Mustafa Kemal (Atatürk)  hakkında Avusturya gazetelerinde yayınlanan ilk haberler


VİYANA.
Türkiye Cumhuriyeti 2023 yılında 100. yılına girdi ve Yeni Vatan Gazetesi birçok haber, proje ve analizleri ile özellikle Avusturya menşeli konulara yer verecek ve çalışmalara çeşitli partnerlerle imza atacak. Bu analizlerden bir tanesi  „Ankara’dan Türk Macar Dostluk Derneği Başkanı Tosun Saral’ın  „Mustafa Kemal (Atatürk)  hakkında Avusturya gazetelerinde yayınlanan ilk haberler“ başlıklı, kaynakları ile aşağıda yayınladığımız analizi. Tosun Saral birçok önemli eserin yazarı. Bunlardan bir tanesi, Neue Welt Verlag ve Yeni Vatan Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Birol Kılıç’ın yönetiminde yayınlanan, Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı ve daha sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti arasındaki 1. Dünya Savaşı ve „Avusturya Türk İşbirliği’nden Kesitleri“ anlatan  „Kırmızı Beyaz Kırmızı“ adlı çok önemli kaynak eser.

Söz Tosun Saral’da…

Mustafa Kemal (Atatürk)  hakkında Avusturya gazetelerinde yayınlanan ilk haberler

Tosun Saral

İsmail Tosun Saral[1]

Avusturya basınında Mustafa Kemal (Atatürk) ile ilgili ilk haber, ilk önce Viyana’da yayınlanan  21.5.1915 tarihli, 9476 sayılı „Deutsches Volksblatt“ gazetesinin 6. sayfasında sonra da yine Viyana’da çıkan  27.5.1915 tarihli , „Das interessante Blatt“  dergisinin 23. sayfasında “Arıburnu’na yapılan düşman taarruzu tamamen başarısızlıkla sonuçlandı” başlığı ile küçük bir haber olarak yer aldı. Aynı haber Yukarı Avusturya’da Linz dolaylarında bir bölgenin gazetesi olan 29.5.1915 tarihli Mühlvierter Nachrichten’in 2. sayfasında “Çanakkale Boğazında Türk Harbi” başlığı ile yayınlandı. [2]

Haberin Türkçe tercümesi şöyle:
  “Yoğun  topçu ateşinin ardından 16  Avusturalya ve Yeni Zellanda (Anzac) taburu Türk mevzilerine ümitsizce saldırdılar. Süngü hücumuyla yaptıkları bir karşı saldırı ile Türkler düşmanı  geri püskürttü. Mustafa Kemal Bey komutasındaki Türk piyadeleri mükemmel bir şekilde temayüz etti. İtilaf askerleri ağır kayıplar verdiler. Kaçamayan üç taburdan fazla Anzac askeri süngülendi.  Müşir Liman von Sanders Paşa  muharebenin gidişatından memnun olduğunu söyledi. Mareşal, emrindeki askerleri mükemmel olarak nitelendirdi ve  “Düşmanın şimdiye kadar gerçek bir başarısından hiçbir şekilde söz edilemez” dedi. Amsterdam kaynaklı bir habere göre Arı Burnu Muhaberesinde İngilizler 1340 subay, 16.187 er kaybettiler.”

1916 yılı Avusturya gazetelerinde ise Mustafa Kemal Bey iki  haberde yer almış görülüyor. „Neue Freie Presse“   Sofya Muhabiri 13 Ağustos 1916’da telgrafla „Kafkas Ordusu Komutanı Mustafa Kemal Paşa” başlığı altında bildiriyor: [3]

Haberin Türkçe tercümesi şöyle:
   “Bitlis ve Muş’ta Ruslara karşı başarı elde eden  Türk Ordusu çok enerjik General Mustafa Kemal Paşa tarafından komuta ediliyor. Bu komutan Bulgaristan’da bir zamanlar askerî Ateşe olarak görev yapmıştı. Bugün hâlâ Bulgaristan’da herkes tarafından çok iyi  olarak hatırlanıyor.“

Aynı gazete [4] “Tutrakan Zaferi ile Dobruça’nın Kurtarılması, Bulgarlar ve Türklerin Silah arkadaşlığı, Bulgar milletvekili Dimitri Atschkow ile Mülakaat” başlıklı olarak yayınladığı başka bir haberde  Mustafa Kemal’den bahsediyor: “Makedon kökenli  Mustafa Kemal, Çanakkale savunmasında sivrildikten sonra genç yaşta generalliğe yükseldi ve 16’ncı Kolordu Komutanı oldu. Askerlik yeteneği sayesinde Diyarbakır cephesinde büyük Rus saldırılarını durdurdu, Türk silahlarına şan kazandırdı.“

Görülüyor ki Mustafa Kemal (Atatürk) henüz tanınmamakta ve   “Anafartalar Kahramanı” olarak adı yeni yeni duyulmaktadır.

