Ne hakla?

Avusturya’da son haftalarda vuku bulan, Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti açısından oldukça üzücü olan gelişmelerin asıl müsebbibi nedir? Avusturya’da Türk toplumunu hala ne hakla rezil ediyorsunuz?

Avusturya parlamentosunu ve Avusturya basınını günlerdir meşgul eden kabul edilmesi zor belgeli iddiaların ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış? 1999 yılından bu yana, yaz kış demeden Yeni Vatan Gazetesi, okuyucularını ‘Türkiye siyasetini Avusturya sokaklarına getirmeyelim.’ diye neden uyardı?

Avusturya’da Türk toplumuna karşı son on yılda artan önyargı, düşmanlık ve ayrımcılığa neden olan siyasi gelişmelerin müsebbibi kundakçı kişi, kurum ve kuruluşlar, hiç utanmadan bir ellerinde su bidonları diğer ellerinde sopalarla, hem Türkleri hem Avusturyalıları resmen ve alenen tehdit ediyorlar. Bu itfaiye eri rolündeki kundakçılar, işte bizim bahsettiğimiz sözde İdris özünde ise iblis olanlardır.

Tüm değerlerimizi sömüren bu insan kılığındaki yarı cahil mahlûklar, artık bırakın Türkiye’yi, Avusturya’da yaşayan Türk toplumunun, Avusturya siyasetinin, medyasının, bürokratlarının ve vatandaşlarının korkunç tepkisini çekmekte ve üzerlerinde tiksinti uyandırmaktadır. Türkiye’nin prestiji ve ağırlığı, ekonomik, bilimsel ve kültürel olarak her alanda, medya ve tarih önünde yerle bir edilmekte.

Türk, İslam, Müslüman ve Türkiye temsilcisi kılıfı ile ortaya çıkan bir grup kişi, kurum ve kuruluş, cahilce ve haydutça tutumlarla, 50 yıldır Avusturya’da yaşayan 300 bine yakın Türkiye göçmenine karşı önyargı ve nefretin artmasına sebep oluyor. Bunlara karşı durabilecek Türk toplumu içinden çıkmış ciddi kişi, kurum ve kuruluşlar ise yok.

Çoğu, ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ bencilliği içinde, ya ruhsal bunalımda ya da para ve makam peşinde. Ortak akıl, utanma ve arlanma yok. Görmemişlik var. Sanki batan geminin mallarına çullanıyorlar.

 

Alavere dalavere

 

Müslüman gençlik ya da uyum araştırması şeklinde sunulan “Studie” yani kamuoyu araştırmaları ile dikkat çeken ve ebedi kurban rolünde olan, aslında bu topluma içten içe düşmanlık besleyen, Türkiye göçmenleri içinden çıkan bazı sözde aydın, araştırmacı, bilim adamı ve sosyologlar var ki Avusturya Hükümeti ve Viyana Belediyesi içinden ruhsal ve tensel ilişkiye girdikleri kişiler üzerinden alavere dalavere ve toptan şeytanlaştırma metotları ile yüzbinlerce Euro para alıyorlar.

Kamuoyu araştırmaları-Studien ! Kurtlara Kuzular nasıl teslim ediliyor!

Türk ve Müslüman gençler, çocuklar ve yetişkinler, hep potansiyel şeytan. Türkleri ve Müslümanları uyumsuz gösteren sahte araştırmaları, AB ve Avusturya Devleti bütçesinden aldıkları para karşılığı üstlenen, basına sızdıran, Müslümanları ebedi bir sorun, okuma yazma bilmeyen cahiller olarak gösteren ve bu nedenle devletin daha fazla araştırma yapması gerektiğini söyleyenlerin arasında uyum fonu başkanları bile var.  Partilerden ve yönetimden kişiler, başlarında bulundukları kuruluşların parasını, böyle aşağılık, uydurma ve şeytanlaştırma araştırmalarına harcayabilmek için ayrı dernek kuruyorlar. ‘Studie yani kamuoyu araştırması yapıyoruz.’ diyerek bu derneğe 300 bin Euro para aktarıyorlar. İşte bu ortamda, Türk kimliği ile ortaya çıkan, her türlü adap, bilgi, kültür ve diplomasiden yoksun bu kişiler, Viyana sokaklarında ve sosyal medyada, aleni tehditler, karalama çalışmaları, mafya ayakları ve şiddet ile güya bir partiyi, İslam’ı ve/veya Türkleri temsil ediyorlar. Türk düşmanları, yerde aradıkları Kuran-ı Kerim’deki insan görünümlü hayvanları gökte bularak yaşatıyorlar.

