Mehmet Küpeli’nin ardından…

Şefkatle gülen insan Mehmet Küpeli Allah'dan rahmet sevdiklerine sabırlar dilerim. Mekanı firdevsi cennet olsun.

Hayatımız içinde bazı insanlar iz bırakırlar.Olumlu veya olumsuz.

Merhum Mehmt Küpeli ile otuz yıl önce tanışmamız ve çok sık görüşmesek de iz bırakmış insanlardan birisi olmasa vefatını öğrenince yüreğim yanmaz ve gözlerimden durduramadığım sıcak yaşlar akmazdı. Bu sabah ögrendim….

Sert bir mizacı vardı. Çok sığara içiyordu. Kolay bir ortamdan gelmiyordu. Ama dostlarına ve sevdiklerine karşı çok şefkatli ve sıcakkanlıydı. Basitliği sevmiyordu. Oturmasına, kalkmasına ve giyimine titizlikle dikkat ediyordu. Farklı bir insandı. Viyana‘da muhafazakâr kesimin 1990 yılları içinde  en zarif, kibar, ağzından çıkana bir diplomat kadar dikkat eden, siyaseti bilen ama içine girmeyen dost canlısı bir insandı desem onu o zamanlar tanıyan herkes ‘evet’ der herhalde.

1990 yıllarında Viyana Teknik üniversitesinde öğrenciydim, öğrenciliğim döneminde toplumsal sorumluluk bilinciyle kısa adı EATA olan ‘Avrupa Türk Akademisyenler Birliği’ Halkla İlişkiler temsilcisi olarak da çalışmalar yürütüyordum, Mehmet Beyle tanışmam o sıralara rastlar.

Mehmet Bey toptan sucuk gibi alanlarda iş insanıydı.

„Vizyon“ Özal zamanında Özal’ın çok kullandığı çok popüler bir kelimeydi. Bizim kısa adı EATA adli derneğin kurulmasında Özal’ın büyük manevi emeği  vardı. İçişlerimize Berlin merkezli bu derneğin ne dönemin ANAP’ı ne de başka partiler karışmıyordu. Herkes farklı görüşten gelip üye olabiliyordu. Avrupa‘da yedi sekiz ülkede ayrı ayrı dernekler olarak kurulmuştu. İlk Avusturya‘da yönetiminde sonra Avrupa Merkezi Berlin Yönetimi’nde yer aldım. Dernek birçok projeye Avrupa çapında imza atıyordu. Avusturya‘da çok ciddi projeler geliştirdik. Aksiyonlar ve protestolarımız ses getirdi.

Gençtik ama eğitim yanında Sivil Toplum Örgütü EATA ile topluma hizmet ediyorduk. Kimsenin elini taşın altına koymadığı dönemlerdi.

Rahmetli Özal‘ın Başdanışmanı Viyana‘da Türkiye Vizyonu  adlı toplantı yapmak istiyormuş.

“Güzel bir yer olsun ve Türkler ’in güzel yerlere gelmesini istiyorum.” diyen Mehmet Küpeli adli Milli Görüş’e yakın bir işadamı “Bu işi ancak Birol Kılıç düzenler.”  demiş ve benimle tanışmak istemiş.

Yaşımız yirminin başları.

Projeleri getiriyor, arkadaşları motive ediyor ve bir yerinden ben ancak tutabilirim hep birlikte diyerek projelerin çok ses getirmesini sağlıyordum. Bir yandan ağır bir Viyana Teknik Üniversitesi Elektronik Haberleşme Fakültesi öğrencisiydim.

Tüm EATA’da görev almış arkadaşların hepsi masum ve hepsi gönülden çalışıyordu.  “ Başka Hicranlar olmasın” diye başlayan bir başörtülü evli hanımına yapılan saldırı ve haksızlık Avusturya‘da ve Türk basınında ses getirmişti. Viyana Ekonomi Üniversitesin’ de Türk vatandaşı öğrencilerin Irak Halepçe katliamından dolayı muaf oldukları öğrenci harçlarının kaldırılmasını isteyen bir Profesöre çok sert, medeni ve diplomatik bir metni,“ asıl Alman öğrencilere Almanya’nın Halepçe katliamında kullanılan zehirli  gazi Iraklı Saddam‘a satmasından dolayı muaf olma durumunu kaldırın.”

Mektubumuzu binlerce basmış ve her yerde dağıtmıştık. Çok ses getirdi. Hem Üniversite Öğrenci Gazetesi hem Avusturya hem Türk basını yazmış ve geri adım atılmıştı. Bunun  gibi onlarca proje ile yolumuza devam ediyorduk. Hepsi fahri ve inanarak yaptığımız STK projeleriydi.

Viyana’da EATA’nın ‘modern Türkiye’nin kurucusu ve Kurtuluş Savaşı Önderi Atatürk’ konulu toplantılarımıza Avrupa’nın her yerinden katılım büyüktü.

Genç yaşta başladığımız yayıncılık ve ticari alanda başarılarımızın içimizde  modern muhafazakâr ve laik genç Türk Üniversite öğrencileri vardı.

İşte böyle hızlı  fahri çalıştığımız bir ortamda merhum Mehmet Küpeli ile beni tanıştırdılar. Farklı bir insandı. Çok okuyamamış ama kendini, belli çok okuyarak yetiştirmişti.

Ağzından çıkan  her kelimeye dikkat eden, basitliği sevmeyen, sıcak, dostça ve şefkatli bir dili vardı. Çalışmalarımızı ve bizi uzun zamandır takdir ile  takip ettiği belli oluyordu.

