SPÖ, neden devamlı oy kaybediyor?

Beş yıl önce 2015 yılında yayınladığımız analizi tekrar uyandırmak ve uyarmak adına tekrar yayınlıyoruz. Yeni Vatan Gazetesi, bu sorunun cevabını bulmak için birçok kişi, kurum ve kuruluşun temsilcisi ile görüştü ve yapılan değerlendirmeleri not aldı. Bu araştırmayı yaparken Yeni Vatan Gazetesinin amacı, tüm Türkiye göçmenlerinin aslında öyle ya da böyle, insan hakları başta olmak üzere sosyal devlet olanaklarından eşitçe paylaşma siyasetinden dolayı, şükran duyduğu SPÖ’ nün çöküşünün nedenlerini büyüteç altına almaktı. 2015 yılının şubat ayında yayınladığımız analizimizi dostça uyarmak amacıyla yeniden dikkatlere sunuyoruz.

Yıl 2015…

Elçiye  zeval olmaz. Zeval edenlerin sonu hep kötek olmuştur…

Gazetemiz, SPÖ’de oy kaybının nedenlerini ortaya koyabilmek için, SPÖ’ nün içinde, her tarafta benim olsun küçük olsun, egoist tavırlarıyla sorunları bile konuşmayan ve bu nedenle etrafa çamur saçan karalama urları haline gelmiş, habis hastalıkların en azından teşhisinde, bir eleştirel bakışı gerekli görmektedir. Çünkü SPÖ’ den ciddi bir kaçış vardır. Yabancılara ve özellikle Türkiye göçmenlerine sadece siyaset değil, birçok alanda az çok kapılarını açan SPÖ’ ye özellikle Türkiye göçmenleri, seçimlerde niye oy vermiyorlar ve  kızmışlar mı acaba?

Evet, dürüst olalım. On binlerce Türkiye göçmeni, Avusturya vatandaşı olarak; SPÖ’ ye, açıkça veya kapalı kapılar ardında, artık oy vermeyeceklerini ifade ediyorlar. Yazık değil mi?

Var olan sorunların çözümünde yardımcı olmak amacı ile Yeni Vatan Gazetesi, akla ve gönle hitap ederek, eleştirel bakış ile diyalektik kurallar çerçevesinde herkesin anlayabileceği bir dille, aşağıda sorunun buz dağının sadece deniz üstünde kalan kısmı ile başlayacaktır.

SPÖ’ de yeni bir temiz sayfa, açılması için herkes bu konuda ciddi bir şekilde sesli konuşmalı ve tartışmalıdır. Kısa adı SPÖ olan Avusturya Sosyalist Partisi, Haziran 2015 tarihinde veya en geç 4. Ekim 2015’de gerçekleşecek Viyana Eyalet ve Belediye seçimlerinde dikkat çekici bir oy kaybına uğrayacağı, Avusturya basınında gündemden düşmüyor.  Sadece basından okuduğumuz haberler değil, birçok Türkiye göçmeni de, artık bir çıkar, nüfus casusluğu ve iş takibi merkezi olduğunu iddia ettiği SPÖ’ ye oy vermeyeceğini açıkça ilan ediyor. Hatta birçok esnaf, işçi; kısa adı ÖVP olan Hıristiyan Demokrat Avusturya Halk Partisinde siyaset yapıyor, oy veriyor, bunun nedenini de; en başta SPÖ’ de yaşadığı egoist, bencil kendi ve adamlarına iş, aş ve ihale takibinden tiksinti olduğunu, sert bir şekilde ifade ediyor. SPÖ içinde partiyi babasının bostanı zannedip çıkarları için kullananlar bu durumu yok sayıyorlar konuşanları tehdit ediyorlar, diye şikâyet durmuyor.

