Seçiminizi yapın!

İnsan iki boyutlu ve iki kutuplu bir yaratık olsa gerek.

Biri, cimriliği ve kötülüğü takip eden, fitne fesat, açgözlülük ve fırsatçılığı tercih eden, özünde bataklığa batmış olan eksi kutuplu boyut. Buna isterseniz şeytani ve iblisçe olan boyut diyelim. Diğeri ise, yaratılırken içine üflenen ilahi ruhla gelişmek, yükselmek ve mümkün olan en güzele ulaşmak isteyen artı kutuplu boyut. Buna da Hak yani rahmani boyut diyelim. İşte insan, yolunu tespit etmek için bu iki zıt kutup arasında devamlı mücadele eder durur. Bu iki boyutu dengele- yecek güç ise, insanın iradesi ve aklıdır. Bu iki zıt kutbun mücadelesi boyunca insan, kitabında yazılı olanların yolunda gitme kararı verdiğinde, bu tercihini aklı ve iradesiyle yapmış olmuyor mu?

İnsanın böylesi bir seçme özgürlüğüne sahip olduğuna inanması, ancak yaşadığı ülkenin hak, hukuk ve kültürü- ne azami uyum sağlaması ve dikkat etmesi ile olur. Bu, üretmek ve çalışmak kadar insanın yaşadığı yerin ve toplumun kültür ve hukuk kurallarına dikkat etmesiyle ve en önemlisi de Hakk’a ve O’nun çağrı- sına inanmasıyla mümkündür. Hak boşuna mı sıkı sıkı öğütlemiş: Kim insan kılığında şeytanı veli edinirse, şüphesiz o insan kılığındaki şeytan onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir. (Hac, 4). Çevrenizde evliya ve veli ayakları ile dolaşanlara bir bakın bakalım ? 18 yıldır size yaz kış demeden ve her ay ücret almadan hizmet eden Yeni Vatan Gazetesi olarak sormak istiyoruz: Siz bundan sonra hangi kutupta yer almak istiyorsunuz?

Seçiminiz nedir?

Şeytani ve iblisçe olan boyut mu yoksa Hak yani rahmani boyut mu? Yeni Vatan Gazetesi’nin 18 yıldır, özellikle de son beş yıldır yaptığı uyarılar ve dikkat edilmediği takdirde Türkiye göçmenlerini bekleyen tehlikelere ilişkin kaleme aldığı yazılar arşivlerimizde duruyor. Büyük azgınlıklar, ne oldum delisi olmuş haller ve kendini beğenmiş nefsi bozuk davranışlarla, Türkiye göçmenlerinin elli yıllık kazanımlarının, son yıllarda kimler tarafından yerle bir edildiğini görmüyor musunuz? Tüm suçu Avusturyalılara atarak nereye varılabilir? Aynalara küs müyüz? İğneyi karşı tarafa çuvaldızı ise niye kendinize batırmıyorsunuz? Türkiye’deki siyaseti ve siyasileri buraya getirdiğinizde, sorunlarımız azaldı mı yoksa çoğaldı mı? Herkesin sevdiği saydığı Türk Bayrağı’nı, şahsi malıymış gibi hangisi olursa olsun bir siyasi partiye mal ederek (hangi parti olduğu önemli değil) Viyana sokaklarına taşımak ve bir de tüm Müslümanların inançlarının miğferi olan ‘Allahu Ekber’ sözü- nü Viyana sokaklarında çirkince, tehdit edercesine haykırarak suistimal etmek, Hristiyanlarda ve Avusturyalılarda sempati mi yarattı? Yoksa nefret ve tiksinti mi? Buradan defalarca uyardık: Bayrağımızı ve dinimizi, Avusturya’da bu şekilde suistimal etmeyin. Türkiye siyasetini buraya getirip ayrılık ve düşmanlık yaratmayın. ‘Avusturya siyasileri ve Avusturya basını, sadece bu ülkeye ait olmadıklarını resmen haykıran üç beş kişiye değil herkese düşmanca ve önyargı ile bakar, aman dikkat edin.’ diyen yazıları- mızı kimler okudu? Şimdi herkes hak veriyor ama sonuçları korkunç olmadı mı?

Her yerde önyargı!

Bunda hepimizin az veya çok suçu yok mu? Gerek iş gerek konut piyasasında gerekse yaşam alanlarında Türkiye göçmenleri, korkunç bir ayrımcılıkla karşı karşıya. Haydutça, adeta ellerinde sopalar, ağızlarında küfürlerle Türkiye göçmenlerini Avusturya’da bu ayrımcılıkla karşı karşıya bırakan iftiracı ve fitneciler nerede? İnançlı veya inançsız olmak, herkesin kendi tercihidir. Kimse kimsenin dinine, imanına, mezhebine ve siyasi görüşüne karışamaz. Ama Avusturya’da din veya laiklik adına haydutluk yapan, bu yukarıda anlattığımız şeytani ve iblisçe olan kutuptaki insanlara “Dur!” demenin zamanı geldi ve geçiyor. İnsanları birbirine düşüren, ayrımcılık yapan kişi, kurum ve kuruluşlarla aramıza mesafe koyalım. O ya da bu partinin içindeki, bugüne kadar kendi küçük çevreleri haricinde kimseye yararı olmayan fırsatçı kişilerden medet ummayalım. Geçmişteki hatalar tekrar edildiği takdirde, çocuklarımızın Avusturya’daki geleceği pek de parlak olmayacaktır. Tiksinti uyandırmak için ellerinden geleni yapan İdris kılıklı iblislerin sırtını sıvazlamayalım. İnsanca uyaralım. Unutmayalım: “İnsan hüsran içindedir. İnanıp hayır ve barış için çalışanlar ve birbirlerine hak ve rahmani kutbu ve sabrı tavsiye edenler hariç (Asr).”

Relevante Artikel

Back to top button
Close