Sempatisi ve takdir ettiği insanlara başından itibaren hayranlıkla konuşması ve genç yaşımıza rağmen bu kadar sıcak davranarak,“ Birol kardeşim” diye başlayan konuşması ve ,“ bu organizasyonu mutlaka desteklemeni istiyorum. Sen bu işi yaparsın” diye bizi motive etmesi ( gaza vermesi yanlış olur) hoşuma gitmişti. Gözleri yalan söylemeyen, şefkatli babacan tavrı ve kendine güveni çok hoşuma gitmişti. Yapmacık değildi. Doğaldı. Tersi olsa itici gelirdi. Merhum Mehmet Küpeli sevdiği ve takdir ettiği insanlara çok şefkatli davranıyor ve kıymet veriyordu. Ondan bunu öğrenmek bile aslında benim için çok önemli kazançtı.

O dönem Avusturya şubesinin başkanı Vedat Kurnaz dı. Viyana Teknik Üniversitesi bir üst dönemde okuyordu ve sevdiğim, saydığım ve çok dürüst ve değer verdiğim bir arkadaşımızdı.Babası ATIB‘in üçüncü Viyana‘da yönetimindeydi. Vedat da yapılmasını isteyince, tamam dedik.

Toplantıyı dünyanın en güzel otellerinden biri olan Hotel Imperial‘da derhal en güzel salonunda bir yer ayırt ederek ve tarihleri karşı taraf ile teyit ederek başladık.

Davetiye ve dağıtımını yaptık ve  Hotel Imperial‘in en güzel salonunda güzel bir toplantı yaptık. Mehmet Küpeli‘yi en önde selamladık ve teşekkür ettik. Toplantıya takribi 200 kişi katıldı. Küpeli gelip bana sarıldı,“  teşekkür ederim ufak bir ricada bulundum, müthiş bir toplantı çıkardınız”  dedi.

Bizim açımızdan da prestijli bir yerde 1990 yıllarında dile kolay takribi 30 yıl önce böyle bir toplantı yaparak 20 yaşlarında  Avusturya Türk Toplumuna hizmet etmek büyük bir mutluluk idi.

Küpeli bu projenin sponsorlarından biriydi. Benim de kendi işim olduğu için bir kısmını kendim üstlendim. Prestijli toplantıyı borçsuz harçsız hallettik.

Yoksa derneğin bu  işi yapacak parası yoktu. Zaten bu işler böyle olur.

Güvenilir dernek bu işleri üstlenir ve sponsorları dışardan  bulurdu.

Merhum Mehmet Küpeli ile yollarımız hep kesişti. Bazen Cuma namazlarında bazen de başka toplantılarda. Mesafeli dostça abi kardeş ilişkilerimizde onun içten gülüşü ve benim koluma girişi ve samimiyeti gerçekti. Sahte değildi. Farklı siyasi kulvarların insani olsak da birbirimize hep saygı, sevgi ile yaklaştık. Kalbimin hep sıcak bir yerinde yeri vardı.

Sohbetlerinde duygusaldı.  Derinliği vardı ama hep bir yön vardı. Daha sonra Viyana‘da açtığı süpermarketleri ve toptancılık işini bir anda bırakıp Türkiye‘ye gitmeden önce bir ara görüştük. Bir toplantıda görüşmüş eve giderken özel araba ile ayni yönde gideceğimizden eve giderken yine güzel bir sohbete koyulmuştuk. Mesajları önemli idi. Onun yanında geçen zamanda insan isterse çok şey öğrenebilirdi. Onun dinlemeyi de seviyordum.  Avusturyalı bir hanım ile evli ve çocuklarını çok seviyordu. Bu hoşuma gidiyordu.

Sevdiği ve takdir ettiği insanlara bunu belli ediyordu. Ben de onun bu halini hep sevdim ve saydım.

İş ilişkimiz hiç olmadı. Beni kazanmak istedi ama ben ticari ve yayıncılık alanlarında çalışıyordum, alanlarımız farklıydı. Onun dostluğu, sohbetleri ve arada sırada görüştüğümüzde şefkatli gülüşü rahmetli babamı hatırlatıyordu.

Türkiye’ye gitti hiç görüşemedik.

Hep sordum onu. En son bundan bir yıl önce yazın Gumpendorfer Caddesi‘nde bir terzi dükkânının önünde sığara içerken gördüm. Sarıldık, kucaklaştık. Sanki niye son yıllarda hiç görüşmedik gibi sitemde bulundu. Sarsılmış bir hali vardı. FETÖ‘den çok şikâyetçiydi. Acısı sanki büyüktü. Detayına giremedik….

Konuşmaya başlamadan özlem ile dostça telefon numaralarımızı değiştik. Sanki otuz yıl öncesi gibi samimi ve içtendi. Türkiye‘de ki son gelişmeleri AK Partisine yakın bir insan olarak bana anlattı. Dinledim.

Bana,“ Ya Birol Can niye Erdoğan’ı desteklemiyorsun. AK Partisi senin gibi insanları başından bu yana niye kazanmadı, üzülüyorum. 30 yıldır seni tanıyorum ve izliyorum. Hiç değişmedin. Yolun ve çizgin hep aynı. Bakma görüşemiyoruz ama inan çalışmalarınızı takdirle izliyorum. Keşke senin gibi ülkesini, vatanını ve milletini samimiyetle bağlı gençler aramızda olsaydı. Yanlış yapıldı,” dedi.

Kucaklaştık. “Mutlaka görüşelim. Seni Türkiye’de bekliyorum dostum” dedi.

Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Mekani firdevsi cennet olsun. Yakınlarına ve sevenlerine sabırlar dilerim.

Kalbimin en sıcak yerinde merhum Mehmet Küpeli yaşadığım sürece yaşayacak.

Bilmiyorum…Yüreğim yandı. Gözlerim yaşlı….

Birol Kılıç, Viyana, 23. Mart. 2020

Relevante Artikel

Back to top button
Close