Küskünlerin çoğu, şu anda Yeşiller Partisine, ÖVP ve hatta FPÖ’ ye oy verirken veya orada siyaset yaparken, SPÖ’ de var olan adeta Şeyh, Sultan, Kutup ve yeryüzünde tanrı benim havalarındaki nüfus casuslarından yaka silkiyorlar. SPÖ´yü, yapılan üç beş göz boyama toplantısıyla aldatan ve seçim zamanı vatandaşa, belediyede ya da nerede sorununuz varsa çözeriz, diyerek, rüşvetçilik dünyasında adına ‘nüfus casusluğu’ denen, aslında vatandaşı veya esnafı rüşvete ve yolsuzluğa alıştırarak, nefsi ile oynayan, entrika uzmanı ve insan düşmanı – partiyi dibe vurduran ama, güya parti için çalışan – Türkiye göçmeni insanların suçu ne kadar?

SPÖ´ye bu insanlar niye oy vermiyorlar ve bu oylar nereye gidiyor?

Türkiye göçmenleri sayısı yükseldiği halde, eskiden yüzde 50 oy alan SPÖ ’nün, oy oranı devamlı aşağıya durdurulamaz şekilde düşüyor. Acaba niye?  Niye SPÖ yöneticileri ve sorumluları aynaya ve sıralarına bakarak , “ Biz nerede hata yaptık ve nerelerde bu hatayı tekrarlıyoruz. Bizim içimizde en önde bulunan ve kendilerine mücadele veren insanların havasını veren insanların, SPÖ’ nün yani gerçek Avusturya Sosyalist Partisinin temelini oluşturan liberal, eşitlikçi, demokratik, hukuk devleti aşığı, yolsuzluk ruhu içinde olmayan ve seküler yaşamı destekleyen hayat ve duruş ile alakası var mı?” diye sorup özeleştiri yapmıyorlar?

Yoksa SPÖ’ ü bu değerlerin tersi için çalışan oportünist yani çıkarcı, kendi ve küçük dar çevresinin çıkarlarını kovalayan entrikacı her türlü pisliği yapmaya müsait, yüze gülüp arkadan rakip gördüğü herkesi oyan ve tiksinti duyulan kişiler mi ele geçirmiş?

SPÖ’ ye yazık değil mi? Hadi hemen gidin, Yeni Vatan Gazetesi´ni her tarafta karalayarak üç beş ilanını da, SPÖ’ de kapı arasında tanıştığınız veya size Türkiye göçmeni SPÖ’ de aktif siyaset yapan veya o çevrede olduğunuz için inanan Avusturyalılardan kestirin. Durmayın sakın(!) Hep aynı kişilerin, SPÖ siyasetin en ön saflarında, entrika ve ona buna pislik atarak ve Avusturyalı karar verici makamlardaki kişilere karalama yaptıkları ve kendilerinin başarısızlıklarını adeta casus ve ajan gibi güya bilgi veriyoruz, diye insanların önünün kesildiği ve hatta ekmeği ile oynadıklarını sadece Yeni Vatan Gazetesi çalışanlarının tespiti değil. SPÖ’ de önceden siyaset yapmış veya o partiye önceden oy veren insanlar da aynı eleştiriyi dile getiriyorlar. Hatta bazıları SPÖ’ de çok açık şekilde mezhep düşmanlığı yapıldığını ve çeşitli kliklerin “Sünni muhafazakâr Kürt”,  “ Sünni Atatürkçü Kürt”  “Alevi Sol Kürt”. “Alevi Atatürkçü Kürt”, “ Sünni Atatürkçü Türkler”, “Sünni Ateist Agnostik Türkler” veya  Türkiye’den “Muhafazakâr antisekülar Partinin” SPÖ´de temsilcileri  oluştuğunu belirtiliyor.  Ayrım ve gayrımlar SPÖ içinde artık bir şehir efsanesi değil, bu sorunların herkes tarafından, SPÖ Başkanına kadar iletildiği, bilinen gerçek. SPÖ içinde aynı partiden olsa bile Alevi veya başı açık olduğu için elini sıkmayan SPÖ adayları var olduğu gibi seçilmiş kişilerin de var olduğu isim verilerek gazetelere şikâyet ediliyor. Tüm bunlar,  SPÖ ileri gelenlerinin çoğunun da kulağına gitmiş, ama onlar hala olayı tam anlamış görünmüyorlar. Anlamaya çalışmak yerine de, başımıza bela olacak, en iyisi biz karışmayalım, diyorlar.

