Viyana Eyaleti Meclis Üyesi Akçay: „Yalnız birlikte karşı koyabilirsek insan onurunu koruyabiliriz“

Şafak Akçay Ekim 2020’de Viyana Eyaleti ve Belediyesi seçimlerinde 26. sıradan kesin seçilecek listeden aday. Türkiye göçmeni bir ailenin Viyana’da doğmuş, Viyana’nın anaokullarına gitmiş ve eğitimini en sonunda muhasebeci olarak tamamladıktan sonra 23 yıldır önemli bir şirkette çalışmasının yanında hala Viyana Eyaleti Milletvekili olarak sürdürmesi ile dikkat çekiyor.

Yeni Vatan Gazetesi: Hoş geldiniz Şafak hanım. Viyana’da doğdunuz tipik bir işçi göçmeni ailesinin birinci nesil evladısınız. Hem meslek sahibi olarak çalışıyorsunuz hem de yıllardır milletvekilisiniz.  Almancaya ve Türkçeye vakıfsınız. Kendinizi nereli hissediyorsunuz?

Şafak Akçay: (Gülerek) Ben büyük bir tutkuyla Viyanalıyım. Hayatım birçok dili konuşuyor. Ama kalbim Viyanaca. 46 yaşındayım. Evliyim ve 19 yaşında bir kızım var. Viyana’da doğup büyüdüğüm için kendimi burada evimde gibi hissediyorum. Bu benim ailemin geldiği sevdiğim ülke olan Türkiye’yi unuttuğum anlamına gelmemeli elbette, aksine beni ben yapan değerlerin toplamıdır geçmişim. Bizler yani 2. ve 3. kuşak farklılıklarımızla – Kültür, Din, Dil, Mutfak –  bu şehri zenginleştirdik. Artık Viyana şehrinin bir parçasıyız ve sorumluluklarımızın bilincine vararak hareket etmeliyiz. Göçmen Viyanalıların – Göçmen Viyanalılarla bizleri kastediyorum- çalışmaları olmadan bugün bizim tanıdığımız Viyana olmazdı. Viyana çok kültürlü bir şehir ve bundan da gurur duymalıyız. Ayrıca çok kültürlülüğün önemli olduğunu düşünüyorum ve Viyana’da yaşayan herkesi sosyal hayata katılmaya ve böylece sosyal yaşamı zenginleştirmeye teşvik etmek istiyorum. Gücümüz bir arada birlikteliğimizden geliyor. Her birimiz farklı yerlerden geldik, fakat şimdi buradayız, birbirimizi dikkate alarak ve karşılıklı yardımlaşarak ortak bir gelecek için çaba göstermeliyiz.

Viyana Eyaleti ve Belediyesi Meclis Üyesi Şafak Akçay. Foto/Credit: Astrid Knie

Yeni Vatan Gazetesi: Aileniz kaç yıllarında Viyana’ya geldi, hangi okullara gittiniz? SPÖ Partisine kaç yıllarında üye oldunuz?
Şafak Akçay:  Annem ve babam 70’li yıllarda misafir işçi olarak Viyana’ya gelmişler ve şimdi onlar da Avusturyalı. İlkokuldan sonra Ticaret Lisesine gittim ve mezun oldum. Tüm aileleri çocuklarını özellikle meslek liselerine yollamalarını tavsiye ediyorum. 1993’den beri vergi danışmanlığı merkezinde muhasebeci olarak çalışıyorum. 1996 tarihinde SPÖ’ye üye oldum, Kasım 2001 ile  2013 tarihleri arasında ikinci Viyana Leopalstadt’ ta Bölge Meclis Üyesi olarak seçildim ve görev yaptım. Kasım 2013’den günümüze kadar Viyana’da Eyaleti Belediye Meclis üyesi ve Eyalet Meclis üyesiyim.  SPÖ – Leopoldstadt Yönetim Kurulu Başkan Vekili, LO-Viyana Entegrasyon sözcüsü, SPÖ – Leopoldstadt Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevlerim arasında.

