Türk pasaportu ile kurtuluş

1938’de Anschluss ile birlikte Avusturya’nın Drittes Reich’a geçmesi ile birlikte Avusturya’da 214.000 Yahudinin sistematik olarak hayattan dışlanması başladı. Bu dönemde aralarında yaklaşık 100 Türk vatandaşı olan Yahudi bulunuyordu. Şoa, Avusturya’da yaşayan 65.500 Yahudi’nin canına mal oldu. Dr. Harry Turkoff da o karanlık dönemi yaşayan ve sahip olduğu Türk pasaportuyla kurtuluşa doğru yola çıkabilen şanslı azınlıktan biriydi.

Avusturya’da 2019 yılında Arap mültecilerin çoğalması artı Türkiye İsrail hükümetleri arasında oldukça sert geçen siyası demeçler nedeni ile müslümanların topu ve Türkler adeta dinleri İslam olması ve karakterleri itibarı Yahudi düşmandır çirkin propagandası tepe noktasına çıkmış durumda.  Bu anlamda Yeni Vatan Gazetesi’nin bu mülakatı tarihe not düşmek açısından önem arz etmektedir.

Viyana –1923 doğumlu olan Viyanalı Dr. Harry Turkoff’un hayatı çoğumuzun bilmediği bir hikâyeye dayanıyor. Yeni Vatan Gazetesi’ni evinde kabul eden Harry Turkoff  Türkiye Viyana Konsolosu tarafından hem ona hem de kız kardeşine Türk pasaportu verilmesi anlattı. Viyana’yı terk edene kadar Hıristiyan kız arkadaşının evinde saklanan Turkoff, Türk pasaportu sayesinde henüz 20 yaşındayken 1943’te İstanbul’a geldi. 1944 yılında ise Harry Turkoff üç senelik askerliğini yapmak üzere Türkiye’ye gitti.  Harry Turkoff bugün 91 yaşında. Viyana’nın parklarından biri olan Türkenschanzpark, kısaca Türk Parkı olarak bilinen, içinde Yunus Emre Çeşmesi’nin barındıran parka yakın bir yerde yaşıyor. Oturma odasına adımını attığınızda kendinizi bir kütüphanede hissedebilirsiniz. Çok kısa bir zamanda hayata bakışı ile bizlerei etkilemeyi başardı. Kendisiyle sohbet etmeye başladığınızda Harry Turkoff’un çok farklı biri olduğunu da hemen anlayabilirsiniz. Canınız sıkılmadan aklınıza gelen her konuda saatlerce  onunla sohbet edebilirsiniz. Turkoff şaka ile karışık bu konuda, “Viyana’da rakip bulamıyorum,” diyor. Türkiye’de az bir süre kalmış olsa da Türklere has tipik bir özelliği kaptığını ve halen unutmadığını anladığımız; bizlere tavlada meydan bile okuması dikkat çekiyor. 

YVG: Sevgili Harry Bey, İzninizle anne ve babanızdan başlayalım. Nerede doğdular ve nasıl Viyana’ya geldiler?

Turkoff: Annem 1890’da Ukrayna’da, babam ise 1880’de İstanbul’da doğdu. Babam Jack Turkoff,  I. Dünya Savaşı’nda Viyana’ya göç etti. Türkçeyi çok iyi bilen babam 20’li yılların başında Türkiye Viyana Büyükelçiliği’nde ticari ateşe olarak çalıştı. 1925’de Viyana’da daktilo ve büro eşyaları satan bir dükkân açtı.

YVG: Babanız Türk vatandaşı mıydı?

Turkoff: Evet, Türk vatandaşıydı ve 1938’de Avusturya’nın Alman Nazi Diktatörlüğü ‘Drittes Reich’a’ geçmesi ile (Anschluss) ülkeyi terk etmek için pasaport müracaatında bulunmuş fakat Türkiye Konsolosu (elçilikten konsolosluğa dönüşmüş) her sene elçiliğe kaydını yaptırmadığı için maalesef babama Türk pasaportu vermemiş. O zamanlar yurtdışında yaşayan Türkler için bir kanun vardı; her sene büyükelçilikte veya konsoloslukta kayıt yapmak zorundaydılar. Sürekli büyükelçilikte olmasına rağmen babam bunu ihmal etmiş. Büyükelçiliğe resmi ziyarette bulunmamış. Türk pasaportumuz yoktu ama burada yaşayan Türklerin Türk kimlikleri vardı.

YVG: 1938’den sonra, yani Nazilerin Avusturya’ya girmesinin ardından hayat sizin için nasıldı?

