Ayşe Ateş MHP’li siyasetçilerin isimlerini verdi: “Kapı kapı gezip kiralık katil arıyorlarmış”

Sinan Ateş davasında, eşinin kendisine anlattıklarını aktaran Ayşe Ateş, MHP'li siyasetçilerin isimlerini verdi. Ateş, ölümünden önce eşinin kendisine “Beni öldürmek için kiralık katil arıyorlarmış” dediğini aktardı.

Ankara. Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşmasının dördüncü celsesi Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görüldü.

Duruşmada sanıkların avukatlarının ardından söz sırası Ayşe Ateş’e geldi. Ateş, ölümünden önce eşiyle yaptığı konuşmayı aktararak, „Sinan bu tehditler başladığında bana ‘İzzet Ulvi Yönter ve Semih Yalçın, Ahmet Yiğit Yıldırım ile Olcay Kılavuz’a talimat vermiş ve beni öldürmek için kapı kapı gezip kiralık katil arıyorlarmış‘ dedi“ ifadelerini kullandı.

Ayşe Ateş, şunları söyledi:

“Sinan’ın ölümünde dahli bulunan hiçbir suçlunun ve suçlu yakının da taziyelerini kabul etmiyorum. Sizin yalanlarınızı dinledik biraz da gerçekleri dinlesin şimdi Mahkeme Heyeti. Üç gündür karşımızda türlü türlü raporlarıyla bilirkişi raporlarının işlerine geldiği kısmı alıp işlerine gelmeyenleri reddettikleri savunmaları dinledik. Utanmadan bir de bu suçu Sinan’ın kardeşi, dayısının oğluna attılar. Sinan’ı kimin vurduğu çok iyi bilmelerine rağmen, yanından ayrılmayan, canını önünde feda eden adamı katil çıkarmaya çalıştılar.”

‚Sinan bilinci kapalı şekilde yere düşüyor‘

“Kamera kaydını bu fikir yoksunu insanlara şimdi anlatmak istiyorum. Kiralık katil silahı Sinan’ın üst kısmına doğru ateş ediyor ve Sinan bilinci kapalı şekilde yere düşüyor. Eğer bilinci açık olsaydı yerde hareket ederdi, ayağı vurulan bir insan hareket ederdi. Selman arabanın arkasına giderken elini beline koyuyor. Selman ateş ettiğinde Eray Özyağcı çoktan Sinan’ı öldürmüştü. Siz ne anlatıyorsunuz? Kime anlatıyorsunuz? Yeter be yeter. Üç gündür burada tiyatro oynuyorsunuz. Devletin namusuna leke sürüyorsunuz. Yattığınız suçlardan kahramanlık uyduruyorsunuz. Selman, katil değildir. Sinan’ın katilleri ortadadır. Bu saldırıyı yönetenler, rahmetli eşimin sağlığında bana defalarca dile getirdiği gibidir. Eşim bana ‘Ayşe, Olcay Kılavuz ve Ahmet Yiğit Yıldırım beni öldürmek için kapı kapı gezip kiralık katil arıyorlarmış’ dedi Şubat 2022’den itibaren.

‚Sayın Cumhurbaşkanı’nın da iradesine meydan okuyan bir karanlık suç örgütü var‘

Mersin’de Çağrı Ünel saldırısında ölen çocuğun katili de Ahmet Yiğit Yıldırım ve Ülkü Ocakları’ndaki dahli olan kişilerdir. Ben Ülkü Ocakları’nın içine sızmış suç çetelerini hedef alıyorum. Ben bu olaylardan sonra Sinan’a ‘Gidelim Sinan bunların gözü dönmüş; sen de ben de memuruz geçiniriz’ dedim. Sinan, ‘Devletim beni korur. Eğer ben öldürülürsem, bundan en çok devlet zarar görür’ dedi. Ben bunu Sayın Cumhurbaşkanımıza da dedim ve o da bana ‘Sinan Ateş’in katillerini bulacağız kızım’ dedi. Ben sayın cumhurbaşkanımızın sözünden döndüğüne inanmıyorum, benim karşımda Sayın Cumhurbaşkanı’nın da iradesine meydan okuyan bir karanlık suç örgütü var.

“Sinan bana ‘Ben MHP’den gelen talimatları yapıyorum, eğer yapmazsam bana da ceza keserler’ dedi”

Sinan hakkında birilerini dövdürdü dediler. Evet Sinan Ateş birilerini dövdürdü. Ben de Sinan’ı karşıma alıp, ‘Sen bu işleri yapacak bir insan mısın? Akademisyensin. Sinan da bana ‘Ben MHP’den gelen talimatları yapıyorum, eğer yapmazsam bana da ceza keserler.’ dedi. Zaten bir süre sonra da Devlet Bahçeli tarafından apar topar görevden alındı.

