“Tahtımı veririm, sığınanları vermem”

Osmanlı devleti Avrupa’da yayımladığı bir rapor ile, merhamet ve insanlıktan doğan duygularla, mültecileri savunma konusunda fedakârlık yaptığını ifade etti. Raporun yayımlanması, Avrupa kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İngiltere ve Fransa’da Osmanlı lehinde gösteriler yapıldı. Hatta Londra’da Osmanlı elçisi Mozorus Paşaya sokakta rastlayan İngiliz gençleri, atları sökerek elçiliğe kadar arabasını kendileri çektiler.

 Ömer Aymalı/ Tarih Dosyası/ Dünya Bülteni

Osmanlı Devleti kuruluşundan yıkılışına kadar birçok mültecinin sığındığı ilk kapı olmuştu. Mültecilerin içinde ahaliden insanlar olduğu gibi subaylar, devlet adamları ve krallar da vardı. Timur’un önünden kaçan Celayirli Ahmed ve Karakyunlu Kara Yusuf’un Osmanlı Devletine sığınması ve Yıldırım Beyazıd’ın savaşı göze alarak bunları koruması ilk örneklerdendir. 1700’lü yıllarda Macar Kralı Thököly Imre’nin Avusturya’ya karşı yaptığı bağımsızlık mücadelesini kaybetmesinin ardından eşiyle birlikte Osmanlı devletine sığınması ve 6 yıl boyunca tüm ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanarak misafir edilmesi bir diğer örnektir.

Osmanlı devletine sığınanlardan bir diğer önemli isim ise Rusya’ya karşı yaptığı savaşı kaybeden İsveç Kralı Demirbaş Şarl’dı. 1709 yılında Osmanlıya sığınan Demirbaş Şarl 5 yıl kadar Osmanlı devletinde bir Kral olarak ağırlanmış ve her türlü ihtiyacı masrafları devlet hazinesinden karşılanmıştı.

Macar mültecileri Osmanlı topraklarında

Osmanlı devleti güçlü olduğu bu dönemlerin haricinde güç kaybına uğramış olduğu 1800’lü yıllarda da mültecilerin sığınak yeriydi. Macarlar 1848 yılında Avusturya’dan ayrılarak bağımsız bir Macar Cumhuriyeti ilan etmişler ve Louis Kossuth’u Cumhurbaşkanı seçmişlerdi. Avusturya’ya karşı bağımsızlık savaşı başlatan Macarlar oldukça başarılı da olmuşlardı. Ancak Avusturya Macar isyanının bastırmak için Rusya ile bir anlaşma yaptı. 200 bin kişilik bir Rus ordusu Macaristan üzerine gidince Macarlar dayanamadılar. Başta Cumhurbaşkanı Louis Kossuth olmak üzere birçok Macar Subayı ve binlerce Macar, Leh Osmanlı devletine sığındı. Osmanlı devleti kendisine sığınan mültecileri Tuna’nın doğusundaki Vidin şehrine yerleştirdi. Vidin’deki konaklara yerleştirilen Kossuth ve beraberindekiler misafir olarak ağırlandılar ve tüm masrafları devlet tarafından karşılandı.

Ancak mülteciler konusu kısa bir süre içinde uluslar arası bir soruna dönüştü.  Avusturya, Macarların, hükümdarlarına baş kaldırmış asiler olduğunu ileri sürerek Belgrad antlaşmasının 18.maddesi gereğince iadelerini istedi. Rusya da kendi tebaası olan Leh mültecilerinin geri verilmeleri yolunda talepte bulundu.

‘Devletime sığınanları asla vermem’

