Tek taraflı haber karşısında acılı aile ve çevresi ne diyor?

Haber en başta tek taraflı olması üzücü ve tehlikelidir.Çünkü bu haber sonrası tüm Türkiye göçmenlerine karşı artık Avusturya vatandaşlığı verilmesinden tutun tehcir yani deportasyon isteyen aşırı sağcı siyasiler ve taraftarları adeta azmıştır.  Avusturya'da sonda sorulması gereken biz hemen başta soralım: Haberde başörtüsü olmadığı için tartaklandığı iddia edilen hanıma söz hakkı verilmiş. Güzel.  Niye acılı aile ve çevresine aynı haber içinde söz hakkı niye verilmemiştir? Yarın aileye söz hakkı verilse ne olacak. Haber tek taraflı verilerek tüm Türkiye göçmenleri tüm gün küfür, nefret ve aşağılık ithamlara maruz kaldılar. Bunun ve bunun gibi haberlerin hesabını kim verecek.

Birol Kılıç-Analiz

 

Biliyorum yine herkes bana ne diyerek kenara çekilmiş şekilde bu haberleri izliyor…

İğneyi ilk önce kendimize ve çuvaldızı karşı tarafa batırmak şartı ile bu vahim olayda tespit edilmesi, görülmesi ve ders çıkarılması gereken noktalar nedir? Burada Österreich gazetesine kızmadan önce kendi içimizde en başta dernekçiliği ve gazeteciliği kimler suistimal ediyor ile başlayıp diğer konularda nerelere hatalar yapılıyor diye sorgulamamız, eleştirmemiz ve düzeltmelere gitmemiz gerekmektir.  Bu ziyareti yapanlar göçmen dernekleri adına tanımadıkları aileyi güya taziye ziyaretine gelmiştir.

2. Kasım. 2019 öe24’de ögle vakti çıkan FM derneği başkanı Canan K. bu paylaşımı daha sonra sildiğini ve aileden bu paylaşımdan dolayı özür dilemesi dikkat çekti.

Haber en başta tek taraflıdır. Başta sorulması gereken biz hemen soralım: Haberde başörtüsü olmadığı için tartaklandığı iddia edilen hanıma söz hakkı verilmiş ama acılı aile ve çevresine söz hakkı niye verilmemiştir?

Haksızlık olmasın diye bu haberlerin yayınlamasın vesile haberin kahramanına ilk başta aktüel son ifadeleri ile yer verelim:

ÖE24.at bugün saat 14:50-15.00 arası canlı yayınına çıkan haberin kahramanı FM derneği başkanı Canan K. ifadeleri şöyle :
” Ben FM derneği başkanı olarak iki bayan ile  taziye evine gittim. Avukat yardımı başta olmak üzere başka konularda yardımımızı teklif edecektik.  Tuğba hanımın anne ve babası bana kötü davranmadı. Tam tersine çok iyi insanlar. Acı içindeydiler. Ölen Tuğba hanımın annesi yatak da uzanmış acı içinde taziyemizi kabul etti.  Kabul ediyorum ilk Facebook paylaşımında ailesine karşı hoş olmayan sözler söyledim. Bu paylaşımı sildim. Kusura bakmasınlar. Evden çıkarken arada bana saldırı oldu. Bu yüzden duygusalca hareket ettim. Oraya gelen bir bayan ve bazı erkekler bizi herhalde FM derneği üzerinden tanıyordu. Hala anlamış değilim. Bu olay sadece başörtüsü için olamaz aslında. Ama küfür edenler bunları söylediler. Aile ile alakası bunların olup olmadığını tam bilmiyorum. Oradan gitmemizi istediler. Bağırdılar . Bende niye gideceğiz diye karşılık verdim. Suçumuz ne diye sordum. Ağız dalaşı başladı. Bende çamurun içinde kalı deyip üç bayanı aldım gidelim dedim. Arkamızdan bizi takip eden bir kadın arkamdan boynuma vurdu. Erkeklerden biri bana çirkince küfür ettiler. Birden yirmi kişi toplantılar. Diğer bayan arkadaşlarımıza saldırdılar. Derhal arabanın içinden polisi aradım. Dernek başkanıyım. Böyle böyle oldu dedi. Hemen en yakındaki polis teşkilatına gelin suç duyurusunda bulunun dediler. Sonra hastaneden rapor aldım.Boynumun arkada tarafında morluklar var. Başımı tutarken zorlanıyorum.”