‚İzzet Ulvi Yönter ve Semih Yalçın, Ahmet Yiğit Yıldırım ile Olcay Kılavuz’a talimat vermiş beni öldürtmek için‘

Savcılıkta ilk ifademden ilk isimleri tek tek saydım. Bana Ayşe herkesin ismini verme, devlet yukarıdaki isimleri açığa çıkarır’ dediler. Buradakilerin de yarısı tahliye olacak gibi görünüyor. Biz de elimizde acımızla kalacağız. Bu yüzden şu an bunları ilk defa anlatacağım çünkü beni de öldürürler diye korktum. Bugün bunları burada söylemezsem bir daha söyleyemem çünkü bana ne olur bilmem. Ölürsem bunlar mezara gitmesin benle. Sinan bu tehditler başladığında bana ‘Ayşe, İzzet Ulvi Yönter ve Semih Yalçın, Ahmet Yiğit Yıldırım ile Olcay Kılavuz’a talimat vermiş ve beni öldürtmek için kapı kapı gezip kiralık katil arıyorlarmış.’ dedi.

‚İsmini ek olarak bugün verdiklerimin de dosyaya kazandırılmasını istiyorum‘

“Bir cinayet iki dosya var. Suça dahli olanlar hiçbir şekilde beraat etmemeli. Buradaki bazı şahıslar alınıp alınıp daha önce bırakıldılar ve delilleri kararttılar bu arada. Gördük bunları ‘telefonları suya düştü, tekerleğin altında kaldı. Dilekçe ile istediğimiz delillerin dosyamıza hızla eklenmesini, ayrılan 17 kişinin dosyasının dosyamızla birleştirilip ismini ek olarak bugün verdiklerimin de dosyaya kazandırılmasını istiyorum. Bu iki dosya birleştirildikten sonra iddianamenin yeniden yazılmasını ve adli bir yargılanma talep ediyorum.“

Abla Selma Ateş Kazanç, Bahçeli’ye seslendi

Ayşe Ateş’in ardından abla Selma Ateş Kazanç, konuştu. Abla Kazanç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye seslendi, “Sinan’a bir şey söyledi Devlet Bey, ben biliyorum ne dediğini Devlet Bey açıklasın bunu” dedi.

Kazanç, şöyle konuştu:

“Biz ülkücü olarak doğduk. Ben bu camianın içinde büyüdüm. Sinan da ben de ortaokuldan itibaren MHP’de ve Ülkü Ocakları’nda görev aldık. Bizim sorunumuz bu kuruma sızmış suç örgütüyle. Sinan, Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı’na getirildi evet. Sonra bir gün Devlet Bey Sinan’ı aradı ve ‘seninle konuşmam lazım oğlum’ dedi. Odaya girdiler ve konuştular Sinan’a bir şey söyledi ben biliyorum ne dediğini Devlet Bey açıklasın bunu. Sonra Sinan görevinden istifa etti. İlk defa istifa eden bir isim oldu Ülkü Ocakları’nda.

Sinan görevden ayrıldı daha sonra itibar suikastları başladı. Orhun Haber sitesinden Kadir Ensar Ejder ve Ahmet Yiğit Yıldırım’ın olduğunu biliyoruz. Ülkü Ocakları WhatsApp gruplarına ‘İhanet Ateşi’ isimli bir yazı yazılacak ve herkes rt atacak denildi bunların hepsi dosyada var ve böylelikle itibar suikastı başladı. Bu sürecin gelişi Sinan’ın Ocak Genel Başkanlığı ile başlayan bir süreç. Zaten Ahmet Yiğit Yıldırım ve Olcay Kılavuz’un bu konuda bir karın ağrısı vardı. Tutuklu Tolgahan Demirbaş, Haluk Türk’ün çiftliğine gönderiliyor ve ‘Sinan’ın yanında durma, kalemini kırma diyor’ ama Haluk Türk ‘O benim kardeşim’ diyor.

‘Benim buradaki 22 kişi ile derdim yok. Benim kardeşimin katlini planlayanlarla, baştakilerle’

Sinan, Makedonya’dan döndüğünde pusu atıyorlar çünkü uçakta Olcay Kılavuz’un bir tanıdığı Sinan’ı görüyor. Pusu atanlar kalabalık olduğunu görünce geri dönüyorlar. Sinan olaydan bir hafta önce en son eve geldiğinde ‘Benim kalemimi kırmışlar’ dedi. Babam da ‘oğlum her şeyi bırak zaten üniversitedesin’ dedi. Sinan da ‘Baba ben bırakıyorum ama onlar benim peşimi bırakmıyorlar, Bunların derdi benimle’ dedi ve İzzet Ulvi Yönter, Semih Yalçın, Ahmet Yiğit Yıldırım, Olcay Kılavuz, Ömer Şanlı ve Zekai Pınarbaşı gibi yöneticilerin isimlerini verdi. Bakın ben buraya 4 gündür geliyorum arabamı çizdiler. Beni öldürseler ne olacak? Benim buradaki 22 kişi ile derdim yok. Benim kardeşimin katlini planlayanlarla, baştakilerle.

