MHP`li Bahçeli AKP`li Selvi’ye Aleviliğini aşağılayarak hatırlattı: KILIÇ ARTIĞI SELVİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün gerçekleştirdiği grup toplantısında, Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi’yi hedef gösterdi.

Bahçeli konuşmasında, “Biz Selvi’nin soy isim olduğunu düşünürken araştırıp at arabalarının yanlarındaki küçük direkler olduğunu da öğrenmiş olduk” demesinin yanı sıra, „Bu zatın şuursuz ve ucube sözleri bizim nezdimizde küçücük kalmaya, ufalanmaya, çiğnenmeye mecbur ve mahkûmdur“ ifadelerle Selvi’ye hakaret etmesi de dikkat çekti.

Ancak Devlet Bahçeli, konuşmasının bir bölümünde Abdülkadir Selvi’ye bu sözlerinden daha ağır hakaret içeren ifadeler kullandı. Bahçeli konuşmasında, „Bu kalem ve kılıç artığı şahsın MHP’ye menfi tutumu hadi bellidir diyelim; peki AKP’ye dost mu, yoksa hasım mıdır? Bu sorunun cevabı ise belirsizdir“ dedi.

Peki Devlet Bahçeli, Abdülkadir Selvi’ye „Kılıç artığı“ derken ne demek istedi..?

Kılıç artığı, siyasi literatürde, dinsel katliamlardan sonra kılıç zoruyla Müslüman yapılmış ya da herhangi bir dini değiştirilmiş kişilere deniyor. Türkiye’de katliamlardan sağ kalan Alevilere veya Müslüman yapılan Ermenilere de hakaret etmek için kullanılıyor.

Öyle ki Abdülkadir Selvi’nin de Alevi kökenli olduğu birçok kez yazılmıştı. Odatv yazarı Murtaza Demir, Abdülkadir Selvi’ye ilişkin şunları yazmıştı.

Abdülkadir Selvi, Sivas/Yıdızeli, Deremahalle doğumludur. Bir Yıldızeli’li olarak, İlçeyi de, mahalleyi de iyi bilirim. Birçok il-ilçede olduğu gibi Deremahalle’li Alevilerin yaşamı zor ve külfetlerle doludur. Ya sığıntı gibi yaşamak, küfür ve hakaret yerine kullanılan “Kızılbaş” nitelemelerini duymazlıktan gelmek, ya da benim gibi, Abdül ve daha birçokları gibi kaçmak zorundadırlar. Aksi halde o kasabalarda kimlik ve kişilikleriyle yaşama şansları yoktur.

Bitmedi!

Dahası Abdülkadir Selvi’nin ablası yıllar önce ailesiyle bütün bağlarını koparan Selvi’yi İleri Haber’den Rıfat Doğan’a anlatmıştı. 66 yaşındaki abla Fatma Kaya, “Keşke simit satıp onurlu yaşasaydı… Bu saatten sonra da konuşmak ve yüzüne bakmak istemiyorum. Biz Aleviyiz. Değerlerimize bağlıyız” ifadelerini kullanmıştı.

Şimdi ise MHP lideri Devlet Bahçeli’nin „kılıç artığı“ diyerek aşağıladığı Abdülkadir Selvi’nin Alevi kimliğinden dolayı, Alevilerin Bahçeli’ye tepki gösterip göstermeyeceği merak konusu oldu.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında AKP’ye yakın Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi’ye sert sözlerle yüklendi. MHP Lideri Bahçeli, “Biz Selvi’nin soy isim olduğunu düşünürken araştırıp at arabalarının yanlarındaki küçük direkler olduğunu da öğrenmiş olduk” dedi.

