Yeşiller nereye koşuyor?Wohin laufen die Grünen?

Yılladır muhalefetteyken Yeşiller Partisi'nin tabanının en çok okuduğu ve karşılıklı desteklediği Der Standard Gazetesi´nde bu hafta yayınlanan analizde Yeşiller Partisi eleştirildi.Analizin başında şu ifadeler dikkat çekti: "Merkez Sağdaki Avusturya Halk Partisinin (ÖVP) koalisyon ortağı olan Yeşiller, bazı temel ilkelerini görmezden gelerek, sağa kaymaya başladılar."

Der Standard Gazetesi’inde analizin Türkçe tercümesi şöyle: 

Yeşiller Partisinin görmezden geldiği bu temel ilkeleri şu başlıklar altında sayabiliriz.

Medya Destek Fonları

FPÖ’nün eski önde gelenlerinden olan Andreas  Mölzer’in de katılımcısı olduğu ve daha çok ekonomi ağırlıklı konuların işlendiği derginin Korona sürecinde çıkarılan özel sayısını desteklemek için 66.000 Euro fon ayrılmış. Ve bu yardım, Korona salgını üzerindeki komplo teorilerinin şu anda yaygın olmasına rağmen yapılabilmiş.Bu, Korona’nın medya için özel fonlamasıyla ilgili garip şeylerden sadece biri.  Bulvar yayın organları milyonlarca dolar devlet desteği alırken, kaliteli medya olarak değerlendirilen Standart, Presse ve Profil gibi basın yayın organları devlet desteği almadılar. İnternet üzerinden yayın yapan basın zaten hiç dikkate alınmadı bile. Hatırlayalım Yeşiller Partisi yıllarca kalite ve medya çeşitliliğini teşvik etmeyi temel ilkeleri olarak açıklayıp, hep savunmuşlardı. Temel ilkelerini Yeşiller Korona sürecinde neden unuttular dersiniz? Sosyal medyadan öğrendiğimize göre bunu Yeşiller zamanın azlığına bağlıyorlarmış.

Çevrenin Korunması – İklim Antlaşması /Vergi reformu

Çevrenin Korunması, Yeşiller Partisinin en temel prensibi olduğunu hepimiz biliyoruz ve kamuoyu bu konuda atılacak adımları büyük bir merakla bekliyor. Ancak görüyoruz ki akut Korona krizi karşısında yıllardır çözüm bekleyen İklim Anlaşması geri atılmış, oysaki çevreye zararlı düzenlemeler mümkün olan en kısa sürede ortadan kaldırılması gerekir. Belki de Korona virüsünün en büyük nedeni, çevreye verilen bunca zarardır. Olamaz mı?

Yeşiller Partisi, kendi savundukları temel konulardan biri olan çevrenin korunması, düzenlemelerin planlanıp uygulanması ve gerekli devlet desteğinin alınması için eline geçen ilk fırsatı değerlendiremedi. Çalışanların faydalanabileceği yıllık ulaşım vergi indirimi de, onların ulaşımı kullanmadığı dönemde akıllarına geldi.

Düşen petrol fiyatları, vergi müdahalelerine gerek kalmadan benzin istasyonlarında fiyatların düşmesini sağladı ve eko-sosyal vergi reformu da bu nedenle ertelendi.

Sanat ve Kültür Bugüne kadar Sanat ve Kültür konusunda mesleki bir bilgisi olmayan Yeşiller Partisinden Ulrike Lunacek, Başbakan Sebastian Kurz hükümetinde Kültür İşleri Devlet Bakanı olarak atanması büyük bir şaşkınlığa neden oldu. Bu alanda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadığından kültürel alanda saygı kazanamadı veya hala sanat ve kültür çevresinde kabul edilemedi.

FORMEL 1: Olası seyircisiz yarışmalar.

 Avusturyalıların çok büyük bir çoğunluğunun konulan katı sokağa çıkma kısıtlamalarının uyarken Yeşiller lideri ve Başbakan Yardımcısı Werner Kogler,  Formula-1-Grand-Prix Spielberg etkinliklerine itirazı olmayacağını birçok kez yaptığı şu şaşkınlık veren ifadelerle dile getirdi: „Hemen itiraz etmek yerine, izleyici olmadan yapılamaz mı, diye değerlendirmek gerekir.“

Ekoloji karşıtı daha nasıl olunabilir? Çok sayıda yarış sürücüsü tehlikeli bir virüs yayıcı olabileceği gerçeğinin yanı sıra, bu motor sporları, havaya yaydıkları zararlı gazlarla havayı kirlettikleri kabul edilir.

 Mülteciler Sorunu-Yeşiller seslerini çıkarmadılar.

