Müslüman karşıtı ırkçılık raporu

Müslüman nefreti, Avusturya siyasetinin merkezine ulaştı.

Avusturya’nın “SOS Mitmensch”  adlı insan hakları örgütü, geçtiğimiz Salı günü Avusturya politikasındaki Müslüman karşıtı ırkçılık üzerine hazırladığı raporu sundu.

SOS Mitmensch sözcüsü Alexander Pollak, Salı günü yapılan basın toplantısında, 2018 yılında 20 vakanın cereyan ettiğini ve her birinin kısa adı FPÖ olan Avusturya Özgürlük Partisi ile bağlantılı olduğunu söyledi. Sonuç olarak Pollak, Müslüman nefretinin Avusturya siyasetinin merkezine ulaştığını ifade etti.

Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache ve Sosyal İşler Bakanı Beate Hartinger-Klein gibi Avusturya siyasetinin önemli temsilcilerinin bahse konu olduğu ve siyasetçilerin hiçbiri için negatif sonuçları olmadığını belirttiği bu duruma ilişkin Pollak, tüm partilere “ırkçılık, antisemitizm ve belirli bir gruba yönelik düşmanlığa karşı ikrar” çağrısında bulundu.

“Eleştirel değerlendirmeyle ilgisi yok”

SOS Mitmensch, Müslümanların belediye evlerinden uzaklaştırılması çağrısını, genellikle sosyal medya üzerinde karşılaşılan durumlar ve kampanyalara örnek olarak verdi. SOS Mitmensch sözcüsü Pollak; Müslümanlara vatandaşlık verilmesinin skandallaştırılmasını, FPÖ’nün yurt dışında yaşayan çocuklar için aile yardımını endeksleme kampanyasını, sosyal sigorta kartlarında (E-Card) fotoğraf düzenlemesi hakkındaki videosu ya da Muhammed isminin sıklığına yönelik eleştirisini diğer örnekler arasında gösterdi.

Konunun; insanlara, varsayılan ya da gerçek inançları nedeniyle yapılan saldırılar olduğunu söyleyen ve Müslüman karşıtı ırkçılık tanımının altını çizen Pollak, bunun dinin eleştirel değerlendirmesi ya da kişilerin davranışlarıyla ilgisi olmadığını ifade etti.

 “Tehlikeli demagoji”

Dil bilimci Ruth Wodak, söz konusu kalıpların yeni olmadığını ancak şimdi, ÖVP’nin net bir tutumu olmasa da koalisyon ortağı FPÖ ile politikanın merkezine ulaştığını söyledi. Tehlikeli demagojiye karşı uyaran ve nasyonal sosyalistlerin söylemlerini hatırlatan Wodak, Müslümanların dükkânlarından alışveriş yapılmaması ya da aynı banka oturmaktan kaçınılması gibi çağrıların gelmesinin an meselesi olduğunu ifade etti.

Siyaset bilimci Anton Pelinka ise konuyu, oyların artırılması motivasyonu ile sergilenen politik bir tutum olarak tanımladı. Toplumda zaten var olan çok çeşitli önyargıların, araç olarak kullanıldığını ve güçlendirildiğini belirten Pelinka, “Bakış açısı değişmeli. İşte o zaman bir yerlere varabiliriz.” dedi.

Wodak, mağdurun korunmasına ilişkin fonların kısılmasından sonra Avusturya kökenli olmayan erkekler tarafından genç kadınların öldürülmesi yönündeki hükümet ifadelerinde de araçsallaştırmanın görüldüğünü söylerken Pelinka ise şunları kaydetti: “Suç, kolektif değil bireysel bir olgudur.”

 

 

 

Relevante Artikel

Back to top button
Close