“Terörün dini olmaz” uyarıları artıyor-Avusturya’da “siyasal İslam” gerilimi!

Avusturya’da 2 Kasım’da düzenlenen terör saldırısı sonrasında Müslümanlara yönelik baskı ve ırkçı saldırıların yükselişe geçtiği ileri sürüldü. Bu arada üç dinin temsilcileri, terör ve şiddetin herhangi bir dinle ilişkilendirilmemesi uyarısında bulundu.

Viyana(AA).  Anadolu Ajansı’nın verdiği haber göre başkent Viyana’daki kanlı 2 Kasım saldırısının ardından Başbakan Sebastian Kurz’un terörle mücadele başlığı altında Müslümanları doğrudan ilgilendiren bazı yeni önlemlerin hayata geçirileceğini açıklamasının ve iktidarın da bu doğrultuda bazı adımlar atmasının, yeni gerilimler yaratmasından çekiniliyor. “Terörün dini olmaz” uyarıları artarken Avusturya hükümeti , „Dine karşı değil. Dini siyasallaştırıp Avusturya’nın liberal, demokratik ve çoğulcu değerlerinin resmen altını oyan, Anayasamızın düşmanları olan din bezirganlarına karşı vatanımızı koruyoruz“ diyerek sert tepki gösterdi.

Hepsi olmak olmamakla birlike bazı uzmanlar, Kurz yönetiminin girişimlerini, “terörle mücadele bahanesiyle kamuoyunun yakından tanıdığı 30 Müslüman aktivist ve akademisyenin gözaltına alınarak terörist muamelesi görmesi, ülkede Müslümanların haklarını savunan, iktidarın İslam karşıtı politika ve söylemlerini eleştiren kişileri sindirme girişimi” olarak yorumlarken İslam karşıtlığının derinleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına karşı uyarılarda bulundular. Uzmanlar, ülkede Kurz’un iktidara gelmesiyle başlayan İslam ve Müslüman karşıtlığındaki gözle görülür artışın hükümetin hazırladığı “yeni antiterör yasa tasarısıyla” bir adım daha ileriye taşınacağı görüşünü de savundular.

MÜSLÜMANLAR MI HEDEFTE? 

Avusturya’da iktidarın, özellikle açık ve anlaşılır bir şekilde tanımlanmamış “siyasal İslam” ifadesinin suç unsuru olarak kabul edilmesi için hukuki zemin oluşturmaya çalıştığı ileri sürülen bazı değerlendirmelerde, sınırları belirlenmemiş, her ülke ve toplum için farklı anlamlar ifade edebilecek “siyasal İslam” kavramı üzerinden Müslümanların hak ve özgürlüklerinin ciddi oranda kısıtlamaya çalıştığı ileri sürüldü. Buna göre, iktidarın terör saldırısını “İslamcı, siyasal İslam” gibi ifadelerle tanımlaması Avusturya’da Müslümanları ırkçıların hedefi haline getirirken, son 15 günde başörtülü kadınlar başta olmak üzere Müslümanlara yönelik 80’in üzerine ırkçı saldırı yaşandı.

DİNİ TEMSİLCİLERİN TEPKİSİ 

Terör saldırısından sonra yaşananlara ilişkin AA muhabirine konuşan Piskopos Bernhard Heitz, her nerede olursa olsun işlenen şiddet ya da terör suçunun muhatabının adalet kurumu olduğunu belirterek Avrupa’daki Müslümanların yalnız Viyana değil farklı şehirlerde de yaşanan terör saldırılarıyla aralarına mesafe koyduğunu ve terör kurbanları için düzenlenen anma etkinliklerine katılarak dua ettiklerini vurguladı.

İSLAM KARŞITI NEFRET DİLİ? 

Bernhard Heitz, “Aşırı sağcı söylem ve İslam karşıtı nefret diline izin verilmesi, herhangi bir fayda sağlamak bir yana, ayrışma ve çatışmaya yol açar” değerlendirmesinde bulundu. Diyalog, karşılıklı saygı ve anlayışın geliştirilmesinin önemine dikkati çeken Heitz, “siyasal İslam, İslamcılık” gibi kavramların başından itibaren ideolojik olarak anlamlandırıldığına işaret etti.

Piskopos Heitz, hükümetin Müslümanlara ait kurum ve kuruluşları fişlemeyi hedeflediği ancak salgın nedeniyle henüz hayata geçiremediği “Dokümantasyon Merkezi” adı verilen girişime de değinerek, her türlü ırkçılık, İslam karşıtlığı, aşırıcılık, antisemitizm gibi birçok konuyu ele alacak bir dokümantasyon merkezine kimsenin itirazının olmayacağını, ancak Avusturya’da resmen kabul edilmiş bir dini cemaate potansiyel şüpheli muamelesi yapılmasının yanlış olduğunu vurguladı.

Ülkede terör, aşırıcılık ve benzeri zararlı yapılara karşı yasal düzenlemelerin bulunduğuna işaret eden Heitz, “Toplumun belli bir grubunu gözetim altında tutma anlayışı, ki burada söz konusu olan Avusturya’daki Müslümanlar, halkın huzur ve birlikteliğe zarar vereceği gibi, bireylerin birbirine olan güvenini de zedeler” şeklinde konuştu.

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
×
×