Viyana’da konferans: ”1915 Olaylarının Gerçek Yüzü”

Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliği tarafından "1915 Olaylarının Gerçek Yüzü" başlıklı bir konferans düzenlendi.

Dile kolay Anadolu’da Ermeniler ile Türkler, Kürtler 500 yıldan fazla bardağın dolu tarafını görecek olursak kardeşçe yaşadılar. Osmanlı döneminde Ermeni asıllı vatandaşlar Dış İşleri Bakanı, Büyükelçi, Saray memurluğu başta olmak üzere birçok alanda güven veren insanlar olarak en yüksek Devlet memurluklarında bulundular. Savaşlarda asker olarak alınmadılar ve şehir hayatında tüm ekonomik alanda çalışarak en yüksek yerlere müslüman ahali savaşa giderken geldiler. Ne oldu 1915 yılında birden birilerinin Sürgün Türkiye’nin resmi tezine göre ise, ” Sevk ve İskan”  kararı alınmış ve akabetinde on binlerce insan ölmüştü. Neden sonuç ilişkisi ve sonucu hangi nedenlerine nasıl bakılıyor.

Resmi Türkiye Tezi ile 1915 Olaylarının Gerçek Yüzü anlatıldı

Anadolu Ajansı’nın verdiği haber göre bu anlamda Türkiye tezini anlatmak üzere  Türkiye Cumhuriyeti Viyana Büyükelçiliği Avrasya İncelemeleri Merkezi analisti Mehmet Oğuzhan Tulun’ı  “1915 Olaylarının Gerçek Yüzü” başlıklı bir konferans vermek için davet etti.

“Son yıllarda bazı Avrupa ülkelerinde ‘Avrupa’nın ötekisi’ olarak konumlandırılan Türkiye’ye saldırmak, iç siyasette prim yapmanın yolu olmaya başladı” diye konuşmaya başlayan Tulun, bazı Avrupa ülkelerinin parlamentolarınca alınan “soykırım kararlarının” tamamen iç siyasette prim yapmak için başvurulan bir yol olduğunu belirtmesi dikkat çekti.

Tehcir değil “Sevk ve İskan” 

Tulun, burada yaptığı konuşmada, 1915 olaylarına ilişkin “tehcir” ifadesinin kullanıldığını, doğru ifadenin ise “sevk ve iskan” olduğunu altını çizerek “Ermeni toplumu Osmanlı toprakları içinde bir yerden başka bir yere taşınmıştır. Ülke dışında bir bölgeye gönderilmedikleri için batılıların kullandığı deportation (sürgün) ifadesi yanlıştır.” dedi.

Ermenilerin Anadolu’dan Suriye’ye sevk ve iskanı kararının nedensiz alınmadığına işaret eden Tulun, özellikle müslüman ahaliye karşı terör yaratan Ermeni radikal grupların hem bulundukları bölgelerde Müslüman nüfusa verdiği ölüm başta olmak inanılmaz ciddi zarar hem de Rus ordusuyla yaptıkları iş birliğinin bu kararın başlıca nedenleri olduğunu dile getirdi.

“Radikal Ermeniler 518 bin Müslümanı katletti”

Tulun, 1915 olaylarından bir yıl önce Osmanlı Devleti’nin dışişleri bakanlığı görevinde bir Ermeni’nin bulunduğuna dikkati çekerek, “Sevk ve iskan kararı öncesi radikal Ermeniler yaklaşık 518 bin Müslümanı katlettiler. Dikkatinizi çekiyorum Osmanlı Dış İşleri Bakanı Ermeni asıllı hiristiyan bir vatandaş. Ayrımcılık yok.” diye konuştu.

Sevk ve iskan kararının 27 Mayıs 1915’te alındığını hatırlatan Tulun, özellikle 24 Mayıs 1915’te Van’da yaşananların bu kararın alınmasını zorunlu hale getirdiğini söyledi.

Tulun, Osmanlı Devleti’nin iddia edildiği gibi ülkedeki bütün Ermenileri sevk ve iskana tabi tutmadığına, Aydın, Edirne ve İstanbul’da yaşayan Ermenilerle birlikte Katolik mezhebine mensup kişilerin bu durumdan muaf tutulduğuna dikkati çekti.

Ermeni ölümlerine ilişkin tutarsız veriler

Olaylar sonucunda hayatını kaybeden Ermenilere ilişkin kesin bir veri bulunmadığını belirten Tulun sözlerine şöyle devam etti:  “Ermeni ölümleri hakkında Ermeni yazarların rakamları 1915’te 300 bin ile başlamış, 1980’lerde 2 milyona kadar çıkmıştır. Ermeni soykırımı suçlaması daha ziyade diasporada yaşayan Ermenilerin, yaşadıkları ülkelerde asimile olmaya yüz tutan toplumlarını bir arada tutmak için kullandıkları bir tutkal görevi görmüştür. Diasporadaki Ermenilerde nesil değiştikçe Türkiye’ye yönelik nefret artış göstermiştir.”

Diaspora içindeki nefretin zamanla ASALA gibi terör örgütlerine dönüştüğüne işaret eden Tulun, “Terör nedeniyle dünyada görev başında en fazla diplomatını kaybeden dışişleri bakanlığı, ne yazık ki Türkiye Dışişleri Bakanlığıdır. 31 diplomat, 5 güvenlik görevlisi aileleriyle birlikte toplamda 70 kişi öldürülüyor.” ifadesini kullandı.

“İç siyasete alet ediliyor”

1915 olaylarının bazı ülkeler tarafından Türkiye’ye karşı koz olarak kullanıldığını vurgulayan Tulun, şunları kaydetti:Son yıllarda bazı Avrupa ülkelerinde ‘Avrupa’nın ötekisi’ olarak konumlandırılan Türkiye’ye saldırmak, iç siyasette prim yapmanın yolu olmaya başladı. Buna örnek olarak İtalya, Avusturya, Almanya, Hollanda, Belçika gibi ülkeler gösterilebilir.”

Relevante Artikel

Back to top button
Close