Dikkat! Bu sinema filmi Avusturya´da baş ağrıtabilir

17 Ocak 2020 tarihinde Türkiye´de vizyona giren "Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı" adlı sinema filmi, altmış yıldır Türklerin yaşadığı Avusturya ve Almanya başta olmak üzere İngiltere, Fransa, Hollanda, İtalya, ABD, Kanada, Şili, Meksika, Avustralya, Japonya, Güney Kore, Rusya, Güney Afrika, Hindistan, Endonezya, Malezya, Katar, Azerbaycan, Kazakistan gibi 40’tan fazla ülkede gösterime girmeye başladı.

Fim Eleştirisi: “Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı”

Avusturya´da ve Almanya´da Türk düşmanlarını azdırmanın ve ellerine koz vermenin ne anlamı var?

( İlk defa 5. Ocak. 2020 tarihinde yayınlanmıştır)

 

Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı: Film ‘şiddet-olumsuz örnek’ içeriyor

Film Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı’na göre ‘şiddet-olumsuz örnek’ içerdiği için 10 yaş altına şiddet içerdiği için yasaklı ve  13 yaş üzerine ancak aile ile izinli !

 Niye bu film Avusturya, Avrupa’da  hatta dünyada Türklere ve müslümanlara karşı düşmanlık yaratma virüs katalizatörüdür? İtalya’da bir atasözü Mamma li Turchi- Anneciğim Türkler geliyor” diye  başlar ve hedef Türkleri barbar, öcü, eli kanlı kılıçlı ve kötü yerine koymaktır. Bu atasözü içinde korkuyu ve nefreti barındırır. İtalya’da çocuklar yemeklerini yemediklerinde anneleri onları bu cümleyle kendine getirirler. Ye yemeğini yoksa seni eli kanlı barbar Türklere veririm demek ister. Bu filmi yapanlara Viyana’da Türkiye göçmenlerine birinci ve ikinci Viyana kuşatması ile tepe yapmış ve yüzyıllar içinde bataklaşmış ve devamlı pis ırkçı sular ile sulandırılan önyargılara girmeden önce sormak istiyorum. Siz aklınızı peynir ekmek ile mi yediniz ? Bu nasıl bir Kamu diplomasizidir?  “Ülkenin Markasına” ve “Kalp Kazanma Sanatına…” bu filmin katkısı nedir?”
Birol Kılıç, Viyana

Bu film sahnesinin Almanca altyazısının Türkçe tercümesi şöyle: “Öç meleği benimle olacak “

Bu sahneyi izleyen genç Türkler ve Avusturyalılar ve hatta Balkan asıllı Avusturyalılar ne düşünecekler.

Sırp asıllı kötü kalpli Lazar’in ne kadar kötü olduğu ve Fatih Sultan Mehmet’in ne kadar şefkatli ve adaletli olduğunu ikinci plandadır.

Bunu seyreden hiristiyanlar olayı Türkler gibi görmiyecek tam tersine Balkanlar’da dedelerinden kalma vatanını savunan, kurtuluş savaşı veren , hiristiyanlığı koruyan cesur yürekli Sırp Kralı Lazar’ ın dramı diye seyredip başta komşusu Türkiye göçmenlerine karşı dedelerinden kalma unutturmaya çalıştırdığımız önyargıları debreşecek.

Kendi vatanını savunarak kurtuluş savaşı veren hiristiyan bir Sırp kralı Lazar’ın hem ülkesini işgal edip hem kötü kalpli ve  adaletsiz ilan etmek hangi adalete sığınır diyen Avusturya’da ki Sırplara ne diyeceğiz ?

Dünya’da Sirbistan dışında en fazla Sırp asıllı insanların olan ülke Avusturya değil mi ? Evet…

Buyrun gelin Viyana´da bir tur atın.

Her yerde ya satıcı, ya sekreter, ya taxici, ya yönetici, ya doktor, ya temizlikçi, ya dişçi, ya diş asistanları, ya inşaatcı veya en üst düzeyde iş adamı Sırp erkek ve  erkekler var.

Avusturya asıllılar işe alırken her alanda son on yılda Türkiye’den ihracat edilen siyasetlerden korkarak Türkiye göçmenlerine daha az iş veriyor. Genç mezun meslek sahibi Türkiye göçmenlerinin evlatları olan genç kızlarımız ve erkeklerimiz yerine buraya uyum göstermiş, çalışkan,  akıllı, hiristiyan, güler yüzlü modern Sırp asıllı gençlere iş veriyorlar.  Bilmiyor sunuz?

