7. gününe giren alevlerle yanan Türkiye ormanlarına ve insanlarına ağlıyor…İktidar nerede?

Türkiye yangın kabusunu yaşıyor. Orman Genel Müdürlüğü'nce (OGM), son 7 günde çıkan 154 orman yangınından 145'inin kontrol altına alındığı, 4 ildeki 9 yangına ise müdahalenin sürdüğü açıklandı. Orman Genel Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamaya göre; 28 Temmuz- 03 Ağustos 2021 tarihleri arasında 38 ilde 154 orman yangını çıktı.nıyor...

Bu yangınlardan 145’i kontrol altına alındı. 4 ildeki 9 yangına ise müdahale devam ediyor. Ayrıca, 91 kırsal alan yangınına müdahale edildi. Devam eden yangınlarda, 16 su atar uçak, 9 İHA, 45 helikopter, 6 yönetim helikopteri, 1 insansız helikopter, 805 arazöz ve su tankeri, 150 iş makinesi ve yaklaşık 5 bin 200 personel görev alıyor.

MANAVGAT’TA BÜYÜK ACI 

Antalya’nın Manavgat ilçesinde 28 Temmuz günü saat 12.05’te 4 farklı noktada başlayan orman yangınları, 7’nci gününe girdi. Manavgat’a sınır ilçeler Akseki, Gündoğmuş ve Alanya’nın bazı mahallelerine de sıçrayan yangında, 7 kişi yaşamını yitirdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu bölgedeki söndürme çalışmalarını koordine ediyor.

YOK EDE EDE İLERLİYOR

Manavgat yangını ilçenin batısında Beydiğin, Sırtköy, Çardak ve Kızıldağ mahallelerinde sürüyor. Dün öğleden sonra Beydiğin ve Sırtköy mahallelerinde etkili olan yangın, akşam saatlerinde büyük bir ormanlık alanı yok ederek Kızıldağ Mahallesi’ne ulaştı.

 

 

BUGÜN VE YARIN KRİTİK GÜN

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Manavgat Yangın Yönetim Merkezi’nde açıklamada bulundu. Antalya ve çevresindeki yangınlarla ilgili bilgi veren Mevlüt Çavuşoğlu, kentin farklı noktalarında yangının devam ettiğini belirterek, şunları söyledi:

„Maalesef Antalya’da yangın devam ediyor, bugün poyraz çok şiddetli ve Manavgat’ın kuzeybatında Kızıldağ bölgesinde bugün rüzgarında etkisiyle biraz hızlandı. Gündoğmuş merkezde çok ciddi bir tehdit yok ama etrafında bazı noktalarda yangınlar var. Oraya müdahaleler yapılıyor, özellikle kuzeybatısında yangın var. Diğer taraftan Güzelbağ’dan aşağıyla Antalya- Alanya yoluna inen Alara bölgesine inebilecek bir yangın var. Oraya da arkadaşlarımız müdahale ediyor. Elbette tüm kahraman orman çalışanlarımız, diğer tüm kurumlarımız, belediyelerimiz hep beraber bu mücadeleyi sürdürüyorlar. Biz de elimizden geldiği kadar destek veriyoruz.“

Isparta- Sütçüler bölgesinde dün başlayan yangının da hem Isparta hem de Antalya’nın Serik bölgesi için tehdit oluşturduğu ve müdahalenin sürdüğünü anlatan Bakan Çavuşoğlu, şu uyarılarda bulundu:

„Bugün ve yarın kritik gün, rüzgar bakımından da yangının durdurulması bakımından da kritik günler. O nedenle herkes elinden geldiği kadar bugün özellikle şu rüzgarla yangınının daha fazla dağılmaması için ve kontrol altına alınması için çaba sarf ediyor.“

UÇAK TEKLİFLERİ TARTIŞMASI

Türkiye’nin yurt dışından gelen uçak tekliflerini kabul etmediği iddiaları ve yurt dışından bu konudaki yardımlar hakkındaki soruyu da yanıtlayan Bakan Çavuşoğlu, tüm görüşmeler ve yaşananları da şöyle anlattı:

„Ben de bu kadar yoğun işimin içinde akşam ya da sabah ne oluyor ne bitiyor diye haberlere baktığımda, bunun tartışıldığını görüyoruz. Ciddi bir dezenformasyon var. Her şeyden önce bir afet olduğunda, bu sel, yangın, deprem olabilir, biz Türkiye olarak başka ülkelere yardım ettiğimiz gibi başka ülkelerinde bize yardım etmesini elbette kabul ederiz. Küçük, kendi imkanlarımızla üstesinden gelebileceğimiz durumlarda teşekkür ediyoruz, ihtiyacımız olduğu zaman arayacağız diyoruz. Ama bu büyük bir yangın, yangının başlamasıyla beraber birçok ülke, komşu ülkeler, dost ve kardeş ülkeler veya Avrupa’dan ülkeler de bizi aradı, ‚herhangi bir isteğiniz, ihtiyacınız var mı, biz nasıl yardımcı olabiliriz‘ diye. Biz de kendilerine sorduk ’ne verebilirsiniz, bizim en çok ihtiyacımız olan uçak ve tonajlı su taşıyabilecek helikopter.‘ Yani havadan müdahale. Azerbaycan sağolsun hem eleman hem de bazı araç gereç ve bir tane helikopter gönderdi. Biz bu teklifler geldiğinde ’ne gönderebileceksiniz‘, eğer ellerinde bu tür uçak ve helikopter varsa o bilgileri alıyoruz, Tarım ve Orman Bakanlığımıza iletiyoruz, arkadaşlarımız incelemesini yapıyor. Helikopterlerin kullandığı kovalarla belki ilave ihtiyaç olur diye onlara da bakıyoruz. Mesela Azerbaycan’dan geldi 2 tane, Rusya’da bulduk, onları satın alıyoruz. Yani bunlar kırılır, dökülür, çünkü mücadele devam ediyor.“