‘Benim kardeşim kara toprağın altında yatıyor’

Benim babam zaten evlat acısı ile öldü. Ben annemi de babam gibi evlat acısıyla kaybetmek istemiyorum. Bu acının da devam etmesini artık istemiyorum. Tek hücrede kaldık diyorsunuz, dua edin kalacak bir hücreniz var. Benim kardeşim kara toprağın altında yatıyor bir daha o kara toprağın altından çıkmıyor. Ayşe, ben, annem ve ablam. Biz bu savaşı 4 kadın veriyoruz. Bize diyorlar ki TV’ye çıkıyorsunuz. Neden çıkmayayım, neden konuşmayım ya? Biz adalet arıyoruz. Biz Sinan Ateşler ölmesin istiyoruz artık. Adaletin sağlanmasını istiyorum.”

Abla Sevda Ateş Yörükoğlu: Bizim istediğimiz sadece adalet ve bu adalet hepimize lazım

Kazanç’ın ardından Sinan Ateş’in ablası Sevda Ateş Yörükoğlu söz aldı. “Burada bize başsağlığı dileyip sanıkları alkışlarla gönderenlerin dileklerini kabul etmiyorum Ateş ailesi adına.” diyen Yörükoğlu, “Umarım evlatlarından misli misli çıkar ve bizim bu acımızı anlarlar. Bizim istediğimiz sadece adalet ve bu adalet hepimize lazım.” ifadelerini kullandı.

‚Planlı organize bir şekilde kardeşimi katlettiler‘

Yörükoğlu, şunları söyledi:

“İsmet Büyükataman milletvekili olduğu dönemde yoğun çalışma yaptık. Serkan Akın diyor ki Ataman’a ‘abi el at Sinan’ı sıkıştırıyorlar’ diyor. Ataman da ‘hiçbir şey olmaz en fazla iki tokat atarlar’ diyor.

Sinan defalarca tehdit edildi. Olcay Kılavuz ve Ahmet Yiğit Yıldırım tarafından Çağrı Ünel saldırısının yapıldığını kardeşimin ağzından duydum. Onların istediği Sinan’ı yalnızlaştırmaktı. Sinan bir gün geldi ve ben de ‘Sinan neden görevi bıraktın?’ dedim. ‘Abla Olcay ve Ahmet hala benimle uğraşıyorlar.’

Planlı organize bir şekilde kardeşimi katlettiler. Bu da Ahmet ve Olcay’ın talimatıylaydı.

‘Kardeşimin katilleri MHP’nin içinde’

Çocuklarım bile şahit bu durumlara. İsterseniz çocuklarımı da pedagog eşliğinde dinleyebilirsiniz. Sinan’ı öldürdük diye sevinmesinler çünkü farkında olmadan Sinan’ı ölümsüzleştirdiler.

Çelik yelekle geldiği gün Sinan bize ‘siz de dikkat edin’ dedi. Sinan’a birçok kez suikast yapılmaya çalışıldı. Hepimiz ailecek hatta sülalecek tehdit aldığını ve bu tehditlerin bizzat Olcay Kılavuz, Ahmet Yiğit Yıldırım, İzzet Ulvi Yönter tarafından tehdit edildiğini biliyoruz.

Sinan’ı Eray öldürmüş olabilir ama Eray sadece tetiği çekti, Doğukan da sadece azmettirici. Sinan’ın katilleri ne Doğukan ne de Eray’dır. MHP’nin içindeki insanlardır Sinan’ın katilleri. Kardeşimin katilleri MHP’nin içinde. Huzurunuzda saydığım isimler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyorum.”

Ateş ailesinin avukatı Şahin: Bu dosyanın adli bir suç olduğunu kabul etmek mümkün değil

“İftiralar, itibarsızlaştırma girişimleri katran girişimleri bazı isimlere yetmemiş olacak ki karanlık planlarla öldürülmüştür. Sinan Ateş elbette ki siyasi bir kişiliktir ve bu dosyanın da adli bir suç olacağını kabul etmek mümkün değildir“ diyerek sözlerine başlayan Sinan Ateş ailesinin avukatlarından Şeyda Şahin, “Soruşturmada ifadesine başvurulmayan Sinan Ateş’in babası Musa Ateş bu dosyada dinlenmemiş ve bu süreçte hayatını kaybettiği için davada telafisi giderilmeyecek bir sonuç doğmuştur“ dedi. Şahin, şöyle konuştu:

‚Asıl faillerin sanık koltuklarında oturtulmasını istiyoruz‘

“Çubukları tutanların gölgede kaldığı bir gölge oyunu var, oyunun adı ‘Kanlı Cuma’ Biz de bu işin asıl faillerinin bulunmasının amacı içindeyiz. Çubukları ellerinde tutanları, gölgedeki karanlık adamların ortaya çıkarılmasını ve asıl faillerin sanık koltuklarında oturtulmasını istiyoruz. Milyonda bir tesadüfle telefon görüşmelerinin art arda yapıldığı, 600 km’lik yolun bagajda gidilmesi gibi konular tesadüfi değildir. Kimse aklımızla oynamasın.

