Strazburg: „Devlet otoriteleri Alevi topluluğuna ayrımcılık yapamaz“

3-5 Aralık 2019 tarihleri arasında, Strazburg’da yapılan 1362. Bakanlar Komitesi toplantısında önemli karar: "Devlet otoriteleri Alevi topluluğunun ibadetlerine tarafsız olmalı ve ayrımcılık yapmamalı"

Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Doğan Bermek, „Alevilerin sorunları ve inanç özgürlükleri Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin ezeli sorunlarından birisi olan inanç özgürlükleri konusunda önemli bir yeni gelişme daha oldu.“ diyerek Yurt Gazetesi´inde dikkat çekici gelişmeleri kamuoyuna duyurdu.

Bermek,„3-5 Aralık 2019 tarihleri arasında, Strazburg’da yapılan 1362. Bakanlar Komitesi toplantısında konu görüşüldü ve aşağıdaki önemli gelişmelere karar verildi. Alevi sorunları ile ilgili dava paketini inceleyen Bakanlar Komitesi, kararlar arasında bulunan şu ifadeyi vurguladı“ diyerek şu önemli bilgiyi verdi: “Devlet otoritelerinin Alevi topluluğunun ibadet geleneklerine ve ibadet yerlerine yönelik davranışları, inanç gruplarının özerk ve bağımsız olarak var olma hakları ve devletin inanç gruplarının özerk varoluş haklarına karşı tarafsız ve ayrımcı olmama görevi ile bağdaşamaz.”

Bermek şu konuların altını çizdi:

-2005 yılında başlayan Alevi haklarını hukuk içinde arama yaklaşımı içinde bazı davalar açtığımız, daha sonra bu davalar sürerken hükümetin bir ‘Alevi Açılımı’ ve ardından da Alevi Çalıştayları düzenlediğini henüz kamuoyumuz unutmadı. Ancak ne açılım, ne de çalıştaylar bir sonuç üretemedi ve iç hukuk yolları da tükenince bu dosyalar 2010 yılında AİHM’ne aktarıldı. Hatırlanacağı gibi, 2014’te cem evlerinin ibadethane olduğu, 2015’te zorunlu din derslerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun hale getirilmesi ve 2016’da da devlet- inanç grubu ilişkileri ile ilgili AİHM kararları o günlerde toplumu epeyi meşgul etti.

-Ancak, 15 Temmuz darbe girişimi ve ardından ilan edilen OHAL nedeni ile Avrupa Konseyi’nin geleneklerine uygun olarak, OHAL boyunca ilgili denetim birimleri Türkiye’nin bu kararları uygulamasını denetlemedi. 2018’de OHAL’in sona ermesi üzerine bu dosyalar birleştirildi ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Aralık 2019 toplantısının gündemine alındı. Bunun üzerine de Türkiye A. K. Bakanlar Komitesi’ne 18 Ekim 2019’da bir yol haritası sundu. Yol haritasının 21. Maddesinde Türkiye, Alevi Hakları konusundaki gecikmelerin nedenlerini şöyle açıkladı. “Türkiye, bu konuyla ilgili sorunların AİHM kararlarından çok önce farkındaydı. Ancak, bu konuyu ele almaya yönelik bu çabalar, ülkenin çoğu zaman güvenlik ve demokratik yapısını hedef alan girişimlerle aniden ve ciddi şekilde durdurulmuştu.

-Başka bir deyişle, Türkiye, ne yazık ki 2011 yılından başlayarak bugüne kadar, “Alevi Açılımı” raporunda ve yukarıda geçen kararlarda değinilen reform politikaları üzerinde ciddi etkisi olan çok zor ve istisnai bir dönem geçirmektedir.”