YUNANİSTAN ARADI

Bu süreçte Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın aradığını belirten Bakan Çavuşoğlu, „Ben de kendisine çok teşekkür ettim ve döneceğimizi söyledim. Arkasından Joseph Borrell aradı AB Yüksek Temsilcisi, kendisi de aynı şekilde sordu ve daha sonra ilgili birimi var AB Sivil Koruma Mekanizması diye ve sivil koruma ve afetlerden sorumlu komisyonda da bir komiser var. Yani AB’nin bakanı gibi. O arkadaşlarımızda bizimle temasa geçti. Joseph’in yardımcısıyla benim yardımcım Faruk Kaymakçı AB’den sorumlu bakan yardımcımız temasa geçti. Kendilerine sorduk ‚hangi ülkeden ne gelebilir‘ diye. Bazı ülkelerden ön bilgi gelmişti. Örneğin Hırvatistan uçak verebileceğini söyledi. Aynı şekilde İspanya verecek. İlgili kurumun muhatabına AFAD üzerinden başvuru yapıldı. Sonra AB bu duyuruyu tüm ülkelere iletti. AB bu duyuruyu yaptıktan sonra dört ülkeden geri dönüş oldu. Hırvatistan, Romanya, Fransa ve İspanya ve onların ne verebileceğine baktık. Özellikle uçak gönderebilecek uygun bir şekilde kullanabileceğimiz ülkeler ise Fransa, Hırvatistan ve İspanya’ydı. Romanya’nın da bir uçağı vardı. Arkadaşlar inceledi sonra teşekkür etti, incelemesine göre bizim yangında pek uygun değil ama biz Romanya’ya çok teşekkür ediyoruz, gönülden bu teklifte bulundular“ şeklinde konuştu.

İKİ ÜLKE VAZGEÇTİ

Başka ülkelerden de aynı şekilde teklif geldiğini belirten Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

„Yine uygun olanlarla temasa geçtik. Bu duyurudan sonra bu ülkeler geri döndü, daha sonra Fransa gönderemeyeceğini, özellikle İspanya bölgesinde de yangın olabileceğini söyleyerek Macron’un danışmanı büyükelçimizi arayarak Türkiye’ye bir uçak gönderemeyeceklerini söylediler. Yani tekliflerini geri çekmiş oldular. Daha önce ‚Bir isteğiniz var mı ne yapabiliriz‘ diye soran Yunanistan’a da teşekkür ediyoruz ve Yunanistan Dışişleri Bakanlığı genel sekreteri bizim Atina büyükelçimizi arayarak, ‚Biz size böyle bir öneride bulunduk ama bizde de yangınlar olduğu için maalesef size herhangi bir uçak gönderemeyeceğiz‘ dediler. Kendilerine de çok teşekkür ediyoruz hem teklif ettikleri hem de AB’ye bu şekilde dönmedikleri halde bize dönüp de neden gönderemeyeceklerini izah etmeleri de elbette teşekküre şayan.“

GURUR MESELESİ DEĞİL

Yunanistan’a teşekkür eden Bakan Çavuşoğlu, „Biz bu yardım konularında başkasına nasıl yardım elimizi uzatırken böbürlenmiyorsak, bunu severek, bir dayanışma anlayışıyla yapıyorsak, başka ülkelerin ya da kurumların bize yardım etmesinden de incinmeyiz. Bu gurur meselesi yapılacak bir konu değildir. Bu bir afettir. Afet durumlarında ve zor şartlarda dayanışma elbette önemlidir. Yani halkımız bu sosyal medyada ya da bazı siyasilerin manipülasyonuyla ortaya çıkan iddialara inanmasınlar. Bu işlerin hepsini arkadaşlarımız, ilgili bakan ve kurumlarımızla beraber tek tek inceliyoruz, koordine ediyoruz. En ufacık helikopterlerdeki ihtiyaç olabilecek kovalar dahil daha başka detaylı ihtiyaç olan malzeme konusunda Türkiye’de yoksa çalışıyoruz“ dedi.

2 HELİKOPTER DE İPTAL OLDU

Almanya’dan da ortalamanın üstünde su taşıyabilecek iki helikopter gönderileceğine dair bir ön bilgi geldiğini anlatan Çavuşoğlu, „Daha sonra biz Almanya’ya talepte bulunduk. Bugün gelen bilgiye göre Almanya da kendi helikopterlerini özellikle sel afetlerinin olduğu yerlerde kullanacağından Türkiye’ye helikopter gönderilemeyeceğini söyledi. Yani bunların hepsi bizim her gün an be an takip ettiğimiz konular“ diye konuştu.

HANGİ ÜLKELERDEN NE GELDİ?

Bakan Çavuşoğlu, ülkelerden gelen uçak ve helikopterlere ilişkin şunları söyledi:

„Şu anda ülkemize gelen uçak sayısı hem Ukrayna hem Rusya’dan sayın Cumhurbaşkanımız ve ilgili kurumlarımızın girişimleriyle gelen var. Azerbaycan’ı söylemiştim. İran’dan 2 helikopter, 1 uçak geldi. İspanya’dan 2 tane uçak geldi Dalaman’a indi, Muğla bölgesinde çalışıyorlar. Katar’dan ekip ve teknik ekipman ülkemize geldi. Rusya’dan 5 yangın söndürme uçağıyla, 3 helikopter, Ukrayna’dan da 3 tane amfibik uçak geldi. Bazıları tanker uçak, denizden su alamayıp havaalanında doldurulması gereken, diğerleri amfibik uçak deniz yakın olduğu için denizden suyu alıp dökebiliyorlar. Zorlu şartlarda tüm arkadaşlarımız mücadele ediyor. Kolay değil. Bugüne kadar görmediğimiz bir afetle karşı karşıyayız. Bu mücadeleyi de hep beraber verip, inşallah hep beraber üstesinden geleceğiz. Gayretlerimizi sürdüreceğiz.“

AĞAÇ KESİMİYLE ÖNLEM

Havanın kararmasıyla birlikte vatandaşlar, yangının önünü kesmek için iş makineleri ve elektrikli testerelerle ağaç kesimi yaparak, yangının geleceği bölgeyle yerleşim merkezi arasında tampon bölge oluşturmaya çalıştı.

SANTRAL YANGINDA KALDI

Yangın bölgesinde bir kadın 8 ineği ile yavrularını kurtarmak için yangın bölgesinden çıkarırken, bir kadın da kucağında ‚Boncuk‘ adlı köpeği ve ailesiyle birlikte evini terk etmek zorunda kaldı. Dağlık ve etrafı tamamen ormanlık olan Kızıldağ Mahallesi’ndeki bütün evler tahliye edildi. Bölgede 4 milyon euroluk güneş enerji santrali de yangın içerisinde kaldı. Rüzgarın da etkisini sürdürdüğü yangın bölgesinde söndürme mücadelesi gece boyunca karadan devam etti.