‚Mutafa Ensar Aykal’ın soruşturmadan çekilmemiş olması mutlak şüphe noktalarımızdan biridir‘

Etkili yürütülmeyen bir soruşturma sonucunda böyle bir iddianame vardır. Eski Cinayet Büro Amiri bu soruşturmanın başındaki isim ve bugünse sanık koltuğunda oturmaktadır. Dün bize ‘GB’nin ne anlama geldiğini anlatmıştır. Bu beyhude çabaları tebessümle yine de fikirlerine saygı duyarak dinledik. Sanığın sıfatının şu an zaten hiçbirimiz açısından hükmü yok. Ancak 8 aydır yaptığı ya da yapmadığı, eklediği ya da eklemediği, gizlediği ya da gizlemediği belgelerin ne olduğunu öğrenmemizin çok önemi vardır. Sanık yaptığı tüm işlemlere şüphe düşürmüştür. Sanık zaten dün bilgi aktarımı yaptığını ikrar etmiştir. Kendisi ‘GB’nin ne olduğunu önceden bilmediğini söylemiştir. Bu soruşturmadan çekilmemiş olması mutlak şüphe noktalarımızdan biridir.

‚Mahkeme tarafından Apple’a yazı yazılarak şifrelerin çözülmesini istiyoruz‘

Serdar Öktem ve Mustafa Ensar Aykal her ne kadar şifrelerini vermek istemeseler de vermesinler. Ama biz Pınar Gültekin vakasındaki kararı emsal olarak sayın heyete sunacağız. Ancak biz bu konuda kilit isimler olmaları nedeniyle sanık telefonlarının mahkemenin Apple’a yazılacak yazıyla şifrelerinin çözülmesini istiyorum tabi atı alan Üsküdar’ı geçmediyse. Biz öte yandan Doğukan Çep ile birlikte hareket ettiklerinin örgütsel olarak hareket ettiklerini düşünmekteyiz.”

Sinan Ateş ailesinin avukatlarından Şeyda Şahin 17 ismin ayrıldığı dosyada yer alan isimlerin de bazılarını açıkladı ve şunları söyledi:

“Bizler ana amiral dosyayı inceleyemiyoruz. Oysa dosyanın içerisinde yer alan isimleri teker teker sıralayacağım. Olcay Kılavuz bu dosyanın şüphelileri arasındadır, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, Talha Atalay, Burak Kılıç, Gürsel Horat, Suat Yılmaz Zobu. Bu isimler hakkında adli kontrol işlemleri uygulanmıştır. Bu kişiler ana dosyada yer alan isimlerdir. Diğer isimleri de sıralayamıyoruz kısıtlılık kararı olduğu için. Bu isimleri açıkladık çünkü önümüzde bu isimlerle alakalı yapılan işlemlerin belgesi var.

‚Bu eylemi yapan, yaptıran her kimse onlar gelsin ve sanık kürsüsünde yargılanmaları yapılsın‘

Olcay Kılavuz bu dosyanın içinde yer almalıydı. Mehmet Akgül’e ait olduğu evraklarda kayıtlı olan plakayı sormamıza neden izin verilmedi. Zaten dosyada bu isim vardı. Bizim sorularımız adeta ablukaya alındı. Dosya içine giren 2 tane araç var. Korkmayalım biz korkmuyoruz. Sinan Ateş’in yazışmalarını basında çarşaf çarşaf paylaşıyorsunuz. Bu araçlar MHP adına Ülkü Ocaklarına tahsis edildi. Makamlarla, partilerle bizim bir husumetimiz yok. Bizler bu partiye yıllarca hizmet verdik. Partiler ya da Ülkü Ocakları ile bir derdimiz yok. Bu eylemi yapan, yaptıran her kimse onlar gelsin ve sanık kürsüsünde yargılanmaları yapılsın.”

Tolgahan Demirbaş’ın savunması çürütüldü: ’15 Mart’ta gerçekleşmiş olaya tepki için 10 Mart’ta mı konum istedi?‘

Sinan Ateş ailesinin avukatlarından Onur Altuntaş, “Belli yerler tarafından hazırlanan ve ellerine verilen bir oyunu oynadıklarını düşünüyoruz sanıkların“ diyerek, şunları kaydetti:

“Tolgahan Demirbaş ile alakalı en önemli husus Mersin olayı. Rapora göre, Mersin olayı 15 Mart 2022’de gerçekleşiyor. 15 Mart’ta gerçekleşmiş bir olayda Mustafa Ensar Aykal’a Tolgahan Demirbaş’ın konum sorduğu ilk tarih 10 Mart’ta. Yani gerçekleşmemiş olayla alakalı pankart asma olayının konumunu mu istedi. Bunlar bilirkişi raporunda sabit. Bu beyanları gerçek değil. Tolgahan Demirbaş’ın düşerek kendi aracının lastiğinin altında kaldığını iddia ettiği konum hususu ve belki kim bilir daha neler vardır bilerek ve istenerek parçalanan telefonu incelenmedi.“

‘Kullandığı silahı saklayan tek isim sanık Eray Özyağcı’dır’

Müşteki avukatlarından Şeymanur Efendi, Ankara Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’ne bağlı Balistik Şube İnceleme Müdürlüğü tarafından silahlara ilişkin hazırlanan rapora ilişkin açıklamalarda bulundu. Efendi, şöyle konuştu:

“İddiaların aksine kullandığı silahı saklayan tek isim huzurda bulunan sanık Eray Özyağcı’dır. Olay sonrasında teslim edilen silahlar ile olay anında Sinan Ateş’in yanında bulunan iki kişinin kullandığı silahlarla aynı olduğu kriminal inceleme raporunda tespit edilmiştir.