Yunanistan’ın kaldıramayacağı kadar mülteci yükünün bir kesimini ÖVP mülteci kabul etmeyeceğiz, diye bir açıklama yaparsa, bu açıklama koalisyonun bir maddesi haline geliyor. Gerçi Yeşiller bir iki noktada isteklerini dile getiriyorlar ama kabul ettiremiyorlar.

Dört hafta önce, İç İşleri Bakanı Karl Nehammer (ÖVP) , Corona krizi sırasında sağlık sertifikası olmayan sığınmacıların sınırdan içeri alınmayacağı, belirlenen bir yerde durmaları gerektiğini duyurdu. Hukukçular, bunun Uluslararası İltica Yasasını reddetmekle eşdeğer olduğunu savundular. Yeşiller, bunun anayasaya aykırı olduğunu düşünseler de, seslerini çıkarmadılar.

Yeşiller Partisi Nisan 2016’da, kırmızı-siyah hükümeti ( ÖVP-FPÖ) tarafından „sığınma hakkının kaldırılması“ konusunda uyarmış ve sert bir şekilde uyarmıştı.  Acil durum yönetmeliği“, o tarihte çok sayıda iltica başvurusu nedeniyle Cumhuriyet için bir kriz durumunun ortaya çıkması bahane edilerek, mültecilerin girişini reddetmelerini mümkün kılmıştı. Mülteci eğer ülkesinde işkence riski altındaysa bu uygulamanın dışında tutuldu.

Araştırma Komisyonu: Yeşiller, araştırma komisyonunun süresinin kısa tutulmasını istiyor ve adam kayırmacılığı, yolsuzluk gibi konuları Yeşiller görmezden mi geliyorlar acaba?

Böyle bir soru, birkaç ay öncesine kadar düşünülemezdi bile, çünkü Yeşiller parlamentoda yıllarca azınlık hakları için mücadele etmişlerdi. Yeşiller, iktidara gelir gelmez, olayları sağ bakış açısıyla yorumlamaya başladılar. Başbakan Yardımcısı Werner Kogler, İbiza araştırma komisyonun  „çok uzadığını“ “aynı orman ve çayırları araştırma komisyonu” olduğuna dair resmi görüşü benimsedi.

Muhalefet partileri SPÖ ve Neos  partileri ÖVP ve Yeşiller hükümetinin bu kabul edilmez icraatları karşısında Avusturya Anayasa Mahkemesine başvurdu, bu tutum karşısında koalisyon ortakları geri adım attı. Ama Yeşiller hala yasal argümanlarında haklı olduklarını iddia ediyorlar. İnanılır gibi değil.

PARLAMENTARİZM

Yeşiller Partisi kurulduğu günden bugüne kadar hep parlamentarizmi savundu. Yönetimde bulunan partilerin demokratik uygulamalara yönelik kısıtlayıcı uygulamalarını sürekli eleştirdiler. Ama şimdi kendileri aynı eleştirilere muhatap oluyorlar.

Şimdiki muhalefet Korona virüs yönetimi konusunda iktidar ortaklarına yeterince şeffaf olmadıkları konusunda eleştiriyorlar. SPÖ, FPÖ ve Neos muhalefet ÖVP-Yeşiller koalisyon hükümet ortaklarının Kovid-19 yasa düzenlemelerini oylamadan hemen önce görüşlerine sunulduğunu ve hemen oylamaya geçildiğini belirterek,“ “Parlamentoda hiç bir muhalefet partisine getirilen yasaların ayrıntılı inceleme ve eleştirdiğimiz noktaların değiştirilmesi için gerekli zaman verilmedi. Bir alavere dalavere ile kanunları insanları korkutarak ve muhalefete sunmadan eğer kabul oyu vermezseniz Covid19  haini olursunuz diye muhalefete baskı yapılıyor,” diye eleştirdiler.

ÖVP Yeşiller hükümet koalisyon ortaklarının parlementoda Grup Başkan vekilleri olan ÖVP’li August Wöginger ve Yeşiller’den Sigrid Maurer de oy verme sırasında tüm yetkileri ellerinde toplamışlardı. Muhalefetin getirdiği öneriler desteklendi mi? Hayır, hiçbirini.

Oylamada Yeşiller Partisi Milletvekilleri Hükümetin arkasında yerlerini aldılar.  En son örnek: Çarşamba günkü genel kurul oturumunda muhalefet bir video konferansa katıldığını söyleyen ÖVP lideri Başbakan Kurz meclise getirmek istediğinde, Yeşiller Partisi milletvekilleri ve ÖVP milletvekilleri talebe karşı oy kullandılar.

Muhalefet milletvekilleri, Kurz’un Parlamentoya gelip oylamaya katılmamasını, Parlamentoya yapılmış bir saygısızlık olarak değerlendirdiklerini açıkladılar. Yeşiller Partisi muhalefet partisi olsaydı, eminiz ki onlarda aynı yorumu yaparlardı. Yeşiller nereye koşuyor?

Relevante Artikel

Back to top button
Close