Ozan Ceyhun: „Hakkımda yapılan itham ve fotoğraflarda doğru değil“

Ceyhun:” Ülkücülerin katili değilim, Ermeni iddiaları asılsızdır” dedi. Ülkücü katili olduğu ve sözde ermeni soykırımı tasarısı hazırladığı iddia edilen Ozan Ceyhun hakkındaki iddialara cevap verdi.

WIEN. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan atama kararlarına göre, Avusturya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Ozan Ceyhun atandı. Resmi Gazete’de atamanın yayınlanmasından sonra  bazı kesimler tarafından  Yeni Vatan Gazetesi Sosyal Medya haber paylaşımları altında yorumlar kısmında çeşitli ithamlar ile karşılaşan ve tartışma yaratan Ozan Ceyhun, “ Hakkımda yapılan itham ve fotoğraflarda doğru değil. 1977 yılında 16 yaşındaydım. 12 Eylül askeri cuntası beni ben yurtdışında iken karalamak istediğinde de bizzat askeri mahkemede iddiaların yalan olduğu kanıtlandı. Tek bir ceza almadım. İsteyen araştırsa doğruluğunu görür.“ dedikten sonra çeşitli açıklamalarda bulunarak cevap hakkını kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Avusturya Büyükelçiliğine atanan Ozan Ceyhun, hakkındaki ülkücü katili olduğu ve sözde ermeni soykırımı tasarısını hazırladığı iddialarıyla ilgili olarak; “Kendisini hiç tanımadığım Sayın Mustafa Eroğlu’nun şehit edilmesi hadisesi ile bu konuda suçsuzluğum kanıtlanmış olmasına rağmen hala adımın zikredilmesini üzüntüyle, esefle, bu kadar rahat ve pervasız bir şekilde masum bir insanın hakkının ihlal edilebilmesini de hayret ederek izlemekteyim. Ülkücülerin katili değilim, Ermeni iddiaları ayrıca asılsızdır” açıklamasını yaptı.

Büyükelçi Ozan Ceyhun, Ülkücü siyasiler tarafından dile getirilen ve basın yayın organlarında hakkında yer alan iddialara ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada, 12 Eylül öncesi dönemde Türkiye’de üzücü, kardeşin kardeşe düşman edildiği, herkesin yüreğini kanatan acı olaylar yaşandığını hatırlattı.

ÜLKÜCÜLERİN ŞEHİT EDİLMESİYLE İLGİM YOK

Gençlik yıllarında, Türkiye’nin geleceğini sol bir çizgide olması gerektiğini bu sebeple sol çizgide hareket ettiğini ve çeşitli demokratik siyasi eylemlerde bulunduğunu anlatan Büyükelçi Ceyhun, “Ancak şu hususu tüm açıklığı ve kesinliği ile ifade etmek isterim ki hiçbir insana zarar vermek, hele ki canına kıymak gibi bir eylemin doğrudan ya da dolaylı olarak asla içinde bulunmadım.” ifadelerini kullandı.

Ülkücü siyasiler tarafından gündeme getirilen ve basına yansıyan haberlerin delillere dayanmadığını e ve ispata dayanmadan hakkında iddialarda bulunulduğuna dikkati çeken Ceyhun: “O dönemde şüphesiz birbirleriyle mücadele eden bu insanlar birbirleri hakkında bazen gerçek, bazen gerçekle ilgisiz, şayia ve dedikodu düzeyinde karşılıklı ithamlar dile getirebiliyor, buna inanıyorlardı. Ancak hakikat, bütün bu ithamların ötesinde vesikalardadır, kayıtlardadır. Özellikle 1977 yılı kastedilerek adımın anıldığı menfur hadisenin yaşandığı iddia edildiği dönemde ben 16 yaşında bir insandım. Şahsen doğduğu günden; 59 yaşımda olduğum bugüne kadar Adanalı olmama rağmen bir Adana Yurdu’nun da nerede olduğunu hiç bilmedim ve bilmiyorum.”