Turkoff: Anschluss’dan önce normal okula giderdim fakat antisemitizmi yani Viyana’da Yahudi düşmanlığını hissederdim. Hitler’in Avusturya’yı İlhak yanı Anschluss’dan sonra okulu terk etmek zorunda kaldım. Avusturyalı arkadaşlarım ise benimle iletişimlerini kesmişlerdi, çünkü artık bir Yahudi ile arkadaş olmak istemiyorlardı. Çok meşhur bir tablodur, hani Yahudilerin diş fırçaları ile çömelerek sokakları temizledikleri olaya bile Viyana’da şahit oldum.

YVG: Siz gerçekten gördünüz mü bunu?

Turkoff: “Tabi, Tabi ya” (Türkçe yanıtlıyor Harry Turkoff bu soruyu). Çok ama çok korkunç günlerdi.

YVG: Anne ve babanız savaşta ne yaptılar?

Turkoff: 1941’den sonra Yahudi olmayan arkadaşlarında bir sığınak bulmuşlardı; kız kardeşim de onlarla birlikte gizlenmişti. Benim kız arkadaşım vardı; ben de onun yanında kalmıştım. O zamanlar çok çılgınmışım; hiç düşünmeden dışarı çıkardım. Biri bana kimlik sorsaydı hiç tahmin edemeyeceğim sorunlarla karşı karşıya kalabilirmişim. O zamanlar bunu kavrayamamıştım. Allahtan kimse kimliğimi sormamıştı. Sorsaydılar kim bilir neler olacaktı…

YVG: Size Türk Pasaportu için başvuru fikri kimden geldi?

Turkoff: Babamın fikriydi. Askerliğimi bahane ederek pasaport alabileceğimi biliyordu çünkü hem Türk vatandaşıydım hem de askerlik yaşım gelmişti. Bana Türk pasaportu almak için Viyana’daki Türk Konsolosu da Ankara ile irtibata geçmiş. Yapmak zorunda değildi ama yaptı! Pasaportu 1943’te yola çıkmadan önce Türkiye Konsolosluğu’ndan aldım.  Viyana’da kurulan Alman Yabancılar Polis Şefi beni askerlik için Türkiye’ye göndermeleri gerektiğini belirtmiş. Türkiye Konsolosu da onunla irtibat halindeymiş. Pasaportum çıkana kadar her Cuma saat 10da Polis Şefi’ini ziyaret edip benim toplama kampına gönderilmediğini kontrol ederdi. Bu Polis Şefi bir memur ile birlikte İstanbul’a giden trene bindirmişti beni. Tüm bunları ayarlayan annem oldu. Annemle babama Türk pasaportu verilmemişti, sadece kız kardeşime ve bana…

YVG: Konsolos antisemit miydi? Yahudilere karşı mıydı?

Turkoff: Hayır, Türk Konsolos ne antisemit ne de Yahudilere karşıydı. Konsolos iyi biriydi, bana çok iyi davranmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam ismi İsmail Oktay’dı. Bir Türk Yahudi’si ile evli olan Kanzah adında bir kadına da 1938 veya 1939’da Türk pasaportu verdiğini biliyorum. Löwenstein isminde bir adama da Türk pasaportu vermişti; kendisi babamın yakın arkadaşıydı. Löwenstein Türk ismi değildi ama yine de Türk pasaportu verilmişti, neden verildiğini hâlâ bilmiyorum.

YVG: Türk Konsolosu Viyana’da yaşayan tüm Türk Yahudilerine yardım etti diyebilir miyiz?

Turkoff: Tam olarak bilmiyorum, bir şey diyemem. Belki Ankara’dan ona bir talimat gelmişti. Belki de Almanlara karşı gelmek istemiyordu ama Türk Yahudilerine konsolosluk tarafından Türk kimlikler verilmişti. 1942’ye kadar biz Türkleri koruyordu. Çok üzücü günlerdi…

YVG: Türkiye’ye nasıl gittiniz?

Turkoff: Yugoslavya – Bulgaristan sınırına kadar Yabancı Şube’den olan memur eşlik etmişti bana. Yolculuk sırasında tek bir kelime bile etmemiştik, ne o ne de ben. Sonrasında İstanbul’a kadar yalnız devam gittim.

YVG:  İstanbul’a geldiğinizde ne yaptınız?

Turkoff: 24 Nisan 1944te Türkiye’ye giriş yaptım. Pasaportumda da o tarihli damga var.“Türkçe konuşamıyordum zaten,” (Gülerek Türkçe cevap veriyor Harry Turkoff). Türkiye’de tren garında ilk yaptığım şey Bayan Kanzah’ı aramak olmuştu. Beni evine davet etmişti. Birkaç gün sonra İstanbul’da kendime bir oda kiraladım ve yaklaşık bir sene İstanbul’da yaşadım.

YVG: İstanbul’daki Yahudi Cemaati ile temasınız var mıydı?

Turkoff: Hayır yoktu. Bir-iki kere Yahudi cemaatinden biriyle buluşmuştum, ismi Simon Brod’tu. Benim hakkımda pek fazla bir şey bilmiyordu, ben de onun hakkında bir şey bilmiyordum.