Not edin!

“Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı” adlı  sinema filminin içeriği ne olursa olsun başta ismi olmak üzere çeşitli sahnelerindeki atlar üzerinde müslüman Osmanlı askerlerinin ellerinde kılıç, keskin kama ile kan döken ve boğaz kesip resmen insanların boğazlarından kan fışkırtması amacı ne olursa olsun başta Avusturya, Almanya olmak üzere tüm dünyada Türk  imajına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin resmine vurulmuş kara bir lekedir. Not edin…

Yeni Zellanda unutuldu mu? Türkofago  ve ikinci Viyana Türk kuşatması 1683

 

Sadece bu değil son zamanlar hatırlarsınız Yeni Zellanda’da bir camii içinde katliamın sorumlusu  Avustralya asıllı Neonazi Brenton Tarrant katliam öncesi Twitter’den
Hiristiyanlara karşı 1683 Viyana Türk kuşatmasının öcünü “Türkofago” resminin olduğu katliam silahının fotoğrafı ile paylaşarak alıyorum diye  yazmış ve bu dünya basınına konu olmuştu. Neonazi Brenton Tarrant  daha sonra basına yansıdığı gibi katliam öncesi Viyana’da İdentitäre
(Özkimlikçiler) adlı Avusturya’nın en Türk ve müslüman düşmanı Neonazi olduğu iddia edilen aşırı sağ STK’nın başkanı Martin S. ile görüşmesi tesadüf değildir. Dünya çapında bir 1683 Viyana Türk kuşatması  mitozu üzerinden Neonazi Nefret ağı kurulmuş durumda. Ve bu filmler ile bu Neoziler’in eli güçlendirilmektedir. Not edelim Avustralya asıllı Neonazi Brenton Tarrant katliam öncesi Avusturya Milli İstihbarat’ın verdiği bilgilere para yardımını bu Neonazi olduğu iddia edilen Avusturya’da ki İdentitäre adlı derneğe banka üzerinden korkusuzca yapmıştır.

Yıl 2016. 1200 kişilik AK Pari ve Erdoğan taraftarları 15. Viyana Westbahnhof’dan başlayan yürüyüşlerini 6., 7., 9., 1., Viyana üzerinen üç kilometre sonra Heldenplatz’da ( Kahramanlar alanı )sona erdirdiler. Bu alanda Prens Eujen heykelini arkasına alan AK Parti taraftarları heykel atlarının ayakları altlarında hakaret içren Osmanlı Yeniçerileri’nin başlarının olduğunu dikkate almadıkları görüldü. Bu resim ve protestolar Viyana’da son on yılda üç dört defa tekrarlanması Viyana’da ve Avusturya’da Türk ve müslüman düşmanlığının tepe yapmasına neden olduğu konusunda uzmanlar hemfikir. https://kurier.at/politik/inland/erdogan-anhaenger-demonstrierten-wieder-in-wien/210.190.016

Viyana’da ırkçıların Türk Büyükelçiliği üzerinden büyük terbiyesizliği:

“Erdoğan al Türklerine evine götür”

 

https://kurier.at/politik/inland/erdogan-anhaenger-demonstrierten-wieder-in-wien/210.190.016

Martin S. adlı İdentitäre’nin başkanı hatırlarsanız Türkiye Cumhuriyeti Viyana Büyükelçiliği binasının Prens Eujen caddesinde çatısına bir sabah belli ki antremanlı bir şekilde asker gerilla taktikleri çektikleri bir Video ile girmiş başta AK Parti ve Erdoğan taraftarlarının Viyana’da yollarına siyasi bir şekilde binlerce insanı çıkarmalarını, ” Viyana’yı sizlere tekrar 1683’de olduğu feth ettirmeyesiz, aynı Prens Eujen gibi  sizi durduraracağız. Erdogan al Türklerine evine götür” diyerek oldukça büyük bir Eujen pankartını  elçiliğin ön yüzüne çatıdan salarak çirkince bir şov yapmıştır. Bu olay sessizce kapatılmış ve kimse bilerek büyütmemiş ve mahkemede bunu yapanları  protesto özgürlüğü içinde değerlendirilmiştir.  Dünya’da son 15 yılda vuku bulan tüm Neonazi katliamları 1539 ve 1683 Viyana kuşatmalarını kendine Türk ve müslümanlardan nefret mitozu olarak manifestolarında yer aldığına dikkat çekerim. Buna  özellikle Türkiye’nin son yıllarda siyasi iktidarı ile dünyada oluşturduğu ve basınında abarttığı kötü saldırgan Türkiye imajı nedeniyle almasınıda katacak olursak Türkiye’den  “Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı” gibi filmin çıkmasının Avrupa’da yaşayan müslümanları ve özellikle Avusturya’da yaşayan Türkleri nasıl bir kışkırtma, aşağılama ve ayrımcılığa uğrama ateşine içine  attığını görmemiz gerekmektedir.