Ceyhun, Mustafa Eroğlu’nun hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin, 12 Eylül döneminde sıkıyönetim mahkemelerinde bir kez adının gündeme geldiğini, bu suçlamayla hukuk devleti ve demokrasinin ayaklar altına alındığını belirterek, adının işkence gören ve daha sonra berat eden iki kişi tarafından verildiğini, darbeci mahkemede ifade vermeyi kendine yediremediği için savunma yapmadığını belirterek bunun bir hata olduğunu kabul etti.

ERMENİ İDDİALARI ASILSIZ

 

Uzun yıllar Avusturya ve Almanya’da yaşadığını belirten Ceyhun, Alman Federal Meclisinde; Ermeni iddialarını içeren karar tasarısını hazırladığı ve evet oyu verdiği iddialarına yönelik açıklamalarda bulundu.

Avrupa Parlamentosu milletvekilliği yaptığını belirterek hiç bir zaman Alman Federal Parlamentosunda milletvekilliği yapmadığını ifade eden Ceyhun; “Bu nedenle de üyesi olmadığım bir parlamentoda bırakın Ermeni karar tasarısını, herhangi bir konuda oy kullanmam da mümkün değildir. Tam tersine Berlin’de Ermeni karar tasarısı Federal Parlamento’da oylanırken ben saat 18.00’de Alman televizyonunda karşıma oturtulmuş olan Ermeni Toplumu Başkanına ülkemi savunmakla meşguldüm. İsteyenler bunu izleyebilirler. Ve aynı anda Berlin Parlamentosu önünde Türklerin yaptığı bir miting vardı, o mitingin organizasyonunu yapanlardan biriyim. Yaşamım PKK’ya, Ermeni tasarısı gibi tasarılar peşinde ülkemize

Ozan Ceyhun kimdir?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Avusturya Büyükelçiliğine Ozan Ceyhun atandı. Türkiye’nin Viyana Büyükelçliği’ne ve bazı kurumların il müdürlüklerine yapılan atamalar Resmi Gazete’de yayımlandı.

Yazar Demirtaş Ceyhun’un oğlu olan, Almanya’dan Yeşiller ve SPD üyesi olarak Avrupa Parlamentosu milletvekilliği yapan Ozan Ceyhun, Avusturya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne atandı.

2002 yılında Türkiye’ye dönen Ceyhun, AKP’den İzmir milletvekilliği aday adayı olmuştu. Adaylığı gerçekleşmedi ancak Recep Tayyip Erdoğan’a danışman yapılmıştı.

Türkiye İşçi Partili, Türkiye Yazarlar Sendikası yöneticiliği yapan yazar Demirtaş Ceyhun’un oğlu olan Ozan Ceyhun, 1960 yılında Adana doğdu. 1979 yılında Boğaziçi Lisesi’nden mezun olan Ceyhun, Hacettepe Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı okudu. 12 Eylül 1980 darbesinde Avusturya’ya, 1982 yılında da Almanya’ya giden Ceyhun, Almanya’da sosyal pedagog eğitimi gördü.

1992 ve 1998 yılları arasında Hessen Sosyal Bakanlığı’nda çalışan, 1998 ile 2000 yılları arasında Yeşilller Partisi, ardında SPD milletvekili olarak Avrupa Parlamentosu’nda Milletvekili olarak görev alan Ceyhun, daha sonra AKP’de danışmanlık yaptı.

Yıllardır Almanya’da siyaset yapan Ozan Ceyhun’un, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Avusturya Büyükelçiliği’ne atanması sosyal medyada tartışma yarattı.

Ozan Ceyhun’la ilgili karara en büyük tepki ülkücü kesimden geldi.

Bunun nedeni ise Ceyhun’un 1980 yılında ülkücü görüşlü bir kişinin öldürülmesiyle ilgili davada cinayet suçlamasıyla yargılanmış olması.

Karar, ülkücü çizgideki çeşitli sosyal medyada hesapları tarafından eleştirildi.

Bunun yanında İYİ Parti’ye yakın Yeniçağ gazetesinin internet sitesi ile geçtiğimiz günlerde kapatılan, MHP’ye yakın Ortadoğu gazetesinin internet sitesinde de karar, eleştiren bir tarzda verildi.

Ülkücü siyasetçi Sinan Oğan da Ozan Ceyhun’un Avusturya Büyükelçiliği’ne atanmasına tepki gösteren isimler arasında yer aldı.