YVG: O zamanlar İstanbul’da ne yaptınız

Turkoff: Hiç bir şey, dolandım… Bir süre sonra Avusturyalı olan Kastner ile tanışmıştım. Onun sayesinde bir organizasyonda çalışmaya başladım. Yaklaşık on kişiydik ve Avrupa’daki Yahudi Yardım Komitelerine mektuplar yazardık. Filistin’e kaçmak isteyenlere yardım ederdik. Gece gündüz daktilo başında yazardım. Kimi zaman günde 3-4 saat yatar sonra kalkıp tekrar yazmaya başlardım.

YVG: Samsun’a askerlik görevinizi yapmaya ne zaman gittiniz?

Turkoff: 1945’te askerliğe çağrıldım. Daha önce askerlik şubesine gidip askerliğimi yapmak zorunda olduğumu söylemiştim. Sonra askere çağırıldım. 1948’e kadar askerdeydim.

YVG: Askerlikte ne yaptınız?

Turkoff: “Sediye” (Türkçe cevaplamaya çalışıyor). İlk senesini Samsun’da ve kalan iki senesini ise Ankara’da yaptım.  Anlayamadım… (Yeniden aynı cevabı veriyor gülümseyerek ve Almanca karşılığını veriyor -Sanitäter) İşim aslında güzeldi.

YVG: Askerlik zor değildi yani?

Turkoff: Hayır, çok zordu. “Askerlik askerliktir” (ekliyor Türkçe olarak). Türkiye’de askerlik çok zordu.

YVG: Siz sadece gayrimüslimlerle mi beraberdiniz?

Turkoff: Hayır, hem gayrimüslimler ve hem de Müslümanlar vardı. Yani Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar bir aradaydı. Ama gayrimüslimler erdi, Müslümanlar rütbeliydi. Askerdeyken Türkçe öğrendim.

YVG: Aileniz ile irtibatta mıydınız? Hayatta mıydılar?

Turkoff: Evet, irtibattaydık. Maalesef babam 1946’da, yani ben askerdeyken kalp krizi geçirip vefat etmiş. Benim gibi Türk pasaportu alan kız kardeşim ise İsviçre’ye kaçmış. Annem Viyana’daydı ve hayatta kalmayı başardı. Savaşın bitimine 6 ay kala babamı yakalamışlar ve 6 ay hapiste kalmış. Savaş bitmeseydi ondan öncekiler gibi oradan toplama kampına gönderilecekti.

YVG: Ne kadar askerlik yaptınız?

Turkoff: Tam üç sene. Üç sene sonra İstanbul’a geri döndüm ve karım Esteria Rozales ile tanıştım.

YVG: Eşinizle İstanbul’da mı tanıştınız?

Turkoff: Evet. Eşim İstanbul’da doğup büyüdü. Seferad Yahudilerinden… İstanbul’da birbirimize aşık olduk ve altı ay sonra birlikte Viyana’ya gitme kararı aldık. Viyana’ya gelir gelmez evinde gizlendiğim eski kız arkadaşımı aradım ve maalesef onun Tuna Nehri’nde boğulduğunu öğrendim. Ona teşekkür etmek istiyordum, hayatımı ona borçluydum.

YVG: II. Dünya Savaşı’ndan sonra Viyana’daki Türkiye Elçiliği veya Konsolosluğu ziyaret ettiniz mi?

Turkoff: Tabii ki. Birçok kez gittim ve konsolos yardımcısına teşekkürlerimi bildirdim. Savaştan sonra da Türk vatandaşlığım duruyordu.

YVG: Bugün Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz?

Turkoff: Türkiye hakkında olumsuz düşünmem için hiç bir sebep yok.

Bilgi Notu

Osmanlı tebaası olan Sefarad Yahudileri, ilk Türklerle birlikte 18. yüzyılın sonuna doğru Viyana’ya geldi. Böylece Viyana’da bir Türk-Sefarad Cemaati kurulmuş oldu.  II. Dünya Savaşı sırasında Avrupa’da yaşayan Türk Yahudileri de Holokost kurbanı oldular. Kendi vicdanlarını dinleyerek, kendi inisiyatiflerine dayanarak kimi Türk Yahudilerini Holokost’tan kurtarmayı başaranlar da oldu tabi. II. Dünya Savaşı’nda Rodos Adası’nda görevli bulunan Türk Konsolosu Selahattin Ülkümen, kurtardığı Türk Yahudilerden dolayı kahramanlığı ile tanılan bir Türk diplomatıydı. Fransa’da yaşayan kimi Türk Yahudiler de Türk diplomatların inisiyatifleri sayesinde Holokost’tan kurtulabilmişlerdi. ( Yenivatan.at, Hayri Can) 

Relevante Artikel

Back to top button
Close