İBB Başkanı İmamoğlu: “Bu saatten sonra Erdoğan’ın kabusuyum”

Geçtiğimiz günlerde hapis cezasına çarptırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili sert açıklamalarda bulundu. Hapis ve siyasi yasaktan cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar her konuda konuşan İmamoğlu, kendisini hedef alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Bu saatten sonra onun kâbusuyum” yanıtını verdi.

İstanbul. YSK üyelerini hedef aldığı iddiasıyla hapis ve siyasi yasak cezası verilen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu önemli açıklamalar yaptı. İmamoğlu, “Kumpas ve ayak oyunları sürecine aldanmayan 6’lı masa, iktidardakileri alabora etti. Beni rüyasında gördüğünü düşünüyordum ama bu saatten sonra onun için kâbusa döndüm” dedi. Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu ve kendisiyle ilgili kullandığı “başka ebeveynler arıyor” ifadelerine de yanıt veren İmamoğlu “Bu saatten sonra onun kâbusuyum” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, son bir haftada yaşananlarla ilgili olarak Cumhuriyet gazetesinden İklim Öngel’e dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, hapis ve siyasi yasaktan cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar her konuda konuştu.

Öngel: Size verilen cezanın ardından Erdoğan “Bizansvari taht oyunları”, MHP lideri Devlet Bahçeli ise “Saraçhane kumpası” ifadelerini kullandı. Yorumunuz nedir?

İmamoğlu: Şantaj, kumpas, tuzak denilen şeyler mahkeme sürecinin içinde dolu dolu var. Atanan hâkimin adil davranma gayreti üzerine sürülmesi, yeni heyetin getirilmesi. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanının siyasi bir yol haritası çizmesi, bir bakanın “Şöyle alırım, böyle almam” demesine kadar içinde kumpas, tuzak, şantaj hepsi var. Böyle sıfatlar masanın gündeminde yalnızca “bunları bertaraf etme düşüncesi” olarak var.

Öngel: Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na sizinle ilgili ‘başka ebeveynler arıyor’ ifadelerine ne dersiniz?

İmamoğlu: Herkesin ebeveyni belli. Bunu da hakaret kabul edebilirim ama gündemime dahi almıyorum. Genel başkanımızın baba oğul ilişkisi ifadelerinden gurur ve onur duyuyorum. Yarın da abla kardeş ilişkisine takılabilir. Çünkü muhalefetteki bu dayanışma, işbirliği en zor anda bile ayakta kalabilmesi onların akıllarını karıştırdı. Böyle sataşmalara devam edecekler.

Öngel: Kılıçdaroğlu ve Akşener’in grup toplantıları eleştirileri boşa çıkarmadı mı?

İmamoğlu: Erdoğan, “Ben burayı neden karıştıramadım” şaşkınlığı yaşıyor. Bugünkü konuşmasından o anlaşılıyor. Tam amacıma vardım derken biri, “Baba, oğul” dedi. Biri, “abla kardeş” ilişkisini ortaya koydu. Erdoğan şimdi vahlanıyordur.

Öngel: Size verilen cezayla ilgili birçok senaryo çiziliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

İmamoğlu: Mülk edinme duygusuna sahip iktidar mensupları var. Benzerini ülke için yaşatıyorlar. İstanbul için “Kazansanız da vermeyiz” duygusunu yaşattılar. Ne oldu millet farkı 806 bin oya çıkarttı. Bunu mülk edindiklerini düşündükleri için kabul edemiyorlar. Gelinen noktada “İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır” diyen anlayış bu korkuyu kapısında hissediyor. Bu korku yüzünden ana aktör gördüğü insanları da kumpas, şantaj duygularıyla bertaraf etmeye çalışıyor. Onları şaşırtacak derecede cesur ve onlardan birkaç kat daha yetenekli bir Karadenizli olduğumu unutuyor. Bu saatten sonra cumhurbaşkanına tek tavsiyem şudur; sahayı mertlikle dizayn etsinler.