Bunları diyen biz değiliz- Kahramanlar Meydanı Heldenplatz’da Prens Eujen’in önünde toplanmak

Yıl 2016. 1200 kişilik AK Pari ve Erdoğan taraftarları 15. Viyana Westbahnhof’dan başlayan yürüyüşlerini 6., 7., 9., 1., Viyana üzerinen üç kilometre sonra Heldenplatz’da ( Kahramanlar alanı )sona erdirdiler. Bu alanda Prens Eujen heykelini arkasına alan AK Parti taraftarları heykel atlarının ayakları altlarında hakaret içren Osmanlı Yeniçerileri’nin başlarının olduğunu dikkate almadıkları görüldü. Bu resim ve protestolar Viyana’da son on yılda üç dört defa tekrarlanması Viyana’da ve Avusturya’da Türk ve müslüman düşmanlığının tepe yapmasına neden olduğu konusunda uzmanlar hemfikir. https://kurier.at/politik/inland/erdogan-anhaenger-demonstrierten-wieder-in-wien/210.190.016

Önceden elli yıl içinde çok çalışkan, alçak gönüllü, güler yüzlü, merhametli, dürüst Türk imajı gitmiş yerine  yollara çıkıp Türkiye’de ki siyaseti buraya Türk bayrakları ile ihraç eden “Allah’u Ekber” diye Viyana sokaklarında aziz dinimiz İslam’ı siyasete alet edip Bozkurt işaretlerinde suistimal edildiği ile bazı grup gençlerimizin oluşturduğu lümpen prolet, kaba saba, yontulmuş odun imajı Avusturya siyaseti, medyası ve kamuoyunda büyük korku, nefret ve tiksinti oluşturmuştur. Bunları diyen biz değiliz. Avusturya basını internette hala ulaşılıp okunabilir. Avusturya basınında aylarca bu konu tartışıldı. Korku, nefret ve tiksinti oluşturanların hepsi ortalıktan kaçtı ve 300 bin Türkiye göçmeni Avusturya yerli kamuoyunda oluşan bu şiddet, kaba, saba ve her an ülkesini feth edecek ve iç düşman imajından yıllardır her alanda sıkıntı içinde. Türk asıllı Avusturya vatandaşları Avusturya Devletine sadakatli değil diye Uyum sorumlusu kişiye Başbakan’ın yanında canlı yayından bu satırın sahibi müdahil oldu ve hayır dedi. Hala eski yayınlar üzerinden izlenebilir. Siz peki kime ne anlatıyorsunuz bu film ile ?

Şimdi kanlı ve kılıçlı bu filmi Viyana’da  izleyen ve haberlerden okuyacak Avusturya´nın sağı ve Türk düşmanları ,“Vay be. Türkler ne merhatliymiş. Kılıç ile adalet getirmişler. İçimizde 300 binden fazla Türkiye göçmeni var. Avusturya’da ki Sırplar ile bir olup bunları başımızda taç yapalım mı” diyecekler.

Yoksa,” Gökte ararken yerde bulduk. Bu film ile yıllarca seçimlerde ve her yerde barbar eli kanlı Türkler bir yana hiristiyanlığı koruyan Sırplar ve Avusturyalılar  bir yana deyip tüm Türkiye göçmenlerine köpek muammelesini artırın mı diyecekler?”

Peki bu filmin yapılmasından kimler siyasi ve maddi olarak yaralanmış olacak ?

Avusturya’da veya Almanya’da yaşayan Türklere karşı bu savaş çığırtkanlığı ile bundan daha fazla alçaklık yapılabilir mi ?

Âlemi sersem, milleti kör zannetmek

Avusturya ve Almanya gibi ülkelerde yaşayan ve son yıllarda bu filmi yapan zihniyetlerin uyguladığı yanlış “Avrupa Türkler” politikasıyla artarak çoğalan önyargı, nefret ayrımcılık ve hatta kültürel ırkçılıkla karşı karşıya olan Türklere  karşı önyargı ve nefretin bu film ile artarak daha fazla büyük bir zararın olacağını görmemek için alemi sersem,  milleti kör zannetmek gerekiyor.