Maktul, Eray Özyağcı tarafından atılan silahla öldürülmüştür. Özellikle 2 yere isabet edilen kurşundan bahsetmek istiyorum. Sol bacağa isabet edilen kurşun atar damara isabet ederek öldürücü bir darbe olmuştur. Görüleceği üzere sanık maktulün ölümcül noktalarına ateş etmiştir. 5 kurşundan 4 kurşun maktulün ön kısmına isabet etmiştir ve bunların hepsi Eray Özyağcı tarafından atılmıştır. Öte yandan kafasından giren ve çenesinden çıkan kurşuna gelelim. Bu da maktul yere düşerken dahi ateş etmeye devam etmesinden kaynaklanmaktadır.”

‘Tolgahan Demirbaş’ın bilgi ve belgeleri kime gönderdiği bellidir. Bu iddianameye dahil edilmeyecek bir husus mu?’

Müşteki avukatlarından Fatih Güneş, şunları söyledi:

“16 aydır gizlilikle yürütülen bir soruşturmadan bahsediyoruz. Bir cinayetin neden işlendiğini ortaya koymayan bir iddianame var. Böyle bir iddianamenin kabulü de tarafımca mümkün değildir. Tolgahan Demirbaş’ın çevrede topladığı tüm bilgi ve belgeleri kime gönderdiği bellidir. Bu iddianameye dahil edilmeyecek bir husus mu? Parası karşılığında motorunu satan bir kişi 18 aydır tutuklu ancak dosyada ismi geçen diğer isimler hakkında bir işlem yok. Bu kabul edilemez bir durum. Bu işlenen suçun organize bir suç örgütü tarafından işlendiğine dair bir iddianame olması gerekirdi.

‘Ayrılan dosyanın ne aşamada olduğunu ve isimlerin açığa çıkmasını istiyorum’

Kimliklerin ve kurumların arkasına saklanarak suç işleyenlerin artık yargılanması gerekmektedir. Bu yüzden ayrılan dosyanın ne aşamada olduğunu, isimlerin açığa çıkmasını ve şu an yürümekte olan dava ile birleştirilmesini istiyorum. 18 ay üstüne duruşmaya çıktık. Bugüne kadar konuşulmayan, dile getirilmeyen konuların bu mahkemede değiştirildiğini gördük. Tam 11 kişi ifadesini değiştirdi. Doğukan Çep, Eray Özyağcı bunlardan bazıları.

18 aydır dile gelmeyen bir konu mahkemede dile geldi. Sanık hiçbir zaman adını vermek istemediği Mustafa Kemal adlı arkadaşının kendisini arabanın bağasında 588 km getirerek kaçırdığını beyan ediyor. Kim Mustafa Kemal? Gelsin. İstanbul iline eğlenmeye gittiklerini ifade eden sanıklar; sadece 2 saat Beşiktaş sahilinde gezmek için İstanbul’a gitmez. Burada devletin kurumlarını zan altında bırakacak ifadeler de verdiler.

‘Mahkemenizin özeleştiri yapmasını beyan ediyorum’

Bu dosyanın bu şekilde kabul edilmesinin hatalı olduğunu tekrar dile getiriyorum. Sayın mahkemenizin de özeleştiri yapmasını beyan ediyorum. Bu iddianame geri gönderilmeliydi. Bu dosyadan artık siyasilerin elini çekmesi gerekiyor. Suçsuz insanların burada yargılanmasını istemiyoruz. Ayrılan dosyadaki kişilerin akıbetinin sorulmasını ve bu dosya ile birleştirilmesini istiyoruz.”

‘Dönemin Asayiş Şube Müdür Yardımcısı dosyada tanık olarak dinlensin’

Müşteki avukatlarından Süleyman Kavak, Sinan Ateş soruşturmasında görev alan dönemin Asayiş Şube Müdür Yardımcısı Kerem Gökay Özay’ın ‚Tolgahan Demirbaş’ı biz dönemin MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un evinde gözaltına aldık. Demirbaş’ın sokakta gözaltına alındığını anlatan yakalama tutanağı sahte‘ diyerek yaptığı suç duyurusunu gündeme getirdi ve “Söz konusu dönemin Asayiş Şube Müdür Yardımcısı’nın dosyada tanık olarak dinlenmesini de talep ediyoruz” dedi.