1917 ve 1918  yıllarında ise  Mustafa Kemal’den  hiç  bahsedilmiyor.[5] Daha sonraki yıllarda adı sık sık Avusturya gazetelerinde “Mustafa Kemal” ve “Mustapha Kemal” olarak yer almaktadır. [6]

Anadolu’ya geçen Mustafa Kemal Paşa artık İtalyan kaynaklarından ulaşan haberlerle Avusturya gazetelerinde haber olmaktadır. [7]

“Türkiye’de Yeni bir Gelişme: 12 Ağustos 1919 tarihli Bern’den alınan bir habere göre İstanbul Hükümetine tamamen isyan eden  Türk generali Mustafa Kemal Paşa bağımsızlığını[8] ilân ettikten sonra  Türkiye’nin bütün dostlarını kendisine katılmaya çağırdı. Onun iki devrimci tümeni var.”

Napoleon Bonaparte 1787’den başlayarak tüm Fransa’ya yayılan ve 1799’a kadar süren büyük Fransız Devrimi’nde parlamış bir subaydı. Genç yaşta Fransa’nın  yönetimini ele geçirmeyi başardı.  1804’ten 1814’e kadar Fransa İmparatoru olarak hüküm sürdü. Gerek Fransız Devrim Mücadelesi gerekse Napolyon Savaşları sırasında Fransa’ya önderlik ettiği gibi tüm Avrupa’yı da etkilemiş bir komutandır.  Bu nedenle genç yaşta üstün askerî ve siyasî başarılar  göstererek yükselenlere  “Napolyon” benzetmesi yapılagelmiştir. Üç kıtaya hakim olan büyük Osmanlı Devleti asker şahsiyetleri de  savaş meydanlarında ve siyasal arenada temayüz etmeleri nedeniyle  Avrupalılarca “Napolyon” sıfatıyla anılmışlardır.

Söylentiye göre ilk defa “Türk Napolyonu” sözünü Lord Byron Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa için söylemiştir. Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’nın ölüm haberini veren   6.4.1900 tarihli Neues Wiener Tagblatt (Tages-Ausgabe)  gazetesi ona “Türk Napolyonu” ve “Plevne Aslanı” sıfatını yakıştırmıştır. Yeni yeni parlayan Enver Paşa da “Napolyon” olarak nitelendirilen Türklerdendir.

11.5.1909 tarihli Salzburger Chronik ve 18.12.1913  tarihli Prager Tagblatt  ve 23.11.1914 tarihli  „Deutsches Nordmährerblatt“ gazeteleri  yeni yeni parlayan Enver Bey’e “Türk Napolyonu olmak istiyor”, “Türk Napolyonu”  ve “Edirne Fatihi Türk Napolyonu” diye hitap etmiştir.

Bütün bu benzetmelere karşılık  “Beni Napolyon’a benzetmişler. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam“ diyen  Enver Paşanın kibir ve ihtirası milyonlarca yiğidin yedi cephede toprağa gömülmesi ile sonuçlanmıştır. Büyük muharebelerin muzaffer komutanı ve büyük devrimci Mustafa Kemal de ”Napolyon” a benzetilenlerdendir.