Bizler, yıllardır büyük emekler vererek Osmanlı ve Türkler ‘in resmini düzeltmeye çalışırken

Osmanlının Avusturya ile son 500 yıl içinde karşılaşmasını, karşılıklı olumlu algı ve idraki mealinde tercüme edebileceğimiz 800 sayfalık  “Orient & Okzident – Begegnungen und Wahrnehmungen aus 500 Jahren”  bir bilimsel bir eseri başta Avusturya olmak üzere, Sırbistan, Macaristan, İtalya, Slovakya, Romanya, Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerden 24 bağımsız bilim insani ve Avusturya Bilim Akademisi yaptığımız ortak çalışmayla dört yıllık bir çalışma sonucunda yayınlamış bir yayıncı olarak ifade etmeliyim ki 21 yüzyılda  Osmanlı Yeniçerilerinin eline keskin kama ve kılıçlarla kafa keserken ve resmen kan fışkırtan sahneleri içeren Almanca alt yazılı bu film “Osmanlı kılıç ile adalet dağıtıyordu” yaklaşımıyla  savunulamaz. Filmin sahneleri izlendiğinde birçok tarihi çarpıtmanın olduğu görülüyor.  Değişik soylu insanları bir arada toplayan ve gittikçe Türk kimliğinden emperyal bir güç olarak uzaklaşan Osmanlı Balkanları Orta Çağ karanlığında eli kılıçlı askerler ile değil elllerinde Tahta Kılıç olan inançlı hümanist ve pasifist  Türk asıllı Erenler ile en başta gönülleri feth ederek kazanmıştır.

Türkler Balkanlar’a adaleti kılıçsız getirdi

Bu film en başta Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunda ve Balkanlar’a yerleşmesinde temel güç olan ” Tahta Kılıç” sahibi Ahi Evrenlere, Hacı Bektaşi Velilere ve Mevlanalara hakarettir. Balkanlar en başta Kılıç ve kan ile feth edilmemiştir. Balkanlara Anadolu’dan sistematik bir şekilde gönderilen  Allah, insan ve  gönül dostları olan Erenler ile feth edilmiştir. Şeyh Edebali bir Erendir...Erenler en başta Orta Çağ karanlığında inim inim inleyen Hiristiyanlar’ın gönülleri Osmanlı İmparatorluğu adına insan olarak kazanılmıştır. Kılıç ile başlar kesilmemiş veya atlı ordular  insanların üzerine gidilmemiş. Tam tersine , ” Toprak post  Hak dostumuzdur” sevgi felsefesi ile insanlar kazanılmış. Bakın Gül Babalarımıza Macaristan’da…Onun gibi binlerce Gül Babalar Balkanlar’ı feth etmiştir. Sizin gibi düşünenler değil…

Fatih Sultan Mehmet’in Bosna ve Balkan fermalarına bakın. O çağın İnsan Hakları Beyannamesi gibidir. Niye Türkler böyle bir hümanist film ile tanıtılmıyor. Bu kadar bilgi ve tecrübe var. Bu nasıl kabalık, sabalık, aşağılık kompleksi ve görmemişlik ve sözde İdrislik ama özünde İblisi Türk düşmanlığıdır ? Size mi kaldı Türkler’i tanıtmak…Dünya’nın en fazla insanca mesajlara , hümanistliğe , kardeşlik mesajlarına, büyük aşklara, sevgilere ihtiyaç duyduğu bir zamanda  Türkler’ın 14. ve 15. yüzyıl Bakanları’nın karanlık döneminde kılıçsız getirdiği insanlık ve adalet  böyle cahil, çocukça, itici kanlı sahneler ve ” Öç meleği benimle olacak “ gibi mesajlar mı anlatılır ?

 

Adalet kelimesi bu kadar çirkin bir şekilde suistimal edilemez

Tekrar soruyoruz. Bu film kime hizmet ediyor?

Adaletin Kılıcı yazısının üstündeki  ellerinde kılıç olan atlılar resmi size hangi sahneleri hatırlatıyor? Bu megaloman olmuş insanların ruhlarından çıkmış bu filmin yapımcıları insanlara  Alfred Hitchcock korku filmleri ile Drakula Vampir filmlerinin afişlerini andıran  bir tasarım ile hangi mesajı vermek istiyorlar? Aşağıda Alfred Hitchcok korku filmini izleyen bir kedinin korku içinde bakışlarını ve zıplayıp gitmesini bir bakmayı unutmayalım. İstenen bu mudur?