Öngel: Seçim sırasında da namertlik olabilir mi?

İmamoğlu: Her şey olabilir. Ben değil, YSK başkanı söylüyor. “Mertçe mücadele edeceğiz” deniyorsa, istinaf bunu bozsun. Namertlik düşünceleri için de tedbir aldık, bunu da bilsin. Nasıl İstanbul seçimlerinde tedbir aldıysak Türkiye seçiminde de daha güçlü bir anlayışla tedbirimizi alacağız. Mahkeme olayı, kurdukları kumpas sürecine aldanmayan 6’lı masa, Kılıçdaroğlu ve Akşener, gösterilen uyumlu bakış onları iyice alabora etti. Her akşam beni rüyasında gördüğünü düşünüyordum ama bu saatten sonra onun için kabusa döndü.

Öngel: CHP’nin grup toplantısında konuşma için davet edilmeyi bekliyor muydunuz?

İmamoğlu: Genel başkanımız, “Seni yarın grupta, yanımda görmek istiyorum” dedi ve ben o şekilde gittim. Dava süreciyle ilgili sohbet ettik. En son Meclis’teki makamına 2013’te Beylikdüzü aday adayı iken “Ön seçim istiyoruz” talebimi iletmeye gitmiştim. Kürsü işi hiç geçmedi. Şu vardı tabii aklımda. Olur da çağırır, yanına davet eder. Bana da bir şeyler söylemek düşer. Elbette kafamda hazırladığım bir şey vardı. Hem daveti için teşekkür etmek, hem TBMM kürsüsünde olmanın verdiği gurur. Dava sonrası başta genel başkanımızın ve diğer parti liderlerine teşekkür ederdim. Her şeyin çok güzel olacağı bir yıla giriyoruz deyip birliktelik mesajı vermeyi kafamda canlandırdığım bir metin hazırlığım vardı. Ama öyle bir beklentim yoktu.

Öngel: İYİ Parti’den gruplarına da katılma daveti geldi mi?

İmamoğlu: Hayır.

Öngel: Karar İmamoğlu’nun mu Türkiye’nin mi önünü tıkıyor?

İmamoğlu: Demokrasiye yapılan her müdahale Türkiye’nin önünü tıkar. Bunu başarısız kılmamız gerek. Öyle yaparsak Türkiye’nin önü açılır. Hukuksuz biçimde verilen tüm kararlar için geçerli bu. Arkadaşlarımız içeride, Demirtaş içeride şu an. Aileleri kötü durumda.
Öngel: Peki kimle kazanır 6’lı masa?

İmamoğlu: Her CHP’linin doğal adayı kendi genel başkanıdır. Benim de genel başkanım var. Kemal Kılıçdaroğlu. Özü budur. Mesele şu; gösterilen işbirliği ve birliktelik. O zaman her şeyin çok güzel gideceğini hissediyorum.

Öngel: Parti içi görüş ayrılıklarıyla ilgili ne dersiniz?

İmamoğlu: Herkesin görev yeri, alanı var. Ben aile içi meselelerin dış sahanın meselesi olmasını kabul etmedim, etmem. Bu yaşa kadar aile şirketlerini yönetmiş bir iş adamıyım. Ben aileye nasıl bakıyorsam CHP de benim için başka türlü bir aile. O hassasiyetle bakarım ve asla taviz vermem.

Öngel: Demirtaş’ın açıklamasını nasıl buluyorsunuz?

İmamoğlu: Diline, yüreğine sağlık. Sürecin sekteye uğratılması, yapılan bu müdahale Türkiye’nin önünü tıkıyor, umutları kırıyor. Ama Türkiye’ye yapılan bir müdahale. Bu kararın altına imza atan hakimin, savcının ve onun gibilerin eşleri çocukları için de kazanmak zorundayız. İleride onların da bir hukuksuzlukla karşı karşıya kalmamaları için, bu ülkenin tüm çocukları için kazanmak zorundayız.