Oe24’de canlı yayına bağlanan psikolog Andrea Hammerer ise, “Bir taziye evine gidildiğinde herkes hal ve tavırlarına dikkat etmesi gerekiyor. Büyük bir cinayet sonrası aile ve çevresi şokta. Oraya giden kişi kalkıp yok bu dernekten şu dernektenim diye ortaya atması, reklamını yapması kısaca böylece aileyi rahatsız etmesi tuhaf ve yersiz. Aile acılı. Ben bir katolik olarak bir taziyeye gittiğimde başörtü takmadığım halde aileye karşı saygı gereği  başıma tülbent takıyorum. Acılı ailenin acısına dikkat etmeli. Kızları ve iki torunları öldürülmüş. Kalkıp taziye diye aileyi rahatsız edici hal ve hareketler edilmemeli” dedi.

Herkese söz hakkını yorumsuz olarak buraya kadar haber verdik.

Düşünsene kızınız, kızkardeşiniz, akrabanız feci bir sekilde çocukları ile birlikte şizofrenik teşhisi koyulan kocası tarafından öldürülmüş.

Acınız size yeter.

Üzerine böyle iftira haberler taziye evine gelen kadınlar tarafından atılıyor, haberleştiriliyor ve size bur haberde en temel gazetecilik kuralı gereği bir söz hakkı verilmiyor?

Niye verilmiyor ?

O taziye anında olan kişileri en azından bulmak o kadar zor değil. Biz kendilerine biraz evvel ulaştık mesela….

Avusturya kamuoyunda infial yaratan ve Türk toplumuna karşı nefret dalgalarının yükselmesine neden bu üzücü haberin doğrusu nedir? Hakikat nedir sorusunu herkes aslında sormalıdır. Bundan sonra önüne gelen gelen bu haberler Türk toplumuna karşı katliamalara neden olabilir. Bizde uyarması.

İki çocuğu ile öldürülen merhum Tugba hanımın ailesi ve tanıdıkları haber karşısında ne demektedir?

Biraz evvel acılı ailenin yakınları ve merhumun iki çocuğu ile birlikte dini ritüel ve vecibeleri yerine getirirken başından bu yana acılı aileyi yakından takip eden ve olay anında orada olan kişiler ile bizzat konuştuk.

Aile ve yakınları mealen şunları ifade etmiştir:

1) “Acılı aileyi ziyaret eden başörtüsü olmadığı için hakarete uğradığını iddia eden hanım üç kişi ile taziye amaçlı acılı aileyi ziyaret etmiştir.”

2) “Tartanlığı iddia edilen bayan gizlice kamera ile ailenin ağlayan, sızlayan teyzesi ve akrabaralarını gizlice çekmeye başlayınca merhum Tugba adlı öldürülen hanımın başta teyzesi tepki göstermiş ve şunları mealen ifade etmiş: ” Lütfen bizi kameraya almayın. Fotoğraflarımızı çekmeyin ve paylaşmayın. İstemiyoruz. Burası bizim özel evimiz. Mekanımız. Böyle bir gelenek yok. Nerede görülmüş böyle taziye evine insanları kamera ile almak veya fotoğraflarını çekmek. Lütfen bizi yalnız bırakın. Başsağlığı mı dilemeye geldiniz yoksa acılı evden canlı yayın yapmak için mi geldiniz? Lütfen yapmayın. Çok acılıyız. Acımızla bizi yalnız bırakanız.”

Acılı aile ve çevresi özellikle altını çizdiği konu : „İnanın…. Konu başörtü takma veya takmama değildir. Ortada taziye evinde özel hanemizi istemeden gizlice fotoğraflamak ve filme çekme girişimidir. Bu  kanunen suç olmasının yanına gelenek ve göreneklerimizde yoktur. Kaldı ki merhum Tuğba hanım ne kadar başörtülü fotoğraflar ile şeytanlaştırmak için haberlerde kullanılsa da normal hayatında çoğunlukla başörtüsüz dolaşmakta idi. Taziye evinde kardeşleri, akrabaları ve yakınları içinde birçok kişi başörtüsüzdür.Niye taziyeye gelen başörtüsüz bir hanıma medeniyetsiz, gelenek ve göreneklerimize ter hareket edelim. Öyle şey olur mu? “

2) Acılı ailenin çevresinden olayları yakınen takip eden bir kişi devam ediyor: “Üç hanımla oraya gelen ve taziye evine gelenler tarafından “alkollü olduğu”  iddia edilen haberin kahramanı bayan tüm uyarılara rağmen kamerası ile çekmeye devam edince aile kendisini taziye odasınından dışarıya çıkmasını rica etmiştir ve evin olduğu apartmanın avlusuna çıkarılmıştır. Avluda başörtüsüz olduğu için haberler ile acılı aileye çeşitli ithamlarda bulunan hanım : ” Size gününüzü göstereceğim” diye tehdit etmiştir. Bu tehdit eden bu hanım daha sonra bu olayı manupule ederek Österreich Gazetesi üzerinden kamuoyu ile bizlere söz hakkı verilmeden paylaşarak tüm Türkiye göçmenlerine büyük bir nefret dalgasının oluşmasına neden olmuştur. Haber tamamen tek taraflı ve hedef özellikle bu acılı aile üzerinden son zamanlarda Türkiye Suriye ilişkileri üzerinden başlayan nefret haberlerine dönüşen haberler başta olmak üzere ( Konu ile ilgili bir önceki haberlerde katil şizofren kocanın Erdogan taraftarı olduğunu Facebook paylaşımları ile haberleştirilmesi ortadır.) başörtü üzerinden başta muhafazakar Türkiye göçmenlerini ve özünde tüm Türkleri ne yazık ki şeytanlaştırmak, insanlık onuru ile oynamak ve değersizleştirmektir Şu anda bu haberleri paylaşan çeşitli kesimler Avusturya’da tüm Türkiye göçmenlerinin Avusturya’dan “deportasyonu” isteyecek kadar azmışlardır.”