15 Temmuz’un Türkiye’nin darbeler tarihinin en karanlık halkası olduğunu belirten Bahçeli, bunun suçlusunun Türk askeri olmadığının altını çizdi. Gücünü milletten alan, tarihi itibar ve inandırıcılığı gölgelenmemiş askeri kuvvetin paha biçilmez önemde olduğunu ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu:

“El Bab’ta Türk milletinin onur mücadelesini veren Türk askeridir. Vatanın her yöresinde birliğimiz, dirliğimiz ve güvenliğimiz için gece gündüz devriye gezen ve hainleri, Türkiye’ye husumet duyan alçakları deviren kahraman Mehmetçiklerdir. Doğu ve Güneydoğu’da bölücü teröre karşı amansız şekilde karşı duran, tepki veren, tepelerine binen Peygamber Ocağı gördüğümüz TSK’dır. Bu kadar sorunumuz varken, milli güvenliğimiz bu kadar tehdit altındayken, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin anlamsız ve sığ tartışmaların içine girmesi ya da çekilmesi son derece yanlıştır.”

 

“(HANDE FIRAT’IN) YAPTIĞI HABERDEN DOLAYI SUÇLANMASI DA BİZE GÖRE TUHAF BİR ÇELİŞKİ VE ÇARPIKLIKTIR”

 

Bugünlerde TSK üzerinden yürüyen yeni bir anlaşmazlık konusunun, Türkiye’nin gündemine oturduğunu ifade eden MHP Genel Başkanı Bahçeli, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat’ın 25 Şubat 2017’de kaleme aldığı “7 Eleştiriye 7 Yanıt” haberine değindi. “15 Temmuz darbe teşebbüsünün püskürtülmesinde başarılı rolü olan bir bayan gazetecinin, şimdilerde yaptığı haberden dolayı suçlanması da bize göre tuhaf bir çelişki ve çarpıklıktır” diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

“Son zamanlarda Genelkurmay Başkanı ve TSK ile ilgili bazı eleştirilere karargâhın nasıl baktığı, bunlara nasıl cevap verdiği ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda olmak üzere; Milli Savunma Bakanlığı’nın başörtüsü yasağını kaldırırken Genelkurmay’ın görüşünü almadığı, Yeni Akit Gazetesinin vefat eden bir yazarı için edilen taziye telefonuyla ilgili ithamlar, Sayın Akar’ın, ABD’li Genelkurmay Başkanı’nın İncirlik’te ayağına gitmesiyle ilgili yapılan aleyhte yorumlar, TSK’nın komuta heyetinin 29 Ocak 2017’deki Kardak ziyaretinin bazı çevrelerce turistik gezi olarak tenkidi, Genelkurmay Başkanı’nın Cumhurbaşkanıyla yurt dışı ziyaretlere gitmesine dönük incitici değerlendirmeler, Yine Genelkurmay Başkanı’nın, Süleymaniye’de Türk askerinin başına çuval geçiren ABD’li generalden madalya almasıyla ilgili suçlamalar ve Genelkurmay Başkanı’nın, bir FETÖ’cüyle Sakarya Pamukova’da arsa aldığına ilişkin iddialar ve bunlara karşılık verilen cevaplar söz konusu gazetede yer almıştır. Elbette olması gerekeni, doğru olanı; Genelkurmay Başkanlığı’nın rahatsız olduğu konuları silsile yoluyla siyasi iktidara iletmesidir. Medya üzerinden mesaj vermek eskide kalmasını ümit ettiğimiz manşetleri ister istemez hatırlatmaktadır.

TSK’nın doğrudan sorumlu olduğu Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na hiyerarşik sırayla hassasiyetleriniaktarması doğaldır, beklenmelidir. Bundan gocunmak, farklı yerlere çekmek ise anlamsızdır. Dün Genelkurmay Başkanı önce Başbakanla, ardından da Cumhurbaşkanıyla görüşmüş, sanıyorum beklentilerini, olan biteni açıklamış olsa gerektir. Merakımız odur ki, Genelkurmay karargâhının düşünce ve itirazlarını hükümetle paylaşmadan mezkur gazeteye sızdırıp sızdırmadığıdır. Eğer paylaşmış ve bir sonuç alamamışsa ortada bir sorun var demektir. Yok, paylaşmadan doğrudan medya kullanılarak kamuoyuyla iletişime geçilmişse, bu durum yine bir sorunun varlığına delalettir.

