Payitaht Abdülhamid’de yeni rezalet

Habertürk yazarı Murat Bardakçı bugünkü yazısında TRT’de yayımlanan ‘Payitaht Abdülhamid’ dizisindeki hataları ele aldı.

Bardakçı “Ayıptan da öte bir iş: ‘Payitaht Abdülhamid’de eski harflerle olan her şey yanlış yazılıyor!” başlıklı yazısında eski yazıyı okumanın önemini ve hatasız imlanın da artık mümkün belirtti.

“Bu imkânsızlığa rağmen ısrarla yazmaya heves ederseniz ne mi olur?” diye soran Bardakçı yazısını şöyle sürdürdü:

“Son haftaların en revaçtaki dizisi ‘Payitaht Abdülhamid’de olduğu gibi sıra sıra çam devirirsiniz… Dizide zevksizlik ve görmemişlık akıyor. Kısaca söyleyeyim: Dizinin bazı sahnelerinde eski harflerle olan ve senaryo gereği gösterilen resmî belgelerin, mektupların, haritaların, vesaire evrakın neredeyse tamamının imlâsı maalesef yanlış! Meselâ, başında “ayın” olması gereken “arz”ı “elif”, son harfi “he” olan “kara”yı da yine “elif” ve sonuna “he” konan “Harbiye”yi de aynı şekilde “elif” ile yazıyorlar; hattâ son hecesinde “elif”in bulunmadığı “nezaret”e de “elif” çekiyorlar ve bir “elif” merakıdır gidiyor! Son harfi “ye” olan “Çorlu”yu “vav” ile, “çürlü”, yani “hasta” yapmış; hükümetten gelen bir resmî yazıyı hazırlarken de üst tarafına İstiklâl Marşı’nın ilk mısralarındaki kelimeleri monte etmişler!

“BİR PEYGAMBERİN İSMİNİN BİLE DÜZGÜN YAZILMADIĞI…”

Bu şekilde daha dünya kadar yazma hatası var ama acı acı tebessüm ettiren iki yanlışı daha nakledeyim:

Sokaktaki bir gazete klübesinin üzerine geçmişte o mânâda kullanılmamasına rağmen “gazeteci” ibâresi konmuş ama “gayın” ile yazılması gereken “gazete” kelimesinin başına bir “kef” ile her zaman olduğu gibi “elif” yerleştirilmiş ve ortaya “kâzteci” diye bir garabet çıkmış! “Kâzteci”nin hemen yanına da “gazeteci”nin güya Fransızcası konmuş ama bu gibi bayilerin tabelâlarındaki “journal”, yani “gazete” kelimesi “gazeteci” diye tercüme edilmiş ve levha “gazetecilik” hâline gelip “journaliste” oluvermiş. Tabelânın sadece Türkçesini bozmaları yetmemiş, Fransızcasını da berbad etmişler!

Hele bir “Yahya” meselesi var ki, estağfirullah! İsmini Hazreti Yahya’dan alan şair Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin adını berbad etmişler! “Yahya”da “y”den sonra “elif” konmadığı, sonunda da “ye”nin bulunduğu bilinmediği için başa ve sona yine tuğ gibi “elif”ler dikilmiş, kelime eğilip bükülüp böyle garip bir hâle getirilmiş!

Bir peygamberin isminin bile düzgün yazılmadığı dizideki diğer hatâları söylememe gerek var mı?

“KOMİK OLURSUNUZ”

“Payitaht Abdülhamid”in danışmanları ne iş yaparlar, eski imlâ ile alâkası olmayan bu ayıpların sorumlusu kimdir, düzgün imlâ ile yazabilecek uzmanlardan istifade edilememesinin sebebi bütçenin yetmemesi midir, baştan aşağı yanlış yazılmış belgeleri ekranda milletin gözüne sokarcasına göstermek şart mıdır ve bunları en azından flu şekilde göstermek neden akıl edilmez, bilmiyorum…

Ama unutmayalım: Muhafazakâr kültürün ilk şartı bilgi sahibi olmaktır; gelenekleri ve kültürü müdafaaya kalkıştığınız takdirde bunları hem bilmeniz; hem de sıkı, yorucu ve terletici bir çalışmayı göze alıp özen göstermeniz gerekir! O kültüre âşinâ olmadan etrafa mesajlar saçmaya kalkışırsanız gerçi müşteri bulursunuz ama aslında hem ayıp edersiniz, hem de komik olursunuz!”

Relevante Artikel

Close