İlköğretim okulu müdürü: “Helal” ama “Almanca yok”

Viyana’nın Ottakring bölgesinde bulunan Grubergasse  İlköğretim Okulu Müdürü Martina Mollay Kurier Gazetesi’ne verdiği röportajda, göçmen kökenli çocukların anaokulunda edinmeleri gereken vasıflardan yoksun olarak ilköğretime başlıyor olduklarını ifade etti.

Öğrencilerin %92’sini göçmen kökenli çocukların ve bunların da %30’unu Türkiye kökenli çocukların oluşturduğu Ottakring’deki Grubergasse İlköğretim Okulu’nun müdürü Martina Mollay Kurier Gazetesi’ne verdiği röportajda, İslami anaokullarından gelen birinci sınıf öğrencilerin seviyelerinin ne kadar düşük olduğunu anlattı. Kurier Gazetesi`inde yayınlanan mülakat şöyle :

İslami anaokulları ile işbirliğinin işleyişi nasıl?

Martina Mollay: Bölgemizdeki iki İslami anaokulu ile işbirliğimizin işleyişi oldukça iyi. Her ne kadar dil yetersizlikleri bulunsa da çocuklar, okul öncesinde edinilmesi gereken diğer becerilere en iyi şekilde hazırlanmış oluyorlar. Kalem tutabiliyor, bağımsız bir şekilde giyinip soyunabiliyor ve uzun süre dikkatlerini toplayabiliyorlar.

Peki Ottakring’deki diğer İslami anaokulları nasıl görünüyor?

Martina Mollay: Maalesef iyi deneyimlere sahip değiliz. Bunlar sadece depolama tesisleri. Çocuklar tamamen vasıfsız olarak ilköğretime başlıyorlar. Dil yetersizliği bir yana selam dahi veremiyor, ‘teşekkürler’ ya da ‘lütfen’ diyemiyorlar. Kalem tutamıyorlar ya da tuvalete gitmeleri gerektiğinde pantolonlarının düğmesini/fermuarını açamıyorlar. Ailelerine neden çocuklarını bu anaokullarına verdikleri sorulduğunda ise bu okullarda her şeyin helal olduğu söyleniyor.

Peki bu problem yalnızca Türk kökenli çocuklarla mı yaşanıyor?

Martina Mollay: Ne yazık ki evet. Boşnak, Sırp ya da Hırvat kökenli çocuklarımız da var ve seviye çok daha yüksek. Arap coğrafyasından gelen yeni aileler dahi eğitime daha çok önem veriyor. Birçok Türk kökenli çocuk için maalesef durum böyle değil.

Türk kökenli çocuklar neden Almanca konuşamıyor?

Martina Mollay: Almanca’ya ihtiyaç duymuyorlar. Aileleriyle birlikte, alışverişten doktora kadar her şeyi Türkçe konuşarak halledebilecekleri izole bir çevrede yaşıyorlar. Resmi işler için ise kendilerine çevirmen sağlanıyor. Dördüncü sınıftaki çocuklara hangi mesleği icra etmek istedikleri sorulduğunda alınan cevap şu oluyor: “Babam ne yapıyorsa onu yapacağım. AMS’e (Arbeitsmarktservice – İş Bulma Kurumu) gideceğim.” Bazı çocuklar başka bir şey bilmiyor.

İşbirliğinizin az olduğu İslami anaokulları ile yine de iletişim kurmayı denediniz mi?

Martina Mollay: Ottakring’de bir iletişim ara birimi bulunuyor. Anaokullarının eğitim misyonu ile bu anaokullarını yakınlaştırmak adına her daim davette bulunuluyor. Ama maalesef bu davetler her zaman dikkate alınmıyor.

Çocukları ilköğretim seviyesine nasıl getiriyorsunuz?

Martina Mollay: Öğretmenlerin özverileriyle. İlköğretime geçiş fazında 20 çocuğumuz vardı ve sadece üçünü bırakmak zorunda kaldık. Ancak tatillerden sonra ilerleme genellikle kaybediliyor ve çocukların eski dil seviyelerine geriledikleri görülüyor.

Relevante Artikel

Back to top button
Close