Öngel: Eşinizle yediğiniz yemek dahi videoya çekiliyor. Sosyal medyada bu kadar gözetim altında olmakla nasıl başa çıkıyorsunuz?

İmamoğlu: Bu MOBESE felsefesidir. Çünkü MOBESE ile bizi takip eden akıl, “Bundan bir şey elde ederim” aklı. Benim eşimle yediğim bir yemeği nasıl elde ettiler bilmiyorum.

Öngel: Özellikle takip ediliyor olabilir misiniz?

İmamoğlu: Olabilir, hiç şaşırmam. Nereye gideceğimizi bile öncesinde duyar olduk. Bu bizi yine ülkemiz adına endişelendiriyor. Ben MOBESE meselesini unutmayacağım. Hayatta var oldukça, hukuk yoluyla mücadelesini vereceğim. Bu da onun başka bir versiyonu. Bunu yayanın arka planına bakın. O yönetici kimse, bunun da arkasında aynı kişi var.

Öngel: Balıkçı meselesinde hukuki mücadeleniz ne durumda?

İmamoğlu: Yanıt yok, hiçbir şey yok ama peşini bırakmayacağız.

Öngel: Siz arkasında kimin olduğunu tahmin ediyor muzunuz?

İmamoğlu: En tepesine kadar bakabilirsiniz. Yolun üzerinde kim varsa.

Öngel: Bu ceza, sizi siyasetten uzaklaştırma girişimi midir?

İmamoğlu: Ben Türkiye iyi olsun isterim. Başka bir işle meşgul olurum.

Öngel: Oyuna girme ihtimali olan bir oyuncuyum’ dediniz Hangi mevkide oynamayı tercih edersiniz?

İmamoğlu: Kaleci olmayı tercih ederim.

Öngel: Messi’ye benzetenler oldu…

İmamoğlu: Benim, “Oyuna girme ihtimali olan bir oyuncuyum” derken verdiğim duygu şuydu. Takımdan oyuncu eksiltme çabasına bir benzetme yaptım. Takımda liderler de var, belediye başkanları da var. Hatta dedim ki ‘Maça varmadan bizi sakatlamaya, ayak kırmaya, çelme takmaya çalışıyor. Mertçe mücadelenin tam tersi bir durumdalar. Oyuna girme ihtimali en yüksek oyunculardan birisiyim. Çünkü İstanbul Belediye Başkanıyım. Yaptıkları oyunun kuralına uygun değil. İfade ettiğim tam olarak oydu.

Öngel: İstanbul’daki öğrenci yurtlarında son durum nedir?

İmamoğlu: Bu yıl 3 bin yatakla hizmet veriyoruz. Şu an da garanti 2 bin hazır. Yani 5 bin olacak. Sürpriz bir iki yer daha çıkması yüksek. Mecidiyeköy’de bir temel attık. O attığımız temelin içinde 349 yataklı bir kız yurdumuz var. Hatta adını Zübeyde Hanım koyalım dedim.

Öngel: Ensar ve Türgev’e verilenlerin ne kadarını geri aldınız?

İmamoğlu: Davası açılan yerler var. Bir kısmını geri aldık. Örneğin Küçükçekmece’deki yurt bitince direkt verilecekti. 600 kişi kapasiteli ve önümüzdeki yıl açacağız onu. Örneğin Örnektepe’de açtığımız ilk kız yurdu orasıydı ve direkt TÜRGEV’indi. Niye? Çünkü biz orayı aldık açtık. Yediremediler kendilerine. Meclis’ten karar aldırdılar ki Beyoğlu Belediyesi’ne devredelim. Hem kız yurdunu hem de meclis kararına dava açtık. İstanbul’a bekçilik bile senede 100 milyar para kazandırır. Bu nedenle İstanbul onlar için önemli.

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
Cookie Consent mit Real Cookie Banner