TSK’nın meşru imkan ve kanallarla savunmaya geçmesi, eleştirilere cevap verme çabası neden çok görülmektedir? Medya üzerinden başlatılan karalama kampanyası doğru mudur? Mesela, TSK’nın Kıyafet Yönetmeliği değiştirilip başörtüsü yasağı kaldırılacaksa, ki bize göre yerindedir, bununla ilgili Genelkurmay’ın niçin görüşü alınmaz? Evet, bizim de kafamıza takılan pek çok soru işareti vardır; ama bunları konuşmanın ne yeri, ne de zamanıdır.”

 

“SURİYELİ MÜLTECİLER ÜLKEMİZDE YAN GELİP YATARKEN…”

 

Türkiye’de manşet izi sürülüp niyet okunurken komşu ülkelerle sorunların çetrefilleştiğine işaret eden Bahçeli, Irak, İran, Suriye, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Rusya, ABD ve AB üyesi bazı ülkelerle yoğunlaşan ve dalga boyu yükselen problemlerin dikkat çekici olduğunu vurguladı.

Fırat Kalkanı Harekatı’nın 185. gününde El Bab’ın tüm mahallelerinin ele geçirildiği ve denetim altına alındığını anımsatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“El Bab’ta Türk askeri canı pahasına destan yazmış, çok şükür bu kanlı boğuşmadan alnının akıyla, kahramanca çıkarak tarihi bir başarı kazanmıştır. Suriyeli mülteciler, ülkemizde keyifle yan gelip yatarken, kopup geldikleri vatanlarında Türk askeri korkusuzca, yiğitçe mücadele vermiştir. Cerablus, Rai, Dabık ve Suran bölgeleriyle 24 Şubat’ta El Bab terörden arındırılmıştır. Bu aşamada El Bab’ta döşenmiş mayın, tuzaklanmış el yapımı patlayıcıların temizlik işlemi sürmektedir. Bizim temennimiz, Türk askerinin El Bab’ın her köşesine yerleştirilmiş patlayıcıların temizliğine kesinlikle sokulmaması, bunun diğer unsurlar eliyle icra edilmesidir. Türkiye’nin milli güvenliği için Suriye toprakları terörizmin tüm fail ve taraflarından tamamen ayıklanmalıdır. Bu ayıklama ve arındırma faaliyeti esnasında IŞİD-PYD-YPG ayrımı yapılmamalı, alayı birden Türklüğün çelik iradesiyle dağıtılmalı, imha edilmelidir.

Şu anda 911 kilometrelik Suriye sınırımızın 700 kilometresi PKK/PYD’nin denetimindedir. 1910’lu yıllarda sırtımızdan hançer yediğimiz toprakların önemli bir bölümünde yeni ve yakıcı bir oyun sahnelenmektedir. IŞİD burada paratoner işlevi görmektedir. PKK ise IŞİD’in inşa ettiği kirli ve kanlı köprüden geçerek kendisine alan açmakta, koridor oluşturmaktadır. ABD’nin yeni başkanının IŞİD’i Obama’nın kurdurduğunu itiraf etmesi, emperyalizmin nasıl bir cinayet planı yaptığına net bir karinedir.”

“RUM YÖNETİMİ İLLE DE YUNANİSTAN’A BAĞLANMAK İSTİYORSA, ADAYI TERK EDİP ATİNA’YA GÖÇEBİLİR”

Kıbrıs müzakereleri çıkmaza sürüklendiğini belirten Bahçeli, Rum Meclisi’nin Enosis kararına da değindi. Bahçeli, şunları söyledi:

“Elbette bu Rumların kendi bilecekleri bir şeydir. Gerçeklerle yüzleşmekten kaçan, adadaki Türk varlığına tahammül edemeyen Rumlar şunu iyice anlasınlar ki; Kıbrıs Türk’tür, Türk’ün yurdudur. Enosis kuyruklu yalandır, ham hayaldir, uyduruk masaldır ve ayaklarımızın altındadır. Enosis; inkardır, imhadır, kindir, nefrettir; nefesimizle gömülmeyi hak etmektedir. Şayet Rum yönetimi ille de Yunanistan’a bağlanmak istiyorsa, adayı terk edip Atina’ya göçmesi, bir daha da geri gelmemesi en samimi tavsiyemizdir.