21. yüzyılda teknolojinin, bilimin, sanatın ve kültür, üretim ve ihracatlar ile gündeme gelen medeni devletler karşında Türkiye’nin dünyaya ihracatı bu kanlı film mi? Adalet kelimesi bu kadar çirkin bir şekilde suistimal edilemez ve kılıç kalkan ile bir araya getirilip Türkler geliyor diye dışarıya lanse edilemez.  Avrupa’da son yıllarda filmi yapanların zihniyeti ve sorumsuzlukları yüzünden günden güne daha fazla ezilen, horlanan ve ayrımcılığa uğrayan Türklere karşı yapılacak en büyük hainlik projesini alıp utanmadan hala birinci ve ikinci Viyana kuşatması hatıralarından beslenen Avusturya aşırı sağının olduğu ülkede sorumsuzca bu film gösterime konulamaz

Bu filmi gören, duyan ve okuyan tüm Avusturyalılar ve Hristiyanların kafalarında oluşan ‘çirkin Türk’ önyargılarını ağzınız ile kuş değil F16 tutsanız bile onaylanmış olacaktır.

Biz 30 yıldır hayır bu sahneler doğru değildir, diyoruz. Osmanlılar, özellikle balkanlara Orta Çağda kan ağlayan  Balkanlara tahta kılıçlar ile hümanist Alperen Müslümanlar olarak gelip gönülleri kazanmıştır, diye anlatıp başta Gül Baba örnekleri ile önyargıları kırmaya çalışırken, bu adeta Türk düşmanı sözde İdrisler ama özünde İblisler ’in bu çirkin filmi adeta ortaya atlar ile gelip sanki zevk için  kan dökmüş önyargıları dolu Türk imajına hizmet değil midir?

Film “Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı” ismi dakika bir gol bir gibi adaleti ve kılıcı bir araya getirerek adeta DEAŞ’ın Irak ve Suriye’de Tank, Tüfek ile İslam adaleti getirmesi adında estirdiği terörü hatırlatmıyor mu?

“Allah’u Ekber” niye bu sahneler ile suistimal ediliyor

Bu film sahnesinin(aşağıda)  Almanca altyazısının Türkçe tercümesi şöyle: “Allah’u Ekber”.

Bu sahneyi izleyen genç Türkler ve Avusturyalılar ve hatta Balkan asıllı Avusturyalılar ne düşünecek?

Bu sahneye dikkatli bir şekilde bakın kısa adı IS olan İslam Devleti / DEAŞ’ı hatırlatmıyor mu?

Kafa kesip,” Allah ´u Ekber”  diye bağıran IS videoları hala insanların kafalarında var iken ne hakla böyle sahneler ile ” Türkler geliyor : Adaletin Kılıcı” başlıklı bir filmi utanmadan hadi dünyayı bir kenara bırakalım özellikle Viyana’da gösterime sokulur?

IS/ DEAŞ film çekip, ” Islam Devleti /IS geliyor. Adaletin Kılıcı” diye film çevirse herhalde böyle bir sahneye yer vererek İslam dinine ve müslümanların imajına zarar verirdi. Bazılarına dışardan hoş gelen bu sahnelerin Avrupa’da ki hiristiyanlar üzerinde oluşturduğu resim budur. Uyarmak ve sormak zorundayız. Bu film kime hizmet ediyor ?

Bu film sahnesinin Almanca altyazısının Türkçe tercümesi şöyle: ” Allah’u Ekber… Bu sahneyi izleyen genç Türkler ve Avusturyalılar ve hatta Balkan asıllı Avusturyalılar ne düşünecek ne düşünecek. Bu sahneye dikkatli bir şekilde bakın kısa adı IS olan İslam Devleti / DEAŞ’ı hatırlatmıyor mu? Kafa kesip Allah ´u Ekber diyen IS videoları hala insanların kafalarında var iken ne hakla böyle sahneler ile ” Türkler geliyor : Adaletin Kılıcı” başlıklı bir filmi utanmadan hadi dünyayı bir kenara bırakalım özellikle Viyana’da gösterime sokulur. IS/ DEAŞ film çekip, ” Islam Devleti /IS geliyor. Adaletin Kılıcı” diye film çevirse herhalde böyle bir sahneye yer vererek İslam dinine ve müslümanların imajına zarar verirdi.