RAFTİNG MERKEZİNİ TEHDİT

Kızıldağ Mahallesi’ndeki ormanlık alanları da yok eden yangın Çardak’a doğru ilerlerken, dünyaca ünlü rafting merkezi Beşkonak bölgesini de tehdit etmeye başladı. Beşkonak’taki Köprülü Kanyon’da bulunan rafting işletmecileri işletmelerini kapatıp, faaliyetlerini durdurarak tüm çalışanlarıyla birlikte yangının önünü kesebilmek için bölgeye geldi. Raftingcilerin içinde Sudan, Gine gibi Afrika ülkeleri ve bazı Avrupa ülkelerinden Antalya’ya üniversite eğitimi için gelip yaz döneminde çalışan öğrenciler de bulunuyor. Rafting çalışanları ellerinde kazma, kürek, elektrikli testere ve baltalarla yangının Taşağıl, Beşkonak bölgesine ilerlemesine engel olmak için Çardak ve Kızıldağ ile Beydiğin aralarındaki bölgelerde iş makinaları ve bölge halkının da tampon bölgeler oluşturduğu çalışmalara katıldı.

TAMPON BÖLGE ÇALIŞMASI

Bölgedeki rafting işletmecilerinden Bekir Ünal, „İşletmelerimizi üç gündür kapattık. Yangın bölgesine hem su ve erzak hem fiziksel olarak yardımda bulunuyoruz. Şu anda tampon bölge oluşturuyoruz, yanımızdaki çalışan personelleler ile birlikte bölgede çalışıyoruz. Yangınla mücadeleye faydamız olsun. Sudan, Gine ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen arkadaşlarla yangına yardım ediyoruz“ dedi.

KAMBOÇYA’DAN YARDIM

Tampon bölge için kesilen ağaçların taşınmasına yardım eden Kamboçya’dan gelen üniversite öğrencileri Muhammed Osman ve Ömer Culla, öğrenci olduklarını belirterek, „Yangın çıktı, bu durumda bırakmayacağız, yardım edeceğiz, elimden geleni yapıyoruz. Sağlık olsun Türkiye“ diye konuştu.

Manavgat’ın doğusundaki Gebece ve Ahmetler mahallelerindeki yangın ise dün akşam saatlerinde kontrol altına alındı, ancak soğutma çalışmaları yapılamadı.

TÜRKİYE’NİN YÜREĞİNİ SIZLATTI

Yangında küle dönen evinin önüne attığı yatakta uyurken çekilen fotoğrafı sosyal medyada binlerce kullanıcı tarafından paylaşılan kadının ise Fatma Öksüzoğlu (87) olduğu öğrenildi. Öksüzoğlu’nun, Alzheimer hastası olduğu ve evinin yandığını hatırlamadığı öğrenildi. Fotoğrafın sosyal medyada gündem olmasıyla devlet kurumları yardımcı olup, Fatma Öksüzoğlu’nu bakımevine götürmek istedi ancak kızı Makbule Öksüzoğlu, „Annemi kimseye vermem“ diyerek, kabul etmedi.

Annesinin tek çocuğu olduğunu söyleyen Makbule Öksüzoğlu, „Annemle beraber kalıyorum. İkimiz beraber yaşıyoruz. Yangının olduğu gece uyumadık. Gece 2 gibi duman bastı. Ahırdaki hayvanları saldık. Arabaya binip denize doğru gittik. Çocuklarım eve bakmak için döndüler ama söndüremediler. Evimiz tamamen kül oldu. Eşim 4 ay önce hayatını kaybetti. Annemle beraber kalıyorduk“ dedi.

Annesinin Alzheimer ve tansiyon hastası olduğunu belirten Öksüzoğlu, „Evinin yandığından haberi yok. İlk ‚Anne evimiz yandı‘ dedim. ‚Ay kocaman ev yandı mı?‘ dedi sonra unuttu. Şimdi akrabalarımın yanında kalıyorum. Köyde açık ev bulursak orada kalacağız. Annemi almak için geldiler, vermedim. Vermem, o zaten beni görmeden durmaz. Beni ‚Anne‘ diye çağırır. Ben neredeysem o da orada. Bir anneme bakamayacak değilim. Bir o bir ben varım zaten. Benden başkası bakamaz ona“ diye konuştu.

JANDARMA BİLEZİKLERİNİ BULDU

Jandarma Genel Komutanlığı, Antalya’nın Akseki ilçesindeki yangında evi yıkılan bir vatandaşın, enkaz altında kalan 8 bileziğinin bulunarak teslim edildiğini duyurdu. Sosyal medya hesaplarından fotoğraf paylaşan komutanlık, „Antalya Akseki’de ikamet eden ve yangın sebebiyle evi yıkılan Süleyman Amcamızın 8 bileziği, Jandarma Komandolarımız tarafından yapılan aramalar sonucunda enkaz altında bulunarak kendisine teslim edilmiştir“ ifadesine yer verdi.

YANAN EVLER YIKILIYOR

Manavgat Belediyesi, çeşitli mahallelerde yangın felaketine maruz kalarak kullanılamayacak duruma geldiği için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yıkımı istenen evlerde çalışmalara başlandı. Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen’in talimatı üzerine harekete geçen Belediye Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, 3 paletli ekskavatör, 3 kazıyıcı yükleyici, 2 yükleyici, 10 kamyon, 3 TIR ve toplam 25 kişilik ekiple, köylere ulaşarak yıkımlara başladı.

BAKANLIK BELİRLEDİ

Bakanlığın belirlemelerine göre, Karaöz’de belirlenen 74 evden 16’sı, Aksaz’da belirlenen 32 evden 15’i, Hocalı’da belirlenen 20 evden 6’sı yıkıldı. Saraçlı Mahallesi’nde de 111 yapının yıkılacağı belirtildi. Hocalı Mahallesi’nde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yapılacak tebliğler sonrasında yıkımların hızlandırılacağı belirtildi. Manavgat Belediyesi ekipleri, Aşağı Işıklar Mahallesi’nde de 2 evin yıkımını gerçekleştirdi.