Osmanlı devleti mültecilerin iade taleplerini kabul etmeyince Avusturya ve Rusya ültimatom tarzında notalar verdiler. Mültecilerin geri verilmemesi durumunda diplomatik ilişkileri kesme tehdidinde bulundular. Sultan Abdülmecit’in tavrı ise bu konuda netti: “Tacımı veririm, tahtımı veririm ama devletime sığınanları asla vermem” . Sultan Abdülmecit bir taraftan kendisine sığınanları iade etmemeye kararlıydı diğer taraftan ise sorunun barış yoluyla çözülmesi yönünde siyaset izleyecekti. Avusturya ve Rusya’dan sert ifadelerle gelen iade taleplere karşı bir çözüm bulmak amacıyla Macar ve Leh mültecilerine Müslüman olmaları teklif edildi. Böylece mültecilerin iadesi hakkındaki antlaşma maddesinin dışında yeni bir durum ortaya çıkmış olacaktı. Mültecilerin önemli bir kısmı İslam’ı kabul etti. Ayrıca Osmanlı devleti İslam’ı kabul eden Macar subaylarını askerlerini kendi ordusunda görevlendirdi.  Bu durum Avusturya ve Rusya’nın sert tepkisine sebep oldu ve elçilerini İstanbul’dan çektiler. Böylece Macar mültecileri sorunu içinde savaş ihtimalinin de bulunduğu uluslar arası bir krize dönüştü.

Bu gelişmelerin üzerine 11 Eylül 1849’da padişahın başkanlığında krize çözüm bulmak amacıyla Meclisi Mahsusa toplandı. Toplantıda mültecilerin iade edilmeyeceği yönünde bir karar alındı. Ancak bununla beraber Bükreş’te görevli Fuat Efendinin Çar ile,Viyana elçisi Kostaki Mussurus Beyin ise Avusturya Kralı ile görüşmesi ve bir anlaşma zeminin sağlanması kararı alındı.

Avrupa kamuoyu Osmanlı lehinde

Osmanlı devleti konuyu diplomasi yoluyla çözme adımları atarken aynı zamanda uluslar arası kamuoyunu kendi tarafına çekmek için çalışmalarda bulundu. Osmanlı devleti Avrupa’da yayımladığı bir rapor ile, merhamet ve insanlıktan doğan duygularla, mültecileri savunma konusunda fedakârlık yaptığını ifade etti. Raporun yayımlanması, Avrupa kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İngiltere ve Fransa’da Osmanlı lehinde gösteriler yapıldı. Hatta Londra’da Osmanlı elçisi Mozorus Paşaya sokakta rastlayan İngiliz gençleri, atları sökerek elçiliğe kadar arabasını kendileri çektiler. 

İngiltere ve Fransa’nın desteğinin alınmaya başlandığı ve Avrupa’da Osmanlı lehinde gösterilerin yapıldığı günlerde Fuad Efendi Çar’la buluştu. Fuat Efendi, Çar’ın Macaristan zaferini kutladı. Ancak mültecilerin iadesinin doğu kültürüne göre mümkün olmadığını, iadede sultanın şerefinin söz konusu olduğu ifade etti. Bununla beraber çözümü de yine kendisi sundu. Mülteciler iade edilmeyecekti ancak Çar’ın istemesi halinde mülteciler sıkı denetim altında tutulacak, Rusya ve Avusturya’ya karşı her hangi bir faaliyet içersinde bulunmayacaklardı. Böylece orta yol bulunmuş olacaktı. İngiltere’nin 20 bin kadar asker bulunan bir donanmasını Osmanlı devleti hizmetine vermeye hazır olduğu yönündeki açıklaması ve Fransa’nın da yardıma hazır olduğunu belirtmesi üzerine Çar bu teklifi kabul etmek zorunda kaldı.

Bu anlaşma ile uluslar arası bir krize dönüşmüş olan Macar mültecileri sorunu Osmanlı devletinin istediği biçimde çözülmüş oldu. Osmanlı devleti başta Avusturya ve Rusya olmak üzere tüm Avrupa’ya egemen bir devlet olduğunu göstermiş oldu.

Kaynaklar:

Bayram Nazır; Macar ve Polonyalı mülteciler Osmanlı’ya sığınanlar

Akdes Nimet Kurat, İsveç Kralı XII. Karl’ın Türkiye’de kalışı ve bu sıralarda Osmanlı İmparatorluğu

Osmanlı’nın İrlanda’ya Yardımı; Sultan Abdülmecid

Osmanlının İrlandaya YardımıSultan Abdülmecid. Ingiltere Kralicesi Ve Sultan Abdulmecid
Osmanlının İrlandaya YardımıSultan Abdülmecid. Ingiltere Kralicesi Ve Sultan Abdulmecid

Osmanlı bundan tam 169 yıl önce topraklarından 4 bin 500 kilometre uzaklıkta olan ve kıtlıkla boğuşan İrlanda’ya hem nakdi hem de gıda yardımında bulunmuştu…

Türkiye, Suriye iç savaşının başladığı günden bu yana milyonlarca Suriyeliyi kendi topraklarında ağırladı ve ağırlamaya devam ediyor.