Avrupa Birliği bir barış projesi olarak kendi içinde her türlü savaşa karşı iken bu savaşı, boğaz kesip kan dökmeyi ve tehdit etmeyi özendirici filmin gelip Avrupa’da küstahça gösterime sokmak Türkiye göçmenlerinin bağrına hançer saplamak değil midir?

Bu filmi gösterime sokanlar bunun farkında değiller mi?

Avrupa’da yaşayan Türkiye göçmenlerinin her gün basında, siyasette, yolda, işte, okulda ve bürokraside yaşadığı sorunlardan habersiz yarı cahiller tarafından senaryosu yazılmış ve çekilmiş bu film, 21 yüzyılda tüm dünyada Türkleri ve modern Türkiye Cumhuriyetini karalama ve var olan önyargıları artırma projesine kimler destek vermiştir? Her ülke Kamu diplomasisine yurtdışında çok önem verir. Çünkü “Ülke Markası” inşasında Kamu diplomasisinin stratejik rolü büyüktür.

 

Kamu Diplomasisine bu filmin katkısı nedir?

“Kamu diplomasisi; iletişimin stratejik değerinin arttığı, kamuoyu olgusunun öne çıktığı, doğru bilgilendirmenin, iknanın önem kazandığı yeni uluslararası sistemde çok konuşulan, tartışılan ve önemi giderek daha çok anlaşılmaya başlanan bir kavram haline gelmiştir.

Kamu diplomasisini “dış politikanın biçimlendirilmesi ve uygulanması için kamunun tutumlarını etkileme çabası” olarak değerlendiren Morrow’a göre Kamu diplomasisi, geleneksel diplomasinin dışında kalan, hükümetlerin diğer ülkelerde kamuoyu oluşturma çabalarını, ülkeler arasında sivil toplum örgütlerinin etkileşim içinde olmasını ve kültürel iletişim süreçlerini kapsamaktadır.

Kamu diplomasisi, geleneksel diplomasiden farklı olarak başka ülkelerin hükümetlerini değil, hükümet dışı aktörlerini ve kamuoylarını hedeflemektedir. Ülkeler, kamu diplomasisi aracılığıyla kendi vatandaşları ve kurumları ile yabancı ülke vatandaşları arasındaki diyalogu yaygınlaştırma imkânına sahiptir. Yabancı kamuoylarını bilgilendirmek ve etkilemek, bu etkiyi geliştirmek, yanlış anlamaların ve kabullerin yol açtığı kargaşayı sınır ötesi iletişim ortamını şekillendirmek suretiyle gidermek, kamu diplomasisinin amaçları arasında yer almaktadır. ” (Doğan, 2012, 13).

Soruyoruz: Ankara hükümetinin diğer ülkelerde kamuoyu oluşturma çabalarına bu filmin katkısı Allah aşkına nedir? Zaten birçok önyargı, karalama, abartı, yalan ve dolan ile sap ile samanın karıştırıldığı başta Avusturya ve Almanya medyasında bu film nasıl görülecek?

Bu film sahnesinin Almanca altyazısının Türkçe tercümesi şöyle: ” Bu ülkede hiç bir Türk kalmayacak “…Bu sahneyi izleyen genç  Türkler ve Avusturyalılar ve hatta Balkan asıllı Avusturyalılar ne düşünecek ne düşünecek.

Film Türklere karşı resmen düşmanlık yaratma ve betonlaştırma virüsü gibi

Bu nasıl bir terbiyesizlik, arsızlık ve kendinden geçmedir ki Türkiye gibi her gün ekonomik sorunlarla boğuşan, vatandaşlarının hayat pahalılığıyla oldukça sarsıntı geçirdiği, çoğu insanın gelecek kaygısı yaşadığı, intiharların hem Türkiye’de hem de Avusturya ve Almanya’da Türkler arasında arttığı,  her gün deprem olacak hazırlıksız yakalanacağız diye insanların korktuğu, yurt içinde milyonlarca Orta Doğu’dan gelen insanın yarattığı olumlu veya olumsuz olayların yaşandığı, komşu ülkelerle devamlı kavga ve stres halinde her an ekonomik veya gerçek savaş halinde olunan bir ortamda kalkıp utanmadan böyle basit çirkin şovenistlik kokan ve Türk resmini ‘eli kanlı kılıçlı katil insanlar’ diye gösteren bir film düşmanlık yaratma virüsü gibi yurtdışına ihracat edilip nasıl gösterime sokulur.

