
Venezuela hakkında bilinmesi gereken beş şey
Dünya şaşkın. ABD'nin Venezuela'ya saldırı düzenlemesinin ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun "yakalanıp ülke dışına çıkarıldığını" açıklamasının ardından ülkelerden tepkiler gelmeye devam ediyor.
Türkiye’den itidal çağrısı gelirken, Venezuela’nın müttefiki Rusya ABD saldırılarının „bağımsız bir devletin egemenliğinin ihlâli“ olduğunu belirtti. Kolombiya, Venezuela sınırına asker konuşlandırdı. Venezuela hükümeti, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırdı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin „silahlı saldırı eyleminden“ derin endişe duyduğunu açıkladı. Açıklamada, „Venezuela’ya, dışarıdan herhangi bir yıkıcı, askeri müdahale olmadan kendi kaderini belirleme hakkı tanınmalıdır“ denildi. Rusya ABD’yi saldırı düzenlemek için „temelsiz bahaneler“ kullanmakla suçladı. Rusya Maduro ve eşinin durumuna ilişkin de ABD’den açıklama istedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Venezuela’nın istikrarına önem verildiği belirtilerek, taraflara „itidalli davranma“ çağrısı yapıldı: „Mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz.“ Açıklamada Türkiye’nin Venezuela’daki krizin uluslararası hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturulması yönünde „her türlü yapıcı katkıyı sunmaya hazır olduğu“ da kaydedildi.
Yeni yılın ilk CHP mitinginde konuşan Genel Başkan Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Venezuela saldırısı hakkında sessiz kalmakla suçladı: „Maduro seçimleri adil ve güvenli yapmadığında Maduro yanlış yapıyordu. O gün Erdoğan ‚Kardeşim Maduro, dostum Maduro‘ diyordu. Bugün, randevu alabilmek için kıymetli toprak minerallerimizi feda ettiği Trump’ın Maduro’yu alıp da ülkesinden kaçırmasına tek kelime edememiştir.“
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’den, „Önemli olan bir kişi, bir başkasının ülkeye, yetkililere, hükümete ve millete küstahça bir şeyler dayatmaya çalıştığını fark ettiğinde, düşmana karşı dimdik durması ve direniş için göğsünü siper etmesi. Düşmana boyun eğmeyeceğiz“ açıklaması geldi.
Çin, ABD’nin egemen bir ülkeye ve onun devlet başkanına güç kullanımını sert bir şekilde kınadı. Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD’nin „hegemonik“ olarak nitelendirilen eylemlerinin, uluslararası hukuku ve Venezuela’nın egemenliğini ihlal ettiği, Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde barışı ve güvenliği tehdit ettiği belirtieek, „Çin, ABD’nin egemen bir ülkeye ve onun devlet başkanına güç kullanımından derin şok içindedir ve bunu güçlü şekilde kınamaktadır.“ dedi. Çin’in ABD’nin eylemlerine karşı olduğu vurgulanan açıklamada, Washington yönetimine uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın amaç ve ilkelerine bağlı kalma, başka ülkelerin egemenliğini ve güvenliğini ihlal ettiğini ve sonladırılması istendi.

Venezuela hakkında bilinmesi gereken beş şey
APA´nin verdiği haber göre Güney Amerika ülkesi Venezuela, otoriter yönetim, dev petrol rezervleri, ağır ekonomik kriz ve kitlesel göçle şekillenen çok boyutlu bir tablo sunuyor. Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen hanelerin yüzde 86’sı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Ülkenin siyasi yapısı, ekonomik çöküşü ve uluslararası ilişkileri, Venezuela’yı küresel gündemin en tartışmalı ülkelerinden biri haline getiriyor.
1) Otoriter yönetim ve siyasi baskı
Venezuela, 2013 yılından bu yana otoriter solcu politikacı Nicolás Maduro tarafından yönetiliyor. Geçen yıl, sahtekârlık suçlamalarıyla gölgelenen yeniden seçilmesinin ardından 2031 yılına kadar bir dönem daha cumhurbaşkanı olarak yemin etti. Uluslararası kuruluşlar ve insan hakları temsilcileri, Maduro hükümetini siyasi muhalifleri baskı altında tutmak, hükümet karşıtlarını keyfi olarak tutuklamak, işkence ve şiddet uygulamakla suçluyor. Ülkede zaman zaman kitlesel protestolar düzenlense de Maduro, özellikle ordunun kendisine sadık kalması nedeniyle iktidarını korumayı sürdürüyor.