Aynı belgenin 34. Maddesinde ise: “34. Yukarıda belirtilenler ışığında, Türk makamları, söz konusu AİHM kararlarında altı çizilen Alevi konularına ilişkin reform sürecinin Hükümet tarafından başlatıldığını belirtmek istemektedir. Bununla birlikte, bu süreçte yaşanılan eşi görülmemiş olan olaylar bu planın uygulanmasını kesintiye uğratmıştır. Çünkü bu süreçte asıl öncelik kamu düzenin yeniden tesis edilmesi ve ulusal güvenliğe tehlike teşkil eden sorunların ortadan kaldırılması olmuştur.” Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere Türkiye bu konularda gerekenlerin yapılacağını, ama uygulamaların kesintiye uğradığını net bir şekilde bildirmektedir. 3-5 Aralık 2019 tarihleri arasında, Strazburg’da yapılan 1362. Bakanlar Komitesi toplantısında konu görüşüldü ve aşağıdaki önemli gelişmelere karar verildi. Alevi sorunları ile ilgili dava paketini inceleyen Bakanlar Komitesi, kararlar arasında bulunan şu ifadeyi vurguladı. “Devlet otoritelerinin Alevi topluluğunun ibadet geleneklerine ve ibadet yerlerine yönelik davranışları, inanç gruplarının özerk ve bağımsız olarak var olma hakları ve devletin inanç gruplarının özerk varoluş haklarına karşı tarafsız ve ayrımcı olmama görevi ile bağdaşamaz.”

-Daha sonra din dersleri konusunun karmaşıklığı nedeni ile, Alevi sorunları paketinden ayrılarak ayrıca ele alınmasını ve zorunlu din dersleri konusunun “standart izleme” yerine “ayrıcalıklı inceleme” usulleri ile denetlenmesine karar verdi. Yol haritasının cem evleri ile ilgili bölümünde Türkiye,  AİHM’nin bu konudaki kararına uygun olarak, ilk davayı açan Cem Vakfı ve AİHM kararlarının uygulanması için iç hukuk mahkemelerinde takip davaları açan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı, Kağıthane Hacı Bektaş Veli Eğitim ve Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri Tarsus ve Mersin Şubelerinin elektrik paralarının DİB tarafından ödenmekte olduğunu belirterek, dava açacak başka cem evlerinin de bu haklarda yararlanabileceğini bildirmektedir.

-Bakanlar Komitesi ise, cem evlerinin elektrik masrafının sadece bir bölümü için bu tür bir uygulamanın uzun ve karmaşık bir yöntem olduğunu, konuya böyle yaklaşmanın normal olmayan denetim ve takip gerekleri doğurduğunu, ayrıca da bu uygulamaların bu halleri ile karışık ve yetersiz olduğuna karar vermiştir. Komite, AİHM kararlarına da vurgu yaparak “Alevi toplumunun devletin inançlara sağladığı mali desteklerinden tümü ile hariç tutulma halinin çözümü için yeterli olmadığı tespit edilmiştir.” ifadesini tekrar hatırlatmıştır. Karar böyle tekil davalar açılması yerine kapsamlı yöntemler yani yönetmelikler ile sorunun kökten çözülmesi gerektiğine de işaret etmektedir. Bu ifade Alevi toplumunun ve tabii ülkedeki tüm inanç gruplarının devletin inançlara sağladığı mali desteklerde eşit bicinde yararlanması gerektiğini bir kez daha vurgulamaktadır.

-Türkiye’nin yol haritasında anlatılan, Alevi sorunlarının çözümü konulu çalışmaların önemli olduğuna da değinen Bakanlar Komitesi; “Alevi sorunları konusunda 2010’dan bu yana gelişmeleri de dikkate alarak yapılacak yasal ve idari düzenlemeleri etraflı bir biçimde gösteren ve kesin bir uygulama takvimi içeren bir yol haritasının, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne 1 Haziran 2020’ye kadar sunulmasına karar vermiştir.” 1 Haziran 2020’ye kadar geçecek altı ay boyunca bu konuda hem devlet yetkililerinin, hem de İnanç gruplarının ve özellikle de Alevi kurumlarının bu konu ile ilgili çok etraflı çalışmalar yapması önemli ve zorunlu bir görevimizdir.

Relevante Artikel

Back to top button
Close