Yanlış burada başlıyor zaten. Çünkü bu insanlar partiyi bir Holding ve çıkar amaçlı bir örgüt gibi görüyorlar. İdealleri yok. Tek amaç; mal, mülk, çıkar ve Türkiye’de siyaseti ve sorunları buraya getirip bunun üzerinden borsalarını yükseltmek.   Tüm bu sorunların içinde, en çok kazanan; fırsatçı çıkarcı, ben domuz eti yerim, içki içerim, diyen, öbür taraftan ağzından “ Allah razı olsun” kelimesini dindar veya dinci kesimi kafaya almak için hiç eksik etmeyen dönemin padişah, şakşakçısı ve nüfus casusları. Anlayacağınız, SPÖ aslında tam bir cadı kazanı.  Sosyalist Partinin amacı; yoksulun yanında olmak, Sosyal Adaleti sağlamak, Hukukun üstünlüğünü korumak, kadın eşitliği, mazlumların veya şu anda ezilen horlanan Müslüman insanların yanında olmak ve devamlılığını sağlamak olmalı, değil mi?  Sosyalist Partinin amacı ayrıca, toplumun bulunduğu noktadaki sorunlarını yapıcı bir şekilde çözmek için sürekli yeni projeler belirleyerek hayata geçirmektir. Kendini parlatmanın dışında Türkiye göçmenlerinden gelen, ciddi projeler gördünüz mü ortada? Bu projeleri örneklendirmek istersek; “Türkiye göçmenlerini nasıl koruruz. Gençlerimizi İŞİD terör ve propagandasından nasıl koruruz. Türkiye göçmenleri arasında işsizlik ve eğitimi nasıl çözeriz.” Bu sorunları çözmek için proje önerilerini, SPÖ içinde ve dışında aktif olan Türkiye göçmenlerinden duyamazsınız. Duyduklarımız sadece, partinin bir yerinden aldığı maddi destekle “ sergi, kermes, yeme içme” gibi toplumun sorunlarını çözmeyen çalışmalardır. Kendini parlatma dışında aslında dalga dümen içinde sol ağzı ve argümanları kullanma dışında bir şey yok.  Maaşları veya işleri yüksek, ev kiraları düşük SPÖ torpili herşey o biçim. Avusturya da insanların, “Türkiye göçmenleri” deyince artık midesi bulanıyorsa, bu durumu ortadn kaldırmak için bir mücadele var mı? Bu sorunu çözmek için, gelin bir olalım ve sorunlarımızı çözmek için ortak projeler geliştirelim. Türkiye’de ki mezhep, ırk ve siyasi farklılıkları SPÖ içine getirmeyelim, diye eleştiri getiren yok. Getiremezler, çünkü bu pisliğin baş aktörü kendileri ve bundan besleniyorlar.

SPÖ’ ye niye oy vermiyorsunuz, sorusuna vatandaşlar şöyle cevaplıyor:

1) SPÖ´ye oy vermiyoruz, çünkü SPÖ içinde gerek Ticaret Odası seçimlerinde gerek Viyana veya diğer eyalet seçimlerinde ve Parlamento seçimlerinde aday gösterilen Türkiye göçmenlerinin yüzde doksanı, Türkiye’de solcu, sosyalist, liberal bir Partiye oy vermemiş ve hatta bu kesim insanlara düşmanca bakan kişilerdir.