Burada dernekçi olduğunu iddia eden dengesiz bir kişinin taziye evinde etik kurallarına ters kabul edilmez hal ve davranışları ile en başta sorumsuz bir habercilik söz konusudur. Burada ayrıca Türk topluman ve ileri gelenlerine şantaj ve tehdit vardır.

En başta; Yazıktır, günahdır ve Avusturya iç barışına ve demokrasisine büyük düşmanlık yapılmıştır.

Nefsi bozukluktur…Fırsatcılıktır! Başta Viyana ve çevresinde bazı meslek öğrenmemiş bayanlar ve erkekler Türk toplumunun düştüğü ne yazık ki aciz durumdan yararlanmak için aslında Avukatlık işlerini iş takibciliği yaparak para kazanma makinesine çevirmiş durumdalar.

Tüm ciddi STK olan dernekleri tenzih ederek ifade etmemiz gerekiyor ki bunun için kılıf olarak Avusturya Dernekler Polisi’nin işini ciddiye almamasından yola çıkarak ” Dernek” ismi kurulan kağıt üstünde olan sözde Sivil Toplum Örgütleridir. Şu anda resmen Türk toplumu bu derneklerin sömürüsü ve dolandırıcılığı karşı karşıyadır.

Maddi ve manevi zor durumda olan Avusturya Türk Toplumu içindeki insanlara yardım amacı ile muhasebesi tutulmayan para toplamaların haddi ve hesabı yoktur. Rekabet büyüktür. Bu olayda aslında belki bu rekabetin neden sonuç ve sonucun nedeni olmasının son hamlesidir. Eğitimsiz, ağzı çok laf yapan, alavere dalavere ile STK kurduğunu iddia eden grupları artık gerçek haberciler kamuoyuna belgeli bir şekile tanıtmalıdır. İşte burada sorun başlamaktadır. Viyan ve Avusturya’da gerçek haberci ve gazeteci adeta kalmamıştır. Aynı bu dernekçi mi yoksa değnekci mi olduğu belli olmayan alanda sözde haberci ve gazeteciler türemiştir. Avusturya makamlarını veya Türk makamlarını reklam almak için tehdit edenler mi deseniz, ona buna iftira atıp haberciliğe olan güveni yerle bir eden mi derseniz…Burada yerel anlamda yanlış gelişmeleri haberleştirecek, kontrol edecek medya yayını adeta kalmamıştır.

Al sözde dernekçileri vur sözde gazetecilere tabiri en hafifi ile ifade edeceğimiz acıklı durumdur. Bu durumu küstahca izleyip birde  bunları okşayan ciddi kurumlar ve yetkili kişiler varki bunlar günahın en büyüğünü işliyorlar. Çünkü çamura batmak istemiyorlar…Her an kendileri hakkında bu sözde dernekçi ve sözde gazetecilerin başta çirkin dedikodu çıkarma ihtimali yüksektir.

Avusturya’da çok büyük sorunlar var. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Dernek işlerinin ve gazetecilik mesleğinin suistimal edilmesidir. Bundan sonra kimin ciddi dernekçilik ve gazeteciklik yaptıgı tartışılmalıdır.

Bu tür haberlere karşı tüm Türkiye göçmenlerinin hepsi hazırlıklı olmalıdır. Yara büyüktür.
( Birol Kilic, 2. 11.2019, Viyana)

Notlar:

Haberin kaynağı

Österreich Gazetesin’de haberin kendisi ile alakası olmadığını ifade eden Yasin Şahin sadece Manşet ajansı olarak foto kaynağı olarak Österreich gazetesinin kullandığını ifade etti. Şahin,“Haberi yapan kişinin adı Österreich Gazetesi’nde  ilgili haberin altında yazmaktadır. Burada benim adım geçmemektedir. Bu haber ile alakam yoktur” dedi.

https://www.oe24.at/oesterreich/chronik/niederoesterreich/Weil-sie-kein-Kopftuch-trug-Frau-ins-Spital-gepruegelt/404286545

Relevante Artikel

Back to top button
Close