„Neuen Wiener Jour­nals” gazetesi redaktörü,  Viyanalı Dr. Desiderius Papp 1922 de Mustafa Kemal Paşa  için  ilk defa “Türk Napolyonu” tabirini kullanmıştır. [9]

       “Dünya savaşının felâketli kötü yıllarından bu yana hiç bir muzaffer ordu komutanı hakkında  zamanımızın Türk Napolyonu Mustafa Kemal kadar konuşulmadı, yazılmadı. Osmanlı Devleti tarihinde daha  hayatta iken, şöhret ve popülerliği yakalama zevkine ermiş “Ankaralı Savaşın Kartalı” (Schlachtenlenker) gibi  bir millî kahramanı bulmak  için şimdi çoktan beri tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş olan yüzyıllara geri dönmek gerekiyor. Askerî kariyeri hakkında geçenlerde ayrıntılı bir kitap yayınlandı. Bu kitap da  “Ankara Fatihinin” bütün zaferleri ayrıntılı anlatılıyor. Amma insan Mustafa Kemal hakkında yazılanlar maalesef azdır. Bir savaş kahramanı olarak  adı tarihin  “Kahramanlar Kabesi“ne, diğer bir deyişle “Walhalla”sına yazıldı. [10] Ancak onun karakteri, özel yaşantısı hep bilinmez olarak kaldı.

Viyana’da yaşayan bir Türk diplomatının onun özel yaşamı hakkında söyledikleri ilgi çekici olabilir. Osmanlı diplomatı bana “Mustafa Kemal her şeyden önce bir askerdir” dedi. Onun bütün eğitimi ve geçmişi, ki o İstanbul Harbiye Mektebi ve Harp Akademisi’nde öğrenci idi, Sofya’da askerî ateşe olarak görev yaptı, ordulara komuta etti, ona tarih rol sundu ve o da bu tarihsel görevi memnuniyetle ve başarıyla  yerine getirdi. Buna göre, harika ve neredeyse insanüstü bir enerji, karakterinin üstün özelliğidir. Napolyon’un bir an bile dinlenmeden günde 12 saat çalıştığı söylenir. Mustafa Kemal bu mevzuda Napolyon’dan hiç de geri kalmaz. Günde 12-14 saat çalışır. Bu insanüstü [11] çalışma performansı olmasa  fiziksel ve ruhsal olarak çökerdi. Üç gün süren bu korkunç çalışma temposu üç gün sürse bile akşamları ender olarak istirahata çekilir. Çalışmalarını bitirince arkadaşlarını arar. O tam anlamda bir cemiyet adamıdır. Büyük toplumları usta bir ordu komutanı ve bir siyaset adamı olarak çoşturmak kabiliyetine  nadiren yeterince sahiptir. Yine de gerektiğinde konuşabilir, ama onların huzurunda  siyaset hakkında asla konuşmaz. O yetenekli bir fıkra ve masal anlatıcısıdır. Bu nedenle Ankara’nın bütün küçük çocukları tarafından çok sevilir. Yorucu günlük çalışmalardan ve resmî gecelerden sonra rahatlamak için arkadaşları ve yakınlarının çocuklarını etrafına toplayarak onlara çok güzel Türk ve Arap masalları anlatmak onun âdeti olmuştur.  Çocukları seviyor amma güzel kadınlara karşı isteksiz değil. Kırk yaşına geldiği halde hâlâ evlenmedi. Ancak, kendi iradesiyle değil görev nedeniyle evlenemedi. Eğer Osmanlı Devleti’nin kaderi onu düşmanlarıyla savaşmak için Küçük Asya’ya çekmeseydi mutlu bir damat olabilirdi. Bu mücadele bütün erkekleri etkiledi. Mustafa Kemal sevgiyi, mutluluğu vatanı için feda etti. Bu karar onun için zor olmadı. Çünkü onun en önemli özelliklerinden biri çabuk karar verme yeteneğidir.

Vaziyeti kavrayınca hiç tereddüt etmeden karar verir.

Öz kararlarında kendi bildiğini yapar. Liman von Sanders emrinde İngilizlere karşı çarpışırken hep Sanders’in  kararlarına karşı çıkmış, münakaşa etmiştir. Çünkü onun görüş ve fikirleri nadiren Alman generalin görüş ve fikirlerine uyuyordu. Ancak, doğru olduğuna ve uygulanabilirliğine  inandığı emirleri yerine getirdi. Yanlış olarak bir cumhuriyetçi olduğu iddia ediliyor. O iyi demokratik fikirlere sahip. Belki de Fransız modeline  göre bir cumhuriyet fikrine uzak değil. Ne var ki İslam’ın kaderi Sultan’ın tahtına ayrılmaz bir şekilde bağlı. Dünya basınının yanlış olarak iddia ettiğinin aksine  Mustafa Kemal anayasal bir monarji taraftarı. Bu nedenlerle  Tahtın yasal vârisi Mecit Efendi’nin haklarını koruyor, Şimdiki padişahın (Sultan Vahdettin) tahtı bırakmasından sonra hükümdarlık asasını ona verecektir.”

