Falter-Melisa Erkurt: „Eğitimcilerin ırkçılıkları ne yazık ki istisna değil!“

Haftalık Falter Gazetesi´nde köşe yazarlığı yanı sıra, Viyana´da öğretmenlik yapan haberci Melisa Erkurt, „Eğitimcilerin ırkçılıkları: Ne yazık ki istisna değil” başlıklı yazısında, Viyana okullarında göçmen çocuklarına karşı vuku bulan inanılmaz ayrımcılığı ve şeytanlaştırmaları ele aldı!

Yeni Vatan Gazetesi´nde geçtiğimiz hafta Birol Kılıç imzası ile  yer alan „Viyana Şehri: Kurumsal Irkçılık “
başlıklı analizi adeta teyit eden Falter‘de öğretmenliğin serbest gazetecilik yapan  Melissa Erkut imzası ile yer alanı analizinde, “ Avusturya’da okula giden ve ayrımcılığa maruz kalmayan göçmen kökenli hiçbir insan tanımıyorum.Zaten ayrımcılık yapmayan hiçbir öğretmen de tanımıyorum ya da meslektaşlarının öğrencilere karşı nasıl ayrımcılık yaptığına şahit olmayan, sadece öğretmenler odasındaki muhabbetleri düşünüyorum. Size şimdi hikayeler anlatabilirdim, ama her şeyi sözde tek korku hikayelerine indirgemek istemiyorum.“ diye yazması konuşulmayan Viyana Şehri’nde ki kurumsal Irkçılığın inanılmaz boyutunu tekrar gösterdi. 

Analizi yorumsuz dikkatlere sunuyoruz

Falter Haftalık Dergi/ Nr.31/29.07.2020
Melisa Erkurt

Viyana’da yeni bir ortaokuldan Avusturya asıllı bir öğretmen, sınıfında kulağa yabancı gelen göçmen çocuklarının isimlerini okuyup, öğrencilerin adreslerini, sigorta ve acil durum numaralarını videoya çekip   internette  sosyal medya üzerinden yayınlıyarak değişik bir skandala imza attı.

Onun için yasal sonuçların ne olacağı ya da bir yasal sonuç olup olmayacağı zamanla görülecek.

Medya yankısı nedeniyle nispeten sert olacak.

Sonra uzunca bir süre okullarda kimse ırkçılık üzerine konuşmayacak, ta ki yeniden benzer bir video internete yüklenene kadar.

Avusturya’da öğretmenlerden kaynaklanan ırkçılık izole bir durum değildir, sadece öğretmenler için hiçbir sonucu yoktur ve kapalı sınıf ve öğretmenler odası kapılarının arkasında kalır.

Avusturya’da okula giden ve ayrımcılığa maruz kalmayan göçmen kökenli hiçbir insan tanımıyorum.Zaten ayrımcılık yapmayan hiçbir öğretmen de tanımıyorum ya da meslektaşlarının öğrencilere karşı nasıl ayrımcılık yaptığına şahit olmayan, sadece öğretmenler odasındaki muhabbetleri düşünüyorum. Size şimdi hikayeler anlatabilirdim, ama her şeyi sözde tek korku hikayelerine indirgemek istemiyorum.

Göçmen çocuklar, seçmeli okul sistemimiz nedeniyle yaşadıkları sistematik ayrımcılığa ek olarak, öğretmenler tarafından ayrıca bireysel ayrımcılığın da kurbanı haline geldiler. Birçok öğretmen üniversitede okurken hazırlıklı olmadığı için, çoklu sınıflarla bunalmış durumda ve hayal kırıklıklarını öğrencilerin üstüne bırakıyorlar. Diğerleri zaten her zaman ırkçı olmuştur, ancak çoğu „Ailen neden Almanca konuşamıyor?“ gibi ifadelerle ayrımcılık yaptıklarının farkında bile değil. Farklı ayrımcılık türleri vardır- ancak hepsi öğrencilerin kendilerine, okullarına ve Avusturya’ya karşı tutumlarını etkiler.

Öğretmen adaylarına, neden öğrencilerine ebeveynlerinin anavatanları hakkında soru sormamaları ve öğrencilerinin isimlerini doğru telaffuz etmeleri gerektiğini açıklamak istediğimde, bu konuda ayrımcı olan şeyi görmek istemediler: İyi niyetli olduğu sürece, her şey iyi değil mi?

Elbette değil. Göçmen meslektaşları daha sonra bana üniversitelerde ayrımcılıktan asla bahsedilmediğini ve meslektaşlarının -yarının öğretmenlerinin- seminerlerde sıklıkla ayrımcı ifadeler kullandığını bildirdi.

Okullardaki ırkçılık neden öğrencilerin başörtüsü ve Almanca dil becerileri kadar geniş bir şekilde tartışılmıyor?

Birisi için yasal bir sonucu olması tek başına yeterli değildir, öğretmenler için zorunlu denetim ve çeşitlilik eğitimi gereklidir. Ve etkilenenler için değil, öğretmenler için sonuçları olacak bilinciyle, ırkçı öğretmenlerin şikâyet edilebilecekleri bir yer.

Falter Haftalık Dergi/ Nr.31/29.07.2020
Melisa Erkurt

Link:
Stadt Wien und Institutioneller Rassismus-
Viyana Şehri ve ‚Kurumsal ırkçılık‘
https://www.yenivatan.at/viyana-sehri-ve-kurumsal-irkcilik/

Relevante Artikel

Back to top button
Close