ozanından biri olan Pir Sultan Abdal’ın şu dörtlükleri Cem Evi içinde dikkat çeken ifadelerdi:

Pir Sultan Abdal

Hu diyelim gerçeklerin demine,

Gerçeklerin demi nurdan sayılır.

On’ki imam katarına düzülen,

Muhammet Ali’ye yardan sayılır.

 

İhlas ile gelen bu yoldan dönmez,

İkilikten geçip birliğe ermez.

Eri Hak görmeyen Hakk’ı hiç görmez,

Gözü bakar amma körden sayılır.

 

Bir talip ki ikrarında durursa,

Çerağ gibi yanıp yağı erirse,

Eksikliği kendisinde görürse,

O da erdir gerçek erden sayılır.

 

Üç gün imiş şu dünyanın safası,

Safasından artık imiş cefası.

Gerçek erenlerin nutku nefesi,

Biri kırktır kırkı birden sayılır.

Pir Sultan Abdal’ım Bağdat’tır vatan,

İkilikten geçip birliğe yeten,

Erenler yoluna kıl ü kal satan,

Yolun dikenidir hardan sayılır.

Relevante Artikel

Back to top button
Close