“Gadir Humm: Müslümanların Kardeşlik Günü“

Konuk Yazar: Ömer Uluçay

GADİR HUMM BAYRAMI

İslamda; Kardeşlik, Barış,Birlik,Velayet,Vesayet Bayramıdır.

Bu Bayram; Kurban Bayramından hemen sonra, Şiada Zilhicce ayının 18’inde, yüzyıllardır kutlana gelmiştir.Türkiye’de, 2000 yılında Antakya Kapalı Spor Salonunda Şeyh Ali Yeral rehberliğinde yapılan bir törenle bu Bayram, bilinerek ve genişleyerek kutlanmaktadır.Bu Bayramın; anlaşılmasında, kutlama törenlerinde ve önemlisi inananlarımızın doğru anlaşılmasında hizmeti geçenleri saygıyla selamlıyorum,bayramlarını kutluyorum.

Gadir Humm Bayramı, Hz Muhammed’in irtihalinden sonra doğacak boşlukta Ümmetin kargaşaya düşmemesi için; riyaset ve diyanet/velayet makamına Hz Ali’yi nasp ve tayin ettiği, sahabenin Hz.Ali’yi tebrikte sıra olduğu Günün anılmasıdır.

Bilindiği gibi,Hz Muhammed Veda Haccında(632), Arafat’ta Veda Hutbesini ve Medineye dönüş yo-lunda, Cuhfe denilen yerde kısa bir Hutbesini, ayrıca Suriye/Şark Hacılarının Medine Hacılarından ayrılma kavşağı olan Gadir Humm denilen yerde Velayet/Vesayet Hutbesini irad etmiştir.

Hz Muhammed,yokluğunda olacak belirsizliği önlemek ve Ayetin tebliğ emrini yerine getirmek üzere, bu ünlü Gadir Humm Hutbesini vermiştir (mealen):

“Bismillahirrahmanirrahim. Allahu Ekber. Ya Eyyuhennas(ey insanlar).Gelen son Ayetle, sizlere “İslam” din olarak seçilmiştir. Din kamil ve Nimet tamam olmuştur.Ben bunu size tebliğ ettim.(Deve hamudlarının üzerine çıkıp Hutbe verdiği yerde, yanına Hz Ali’yi çağırıp, koltuk altları görülecek kadar kolunu kaldırarak, Hutbesine devamla): Ali’nin eti etimden, ruhu ruhumdan, cismi cismimdendir.Ben kimin Mevlası/velisi isem Ali de onun Mevlası/velisidir. Ali, benim vasimdir. Beni seven Ali’yi de sever, Ali’yi seveni Allah da sever. Hak ve adalet daima Ali ile beraberdir.Ben medeniyetin şehriyim, Ali de bu şehrin kapısı(Babı)dır.Ya Rab, Sen şahit ol.”

Sonraki yıllarda, bir dönüm noktası olan bu Hutbe hakkında; çokça yazılmıştır, inkar edenler olmuştur.

Veda Haccı dönüşünde, Hz.Muhammedin vefatında(632), daha cenaze evde iken, bir grup sahabi Beni Sakife bahçesinde toplanmış ve burda; Hz Ebubekir’in Hz.Peygamber yerine, İslam Devletine, Riyaset etmesi (Halife olması) kabul edilerek, Mescide gidilmiş ve Biat alınmıştır.Hz. Ali birkaç kişi ile beraber Hz Muhammedi defnetmiştir.

Hz.Muhammed’in şahsında birleşik olan Riyaset ve Risalet, yani Din ve Dünya işleri; Hz Ebubekirin Halife seçilmesiyle, İslam Devlet Riyaseti oluşmuş ve fakat Risalet Makamı haliyle boşta kalmış-tır.Bunu gören ve bilen Hz.Ali Şiası ,bir haksızlık ve Gadir Hum Hutbesindeki esaslara aykırı bir durum olduğunu ileri sürmüş, Halifelik yerine Kur’an ifadesi olan “İmamet”i tercih ve iddia etmiştir.Böylece Dini Merci de belirlenmiş olmaktadır.İşte bu olaydan sonra Halifelik/İmamet mücadelesi, ayrışması başlamıştır.