Avrupa sığınmacılara kapıları kapatırken, Türkiye adeta dünyaya insanlık dersi veriyor… Tıpkı bundan 169 yıl önce Osmanlı’nın verdiği ders gibi…

OSMANLI’NIN İRLANDA’YA YARDIMI

Devleti Aliyeyi Osmaniye… Yani büyük Osmanlı devleti…

4 bin 500 kilometre uzağında, tarih boyunca iyi veya kötü yönde hiç karşı karşıya gelmediği bir millete yardım edecek kadar büyük bir devletti…

Yıl 1845… İngiltere tarafından sömürge gibi yönetilen İrlanda tarihe Gorta Mór yani büyük açlık olarak geçen kıtlık ile karşılaşır… O dönem İrlanda’nın en önemli geçim kaynağı patatesti.. Adanın tarım topraklarının tümü, yaklaşık 10 bin İngiliz’in elindeydi. Bunlar, bu toprakları 600 bin İrlandalı çiftçiye kiralıyor, aldıkları yüksek rantlarla İngiltere’de lüks içinde yaşıyorlardı. Amerika’dan sızan zehirli bir mikroskobik mantar ile ülkenin en temel gıda maddesi olan patates ürününün üçte biri yok olunca ülkede kıtlık başladı… Aylar geçtikçe kalan patatesler tarlada çürüdü ve aç halkın tohumlukları da yemesi ile kıtlık 1847’de zirveye ulaştı…

Osmanlının Avrupaya Verdiği Büyük İnsanlık Dersi Osmanlının İrlandaya Yardımı Sultan Padişah Foto Abdülmecid Irlanda Buyuk Kitlik
Osmanlının Avrupaya Verdiği Büyük İnsanlık Dersi Osmanlının İrlandaya Yardımı Sultan Padişah Foto Abdülmecid Irlanda Buyuk Kitlik

Kıtlık kitlesel ölümlere ve göçlere neden oldu… 7 yıl süren kıtlığın ardından o dönem 8 milyon olan nüfusun 5 milyona gerilediği belirtiliyor… Kıtlığın insanların hayatını etkilemesi ile ülkede ayaklanmalar başladı… Britanya’dan ayrılarak bağımsız bir İrlanda hayalleri kuranlar bile oldu…

Bu kadar zor durumda kalan ülkeye ne sömürgesi altındaki Britanya ne de diğer ülkeler yeterli yardımda bulunmuyordu.. İrlandalılara yardım eli kendilerinden 4 bin 500 kilometre uzakta bulunan bir yerden, Devlet-İ Aliyye’den uzandı.. Osmanlı’nın o günlerde yaşadığı ekonomik sıkıntılara rağmen 1847 yılında Sultan Abdülmecid Han, Britanya Kraliçesi Victoria’ya yardım etme talebinde bulundu…

Üzerinden güneş batmayan imparatorluk Britanya’nın sadece 2 bin pound yardımda bulunduğu ülkeye Sultan Abdülmecid 10.000 pound yardımda bulunmayı teklif etti.. Ancak Kraliçe Victoria bunu hazmedemedi ve yardımın kendisinin İrlanda’ya yaptığı yardımdan çok daha fazla olduğunu, bu yüzden yapacağı yardımı azaltmasını istedi. Bunun üzerine Sultan Abdülmecid bin pound yardım gönderdi…

Devleti Aliyeyi Osmaniye nakdi yardımla yetinmedi… Ülkeye tahıl, tohum ve gıda malzemeleri yüklü beş insani yardım gemisi gönderdi. İngiltere bunu da engellemek istedi. Ancak Osmanlı gemileri yardımları başkent Dublin’de 50 kilometre uzaklıktaki Drahoda Limanı’na boşaltmayı başardı. Osmanlının yardımları ile birçok kişi ölümden kurtuldu…

İrlanda’daki asilzadeler ve halk da padişaha bu jestinin karşılığı olarak teşekkür maksadıyla bir mektup yolladı. Mektubun aslı, Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunuyor.