Ortada sanki karşılıklı bir “kazan kazan/win win” durumu var. Fırsatçı, paraya tapan, makam peşinde koşan, ‘yan cebime koy’ diyen, Peygamber İdris rolündeki bu kişileri fark etmek kolay değil. Sözde İdris ama özünde İblis olan bu kişiler, Avusturya’da Türk toplumunun, kaş yapıyoruz diyerek gözlerini çıkardılar.

 

Soruyoruz

 

 

Soruyoruz, „Ne hakla Avusturya`da Türk toplumundan tiksinti yaratıyorsunuz? Sizin aslınız, cisminiz, eğitim ve kültürünüz nedir? Türkleri ve/veya Müslümanları, cahilliğiniz, kabalığınız ve iblisliklerinizle bu kadar çirkin göstererek, Avusturya`da rezil kepaze ederek bir de utanmadan olumlu bir iş yapmış gibi ‘Ne yapıyorsun?’ diyenleri tehdit ediyor, karalıyor veya kaba kuvvet ile susturmaya çalışıyorsunuz.

Türk partilerini, ister iktidarda ister muhalefette ister parlamento dışında olsun ‘Avusturya toplumuna yardım ediyoruz.’ kisvesiyle ihraç etmeyin. Yok milliyetçi yok muhafazakar yok Atatürkçü yok laik diyerek, insanları ‘sen – ben’ kavgasına sokmayın.

‘Azmışlık, hele hele ne oldum delisi olmak ve iktidar arkamda ruhu, iblislik alametidir.’ diyenler haksız mı?

Bunlar içindeki, danışman, sosyolog, fotoğrafçı, gazeteci, bürokrat ve siyasetçi unvanları ile Türklerin tümünü Avusturya siyasetine devamlı ırkçı, gerici, yobaz diyerek karalayan “siyasi şovenist Kürtçüler” her tarafta el üstünde tutuluyor, yüzbinlerce Euro para ve makamla sübvanse ediliyorlar. Karaladıkları insanların çoğu da, aslında yine Kürt asıllı olup da Türk kimliği ile ortalıkta dolaşanlar.

 

Topluma sahib çıkanlar rezil ediyorlar

 

Öbür tarafta da, Türklüğe ve İslam’a sahip çıktıklarını iddia eden, sokaklarda Türk bayrağını Allahu Ekber kelimelerini bağıra bağıra taşıyarak çoğunluğu Hristiyan olan Avusturya toplumunu Viyana gibi bir şehirde rahatsız eden cahil, küfürbaz, bencil, okumayan, hele hele Kuran-ı Kerim’i hiç okumayan, tüm Türklerin başının belası “şovenist Türk“  insanlarımız var. Güya Türkleri ve Türkiye’yi savunuyorlar.

Vurarak, kırarak, sosyal medyadaki sinkaflı küfürler ve hakaretler ile güya Türkiye’deki iktidar partisini veya muhalefet partisini savunuyorlar. Tüm Türk toplumunu, muhafazakârlık ve milliyetçilik adı altında savunuyorlar.

Bir örnek; Kalkıp Hitler köpekleri Nazilerin, 1940’lı yıllarda Müslümanları, Roman – Sinti ve Yahudileri yaktıkları Yukarı Avusturya’da(Oberösterreich) bulunan Mathausen toplama kampına gidip, Türk bayrağı ve Türklük adına, soykırıma uğrayan insanların mezarları, anıları üstünde bayraklarla resim çektirip sosyal medyada paylaşıyorlar. Avusturya medyası ayağa kalkıyor ve herkes Türk kimliği taşıyan bu aşağılık kişinin yaptığı pislik ve rezillik yüzünden tüm Türklere saldırıyor. Hiçbir Türk basını ya da derneği de bunu eleştirmiyor. Tek karşı çıkıp özür dileyen Yeni Vatan Gazetesi ekibi. Birileri kalkıp Çanakkale’de böyle bir şey yapsa tüm Türkiye ayağa kalkar değil mi? Kimse sesini çıkarmıyor. Bunun gibi ‘Türkleri temsil ediyorum.’ diyen ve birçok alanda İslam adını kullanan ne oldum delisi, çokbilmiş ve ‘Türkiye’deki iktidar arkamda’ ruhu ile hareket edenler, Türk toplumunu medenice temsil etmiyor. Para, ün ve unvan peşinde ya iş takibi yapıyorlar ya da kendilerinden farklı düşünenleri, farklı mezhep ve meşrepten olanları ve hatta farklı milletten olanları, oraya buraya karalıyor veya ispiyonluyor ve bunu birlik ve beraberlik adına yaptıklarını iddia ediyorlar.