Bu arada Yunanistan Türkiye’nin milli hassasiyetleriyle oynamakta, işgal ettiği bazı Ege adalarında gövde gösterisi yapmaktadır. Yunanistan’ın yeni atanan Kara Kuvvetleri Komutanı 19 Şubat’ta soluğu işgal edilen adalardan birisi olan Koyun Adası’nda almıştır. Bu çürümüş general, işgalci Yunan askerleriyle poz vermiştir. Yunanistan Balkan Savaşlarında işgal edilmeyen, Lozan’da verilmeyen ada ve kayalıkları düşmanca ablukaya almıştır. Ve bu işgale şartsız son vermeli, uluslararası hukuka uygun davranmalıdır. Anlayamadığımız, Yunanistan’ın amaç ve hedefinin ne olduğudur. Eğer ki, tekrar denize dökülmeyi istiyor, kovalanmayı canı çekiyorsa; buyursun, Türk milleti buna hazır ve bunu bir kez daha yapacak imandadır.”

“MHP’Yİ KÜRT KARDEŞLERİMİZİN KARŞISINDA GÖSTEREN HER KİM VARSA SU KATILMAMIŞ TÜRKİYE DÜŞMANIDIR”

 

Hürriyet Gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi’nin kendisi hakkındaki yazı ve eleştirilerine yanıt veren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“Bab-ı Ali yokuşunda dip bucak asıl maksadını saklayan ve kafasındaki bulanıklığın esiri olan bir şahsın geçen hafta ardı arkasına yazdığı makaleler ibret ve esef vericidir. Doğan Medyasının bu Selvi’si 21 Şubat’ta diyor ki, ‘AK Parti açısından MHP iki ucu keskin bıçak. Çünkü AK Parti’nin çok önemli bir Kürt seçmeni var. Kürtlerden iki oy alan parti var. Biri HDP, diğeri AK Parti.’ 22 Şubat’ta ise çıtayı yükseltip şunları zırvalıyor: ‘AK Parti önemli oranda Kürt seçmene sahip olduğu için MHP ile mesafesinde dikkatli olması lazım.’ Biz Selvi’nin soy isim olduğunu düşünürken, araştırıp at arabalarının yanlarındaki küçük direkler olduğunu da öğrenmiş olduk. Bu zatın şuursuz ve ucube sözleri bizim nezdimizde küçücük kalmaya, ufalanmaya, çiğnenmeye mecbur ve mahkûmdur.

Tam bir inançla söylüyorum ki; MHP’yi Kürt kardeşlerimizin karşısında gösteren, bu bahaneyle kaleminden zehir damlayan her kim varsa hem bölücü hem de su katılmamış bir Türkiye düşmanıdır. Bu kalem ve kılıç artığı şahsın MHP’ye menfi tutumu hadi bellidir diyelim; peki AKP’ye dost mu, yoksa hasım mıdır? Bu sorunun cevabı ise belirsizdir.