SPÖ’ de görev alan bu kişiler – 80 öncesi sağ sol veya Alevi Sünni çatışmasını veya muhafazakâr çatışmasını Avusturya’ya getiren sağ kesim veya aşırı solun hepsi –  ve Avusturya Sosyalist Partisi olan SPÖ, bizi temsil etmiyorlar. Parti içinde bizi temsil edecek diye görevlendirilenler, kendilerini ve dar çevrelerinin çıkarlarını temsil ediyorlar. Dinin, camilerin veya Cem evlerinin; yani ibadet yerlerinin bu gerici kesimler veya aşırı sol tarafından SPÖ içinde, Türkiye göçmenleri arasında siyasete alet edilmesini çok yanlış buluyoruz.  Bu yüzden SPÖ oy vermiyoruz, onun yerine Yeşiller Partisi veya kızdığımız için ya ÖVP ya FPÖ ya da başka partilere oy veriyoruz. Ama kesinlikle SPÖ’ ye oy vermiyoruz. Çünkü SPÖ içinde Belediye başkanı, Bakanlar veya Bürokrat üzerinden devletin olanaklarını yolsuzluk ve nüfus casusluğu ile sömüren bu solcu, liberal olmayan ya aşırı solcu ya da din bezirganları yada oportünist kesim adeta SPÖ partisi üzerinden gerçek solcu liberal olan insanlara düşmanlık yapıyor. İş alanlarında, ticaret alanında basın alanında.  SPÖ içinden adeta Türkiye göçmeni gerçek Sosyalistler üzerinden bu SPÖ içindeki ne olduğu belirsiz çıkarcı kişiler tarafından canına, malına ve namusuna karşı düşmanlık ve karalama yapılıyor. Uzak durma buradan başlıyor.

2) SPÖ’ ye gelecek seçimlerde oy vermeyeceğiz, çünkü devamlı devlet içinde hükümet olmak  SPÖ üyelerini ignore eden ve kendini beğenen  SPÖ üzerinden kasasını haram para ile dolduran ve o ukalalıkla Almanca´da “ Arroganz der Macht“  denilen bir ruh ile hareket ediyorlar.  SPÖ nün gerçek Sosyal Demokrasi ile alakası olmayan bu oportünist çıkarcı esnaf, iş adamı veya iş takipçisi SPÖ aktif üyelerinin Sosyal Demokrasi ile alakaları yoktur. Bu bir Holding içinde kar odaklı çıkar birliğidir. Değerle ve vatandaşa hizmet, temiz ve hukuk devleti için yolsuzluğa karşı mücadele bu Türkiye göçmenlerinin kitabında yoktur. Bunlardan bahsedenlerden hatta nefret edilir, arkası oyulacaklar listesine alınır. Dönem SPÖ iktidarının gücünden nemalanma ve yakınlarının nemalandırma ve yanında olmayanların da kuyusunu kazma dönemidir.“ Dönem bu, pislikler normal canım, bu bir SPÖ politikasıdır, demokrasi budur!” diye sade vatandaşa bu fosetptik kokan çukuru satma durumudur. Bundan insanların tiksinti duyması normal değil mi?

Vatandaş ne diyor? SPÖ aklını başına alıp, özellikle Türkiye göçmenleri ve kendi kemik üyeleri arasında, Sosyalist tabana yayılan oportünist ilan, dükkan, pazar, ihale, vergi kaçıran iş takipçilerinden, din bezirganlarından ve hatta mafyalaşmış kaba kuvvete başvuracak kişilerden kurtularak gerçek öz değerlerine dönmesi gerekiyor. Bu olmadığı takdirde SPÖ üzerinden yaşayan, para kazanan, iş takipçiliği yapan ve sahtekârca papağan gibi SPÖ sloganlarını atanlar ile önümüzdeki beş yılda bitecektir. Dost acı söyler.  Kaf dağında onun bunun arkasını oyma, fitne ve fesatlığı SPÖ diye bize satanlara duyurulur. Âlemi şaşkın milleti aptal yerine koymayın.  Suratınızdaki o samimiyetsiz maskeyi bir atın. Vatandaş tiksinti duyuyor.  Buradan herkesi SPÖ’ ye sahip çıkmaya davet ediyoruz. Hedefimiz burada problemleri şahsileştirmeden ( gerekirse isim isimde belgeleri ile yazarız) bu rezil duruma bir dur denmesidir. Tiksinti büyüktür. Dost acı söylemek zorundadır. Okurlarımızın ve diğer tüm vatandaşlarımızın konu ile ilgili eleştirilerine elçi olmak istedik.
Elçiye  zeval olmaz. Zeval edenlerin sonu hep kötek olmuştur…

Relevante Artikel

Back to top button
Close