 

Genel resim budur

 

Ne dernekçiler dernekçi, ne dönerciler dönerci ne de gazeteci sıfatını taşıyanlar gerçek gazeteci. Hele hele gazeteci sıfatını kullanarak etrafta dolaşanların içinde, önceden adam yaralamış, adam öldürmekten aranmış, kaçmış, polis tarafından takip edilmiş, hainlik yapmış veya defalarca milleti ve devleti dolandırıp iflas etmiş, vatandaşın işini dernekçi veya gazeteci sıfatı ile yaparak para almış, mahkemelere düşmüş pişmiş kelleler var ki inanın bunları gören insanlar, bu toplumun başının niye beladan kurtulmadığını çok iyi anlar. Bir toplumun ileri gelenleri bu kadar partizanca, mezhepçi, makamcı ve her şeye ‘benim kârım ne olacak?’ diyerek benmerkezci bakarsa, işte Avusturya’daki Türklerin resmi de durumu da bu olur.

 

Tekrar soruyoruz: Bir millet, toplum, din ve devlet, yurt dışında bu kadar rezil edilir mi?

 

Gelin, La İlahe İllallah diyerek, bu azmış yaman aldatıcılara, bize İlahlık taslayan iblisin askerleri tağutlara dur diyelim, hayır diyelim. Hiç uzağa gitmeyelim, bakın Yeni Vatan Gazetesi, Nisan 2014 tarihli başyazısında neler yazmış?

 

Tiksinti

 

Nisan 2014 Yeni Vatan Gazetesi Başyazısı

 

Avusturya’daki Türkiye göçmenleri arasında kendilerine muhafazakâr diye hitap eden radikal bir kesimin, 300 binden fazla Türkiye göçmeninin başını belaya sokmasının ve imajını zedelemesinin sebeplerini burada yazmak farz oldu.

Bu muhafazakârlar; kalitesizliği, bayağılığı, bencilliği cehaleti, bize Müslümanlık diye yutturmaya çalışıyorlar ve kendilerinden farklı olanlara direkt ve indirekt baskı uyguluyorlar.

Cahiliye döneminin bedevi Arap geleneklerini bu muhafazakârlar, Kuran’daki İslam sanıyorlar.

Cahiliye döneminden bir şehir medeniyeti getiren Kuran İslam’ını “kaba saba bedeviliğe” indirgiyorlar ve böylece ortaçağı yıkmış olan barışın ve esenliğin temsili Kuran İslam’ını, Avusturya’da ortaçağ karanlığına geri döndürüyorlar.

Kabalığı, belinde tabanca, elinde bıçak veya demirle tehdit etmeyi, kadına değer vermemeyi, akla, bilime ve sanata karşı olmayı bunlar, Müslümanlık olarak kabul ediyorlar ve âlemi şaşkın, milleti aptal sanıyorlar.

Okudukça kendisine daha çok hayran olunan değerleriyle insanlığı uyaran Kuran-ı Kerim’i ve Kelamullah olan İslam dinini; üçkâğıtçı, fırsatçı, takke, sakal ve namaz şovları ile insanları “aldatma” (Şeytan-i Evliya) aracı olarak kullanıyorlar.

Kendilerine Müslümanlığın ve Müslümanların savunucusu diyenler, kendi partilerini tutmayanları ve o partinin siyasal çıkarlarını savunmayanları “Müslüman değil” diye nitelendirip Allah’a (c.c) şirk koşarak imanımızı ölçecek kadar iblisleşiyorlar.

Suratlarındaki çokbilmiş, bıyık kıvırmalı riyakârca gülümseme ile her an katilleşme potansiyeline sahip bu iblisler, dünyanın kendilerine güldüğünü, tepkilerin çığ gibi büyüdüğünü anlamayacak kadar kendilerinden geçmişler.

Çıkarcılar. Para ve unvan delisiler…

Bu iblisler, samimi ve sade Müslümanları Avusturya’da meşreplere ve mezheplere bölüyorlar.

Avusturya parti ve kurumlarını, demokrat takiyesi ile her alanda aldatıyorlar.

Tüm Avusturya’nın ve aklı başında Müslümanların, bunlara karşı beslediği tek bir duygu var: Tiksinti…

Relevante Artikel

Back to top button
Close