Yeni Vatan Gazetesi: Neden SPÖ Viyana’yı seçtiniz? Niye ÖVP veya Yeşiller Partisi değil? Şafak Akçay: Çünkü SPÖ, Sosyal Adaleti savunuyor. Bunun anlamı da; eğitim, iş, bilgi ve katılım başta olmak üzere tüm sosyal malların adil dağılımı demektir. Aynı zamanda sosyal konut, büyük toplu taşıma ağı, gaz ve elektrik arzı, çöp imhası, kültürel kurumlar, hastaneler, vb. tüm her şeyin toplumun hizmetinde olmasıdır. Yani hizmet önemlidir, kâr değil. Neoliberal ve muhafazakâr güçler, bu kamu hizmetlerini sürekli olarak özelleştirmeye ve böylece birkaç kişinin kâr çıkarlarına ulaştırmaya çalışıyor. SPÖ Viyana her zaman özelleştirmeye karşı çıktı. Yani enerji arzı, toplu taşıma ve ayrıca 220.000 Belediye konutları kamunun elinde, yani Viyana sakinlerinin elinde. Böylesi de doğru olandır. Kamu hizmetlerinin kamu yönetimi yoluyla korunması sosyal adaletin en etkili aracıdır.

Yeni Vatan Gazetesi: Viyana şehrini diğer şehirlerden ayıran nedir ve sizin bir siyasetçi olarak amaçlarınız nedir?
Şafak Akçay:  Viyana gibi büyük bir şehrin farklı tarihlere, deneyimlere ve yaşam biçimlerine sahip çeşitli insanları birleştirdiği bir gerçektir. Fakat maalesef çoğu zaman bir arada yaşayan insanların farklı kültür ve gelenekleri ön plana çıkartılıyor. Oysaki toplulukların ortak noktalarını ön plana çıkartmak çok daha önemlidir. Tüm Viyanalılar, şehrin olabildiği kadar başarılı olması için büyük katkıda bulunuyorlar. Benim için toplumu “siz” ve “biz” olarak ayırmak değil, herkesi harekete geçiren ve herkesi bir araya getiren bir politika yapmak daha önemli. Viyana Belediyesi’nde “ Eğitim”, “Dil”, “Bir arada yaşamakla” ilgili yaptığımız tüm projelerin amacı, insanları bir araya getirmek, diyalog kurmalarını sağlamak ve ön yargıları ortadan kaldırmaktır. En önemli önlemlerden biri Almancayı öğrenmektir. Fakat Dil öğrenmek de tek başına yeterli değil. Bu nedenle işgücü piyasasının geliştirilmesi için önlemler alınmasına ve çalışanların vasıflarının geliştirilmesini istiyoruz. Çünkü Viyana’da insanların en baştan itibaren kendi ayakları üzerinde durmayı başarıp potansiyellerini ortaya koyabilmek için gerekli imkâna sahip olmaları çok önemli. Toplumdaki sosyal ilerlemenin anahtarı “Eğitimdir.”

YVG: Bu amaca ulaşmak için neler tavsiye ederseniz?
Akçay: Birbirimizle kavga etmek ve grupları karşı karşıya getirmek yerine, diyorum ki geleceğe eşit şartlarda hazırlanarak, karşılıklı birbirimizden bir şeyler öğrenerek, birbirimize saygı duyarak, birbirimizi tanıyarak geleceğe gidelim. Ancak bu şekilde davranırsak dayanışmaya dayalı bir toplum olarak kalabiliriz, çünkü bir arada durmak ve dayanışma göstermek başarılı bir geleceğe giden yoldur. İnsan Hakları konusundaki net duruşumuzu belirtmek istiyorum. Çünkü insan hakları Viyana’daki siyasi kararlarımızın temelini oluşturuyor. Yani Viyana’yı bir bütün olarak insan hakları ilkelerine göre şekillendiriyoruz. Ve bu ilkeler herkes için insan haklarını garanti ediyor. İlkelerimiz aynı zamanda ‘Ayrımcılık’ yapmamayı, ‘Eğitim Hakkını’ , ‘siyasete ve yönetime’ katılım ve kaynaşma hakkını da garanti ediyor.