Venezüella muhalefet lideri María Corina Machado, geçen yıl “diktatörlükten demokrasiye adil ve barışçıl bir geçiş için verdiği mücadele” nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Ancak Aralık ayında resmi ödül töreninden ve Oslo’ya gizlice gitmesinden saatler sonra Norveç’e ulaşabildi. Hakkında vatana ihanet suçlamasıyla soruşturma açıldığı için bir yıldan uzun süredir yeraltında yaşıyordu. Savcılık, Machado’nun ülkeyi terk etmesi halinde onu kaçak olarak kabul edeceğini açıklamıştı. Venezuela’ya geri dönmek isterse tutuklanma veya ülkeye giriş yasağı gibi ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalabilir.
2) Dünyanın en büyük petrol rezervleri
Venezuela, tahmini 303 milyar varillik rezerviyle dünyanın en büyük petrol kaynaklarına sahip. Bu rezervlerin büyük bölümü, özel tekniklerle çıkarılabilen ve rafine edilebilen ağır petrolden oluşuyor. Ancak muazzam rezervlere rağmen petrol üretimi bugün günde yaklaşık bir milyon varil seviyesinde. Yirmi yıl önce bu rakam üç milyon varile yakındı. Üretimdeki çöküşün temel nedenleri arasında ABD yaptırımları, devlet enerji şirketi PDVSA’nın kötü yönetimi ve yaygın yolsuzluk bulunuyor. Bu yıldan itibaren ABD’li petrol devi Chevron da Venezuela’da yeniden üretime başladı.
Aralık ortasında ABD askerlerinin bir Venezuela petrol tankerine baskın düzenlemesi, iki ülke arasındaki gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. Washington, geminin yabancı terör örgütlerini desteklemek için kullanılan yasadışı bir petrol nakliye ağının parçası olduğunu savunarak operasyonu meşrulaştırdı. Caracas ise ABD’nin “uluslararası korsanlık eylemi” gerçekleştirdiğini açıkladı.
3) Derin yoksulluk ve ekonomik çöküş
Petrol, altın ve nadir toprak elementleri gibi zengin maden kaynaklarına rağmen Venezuela’da şiddetli bir yoksulluk hakim. Venezuela Finans Gözlem Merkezi’nin (OVF) raporuna göre hanelerin yüzde 86’sı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Ortalama aylık gelir 231 dolar seviyesinde; oysa bir ailenin temel gıda sepeti 391 dolar tutuyor. Bu nedenle birçok aile, geçimini sağlamak için yurtdışındaki akrabalarının gönderdiği paraya bağımlı hale gelmiş durumda.
4) Mülteci krizi
Ekonomik çöküşün yanı sıra devlet baskısı ve şiddet, Venezuela’dan tarihin en büyük göç dalgalarından birini tetikledi. Çok sayıda iyi eğitimli işgücü de uzun süredir ülkeyi terk ediyor. Birleşmiş Milletler’e göre şu ana kadar 7,9 milyon Venezuelalı ülkesini terk etti; bu, toplam nüfusun yaklaşık dörtte birine denk geliyor. Venezuelalıların büyük bölümü Latin Amerika’daki komşu ülkelere sığınırken, önemli bir kısmı da ABD ve Avrupa’ya yöneliyor. Bu yıl AB’ye gelen sığınmacılar arasında ilk sırada Venezuelalılar yer aldı.
5) ABD karşıtlarıyla kurulan müttefiklik ağı
Maduro yönetimi, ABD’nin “arka bahçesinde” Washington’a meydan okuyan bir lider profili çiziyor. Sürekli olarak “Yankilerin emperyalizmine” karşı çıktığını vurguluyor ve Venezuela’yı sosyalist bir örnek devlet olarak sunuyor. Ülke, özellikle Küba ve Nikaragua’daki sol hükümetler tarafından destekleniyor. Küba istihbaratının Venezuela ordusu içinde disiplin ve kontrol mekanizmalarında rol oynadığı biliniyor. Rusya, Çin ve İran da Maduro yönetiminin önemli müttefikleri arasında yer alıyor; bu ülkeler ekonomik, siyasi ve askeri alanlarda Caracas’a destek sağlıyor.