MAĞDURLARA TESELLİ

Manavgat Belediye Başkanı Sözen, yıkımlar sırasında mahalleleri tek tek ziyaret etti. Başkan Sözen’in, evlerin yıkımı sırasında oldukça üzgün olduğunu gözlendi. Başkan Sözen, vatandaşlarla sohbet ederek, geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Manavgat Belediyesi’nin her an yangınzedelerin yanında olduğunu dile getiren Sözen, „Bakanlığın yıkım için tespit ettiği yanan evlerin yıkımlarını tebligatlar yapıldıkça gerçekleştiriyoruz. Böyle olmasını biz de istemezdik. Ne söylesek yetersiz kalıyor“ dedi.

GÜNDOĞMUŞ DA SÜRÜYOR

Gündoğmuş ilçesindeki orman yangınını söndürme çalışmalarına gece de devam edildi. Karadan yapılan müdahaleye sabahın ilk ışıklarıyla birlikte havadan da destek verildi. Ortakonuş Mahallesi’ndeki ormanlık alanda başlayan, Senir Mahallesi ve çıkışındaki Ümütlü Mahallesi’nde devam eden yangın dün ilçe merkezini tehdit edince 2 bin 100 nüfuslu Gündoğmuş tedbir amaçlı boşaltıldı. Yoğun hava müdahalesi sonrasında ilçe merkezine yaklaşan alevler söndürüldü. Rüzgarın etkisiyle anlık olarak bazı bölgelerde etkili olan yangın, ekiplerin yoğun çabasıyla kısmen kontrol altına alındı. Ekipler, yangın olan bölgelerde söndürme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

13 YIL SONRA AYNI BÖLGE 

Manavgat’ın Taşağıl Mahallesi’nde, 31 Temmuz 2008 tarihinde çıkan ve 5 gün sonra kontrol altına alınabilen Taşağıl orman yangını, Türkiye’nin en büyük orman yangını olarak tarihe geçmişti. Manavgat ve Serik ilçeleri sınırlarında 16 bin hektar ormanlık alanın kül olduğu yangında yüz binlerce ağaç ve canlı yok olmuştu. 13 yıl sonra yine bölgede yangın, tehdit unsuru oldu. Taşağıl Orman İşletme Müdürlüğü sınırlarında bulunan Kızıldağ Mahallesi, Taşağıl’ın kuzeyinde kalıyor. 13 yıl önce yanmayan bu noktalar ise 7 gündür süren yangınla tamamen küle dönmek üzere. Ekiplerin hem havadan hem de karadan müdahalesi sürüyor. Yangın söndürme uçakları ve helikopterleri alevlere sürekli su taşıyarak büyümesini engellemeye çalışıyor. Yangının Kızıldağ’ı aşması halinde bölgedeki yerleşim yerleri Demirciler Mahallesi, Köprülü Kanyon’un bulunduğu Beşkonak Mahallesi yangından zarar görebilir.

YANGIN TÜPÜYLE MÜDAHALE

Antalya’nın Gündoğmuş ilçesinde orman yangınları devam ediyor. Senir Mahallesi’nde gece şiddeti artan yangında 30 ev, kullanılamaz hale geldi. Yangın nedeniyle mahalle, tahliye edildi. Çeşitli illerden yardıma gelen itfaiye ve orman işçileri, yangını söndürmeye çalışırken, yanan evlerde soğutma işlemi yaparak olası ikinci yangına karşı çalışma gerçekleştirdi. Ayrıca mahalle sakinleri ile jandarma ekipleri, mahalleye ormanlık alandan gelmeye devam eden yangını söndürmek için seferber oldu. Hem mahalleli hem jandarma, ellerine aldıkları yangın söndürme tüpleriyle alevlerin olduğunu noktaya giderek söndürmek için ellerinden geleni yaptı. Halk ile jandarma, orman işçileri ve itfaiye ekipleriyle beraber gece gündüz demeden yangınları söndürmek için nöbete devam ediyor.

KORUMAK İSTERKEN YARALANDI

Gece rüzgarın da etkisiyle mahallede birçok evin yanmasına neden olan yangını söndürmek için alevlerin arasına giren Mehmet Ünal, „Yangın esnasında amcamın evi yanıyordu. Onu kurtarmaya çalışırken tahta parçası başıma düştü. Yangın söndü sanıyorduk ama gece saatlerinde buraya doğru geldi ve burayı yakıp geçti“ dedi.

HAYVANAT BAHÇESİ KAPATILDI

Öte yandan Antalya Büyükşehir Belediyesi, orman yangını ihtimaline karşı kentte ormanlara girişin yasaklanmasının ardından Antalya Doğal Yaşam Parkı ve Hayvanat Bahçesi’ni de ziyarete kapattı. Manavgat’ta başlayan Akseki, Gündoğmuş ve Alanya’nın bazı mahallelerine de sıçrayan orman yangınları kontrol altına alınmaya çalışılırken, tedbir amaçlı Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçelerinden biri olan Büyükşehir Belediyesi Antalya Doğal Yaşam Parkı ve Hayvanat Bahçesi 1 Eylül’e kadar ziyarete kapatıldı.

KUMLUCA’DA YANGIN NÖBETİ

Kumluca ilçesine bağlı Erentepe Mahallesi’nde de halk, tırmık, çapa, kürek ve su tankerleriyle mahalle girişinde ve yüksek noktalarda yangın nöbeti tutuyor. İlçe merkezine 15 kilometre uzaklıktaki mahallede nöbete başlayan halk, olası orman yangınında ilk müdahaleyi yapıp büyümesini önlemeyi amaçlıyor. Muhtar Hayrettin Acar, „Manavgat’taki yangınlarda dolayı ciğerlerimiz yanıyor. Tüm çoluk çocuk, Erentepe’nin güzel insanları ile birlikte biz de yangın yaşamamak için Kumluca çukurunun yanmaması için 7/24 nöbet tutmaktayız. Manavgat yandı bizler de yanmayalım. Dağda taşta her yerde nöbet tutuyoruz“ dedi.

FOTOĞRAFLAR JANDARMAYA

Mahalle halkından nöbete katılan Kemal Uğurlu (70), „Yabancı kimse giremiyor bizim köyümüze. Kolaçan edip bakıyoruz“ derken, Bilal Demir (32), „Yabancı plakalı bir araç gördüğümüz zaman fotoğrafını çekip hemen jandarmaya atıyoruz. Biz Kumluca’daki ormanlarımıza sahip çıkıyoruz. Bir tanesinin bile yanmasını istemiyoruz“ diye konuştu.