Bu film sahnesinin Almanca altyazısının Türkçe tercümesi şöyle: ” Savaş zamanı gelmiştir “

 

Bu filme girip oh be atalarımız ne güzel kılıç ile kan dökerek adalet dağıtmışlar, kendimize olan güvenimiz ne güzel arttı, şimdi Avusturya ve Almanya sokaklarında  bana yan bakan herkese filmlerde atalarım gibi  evden  aldığım ekmek bıçağı ile adalet dağıtacağım diye volta atması mı bekleniyor?

Avusturya´da Türkiye göçmenleri arasında en büyük sorun Türkiye’de siyasi partilerin son yıllarda Avusturya sokaklarına, kahvelerine, iş yerlerine, okullara bile ihracat ettikleri ve hem Türkiye göçmenleri arasında düşmanlık hem de Avusturya kamuoyu ile Türkiye göçmenleri arasında önyargıların ve ayrımcılıkların  artmasına sebep veren siyasiler, ne hakla böyle bir filme müsaade ederler ve hatta destek verirler?

Mamma li Turchi- Anneciğim Türkler geliyor

“Mamma li Turchi”  İtalyanlar arasında çok bilinen bir atasözüdür. Anlamı nedir bilir misiniz? “Anneciğim Türkler geliyor”.  Bu atasözü ile Türkleri barbar, öcü, eli kanlı kılıçlı ve kötü yerine koyulmaktadır. İçinde korkuyu barındırıyor. İtalya’da çocuklar yemeklerini yemediklerinde anneleri onları bu cümleyle kendine getiriyor. Ye yemeğini yoksa seni Türklere veririm demek istiyor.

Karikatürist ve grafik tasarımcı Birol Bayram adlı Türkiye’de yaşayan vatandaş bu gidişe dur demek için Türk korkusunu 2008 yılında marka yapmış ve bunu Hürriyet Gazetesi haber yapmış .

Mamma li Turchi marka tişörtler bir ironi yaratarak bu önyargıya bir son verecek denilen haberde Mamma Li Turchi markasının ilk koleksiyonu 70 parçadan oluşuyor ve 70’inin de üzerinde  Mamma Li Turchi yazıyormuş.
Bazı tasarımlar modern, bazıları klasik diyen Birol Bayram o zaman neler şöylemiş: “Koleksiyonun büyük bir bölümü Türk korkusu üzerine yapılmış modern tasarımlardan oluşuyor. Birçoğunda Türk ordusunun eski fotoğrafları var. Hani klasik bir fotoğraf vardır. Üç tane perişan asker Türk bayrağını taşır. O fotoğrafı bu adamlar mı barbar, diye sormak için kullandım. Onlar ülkesini koruyan fedakar askerler. Ayağında botları, postalları bile yok! Ben aslında Türk korkusunun kökeninin Osmanlı’ya dayandığını düşünüyorum. Ama Cumhuriyet çocuğu olarak bu korkuya tepki duymak en doğal hakkım.Türk korkusunu marka yaptım. Avrupa’daki Türkler kötüdür, barbardır fikrinin üzerine gittim. Bizler kötü değiliz. Biz genç bir Cumhuriyetiz. Bizler de iyi okullar da okuyup, iyi eğitimler alıyoruz. Neden diğerlerinden farkımız olsun?”

 

Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı: Film ‘şiddet-olumsuz örnek’ içeriyor

Film 10 yaş altına şiddet içerdiği için yasaklı ve  13 yaş üzerine ancak aile ile izinli !

Türk basınında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Yerli Sinema Eserlerine İlişkin Kayıt Tescil Belgesinde,” Türkler Geliyor Adaletin Kılıcı”  adlı filmin 10 yaş altı için uygun olmadığı, ‘şiddet-olumsuz örnek’ içerikleri nedeniyle 13 yaş üzerinin ise ancak aile kontrolünde izlenebileceği izni verilmiş. Doğru bir karar ama Avrupa’da ve Avusturya’da bu kural nasıl uygulanacak ? Öbür taraftan basına göre Bozdağ Film Yapımcılık film vizyona girmeden 1 gün önce 16 Ocak 2020 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğününe bir dilekçeyle başvuru yapmış. Dilekçesinde, 17 Ocak’ta vizyona girecek olan filmin Diriliş Ertuğrul, Kat’ül Amare, Yunus Emre, ‘Aşkın Yolculuğu’ yapımları gibi Türkiye’de ve dünyada milli ve kültürel değerleri diriltmeyi hedefleyen bir başyapıt olduğu belirtildi. Peki böyle bir başyapıt nasıl oluyor ? Film 10 yaş altına şiddet içerdiği için yasaklı ve  13 yaş üzerine ancak aile ile izinli !