Müşteki avukatlarından Ali Yücel “Ayrılma kararının verildiği dönemde dosyada görevli olan tek savcı Ahmet Altun’dur ama o güne kadar olayla ilgili hiçbir işlem yapmayan Mehmet Aykut Cihangir’in imzası vardır. Savcı Cihangir, bir günde dosyayı inceliyor ve iddianame yazıyor” dedi.

Mahmut Tanal, salondan çıkarıldı, Doğukan Çep ‘DHKP-C’li’ diye bağırdı

Katılma talepleri sorulduğu sırada „Cumhuriyet Savcısı’na da sorulması gerekir“ şeklinde müşteki bölümünden seslenilmesi sonrasında Mahkeme Başkanı, „Müşteki tarafında bu sözü söyleyen kişinin kim olduğu görülemedi. Bu sırada CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal olduğu öğrenilen kişi ‚herkesin bir görevi var‘ diyerek Mahkeme Başkanı’na sataştı. Sözü edilen kişinin mahkeme dışına çıkarılmasına karar verildi“ dedi.

Polislerin dışarıya çıkarmaya çalıştığı Mahmut Tanal, “Siz kanunsuz talimat veriyorsunuz” dedi. Mahkeme Başkanı da bunun üzerine „Duruşmaya gelen herkes sıfatını dışarı bırakır, burada herkes hukukun üstünlüğüne inanacak“ diye konuştu.

Tutuklu sanık Doğukan Çep ise Mahmut Tanal’a salonu terk ettiği sırada “DHKP-C’li” diyerek bağırdı. Tanal, daha sonra salonun dışına çıktı. Mahkeme Başkanı, yarın tanıkların dinleneceğini ve bunun için de ilgili kolluk birimlerine yazı yazılmasına karar verildiğini kaydetti.

Duruşma, yarın tanıkların dinlenilmesiyle devam edecek.

Duruşmada sabah neler yaşandı? Özgür Özel salonda

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın aktardığına göre, duruşmaya CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Sercan Hamşıoğlu ile milletvekilleri Metin Ergun ve Yavuz Aydın, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftçi ve Murat Bakan, CHP Milletvekili Sibel Suiçmez katıldı.

Çep izleyicileri tehdit etti

Duruşmanın başlangıcında Mahkeme Başkanı, cinayeti azmettirmekle suçlanan tutuklu sanık Doğukan Çep’in duruşmanın önceki celselerinde jandarma nezaretinde tuvalet ihtiyacı için dışarı çıkarıldığında müştekilerin bulunduğu tarafta oturan izleyicilere dönerek tehdit anlamına gelecek şekilde başını salladığını, bu sebeple Çep’in uyarıldığını söyledi.

Atay’ın avukatı savunma yaptı

Duruşma tasarlayarak, kasten öldürmeye yardım suçlamasıyla yargılanan, Doğukan Çep’in kaldığı oteli ayarladığı iddia edilen Alper Atay’ın avukatının savunmasıyla başladı. Müvekkilinin olaya dahil olmadığını belirten Avukat Engin Çelebi, müvekkilinin yılbaşı gecesini Doğukan’ın bulunduğu otelde geçirdiğini ve sonra hayatına olağan biçimde devam ettiğini anlattı. Otelin sahibi Gökhan Türkmen’in gerçek dışı beyanda bulunduğunu, müvekkilinin Doğukan Çep için oda istediğini, ve parasını ödediğini iddia ettiğini söyleyen Çelebi, Türkmen’in bu beyanlarının tanıklar tarafından yalanladığını anlattı.

Sinan Ateş’in adres bilgilerini iletmekle suçlanan eski cinayet büro amiri, tutuklu sanık Mustafa Ensar Aykal’ın avukatı Aziz Bingöl, tüm iddiaları reddetti ve müvekkilinin cinayete ilişkin hiçbir eylemi olmadığını, görevde olduğu dönemde cinayetin açıklığa kavuşması için elinden geleni yaptığını söyledi.

‚Demirtaş’ın, İmamoğlu’nun ipi çekildi mi?‘

Bingöl, bilirkişi raporunda Ülkü Ocakları eski yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın, müvekkili Aykal’dan Sinan Ateş’e ait olduğu iddia edilen telefon numarasının kime ait olmasını öğrenmesini istediğini hatırlattı. Bu süreçte gerçekleşen yazışmalarda Ateş’e atfen „Onun ipini çekmişler“ dediğinin yazıldığını söyleyen Bingöl, „ipini çekmek“ deyiminin sözlük anlamını araştırdığını hatırlattıktan sonra bu deyimin geçmişte siyasette çok fazla kullanıldığını belirterek “Sayın Demirtaş’ın ipini çektiler mi?, Nagehan Alçı’nın ipini çektiler mi? ‘Kılıçdaroğlu İmamoğlu’nun ipini çekti’ diyenler dönüp daha sonrasında ‘Kılıçdaroğlu’nun da ipi çekildi’ diyor” dedi.