Daha sonra 1930 yılında  kendisi ile bir mülakat yapan Alman yazar Emil Ludwig, Atatürk ile Napolyon’u kıyaslayarak Napolyon nitelendirmesini yenilemiştir. Bu Napolyon nitelendirmesi pek tutmuş, tartışmalara konu olmuştur. Gerek kabul görerek, gerek şiddetle itiraz edilerek zamanımıza kadar gelmiştir.[12]

“Siz Napolyon’a benziyorsunuz!” diyen General Townshend’e 12.6.1922 de “Napolyon arkasına bir sürü çeşitli milliyetteki insanı toplayarak macera aramaya çıktı ve bunun içindir ki, yarı yolda kaldı. Ben, bir anadan bir babadan gelen kardeşlerimle kendi vatanını kurtarmak davası yolundayım ve başaracağım![13]

Bu vesile ile Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve rahmetle anıyorum.

Tosun Saral

Kaynaklar: 

[1] Emekli İş Bankası Müdürü, Türk Macar Dostluk Derneği Başkanı, Macaristan Şovalyesi

[2] 1915 yılı Avusturya  gazetelerinde Arı Burnu sözcüğü 2308 defa , Anafarta ise 123 defa geçmesine rağmen ve hiçbir haberde Mustafa Kemal adına rastlanmıyor.

[3] Neue Freie Presse, 14.8.1916 ,s.6,  Mustafa Kemal Pascha Kommandant der Kaukasusarmee

[4] Neue Freie Presse 9.9.1916,s.2, Die Befreiung der Dobrudscha durch den Sieg bei Tutrakan

 

[5] Atatürk’le ilgili dış basındaki ilk haber 1912 de Trablusgarb savaşı sırasında, Fransız haftalık LIllustration dergisinde yer aldı. Serkan Ocak, Hürriyet Gazetesi Cumartesi Eki, 19.10.2019

[6] Mustafa Kemal olarak: 1919-24 yılları arasında 599 defa, 1925-30 arası 303 defa, 1931-36 arası 121 defa, 1937-43 arası 44 defa, Mustapha Kemal olarak: 1915,1916, 1917, 1918 de  de hiç geçmiyor. 1919’da  15 defa,1920’de  102 defa, 1921’de 83 defa, 1922’de 93 defa, 1923’de 71 defa, 1924’de 67 defa, 1925’de 69 defa,  1926’da 51 defa, 1927-1932 arasında  135 defa, 1933-1937 arasında 17 defa 1938-1944 arasında  13 defa

[7]Bregenzer/Vorarlberger Tagblatt,13.8.1919, s.4 ” Ein neuen Umschwung in die Türkei.”

[8]  Ordudan istifası bağımsızlık olarak anlaşılmış. Die türkische General Mustapha Kemal Pascha hat sich unabhängig erklärt

[9] Neues Wiener Journal, 22.10.1922 s.7 Intimes von Mustapha Kemal. Gespräch mit einem türkischen Diplomaten. Aynı makale (Linzer) Tages-Post 26.10.1922, s.3,4 “Mustafa Kemal Pascha. Der Löwe von Angora” (Angora (Ankara)Aslanı Mustafa Kemal Paşa)  başlığı altında imzasız olarak yayınlanıyor.

 

[10] Yazar “Walhalla  der Geschichte” diye yazıyor. Walhalle  veya Valhalla İskandinav mitolojisinde   savaş meydanında ölen  kahramanların öbür dünyada buluştuğu yerdir. Bir nev’î şehidlik.

[11] Yazar “ biest ungeheure Arbeitsleistung” ifadesi kullanmış

[12] Emil Ludvig, Neue Freie Presse, “ Besuch bei Mustafa Kemal, Die Neue Türkei”, 9 Mart 1930, s. 1,2;4

Bakınız Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, I-III, TTK Yayınları, Ankara

[13] Yücel Mecmuası, Cilt:XVI, Sayı: 91, 92, 93, 1942, s.15

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
Cookie Consent mit Real Cookie Banner