Erentepe’de yangın nöbetinde halka ücretsiz dondurma dağıtan dondurmacı Mustafa Gür de „Bu benin baba mesleğim. Ormanların yakılmamasını istiyoruz. Nöbetteyiz. Yangın nöbeti tutan vatandaşlarımıza ücretsiz dondurma dağıtıyoruz“ dedi.

 

YANAN EVLERE ‚ÇARPI‘

Manavgat’ta 28 Temmuz günü dört ayrı kırsal mahallede çıkan orman yangınında toplam 2 bin 800 ev etkilendi. Yangın devam ederken, sayı da artmaya devam ediyor. Bu arada, Çevre ve Şehircilik bakanlığı ile jandarma ekipleri, yangında zarar gören Bucakşeyhler Mahallesi’nde yıkımına karar verilen evleri tek tek işaretliyor. Yıkılacak evlerin duvarına sprey boyayla kırmızı çarpı işareti konuluyor.

TOKİ’NİN GİRECEĞİ SÖYLENİYOR

Mahalle muhtarı Halit Demir, yangının Akseki tarafından geldiğini ve çok büyük olunca vatandaşın ne yapacağını şaşırdığını belirterek, su ve elektriklerin bir haftadır kesik olduğunu söyledi. Mahallede 45 evin yandığını belirten muhtar Demir, „Şimdi işaretleme ve yıkımlar başladı. Arkasından da TOKİ’nin gireceği söyleniyor. Vatandaşın halini gördünüz çok mağdur“ dedi.

HER ŞEYLERİ YANDI

Sabaha karşı ulaşan yangınla büyük zararın oluştuğu Bucakşeyhler’de oturan Mahmut Rüzgar ise Manavgat’tan gelen oğlu Bekir Rüzgar tarafından kurtarıldı. Bekir Rüzgar, „Saat 4.30 gibi bana telefon geldi, Oymapınar’da yangın çıktı diye. Manavgat’tan buraya gelmem 15 dakika sürer. Geldim, elektrik su yoktu, babamı evden indirmem 5-10 dakika sürdü. Garajda traktör vardı, babam ‚gel traktörü çıkaralım‘ dedi. ‚Yok baba kaçalım‘ dedim. Buradan bindim arabaya tepeden aşağı indik. Bir anda geldi, yapacak hiçbir şeyimiz yok. Evimizde de hiçbir şeyimiz kalmadı. Komşularla birlikte traktörlerimiz yandı“ diye konuştu.

LOJMANDA KALIYORLAR

Mahalledeki yangında evlerini kaybeden 2- 3 aile ise yangından zarar görmeyen imam lojmanının odalarını paylaşıyor. Bazıları da lojmanın önüne çıkartılan kanepelerde sabahlıyor.

Yangının dört taraftan birden saldırdığını ve canlarını zor kurtardıklarını anlatan Sadettin Bodur, „Ayağımıza ayakkabı dahi giymeye fırsat olmadı. Can kaybımız yok. Yıkımı yapılan ev benim. Yerle bir oldu, hiçbir şeyimiz kalmadı, bağ, bahçe, ev ne varsa gitti. Dışarılardayız. Çadırlar konuldu ama dışarıda yatıyoruz, kanepeler var orada“ dedi.

Yangında evlerini kaybeden Gülsüm Bodur ise, „Kepçenin şu an yıktığı ev bizim. Uzakta dediler gece aradı çocuklarım ben bu kadar geleceğini sanmadım. 9- 10 köy ilerdeki yangın buraya gelmez dedik. Yattık, oturduk. Her tarafımızdan bir geldi mi, yalın ayak inmişim, çakıla basınca yalın ayak indiğimi anladım. Evde ayakkabılarım var ama dönüp de bir tane ayakkabı alamadım. Şimdi imam lojmanı odalarını paylaştık iki aile, orada kalıyoruz“ diye konuştu.

GÖZYAŞLARIYLA ANLATTI

Kendisinin bağ evi, kardeşi Gülsüm Bodur’un ise evi yandığı için büyük üzüntü duyduğunu belirten Kemal Bodur ise yaşananları anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Bodur, „Benim bağ evim yandı, Manavgat’ta evim var başımı sokuyorum ama onlar kül oldu. Hepsi kardeşim, amacımın oğlu, ablam“ diye anlatarak gözyaşlarına hakim olamadı.

Antalya’da ikamet eden Fatma Efe ise kız kardeşi ve akrabalarının evlerinin yandığını ve yardım edebilmek için köye geldiğini belirterek, „Bacıma, yeğenlerime yardıma geldik. Hepsi bitti, yandılar, keçiler, evler, zeytinler hepsi bitti. Kız kardeşimin, yeğenlerimin her şeyleri yandı. Hayırlısı kuzum Allah insanlarımıza güç kuvvet versin. Çok üzüldük. Destek olalım diye geldik. Caminin lojmanına sığınıyorlar“ dedi.

ELBİSE YIĞINLARI OLUŞTU

Mahalledeki bir alanda yardım amaçlı birçok ilden toplanıp getirilen elbiseler dikkat çekiyor. Evi yanan Arif Küçük, elbise türü yardımlar gönderilmemesini istedi. Küçük, „Haddinden fazla malzeme geldi. Artık buraya malzeme gelmemesi lazım. Su verildi. Elektrik verilmesi lazım. Yiyecek gıda malzemeleri verilmesi lazım. Mahallede aşevine ihtiyacımız var“ diye konuştu.

YUSUF GÜNEY GÖZALTINDA

Bölgedeki çalışmalara yangın söndürme tüpleriyle destek veren şarkıcı Yusuf Güney, dün gece Çardak Mahallesi Balamut mevkisinde, yangın söndürme işlemi yapan orman memurları ile tartışma yaşadı. İddiaya göre Güney, istediği yerlere müdahale etmedikleri gerekçesiyle kavga ettiği orman memurlarının üzerine yürüdü ve yanındaki tabancasıyla birkaç el havaya ateş etti. Bölgedeki jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınan Güney, Taşağıl Jandarma Karakolu’na götürüldü. Şarkıcı Güney’in karakoldaki sorgusu sürüyor.

GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

Yangında birçok mahalle ve yerleşim yeri yandı. Yangının ilk başladığı noktalardan olan ve neredeyse tamamı yanan Kalemler Mahallesi’nde yaşananlar ise yürek burkuyor. Yangın sırasında eşi Mehmet Yılmaz ile mahalledeki evlerinde bulunan Gül Yılmaz, canlarını zor kurtardı.