‚O zamanın Samanyolu şimdi olmuş T24‘

İddianamede geçen 06 AT 5021 plakalı aracın kamuoyunda duyulmasının iddianameden sonra olduğunu belirten Bingöl, “Bu dava kamu görevlilerinin işini uygun yapmamasından dolayı bu hale gelmiştir. Zamanında Ergenekon Davası vardı; orada manşet atılmıştı ‘Erdoğan’ın ipi çekildi’ diye. O zamanın Samanyolu olmuş şimdi T24. T24 şimdi ‘FETÖvari’ olmuş. Tüm ihtimaller konuşuluyor, Can Dündar soruyor ‘Erdoğan Bahçeli’nin ipini çekebilir mi?’ deniyor“ dedi.

‚T24’ün haberine ödül verdiler, nesine ödül verdiniz?‘

Aykal’ın Cinayet Büro Amiri olduğu dönemde tutuklanmasından 24 dakika sonra
T24 tarafından ‘ipini çekmişler’ başlığı atıldığını belirten Bingöl, “Çağdaş Gazeteciler Derneği, Uğur Mumcu bilmem ne derneği bu habere ödül verdiler. Bu haberin neyine ödül verdiler. Bir araştırmadınız. Bu adamın nesi var ki cezaevinde. Neden tek ünvânı olan bizim müvekkilimiz ve neden sadece bizim mesajlarımız getiriliyor” diye konuştu.

Ergenekon davası benzetmesi

Ergenekon davasını hatırlatan Bingöl, “Noldu, hepsi kumpas davasına döndü. Hakimleri ceza aldı. Zekeriya Öz firar. Bu iddianamenin de bu amaçla hazırlandığını düşünüyoruz. Hangi haberin önceden yapıldığını, hangi evrakın sonradan dosyaya girdiğini biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Bingöl, “Gerçek suçlu var ise onun yerine başka birini cezalandırmaktan korkmuyor musunuz?” diye sorarak savunmasını sonlandırdı.

‚Oğlum dedi ki, ‘ana benim ipimi çektiler, bana suikast düzenleyecekler’

Avukat savunmalarının ardından müşteki ifadelerinin alınmasına başlandı. Sağlık durumu sebebiyle ilk sözü alan Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş şöyle konuştu:

“18 aydır bugünü bekliyorum. Ben yaşayan bir ölüyüm. Benim oğlum bana dedi ki, ‚Ana bana suikast düzenleyecekler, benim ipimi çektiler.‘ Bizim gizlimiz saklımız yoktu. Bir gün beni ziyarete geldi. Sordum ne oldu diye “Benim ipimi çektiler” dedi. Benim oğlum İsmet Büyükataman’ın 12 yıl danışmanlığını yaptı. ‚Belki izin vermezler‘ dedi. Benim oğlum dünyanın en iyi insanıydı. ‚Babam duymasın, kalbi var babamın‘ dedi. Benim eşimin damarları parçalandı. Ben ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. Avukatlar diyor ki buradakilerin çocukları onları göremiyormuş. Benim torunlarım hiç göremeyecek babasını. Fizanda olaydı benim oğlumu göreydi torunlarım.”

‘Senin kanın benim elimde değil, Semih Yalçın, İzzet Ulvi Yönter’e soracaksın’

Mersin’deki Çağrı Ünel olayından sonra ölen çocuğun ağabeyinin oğlunu aradığını, o esnada oğlu Sinan Ateş’in yanında olduğunu belirten Saniye Ateş şunları anlattı: “Arayan kişi benim oğlumu tehdit etti telefonda. O da dedi ki ‘Senin kanın benim elimde değil, Olcay Kılavuz, İzzet Ulvi Yönter, Semih Yalçın, Ahmet Yiğit Yıldırım’a soracaksın’ dedi. Arayan galiba polisti, oğlum dedi ki, ‘Kardeşim senin kanın benim elimde değil’ dedi.”

‚Dedim ki ‘git Devlet Bahçeli’ye anlat, izin vermediler’

Saniye Ateş, oğlu Sinan Ateş’le diyaloğunun devamını şöyle aktardı: “Bana döndü dedi ki, ‘Ana ben ne yapayım şimdi’ dedi. Dedim ki ‘Git Devlet Bahçeli’ye ulaş, her şeyi anlat.’ Defalarca aradı, ulaşamadı, ulaştırmadılar oğlumu.”

‚Devlet Bahçeli’den habersiz çay içilmezdi‘

Ateş, sözlerini şöyle sürdürdü: “O bahsi geçen araç Ülkü Ocakları’na ait. Devlet Bahçeli’den habersiz bir çay içilmiyordu. Sadece makam aracı olarak kullanılıyordu. Bu kadar basit mi insan öldürmek, bu devletin üstünde başka bir devlet mi var? Babası dayanamadığı için vefat etti. Ben 18 ayda iki cenaze kaldırdım. Benim torunlarım kapıları pencereleri kapatıyorlar bir şey olur diye. Benim gelinimin ne suçu vardı. İnsan öldürmek bu kadar basitse ben de kısasa kısas isterim.”