Yine Türk basınına göre Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel müdürü Anıl Yılmaz imzalı talimatta; “Kültür Bakanlığınca filmin izlenebilmesi için şiddet ve olumsuz örnek nedeniyle 10 yaş altına uygun olmadığı belirtildi. 13 yaş izleyici kitlesinin de ancak ailesiyle birlikte izleyebileceği kaydedildi. Ancak yine de dersler aksatılmadan, gönüllülük esasına göre gereği yapılsın” dendi. Bu film okullarda 10 yaş altı veya üstü 13 yaşındaki çocuklara Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı tarafından resmen sinema filmi  ‘şiddet-olumsuz örnektir’ denilerek  yasak koyulduğu halde gönüllük esasına  hangi hakla gereği yapılsın deniliyor? Peki bu ‘şiddet-olumsuz örnektir’ denilen filmden Avusturya’da yaşayan 10 yaş altı çocukları ve 13 yaşındaki gençler nasıl korunacak ?

 

Ziya Paşa “İnsan görünümündeki eşekleri insan mı sanıyorsun?”

Bu sözde Türklere gurur, şan şeref, namus, itibar ama özünde yurtdışında 21. Yüzyılda düşmanlık, nefret ve önyargıları artıracak filmin senaryosunu yazanlar, film yapımcıları, bu işe milletin parasını yatırıp çok önemli iş yaptıklarını sananlara  Ziya Paşa’nın Terkib-i Bend adlı eserinden üç beş satırını izninizle hatırlatmak isteriz.

  1. Yüzyılda yaşayan zamanın aydınlarından ve çıkardığı gazete aracı ile devrin hükümetini eleştirmiş ünlü Osmanlı Devlet adamı Ziya Paşa’nın sözleri bu zihniyeti zamanında iyi tespit  edip şunları yazmış:

Her dokunulmazlığı olanı Allah’a yakın mı sanıyorsun?
Her taç giyen çulsuzu Edhem mi sanıyorsun?

Dünyayı arasan binde bir insan bulamazsın,
İnsan görünümündeki eşekleri insan mı sanıyorsun?

En ummadığın senin içyüzünü keşfeder,
Sen herkesi kör, halkı sersem mi sanıyorsun?

Önce hastalığın ne olduğunu bil, sonra tedaviye başla,
Her merhemi her yaraya merhem olur mu sanıyorsun?

Kibire ne gerek var?
Yoksa vezirim diye gerçekten Sen kendini nizamın sahibi mi sanıyorsun?

Ey dünyanın geçici nimet ve devletiyle iftihar eden,
Dünyanın sana ayrılmış olduğunu ve teslim edildiğini mi sanıyorsun?

Bu dünya ne zaman açgözlülerden yoksun kaldı,
Sen kendini bu dünyaya çok gerekli mi sanıyorsun?

Bir gün gelecek sen de perişan olacaksın,
Ey gonca bu topluluk hep böyle yanında olacak mı sanıyorsun?

Korkak olayım eğer bu çarka döngüye minnet edersem,
Senin zulmünden kederlendiğimi mi sanıyorsun?

Allah’a güvenenin yardımcısı Allah’tır,
Hüzünlü olan gönül bir gün gelecek bahtiyar mutlu olacaktır.

(Birol Kılıç, Viyana, 5.02.2020)

 


Ekler:

https://www.critic.de/film/tuerkler-geliyor-adaletin-kilici-13644/trailer/

“Orient & Okzident – Begegnungen und Wahrnehmungen aus 500 Jahren”

http://neueweltverlag.at/buchpraesentation-orient-und-okzident-%e2%80%92-ein-traum-wird-wirklichkeit-pax-austriaca/

Identitäre Bewegung Österreich

https://de.wikipedia.org/wiki/Identit%C3%A4re_Bewegung_%C3%96sterreich

https://martin-sellner.at/announcement/5701-2/

https://kurier.at/politik/inland/erdogan-anhaenger-demonstrierten-wieder-in-wien/210.190.016

Alfed Hitchcok korku filimini izleyen bir kedinin ruh hali

Relevante Artikel

Back to top button
Close