Soldan sağa Şafak Akcay, Birol Kılıç

YVG: Bu konuyu biraz açar mısınız?
Akçay: 19 Aralık 2014’te Viyana Eyaleti Meclisi´nde belirlediğimiz „Viyana – İnsan Hakları Şehri“ deklarasyonu ile konuyu nasıl yorumladığımızı ortaya koyarak bir örnek oluşturduk. Viyana Şehri olarak günlük çalışmalarımızda, ilkelerimizle ölçülmek istiyoruz. Bir yandan Viyana’da yüksek insan hakları standartlarını güvence altına almak, diğer yandan da Viyana’nın aydınlık uluslararası etkisini, insan hakları açısından genişletmekle ilgileniyoruz. Şehrimiz, Kadın hakları, cinsiyet eşitliği ve çocuk hakları alanlarında öncü rolüyle özellikle belirgindir. Bununla gurur duyuyorum. Bununla birlikte, insan haklarının çeşitli kesitleri olduğu gerçeğini gözden kaçırmamalıyız, çünkü insan hakları sadece entegrasyon alanını değil, aynı zamanda hareket özgürlüğü, sağlık, sosyal konuları, eğitim, çevre ve barınma alanlarını da kapsar. Özetle, insan haklarının hepimizi ilgilendirdiğini vurgulamak isterim, sivil cesaretle, eşitsizlik, adaletsizlik ve ayrımcılığa karşı cesaretle karşı durulmalı. Tek evrensel değer sistemi olan “insan hakları” nı sorgularsak herhangi bir sorunu çözemeyiz, çünkü bu durumda tüm hukuk sistemimizi tartışmaya açmış oluruz.  Sorunları kısaltarak, cezalandırarak, kısıtlayarak, açlıkla çözemezsiniz. Sorunları birbirimize karşı açık olmakla, birbirimizi kabul ederek, konuşarak ve nefrete, kışkırtmaya karşı, kadın düşmanlığına karşı, tecavüze ve ırkçılığın her türüne karşı durarak çözebiliriz. Yalnızca birlikte karşı koyabilirsek tüm insanların onurunu koruyabiliriz.

YVG: Geçtiğimiz haftalarda onuncu Viyana Favoriten’de meydana gelen olaylar hakkında görüşleriniz nedir? Viyana Şehrini yöneten SPÖ Partisi yıllardır uyum için herkesten toplanan vergiler üzerinden uyum projelerine para akıttı. Olaylara bakışınız nedir?
Akçay: Uyum sağlamaya hazır veya uyum sağlamış binlerce insanı, şiddet yanlısı ufak bir azınlıkla aynı gözle değerlendirmeyi faydalı bulmuyorum. Viyana’da yaşayan göçmenlerin yüzde 99,9’u Favoriten’de meydana gelen olayları şiddetle kınıyorlar. Viyana’da şiddetin yeri yoktur. Şiddete bütün gücümüzle karşı durmalıyız.
Böyle hassas bir konunun hangi biçimde tartışılacağına veya yayınlanacağına çok iyi düşünmeliyiz. Bazı insanların ortaya koyduğu imaj çok kötü. Göçmen gençliğin çoğunluğu hiç de şiddete meyilli ve tehlikeli değil. Bu nedenle birinci görevimiz insanları radikalizme karşı korumak değil, bilakis çocukları ve gençleri radikalleşmeye karşı korumalıyız. Bu politikacıların yüzleşmesi gereken bir gerçekliktir. Özeleştiri yapmak gerek. Var olan önlemlere rağmen yenilerini de düşünmeliyiz. Böylece „tüm“ gençler, ebeveynler, öğretmenler ve gençlik çalışanları vb. bir araya gelerek gençlere farklı ve daha iyi yaşam perspektifleri göstermeliyiz. Çünkü çocuklarımızın ve gençlerin geleceği söz konusu olan, bu da gelecekte şehrimizin geleceği anlamına geliyor.

Yeni Vatan Gazetesi: Teşekkür ederiz.

Şafak Akçay: Ben çok teşekkür ederim.

 

Relevante Artikel

Back to top button
Close