Türk milliyetçiliği, Türk milletinin ruh kökünden doğmuş, tarihimizin mahsulü olan milli kimlik ve kişilik vasıflarıyla ülkülerinin rotasını çizmiştir. Bu millet ki; kökeni, dili, yöresi ne olursa olsun herkesin ortak paydası, ortak değeri, haysiyet ve ümit vahasıdır. Biz Türk-Kürt diye ayırmaz, ötekileştirmeyiz. ‘Herkes eşittir Türkiye’ deriz, herkesi Türk milleti üst kimliğinde görürüz. Irkçı değiliz, hiç olmadık. Milleti biyolojik analizlerde, laboratuvar deneylerinde bulmadık. Biz milletimizin her evladını; doğulusunu batılısını, kuzeylisini güneylisini Cenab-ı Allah’ın bir emanet ve manevi kıymeti kabul ederiz. Kürt kökenli kardeşlerimiz, Türk milletinin asli, eşit, onurlu fertleridir; onlarsız ne vatanın, ne milletin, ne de gelecek hayallerimizin anlamı vardır. Türk-Kürt arasına nifak sokan ya teröristtir, ya casustur, ya şerefsizdir, ya da zalimlerin kuklası,  zulmün oyuncağıdır. Sait Mollalar başlarını kaldıramayacaktır.

Kandil’den sufle alıp söz veya yazıyla servis edenler, MHP’ye Kürt karşıtlığı elbisesi giydirmeye çalışanlar ne bu dünyada ne de öteki dünyada yatacak yerleri olmayan günahkârlardır. Şimdi anlandınız mı bay Selvi ve onun gibi düşünenler? Kürt kökenli kardeşlerim oyuna gelmeyecek, kardeşliğimizi bozmaya çalışanlara aldanmayacaktır. Bu vatanda herkese yer vardır. Bu devletin herkese yetecek şefkat ve dokunacak eli vardır.”

“IKBY BAYRAĞININ TÜRK BAYRAĞINA EŞ TUTULARAK ASILMASI SKANDALDIR”

MHP Lideri Bahçeli, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin 26-27 Şubat tarihinde gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretine ilişkin konuştu. IKBY bayrağının göndere çekilmesine sert tepki gösteren Bahçeli, şunları söyledi:

“26 Şubat 2017 Pazar günü, Barzani’nin ziyareti üzerine, İstanbul Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nin önündeki bayrak direklerinden birisine sözde Kürdistan bayrağı asılmıştır. Cumhurbaşkanı veya Başbakan’ın Erbil’e ziyaretleri esnasında, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi adı altında bir bayrağın Irak bayrağıyla birlikte asıldığı görülmüş ve yaşanmıştır. Bu Irak’ın kendi iç meselesidir, bizi doğrudan ilgilendirmeyecektir. Ama aynı bayrağın Türkiye’de, Türk bayrağına eş tutularak asılması skandaldır, aymazlıktır, rezalettir. İstanbul’da bu sözde bayrağın dalgalanmasına kim izin vermiştir? Barzani bayrağının dalgalanması bir bürokrat şuursuzluğunun mu eseridir? Yoksa önü arkası düşünülmüş bir komplonun mu parçasıdır? Sayın Cumhurbaşkanı bundan haberdar mıdır? Sayın Başbakan, Çankaya’da Barzani’yle konuşurken, arkasına dönüp de nedir bu bayrak, kim koydu buraya diyebilmiş midir? Peşmerge ne zaman bayrağa sahip olmuştur? Ve Türkiye ne zamandır Irak’ın kuzeyinde bağımsızlık için referandum yapmaktan bahseden, tutuklu HDP’lilerin bırakılmasıyla ilgili görüş sarfeden peşmerge kalıntısının bayrağını tanımıştır?

Bizim Barzani’nin bayrağını vatan semalarında, Başbakanlık odalarında görmeye tahammülümüz kesinlikle yoktur. Bu şahıs önce PKK’ya desteğinin ve şehitlerimizin hesabını vermeli, Türkiye’ye kurduğu tuzakların bedelini ödemelidir. Türk milletine kefen biçen bir çürümüşün, Türkiye’de bir şey yokmuş gibi ağırlanması milli gururu incitmiş, milli vicdanı sarsmış ve rahatsız etmiştir. Bizim de buna onayımız yoktur, tepkimiz şiddetli ve tavizsizdir.”

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta da Meclis genel kurulunda „Kürdistan Bayrağıyla“ Barzani’yi ağırlayan AKP ve Başbakan’ı sert sözlerle eleştirdi.

Relevante Artikel

Back to top button
Close