Muhafazakar kesimden bazı sosyal medya kullanıcıları ise kararı Ceyhun’un bir dönem Milli Görüş’ü „terör örgütleriyle“ eşleştiren sözleri nedeniyle eleştirdi.

İktidara yakın yorumcular ise sosyal medya hesaplarından Ceyhun’u tebrik etti.

Delil yetersizliği nedeniyle berat etti

Ozan Ceyhun 1992 yılında kendi isteği ile Türk vatandaşlığından çıkarak Alman vatandaşlığına geçti.  Ozan Ceyhun hakkında bu dönemde, ülkücü Mustafa Eroğlu’nun 1980 yılında öldürülmesiyle ilgili dava açıldı. 1998 yılında Avrupa Parlamentosu’nda milletvekili görev yaptığı sırada Türkiye’nin başvurusu üzerine ‚kırmızı bülten‘ ile aranmaya başlandı.  Ceyhun, 2000 yılında idamla yargılandığı davadan delil yetersizliği nedeniyle beraat etti.

Ozan Ceyhun, 1960 Adana doğumlu, Türk kökenli Alman politikacı.

1986 yılında Alman Yeşiller Partisi’ne üye oldu ve aktif çalışmalarda bulundu.

1992 ve 1998 yılları arasında Hessen Sosyal Bakanlığında çalıştı.

1998 ile 2000 yılları arasında Avrupa Parlamentosunda Milletvekili olarak görev aldı.

Ozan Ceyhun kendisi hakkında ağır ithamlara kendi özel Twitter’in den şöyle cevap verdi:

 Ceyhun: „Hakkımda yapılan itham ve fotoğraflarda doğru değil“

„Yıllardır Avrupa’da ülkemi savunan ve dik duran bir siyasetçi olarak çok ağır bedeller ödedim. Pişman degilim. Ülkeme canım feda. Ama bana yönelik yürütülen bu „çamur at izi“ kalsın kampanyası karşısında dilerim hukuk devletine ve adalete inananlar tavır alırlar. Hak etmiyorum.“

„Ben yıllardır en zor koşullarda ve Türkiye düşmanı medyanın her türlü saldırısına karşı ülkemi savunan en acımasız koşullarda dik duran biriyim. Buna şahit olan saygı duyduğum MHP milletvekilleri de var.Şu anda bana yönelik yazılanlara en çok PKK, FETÖ ve düşmanlarımız seviniyor“

„Bir gazetecinin hakkında ağır ve gerçek olmayan suçlamalar yapmadan önce suçladığı kişiyle konuşması ve araştırma yapması gerekmiyor mu? Basın etiği böyle kolayca çiğnenebilinir mi? Suçsuz bir insanı suçlayanların „niye cevap vermiyor‘ demeleri hukuk devleti anlayışına sığar mi?“

„Bir insanı hiç işlemediği ve böyle olduğu da açıkca belgelenmiş bir konuda kendisi ile konuşma ihtiyacı bile duymadan suçlamak hangi vicdana sığar. Şimdiye kadar sustum. Ama yazılanları ve bu yalanlara inananları gördükçe şaşırıyorum.“

Hakkımda yapılan itham ve fotoğraflarda doğru değil. 1977 yılında 16 yaşındaydım. 12 Eylül askeri cuntası beni ben yurtdışında iken karalamak istediğinde de bizzat askeri mahkemede iddiaların yalan olduğu kanıtlandı. Tek bir ceza almadım. İsteyen araştırsa doğruluğunu görür.“

„Büyük bir haksızlık ile karşı karşıyım. İşlemediğim bir suçla itham ediliyorum. Hele Ermeni iddiaları ile ilgili bana yönelik bazı çevrelerce yazılanlar büyük bir yalan. Berlin’de Bundestag karar alırken ona karşı miting organizasyonu içinde yer alan biriyim.“

„Günün yoğunluğundan dolayı bana sosyal medyanın farklı kanallarından gönderdiğiniz kutlama mesajlarınıza ve aramalara dönüş yapmakta geçirdiğim için kusuruma bakmayın. Tek tek cevaplandıracağım. Hepinize yürekten teşekkür ederim“

Relevante Artikel

Back to top button
Close