8 yıl önce pankreas kanserine yakalanan, aynı zamanda diyabet, astım hastalıkları olan ve çeşitli hastalıklar nedeniyle bir dizi ameliyat geçiren Gül Yılmaz, hastalıklarına iyi geleceğini düşündüğü için ormanın içindeki evlerini tadilat yaptırıp yerleşti. Ancak Gül Yılmaz, mutluluğunun geçen hafta çıkan yangınla son bulduğunu ifade etti.

ARAÇLA AYRILDILAR

Alevlerin evlerinin önüne kadar geldiğini fark eden Yılmaz çifti, araçlarına binip ayrıldı. Yangında evlerinin bir bölümü zarar gören Gül Yılmaz, şimdi de kesilen elektrikle ilgili sıkıntı yaşıyor. Diyabet nedeniyle günde 4 kez kullanmak zorunda olduğu, soğukta beklemesi gereken iğnelerini elektrik olmadığı için evinde tutamıyor. 8 kilometre uzaklıktaki bir markete iğnelerini bırakan Gül Yılmaz, günde 4 kez gidip geliyor, buz bulabilirse de evindeki straforun içinde bir gün iğnelerini soğukta bekletiyor.

ATEŞLERİN İÇİNDE KALDIK

Yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına hakim olamayan Gül Yılmaz, nefes alamadığı için, eşinin kendisini kurtarmaya çalıştığını söyleyerek, „Kabus yaşadık. Cehennemi yaşadık, ateşlerin içinde kaldık. Alevlerin içinden geçtik, çok zordu. Ben kanserle savaşıyorum. Şu an anlatırken aynı şeyleri tekrar yaşıyorum. Çok kötüydü. Çok öfkeliyim çünkü saat 22.00 gibi biz o yangını gördük. Belki 10 kilometre uzaktaydı. Yangın buralara gelinceye kadar müdahale edilmedi. Torunlarım var, 2- 3 saat mahsur kalmışlar ama kimse görmemiş onları. Eşim beni kaçırıyordu ama alevlerin arasından geçiyorduk. Çünkü ben nefes alamıyordum. Beni kurtarmaya çalışıyordu“ dedi.

„BUZ DİLENİYORUM“

Evlerinde uzun zaman elektrik olmadığını söyleyen Yılmaz, „İlaçlarımı koymak için adeta buz dileniyorum. Günde 4 kez bu ilaçları kullanıyorum. 8 kilometre uzakta bir market var. Şu anda ilaçlarım orada dolapta duruyor. Her gün çocuklarımızla günde birkaç kez gidip getiriyoruz. Buz bulabilirsek akşama kadar onun içerisinde durabiliyor. Birer kalem getirdik, buzla idare etmeye çalışıyoruz. Perişanız, rezalet durumdayız. Yıkıntıların içindeyiz. Bütün emeklerimiz gitti“ diye konuştu.

BENİM CİĞERLERİM GİTTİ

Evlerine ‚yarı hasarlı‘ diye rapor tutulduğunu belirten Gül Yılmaz, „Büyük tadilat lazım. Yıktırmam ben evimi. Eşimin ana ocağı burası. Çok hevesle yapmıştım burayı. Çok mutluydum ben burada. Orman vardı, ağaçlar vardı, nefes alıyordum. Kanserimi bu ağaçlar sayesinde yendim. Şu an bakıyorum ve canım çok acıyor. Benim ciğerlerim gitti. Ne yapacağım bilmiyorum çünkü nefes alamıyorum. Her dakika ilaç kullanıyorum“ dedi.

ŞİMDİ DE ANILARIM YANDI

Antalya’nın Manavgat ilçesi Gebece Mahallesi’nde dünyaya gelen, Türkiye’nin ilk yüz nakillisi Uğur Acar, henüz 35 günlükken evlerinde çıkan yangında yüzünü kaybettiğini, 7 gündür süren yangında da 27 yıllık anılarının yok olduğunu söyledi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde, 21 Ocak 2012’de, Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyon sonunda Türkiye’nin ilk yüz nakillisi olan Acar, Türkiye’nin kendisini ve Gebece Mahallesi’ni yüz nakli ameliyatından sonra tanıdığını belirtti. Acar, „Maalesef bebekken beni yakalayan yangın peşimi yine bırakmadı. 27 yıl sonra arkamdan takip edercesine gelip bu kez de anılarımı yaktı“ dedi.

Gebece’ye Kurban Bayramı’nda gittiğini belirten Acar, „Bayramdan sonra Akdeniz Üniversitesi’ndeki işime döndüm. Son görüşüm bu oldu. Yangının boyutu çok büyük, Manavgat ve Gebece’de yaşayanlara ‚geçmiş olsun‘ dileklerimi iletiyorum. 2 orman çalışanının hayatını kaybettiği Beloluk mevkisi çocukluğumun ve unutulmaz anılarımın olduğu yerlerdir. Şimdi çocukluk anılarım kül oldu“ diye konuştu.

Yaptığı telefon görüşmesinde, yayla evlerinin 25- 30’unun yandığını öğrendiğini belirten Acar, „Ormanlarımız, tarlalarımız ve evlerimiz yanmış. Geçmiş olsun, biz yine ayağa kalkarız“ dedi.

GÖZYAŞLARIYLA ANLATTI

Öte yandan Manavgat’ı etkisi altına alan orman yangınlarında evini ve hayvanlarını kaybeden Habibe Güven’e (60), Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen aracılığıyla Konya’dan bağış kampanyasında gelen 2 keçi teslim edildi. Oymapınar Mahallesi’nde yangından sonra hayvanları ölen ve tek geçim kaynağının keçileri olduğunu belirten Güven, Manavgat Belediyesi ekiplerince keçilerin ve yemlerin getirildiğini görünce duygusal anlar yaşadı. Güven, evinin ve ahırının yandığını gözyaşlarıyla anlatıp, kendisini unutmadığı için Sözen’e teşekkür etti.

KEÇİLER TESLİM EDİLDİ

Manavgat halkının zor günlerden geçtiğini ve tüm acıların birlikte üstesinden geleceklerini belirten Başkan Sözen, yaraları bir nebze de olsa sarmaya çalıştıklarını söyledi. Sözen, „Manavgat’ımızda hayatı durma noktasına getiren yangınlardan sonra halkımızla birlikte tüm yaralarımızı birlikte sarmaya çalışıyoruz. Tüm Türkiye’nin yardım kampanyamıza seferber olmasından sonra Konya’dan duyarlı bir vatandaşımız Manavgat’a keçi gönderdi. Biz de Habibe Güven’in yangında mağdur olduğu haberini alınca acısını biraz hafifletmek amacıyla kendisine 2 keçi teslim etmek istedik“ dedi.