Hz Muhammed-Hz Ali’nin şahadeti arasındaki zaman(632-661) Hülafa-i Raşidin Dönemi olarak bilin-mektedir.Bu dönemde; İslami bütünlük kaybolmuş, kavmiyet, asabiyyet, işgal, istila ve talan öne çıkmış, sahabelerin önderi oldukları hizbler arasında savaşlar(Cemel, Sıffın) yaşanmıştır.Hz. Hasanın kısa süre İmam/Halife olmasından sonra Muaviye b. Ebu Sufyan Halife ve oğlu Yezidi yerine tayin ile Sultanlık olmuştur.Böylece Emevi (661-750), Abbasi(750-1258), Fatımi ve sonrasında Selçuklu-Osmanlı, Safevi Sultan/Halifelikleri devam etmiştir.

Hz Peygamber Döneminde; Din/Diyanet, Kur’ani ve yönetim İslami/Muhammedi’dir. Sonraki dönemde; İslami safiyet dağılmış yerine asabiyet, kavmiyet, menfaat, kargaşa, iç-savaş hakim olmağa başlamıştır(Raşid Halifeler).Emevi ve Abbasi yönetimlerinde; din/diyanet ve yönetim Sultani olmuştur.Sultanın şahsı ve saltanatı için uygun ve gerekli olanlar, öncelik almıştır.Kur’ani/İslami idare yerine Sultani emir ve tercihler geçerli olmuştur. Ne yazık ki, bu ayrışma, bozulma, halen de yaşanmaktadır.Kur’ani/nebevi İslam ile Sultanın ve Halkın İslamı arasında zamanla oluşan ve gelenekleşen tercih ve öncelik farkı,bugün de çatışma nedeni olmaktadır.

Hz Ali Evlatları, bu çarpıklığa ve haksızlığa karşı; Kur’an ve Sünnet/Siyere göre bir yönetim istedikleri için, peş peşe Kıyam etmiş ve kırılmışlardır. Onların Hak ve Hakikat mücadelesindeki kararlı duruşlarına, kan ve can vermelerine, haksızlıklara maruz kalmaları karşısındaki metanet ve gayretlerine, hür-met ve tazim göstermek bir borçtur.

Muhalifler; Ehl-i Beyt Mücadelesini, saltanat sevdasına indirgeyerek küçümsemeğe ve Emevi-Abbasi idarelerinin zulmünü haklı göstermeğe çalışmaktadırlar. Bu gayret nafiledir, güneş balçıkla sıvanmaz: Mazlumun; zalimi Hakka, adalete, Kur’an’a daveti açıktır. Hz. Ali’nin “zulme direnmeyen, zalime yardım etmiştir” sözü Ehl-i Beyt Direnişinin amacını açıklamaktadır.

İmamet İnancının doğuşu anlamına gelen Gadir Humm Bayramı, çeşitli etkinliklere sahne olmakta ve İslami dayanışma artmaktadır.Buna rağmen yedi senedir devam eden ve “Arap Baharı” olarak ironik şekilde isimlendirilen Ortadoğu savaşında,özellikle Ali Şiası hedef alınmıştır. Suriye’de Müslüman(!) çeteler eliyle ve “Allahu Ekber” nidalarıyla Müslümanların kafaları kesilmektedir.Yer-yurt viran edilmekte ve Ehl-i Salip yardımıyla, İslam coğrafyası maddi/manevi bakımdan düşman kamplara ayrılmış bulunmaktadır.

Gadir Humm Bayramı vesilesiyle, Ortadoğu’da ve özellikle Suriye’de yaşanan zulmün biran evvel son bulmasını, göçenlerin yurtlarına dönmesini, memlekette asayişin sağlanmasını, viranelerin abad edilmesini, vefat edenlerin rahmete gark olmalarını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.

İslam dini; sulh ve sükunet dinidir, barış ve birlikte yaşama dinidir. Kur’an ve nebevi yönetim; din, dil, kavim, renk ve cinslerin Allahın ayetleri olduğunu ve bunları farklı oluşlarını İlahi bir Hikmet olarak emretmektedir.Bunların birlikte, güven içinde yaşamalarını buyurmaktadır. Önemli olan, bunun idrak ve tatbik edilmesidir. Demokrasi içinde hukuk ve insan hakları denilen şey de bunu ifade etmektedir.

Gadir Humm Bayramımız hepimize, insanlığa kutlu/mübarek olsun.
Rahmetenlil alemin.Tevfik Allahtan’dır.
Hepinize selam ve saygılar sunarım.

Mehr zeigen

Relevante Artikel

Close