Sokaklarda dikkatli olalım…

“Yemin ederim zamana ve asr-ı saadete ki insan hüsran içindedir. İnanıp hayır ve barış için çalışanlar ve birbirine sabır dileyenler hariç.” (Kur’an’ı Kerim Asr Suresi)

“Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu. İnsanı insanla kırdılar; biri aç biri toktu.” – Pir Sultan Abdal

Değerli Yeni Vatan Gazetesi okurları, geçtiğimiz ay Avusturya’da sizleri doğrudan ilgilendiren çok önemli gelişmeler yaşandı. Avusturya çapında yayınlanan bir gazete olarak bu konuda sizleri uyarmayı görev biliyoruz. Sokaklarda alenen Türkiye göçmenlerine yönelik saldırılarda bulunulmaktadır. Geçtiğimiz ay, biri onuncu Viyana, biri de on yedinci Viyana’da olmak üzere, sokak ortasında, bir Türk kadına ve bir Türk çifte sözlü ve fiziki olarak saldırılmıştır. Saldırının ilki bir Avusturyalı tarafından, diğeri ise bir Sırp çift tarafından gerçekleştirilmiştir. Bunların haricinde kalan, sokaklarda, iş yerlerinde ve devlet dairelerinde yaşanan ancak polise ve/veya basına yansı- mayan vakaları ise burada sayamıyoruz.

Avusturya şu anda, en başta Türk düşmanlığı ve sonrasında Müslüman düşmanlığı ile son derece tehlikeli bir ülke haline gelmiştir. Bunun temel nedenlerinden ilki, Türkiye ve yakın doğuda İslam’ın ve Müslümanların başına bela edilen IŞİD, Vahabi ve Selefi terör örgütlerinin, dini siyasetlerine alet etmesidir. İkinci neden ise Avusturya basınındaki, ne yazık ki dış güçlerin etkisi ile kendisine yer bulan, İslam ve Türk düşmanlığı içeren kışkırtıcı haberlerdir. Avusturya basınındaki haberler, artık Türkler ve yabancılar şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Türklerin şeytanlaştırılması şeklinde güdülen bu siyasetin nedeni, Türkiye’deki siyasetçilerin, sözde kurtarıcılar olarak burada oynadıkları rollerdir. Bu nedenle, Türkiye’deki siyaseti bundan sonra Viyana sokaklarına taşımamamız gerekiyor. Eğer sokağa çıkı- lacaksa, Avusturya’daki ırkçılığa dur demek için çıkılmalı ve bayrak sömürüsü yapmadan buradaki haklarımız için mücadele edilmeli. Bunun haricinde yapılan her hareket, Avusturya’da yanlış anlaşılıyor, uyumsuzluk olarak görülüyor ve düşmanlık argümanı olarak kullanılıyor. Bu tür hareketler, Türkiye göçmenlerinin yanında duran liberal, demokrat, sol güçleri de zor durumda ve savunmasız bırakıyor.

Bu anlamda siz okuyucularımızdan ricamız, sokaklarda daha dikkatli olmanız ve çocuklarınızı özellikle sokağa çıkmadan önce uyarmanızdır. Sokaklarda yüksek sesle konuşarak gürültü çıkaran bazı vatandaşlarımızı ve gençlerimizi de uyarmamız gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde onuncu Viyana’da, sonu tutuklanmaya varan bir olay yaşanmıştır. Arabasının içinde yüksek sesle rap müzik dinleyen ve Allahu Ekber diyerek bağıran Viyana do- ğumlu bir Türk genci tutuklanmış ve hakkında adam öldürmeye teşebbüs ve terör şüphesi gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır. Sokakta, Allah ve Allahu Ekber diyerek bağıran bu Türk gencinin hikayesini, bu sayımızda okuyabilirsiniz. Sokaklarda tekbir getirmenin bizim kültürümüzde yeri olmadığını, Türkiye Kültür Bakanı Nabi Avcı özellikle ifade etmiştir. Bayramlarımızda ve namazlarımızda kullandığımız bu çok özel olan Allahu Ekber nidasının, sokaklarda bir savaş nidası gibi bağırılarak ağıza alınmasına, samimi Müslümanların “Dur!” demesi gerekiyor.

Sokaklarda şiddetten kaçınılması ve gerek Almanca gerek Türkçe sarf edilen galiz sözlerden vazgeçilmesi gerekiyor. Küçük olaylar birden alevlenebiliyor. Herkesin birbirini, sabırlı olmaya, akılcı olmaya ve sakin olmaya davet etmesi gerekiyor. “Yemin ederim ki asrı saadete, insan hüsran içindedir. İnanıp hayır ve barış için çalışanlar, birbirlerine Hak’ı ve sabrı tavsiye edenler hariç.” diyenlere ve diyebilenlere selam olsun.

Relevante Artikel

Back to top button
Close