‚Bu devletin üzerinde başka devlet mi var?‘

Avukat Bingöl’ün ‘İpini çekmek’ deyimine ilişkin savunmasına dair de Ateş, “Avukat bey diyor ki ‘ipini çektiler’e Google’dan bakmış. Benim oğlum bana ana ‘ipimi çektiler’ dedi. Oğluma pusu kurdular, benim oğlumu öldürmeye defalarca teşebbüs ettiler. Hala benim kapıma geliyorlar. Bizi öldürmekle mi korkutacaklar. Ben ölüyüm zaten. Bugünü ben 18 ay bekledim. Ankara’nın göbeğinde kime gözdağı veriyorlar. Biz zengin değiliz. Ben çocuğuma bir lokma haram yedirmedim. Bunu yapanlar bir kere çocuğunun, bir kere de anasının yüzüne baksın. Vicdanları kabul ediyorsa ben onların vicdanına bırakıyorum. Daha kaç tane Sinan ölecek. Biliyorlar mı oğlumu neden öldürdüklerini. Bir tanesi diyor ki para. Benim olum kendisine gelen bir kutu lokumu eve sokmaz, dışarıda insanlara dağıtır öyle gelirdi. Ben öyle bir evlat yetiştirdim ama zalimlere yem oldu çocuğum. Benim gelinim çelik yelekle dolaşıyor, koruma ile dolaşıyor. Öldüren öldürdüğü yerde kalsın mı? Bu devletin üzerinde devlet mi var? Kime halimi anlatayım? Ben Türk’üm, Müslümanım, ülkücüyüm. Ama bunların inandığı ülkücü değilim ben. Benim yavrumun kimseye zararı olmadı.”

‚Bunlar maşa, sevk edenler hesap verecek‘

Oğlunu öldürme sebeplerini soran Ateş, “Neydi oğlumu öldürme sebepleri? Makam sevdası için mi? Benim oğlumun makam sevdası yoktu. Benim evladımdan da kendimden de en ufak bir tereddüdüm yok. Ben oğlumu öldürenlerden hesap istiyorum. Benim oğlumu öldürmeye sevk edenler çıkacak. Bunlar maşa, sevk edenler hesap verecek. Yarına çıkar mıyım bilmiyorum. Kısmi felç geçirdim. 45 senedir böbrek hastasıyım, o halimle çalıştım, pamuklarda büyütmedim oğlumu. İyi diye yardımsever diye bir insan öldürülür mü? Benim oğlum kuruş haram yemez. Ben abdestsiz süt vermedim oğluma” diye konuştu.

Sinan Ateş’in annesi fenalaştı, duruşmaya ara verildi

Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş konuşurken fenalaştı, salona sağlık görevlileri çağrıldı. Bunun üzerine Ayşe Ateş sanıklara dönerek „Bu kadın burada ölürse hesabını hepinize sorarım“ diye seslendi.

Duruşmaya ara verildi.

Özel: Oğlunun kalemini kıranların kim olduğunu öğrenmek istedi

CHP lideri Özgür Özel, verilen arada açıklama yaptı:

„Saniye Ateş konuştu ve orada bunun üzerine söylenecek bir kelime kalmadı. Oğlunu nasıl yetiştirdiğini anlattı. Oğlunun kalemini kıranların kim olduğunu öğrenmek istedi. ‚Oğlum öldü, babası öldü, ben zaten ölüyüm‘ dedi. Kimin azmettirdiğini öğrenmek istediğini söyledi. Siyasilerin isimlerini söyledi. Sözlerini bitiremeden de salondan baygınlık geçirerek sağlık sebebiyle çıkarılmak zorunda kaldı. İnsanın kanı donuyor. Acılı bir annenin yalan atacak hali yok.“

Cumhur İttifakı’na seslendi: Eğer bunu yapmazsanız gözyaşlarında boğulacaksınız

Cumhur İttifakı üyelerine seslenen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gerçekten insanın kanı donuyor. Bir anne, oğlunun öldürülmeden önce kimlerle konuştuğunu tane tane anlattı. Artık bu salonda mızrak çuvala sığmıyor. Ezberletilmiş savunmalar izliyoruz. Savunma yapanların kimi koruduklarını görüyoruz. Duruşmayı izleyen kim varsa aynı çıkarımda bulunuyor.

Partinizi ve ittifakınızı bu çürümüşlükten kurtarmak için yapmanız gereken şey çürükleri ayrıştırmak. Eğer bunu yapmazsanız, Saniye Ateş’in, Ayşe Ateş’in gözyaşlarında boğulacaksınız. Bu hem o partinin hem ittifak ortağının vermesi gereken tarihi bir karar. Bir süre sonra dönemeyeceksiniz. Milletin vicdanında çok olumsuz bir yöne doğru gidiyorsunuz. Bu iş bir vicdan meselesidir. Eğer herkes pozisyonunu korumaya çalışırsa milletin pozisyonu belirleyici olacak.“  

Relevante Artikel

Back to top button
Cookie Consent mit Real Cookie Banner