Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan’dan okurlarına: “Geri zekalıya anlatır gibi…”

Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla “Yarınki yazımda geri zekalıya anlatır gibi anlattım.” sözleriyle okurlarına adeta hakaret etti.

İSTANBUL- Tüm Türkiye İstanbul Sözleşmesi kararını tartışırken, kararı savunmak isteyen Hilal Kaplan ise art arda skandal açıklamalara imza attı. Yaptığı bir paylaşımda Şevval Sam’a geri zekalı diyerek tepki çeken Kaplan’ın, attığı tweeti kısa sürede sildiği görüldü.

İkinci skandala ise yine sosyal medya hesabı üzerinden “Yarınki yazımda geri zekalıya anlatır gibi anlattım.” ifadelerini kullanarak yaptığı bir paylaşımla imza atan Kaplan bir kere daha tepki çekti.

Kendi okuyucu kitlesini ‚geri zekalı‘ olarak tanımlayan Kaplan’a sosyal medyada tepki yağdı.

Hilal Kaplan’ın paylaşımına gelen tepkilerse şöyle:

Belçika ve Avusturya’da kadın cinayeti oranı daha fazla

Ayrıca Kaplan’ın, “Sözleşmeden çıkınca kadın korumasız mı kaldı?” başlıklı yazısının bir bölümünde, İstanbul Sözleşmesi imzalandığından beri kadın cinayetlerinin düşünülenin aksine artığını, hatta Belçika veya Avusturya gibi ülkelerdeki kadın cinayetleri oranının da Türkiye’den fazla olmasını iddia etmesi dikkat çekti; “Şimdi geri zekâlıya anlatır gibi anlatayım: Türkiye, sözleşmeye imza attığı 2011 yılından önce orman kanunlarıyla yönetilmiyordu. İstanbul Sözleşmesi’nden imzayı çekmemiz, Türk Ceza Kanunu’nu iptal etmiyor. Hatta imzaladığımızdan bu yana iki katına çıkan kadın cinayetlerinin azalmasına bile vesile olabilir. Ayrıca sözleşmede imzası bulunan Belçika veya Avusturya gibi ülkelerdeki kadın cinayetleri oranı da Türkiye’den de fazla. Gerçi hangi veriyi paylaşırsak paylaşalım, sizin Avrupa sevici müstemleke zihniyetiniz değişmez.”

Hilal Kaplan’ın söz konusu köşe yazısının tamamı ise şöyle:

“Çok zeki bir şarkıcı hanım şöyle yazmış: „Haydi herkes dövüş sporlarına yazılsın! Orta çağa dönüyoruz. Orman kanunları geçerli.“
Şimdi geri zekâlıya anlatır gibi anlatayım: Türkiye, sözleşmeye imza attığı 2011 yılından önce orman kanunlarıyla yönetilmiyordu. İstanbul Sözleşmesi’nden imzayı çekmemiz, Türk Ceza Kanunu’nu iptal etmiyor.
Hatta imzaladığımızdan bu yana iki katına çıkan kadın cinayetlerinin azalmasına bile vesile olabilir. Ayrıca sözleşmede imzası bulunan Belçika veya Avusturya gibi ülkelerdeki kadın cinayetleri oranı da Türkiye’den de fazla. Gerçi hangi veriyi paylaşırsak paylaşalım, sizin Avrupa sevici müstemleke zihniyetiniz değişmez.
Ak Parti’den önce Türkiye’de sadece 8 -yazıyla SEKİZ- kadın sığınma evi vardı. Ak Parti bu sayıyı 14’e katladı ve yaklaşık 150 kadın sığınma evi açtı. Yetmedi, 2013’te Şiddet İzleme ve Önleme Merkezleri’ni kurdu. Bu merkezler şu an 81 ilde şiddet mağduru kadınlara ve çocuklarına ücretsiz hukukî yardım ve psikolojik destek sağlıyor.
Yetmedi, şiddet uygulayan kişilerin uzaklaştırma kararlarına riayet edip etmediklerini gözlemlemek için „elektronik kelepçe“ uygulamasını hayata geçirdi. Elektronik İzleme Merkezi’nde bu kişilerin konumu 7/24 denetleniyor.
Yetmedi, şiddetten korunmada zamanlama hayati önemde olduğu için KADES aplikasyonunu da Ak Parti hayata geçirdi. Böylelikle şiddet tehdidi yaşayan bir kadın anında emniyet yetkililerini konumunu bildirebiliyor ve duruma acil müdaale sağlanabiliyor.
Örnekleri çoğaltırım da AB fonları kendilerine yağmur gibi yağarken, hâlen doğru dürüst sığınma evi bile açamamış feminist derneklere bunları anlatmak zaman israfı olur.
Son olarak belirtmeliyim ki İstanbul Sözleşmesi, tüm devletlerin imzalaması gereken kutsal bir metin değil. ABD, Kanada, Britanya imzalamadı. Almanya ve Fransa çekince koyarak imzaladı. Kaldı ki rakamlar sözleşmenin kadın cinayetlerini artırdığını gösteriyor. Örneğin Statista 2017 rakamlarına göre Avrupa’da en çok kadın cinayeti işlenen Finlandiya, sözleşmeyi ilk imzalayanlardan…
Ezcümle, sloganların değil, gerçeğin peşinden gidin.“

 

İlgili link: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/hilalkaplan/2021/03/22/sozlesmeden-cikinca-kadin-korumasiz-mi-kaldi

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
×
×