MUĞLA’DA YENİDEN 

Muğla’nın Menteşe ilçesinde Gazeller Mahallesi’nin Bozbayır mevkiinde kızılçam ağaçlarıyla çevrili ormanlık bölgede yangın başladı. Bölgeden yükselen dumanı fark eden çevredekiler, durumu orman ve itfaiye ekiplerine bildirdi. Yangına 5 arazöz, 2 su tankeri, 2 dozer, 3 itfaiye aracı ve orman işçileri karadan müdahale etmeye başladı. Söndürme çalışmalarına vatandaşlar da destek olduğu öğrenildi.

BİRDEN ALEVLER SARDI

Milas ilçesinin kırsal Beyciler Mahallesi’ndeki ormanlık alanda, 31 Temmuz’da yangın çıktı. Alevler, kısa sürede geniş alana yayılınca siyah dumanlar altında kalan Bodrum’un Mazı ve Gökpınar mahalleleri boşaltıldı. Ekipler, 2 mahallede alevlerin yönünü kesti. Mahallelerde hayat neredeyse normale dönerken, ters yönde esen rüzgar nedeniyle Mazı Mahallesi yeniden tehlikeye girdi. Kuru otlar ve kuvvetli rüzgar nedeniyle Aşağı Mazı Mahallesi’ni kısa sürede alevler sardı.

BOTLARLA TAHLİYE

Köylülerden bazıları, sahilden botlarla gezi teknelerine alınıp, tahliye edildi. Geride kalanlar ise köy meydanında toplanıp, endişeyle söndürme çalışmalarını izledi. Bu sırada alevler evlerini sardığı için sinir krizi geçiren ve fenalaşan köylülere sağlık ekipleri müdahale etti. Tehlike giderek artınca Aşağı Mazı Mahallesi’nde kalan diğer köylülerle az sayıdaki turist de tahliye edildi. Aşağı Mazı’nın tahliye edilmesinin ardından mahalle girişi, jandarma ve zabıta görevlilerince sivil araç girişine kapatıldı. Söndürme çalışmaları devam ettiği sırada Aşağı Mazı ile Yukarı Mazı arasındaki yolun tutuştuğu ve artan tehlike nedeniyle araç trafiğine kapatıldığı belirtildi. Yol, 5 saatlik çalışmanın ardından yeniden ulaşıma açıldı.

İKİ İLÇE TAHLİYE EDİLDİ

İtfaiye ve belediye işçileri, Aşağı Mazı Mahallesi’ndeki söndürme çalışmalarını sürdürürken, alevler bu kez Çökertme Koyu ve Gökbel Mahallesi’nde etkili oldu. Milas ilçesinden başlayarak rüzgarın yön değiştirmesiyle pek çok noktada etkili olan yangın nedeniyle Milas’ta Çökertme, Bozolan, Fesleğen, Gökbel ve Türkevleri, Bodrum’da Mazı olmak üzere 6 mahalle tahliye edildi.

HAVADAN BAŞLADI

Gece boyunca karadan müdahalenin sürdüğü Çökertme Mahallesi’ndeki yangına, bugün sabah saatleri itibarıyla 3 helikopter ile yeniden havadan müdahaleye başlandı. Ören Mahallesi’ne doğru ilerleyen alevler, 826 nüfuslu Türkevleri Mahallesi’ne ulaştı. Ekipler, mahallede yoğunlaştı. Dağınık yerleşimin olduğu mahalledeki 3 ev, kullanılamaz hale geldi.

İçmeler Mahallesi’nde ekiplere su taşırken motosikletinin devrilmesi sonucu kaza yapıp alevlerin arasında kalan Şahin Akdemir (25) yaşamını yitirdi. Akdemir’in cenazesi, ailesinin yaşadığı Köyceğiz’in kırsal geçen 30 Temmuz’da Sazak Mahallesi’nde toprağa verildi.

MARİNA TAHLİYE EDİLDİ 

6’ncı günde alevlerin yaklaştığı Orhaniye ve Hisarönü mahalleri yakınlarındaki yangını söndürme çalışmaları gece karadan arazözlerle devam etti. Orhaniye’deki özel bir marinada bulunan az sayıda kişi, gece saatlerinde botlarla tahliye edildi. Yatlar ise yaklaşan alevler nedeniyle önlem amacıyla mahallenin açıklarına demirledi.

Dağların yamaçlarındaki alevler, rüzgarın da etkisiyle eteklere kadar inip, Orhaniye ve Hisarönü mahallerindeki evleri tehdit etmeye başladı. Günün ilk ışıklarıyla birlikte helikopterlerin de devreye girmesiyle söndürme çalışmaları daha etkin yapılmaya başlandı.

DENİZLİ’DE KONTROL

Denizli’nin Buldan ilçesi Türlübey Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda çıkan yangın 12 saat sonra kontrol altına alındı. Denizli Valiliği yangınla ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, yangının henüz çıkış nedeninin belirlenemediği belirtilerek, “Yangında, Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığından 16 adet araç, 6 adet ilk müdahale aracı, 25 adet tanker, 3 adet dozer ile 2 adet kepçe, Orman Bölge Müdürlüğü’nden 25 adet arazöz, İl Sağlık Müdürlüğü’nden 6 adet ambulans, 1 adet UMKE aracı ile 20 sağlık personeli, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve 11. Komando Tugay Komutanlığı’ndan yeterli  sayıda personel ile birlikte özel sektörün de desteğiyle 12 adet iş makinası, su taşıma amaçlı 12 adet beton mikseri bölgede görev almıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan 40 ton su taşıma kapasiteli yangın söndürme uçağı talep edilmiş ve uçak yangın söndürme çalışmalarına destek vermiştir. Yangın bölgesine orman yangınını söndürme amaçlı sevk edilen itfaiye, iş makinası, personel ile birlikte yöre halkının ve gönüllülerin de desteği ile orman yangını büyük oranda kontrol altına alınmıştır” denildi.