Zat-ı şahaneleri Osmanlı Mülkünün Sultanı Abdülmecid Han’a, aşağıda imzası bulunan biz İrlanda eşrafı, siz zat-ı devletlerinin mağdur ve perişan İrlandalılara karşı gösterdiğiniz alaka ve geniş kereminiz dolayısıyla minnet ve en derin şükranlarımızı arz için müsaade istirham ediyoruz. Yine ahalimiz adına ihtiyaçlarımızın görülmesi için siz zat-ı şahaneleri tarafından yapılan bin sterlinlik nakdî yardım sebebiyle teşekküre cesaret eyliyoruz…

Bu mektuptan 163 yıl sonra bu kez sözlü teşekkür geldi… Dönemin İrlanda Cumhurbaşkanı Mary Mcaleese 2010 yılında Ankara’yı ziyaret etti. “İrlanda halkı bu eşine az rastlanır bonkörlük girişimini asla unutmadı.” dedi.

Mcaleese: 19. Yüzyılda ulusumuz kıtlığa bir milyon kurban verdi. Bugün bize yardım eden Türkleri hala unutmadık. Sultanınız bize 5 gemi dolusu gıda maddesi yolladı. Drahoda kentinde bu yükler boşaltıldığında halk o kadar minnettar kaldı ki güzel ay ve yıldız sembolünü kendi sembolleri arasına kattı.

İrlandalılar yapılan yardımları tarih boyunca unutmadı. 1923 yılında Lozan’da görüşmelerde tüm ülkelere karşı Türkiye’yi desteklediler… Ünlü şairimiz Yahya Kemal ile İrlanda temsilcisi arasında da ilginç bir diyalog yaşandı…

Yahya Kemal; ‘Herkes bizim aleyhimizdeyken, siz her seferinde lehimize oy kullanıyorsunuz; bunu niçin yapıyorsunuz?’ diye sordu. İrlandalı temsilci Yahya Kemal’e’. Biz bir yandan açlık ve kıtlıktan kırılıp, bir yandan salgın hastalıkla boğuşurken diğer Avrupalılardan hiçbir yardım ve destek görmedik. Ama sizin Osmanlı dedeleriniz, yardım olarak hem para hem de gemiler dolusu erzak gönderdiler. O zor günlerde bize insanca, dostça uzanan eli asla unutamayız. Siz her zaman desteklenmeye lâyık bir milletsiniz; bunu çok iyi hak ediyorsunuz!’” diye cevap verdi.

İrlanda’da Osmanlı yardımının etkisi her zaman büyük oldu…

1995 yılında şehrin 800. Kuruluş yıldönümünü kutlayan Drogheda Belediyesi’nce yaptırılan plâket, Türk gemicilerin misafir edildiği eski belediye sarayının duvarına çakıldı…

Şehrin ve ülkenin ünlü futbol kulübü Drogheda United’ın simgesinde ise Ayyıldız kullanıldı. Takma ismi Türkler olan Drogheda takımı 1919 yılında kuruldu ve 2010 yılında da Trabzon ile kardeş kulüp oldu…

Osmanlı Devleti kilometrelerce uzaklıktaki bir Avrupa ülkesine o dönem bu yardımları yaparken aynı Avrupa ülkeleri peki şimdi ne yapıyor dersiniz?

Mesela ülkelerindeki savaştan kaçan açlık ve sefalet içindeki Suriyeli mazlumları ülkelerine almamak için referandum yarışına giriyor.

Ya da Berlin duvarını 27 yıl önce yıkan Almanya gibi Suriyeliler için utanç duvarı örüyor. Barınaklarını yakıyor.

Veya sınırlarda çelme takıyor, copluyor ve yerlerde sürüklüyor…

Suriyelilere bunları reva gören Avrupa’da kutsal mekânlarımızda hedefte… Son 1 yılda 137 camiye saldırı düzenlendi. Batılı yetkililer ise yaşanan bu skandal olaylara sessiz kalarak adeta onay verdi.

Avrupa’nın unuttuğu bir şey var. Onlar istedikleri kadar referandum yapsın, biz daha fazla mülteci alacağız, onlar istedikleri kadar barınaklarını yaksın biz yeni konteyner kentler yapacağız çünkü Sultan Abdülhammecit gibi onun torunları da her zaman mağdur ve mazlum halkın yanında olmuştur…

Relevante Artikel

Back to top button
Close