DATÇA’DAN TORPİL ÇIKTI 

Muğla’nın Datça ilçe merkezine 30 kilometre uzaklıkta bulunan Aktur Tatil Sitesi’ndeki çam ağaçları ile kaplı Bayrak Tepe’de, 29 Temmuz’da, dumanlar yükselmeye başladı. Tatil sitesinin özel itfaiye görevlilerinin müdahalesi ile alevler, kısa sürede büyümeden kontrol altına alınıp, söndürüldü. Bölgede yalnızca 15 metrekarelik alandaki kuru otlar yandı. Durumun bildirilmesi üzerine jandarma, soruşturma başlattı. Bölgede yapılan aramada, çalılıklar arasında 3 torpil bulundu.

Çocukların bayramlarda eğlence amaçlı kullandıkları, patlayıcı özelliğe sahip torpillerin bulunmasından sonra görgü tanıklarının ifadelerine başvuran jandarma, yaşları 9 ile 10 arasında değişen 4 çocuğu gözlem altına aldı. Pedagog eşliğinde, çocukların ifadelerine başvuruldu. İfadelerde çocukların, yangın çıkarmak için değil oyun amacıyla torpilleri bölgeye götürdükleri ortaya çıktı. Çocuklar, jandarmadaki işlemlerinin ardından ailelerine teslim edildi. Ayrıca çocukların aileleri bilgilendirilip, gerekli uyarılar yapıldı.

ISPARTA’DA EVLER YANDI

Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Yazılı Kanyon mevkiinde dün başlayan yangın sonrası ekipler söndürme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yazılı Kanyon mevkiinde başlayan ve hızla yayılan yangın kontrol altına alınmaya çalışılıyor. 2 gündür devam eden yangına 2 helikopter ve 2 uçak da havadan destek veriyor. Alevlerin yerleşim yerlerine ulaşmasıyla birçok mahalle tahliye edildi. Şu ana kadar yaklaşık 15 ev yangından zarar gördü. Dumandan etkilenen 10 kişi ise hastanelerde tedaviye alındı.

Yangın, Çandır köyü yerleşim biriminden sonra kanyonun güneydoğusunda bulunan ve yöre halkı tarafından Şahin Tepesi olarak adlandırılan yüksek rakımlı tepeye ilerledi. İtfaiye araçlarının ulaşmasının imkansız olduğu derin vadide alevler tepeyi sardı. Önce Yıldız ardından Kızıllı köyüne doğru ilerleyen yangın, helikopter ve uçakla kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Yöre halkı, yangının Kızıllı bölgesini geçmesi halinde kontrolünün daha da zorlaşacağını belirtti.

ARTVİN’DE 10 EV YANDI

Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Yüncüler köyünde bulunan bir evde öğle saatlerinde, henüz belirlenemeyen nedenle yangın başladı. Alevler, kısa sürede bitişikteki evlere de sıçradı. İhbar üzerine Yusufeli Belediyesi itfaiye ekibi ile Artvin Orman Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, köye sevk edildi. Ekiplerin müdahale ettiği alevler, kontrol altına alınıp, söndürüldü. Yangında ahşap 10 ev, kullanılamaz hale geldi. Yaralanan olmazken, yangının çıkış nedeni araştırılıyor.

METEOROLOJİ UYARDI

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, hava sıcaklıklarının Ağustos ayının ilk haftasında Marmara Bölgesi, Ege ve Akdeniz kıyı kesimlerinde mevsim normallerinin 4 ila 8 derece üzerinde seyredeceği uyarısında bulundu.  Yüksek sıcaklık nedeniyle uzmanlar, İstanbul’da oluşabilecek orman yangınlarına karşı tedbirli olunması gerektiğine dikkat çekiyor. İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Duran Şahin, “Son günlerde bir sıcak hava dalgası yaşıyoruz, görünen o ki bu Ağustos’un başlarında da devam edecek. Daha sonraki zamanlar için bir şey söylemek çok doğru olmasa gerek ama bu ilk hafta sıcak geçeceğe benziyor. Sıcak geçecek, sıcak hava dalgası devam edecek. Ağustos’ta ekstremler yaşanır bu meteorolojik döngü içerisinde normaldir. Ben bunu çok beklenmeyen bir şey olarak görmüyorum“ dedi.

“KURAKLIK TETİKLEDİ“

Şahin, kuraklığa ve şiddetli rüzgarlara dikkat çekerek, “Orman yangınları tetiklendi. Unutulan önemli bir şey var; kuraklık. Türkiye son 5-6 aydır, özellikle güney ve güneydoğu ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya. Bu kuraklık orman yangınlarını tetikledi. Afrika’dan gelen alçak basınç sistemiyle sıcak hava dalgası geldi. Bununla beraber zemin oluştu, tetiklenme gerçekleşti. Ağustos’un ilk haftası için Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün de beyanları bu yönde, sıcaklığın devam etmesi bekleniyor. Bir diğer önemli durum da aslında rüzgar. Burada rüzgara baktığımız zaman şiddetli rüzgarlar var bölgede. Şiddetli rüzgarlar sıcaklık farklarından dolayı oluşur. Ciddi sıcaklık farkları var, o değişim de, ciddi şekilde rüzgarlara sebebiyet veriyor. Kuzeyli rüzgarlar sıcak havayla birleşiyor ve oluşan yangını bütün alana dağıtıyor“ şeklinde konuştu.

“ORTAM YANGINA HAZIR“

İstanbul’da olası orman yangınları için değerlendirmelerde bulunan Şahin şunları kaydetti:

“İstanbul için geçerli mi? Zaten aralıklarla küçük küçük orman yangınları gerçekleşiyor. Ama Güney’deki kadar bir yangın olasılığı daha düşük. Ama yine de tedbirli olmak gerekiyor. Yani ortam orman yangınına hazır diyebilirim. Tetikleyici bir unsur bekleniyor. İstanbul’da rüzgar şiddetli değil, rüzgarın şiddetli olmaması oluşacak bir yangında bu dağılmayı engelleyecektir, noktasal olarak kalacaktır. Gözlemlediğim bu günlerde İstanbul’da sakin bir rüzgar var ama güneyde şiddetli rüzgar var. Sürükleyici faktör şiddetli rüzgarlar. Her şeyi iklim değişikliğine bağlamak doğru değil. Kuraklık bence burada biraz daha ön plandaydı. İklim değişikliği sürecinde ekstrem hava olaylarının artacağı gündemde ama Türkiye’nin yaşadığı bu kurak süreç bence ana tetikleyici unsur oldu“ (Reuters, AFP, Odatv, AA)

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"