Aklımızı başımıza alma zamanı gelmedi mi ?

50 yıldan fazla geçmişimiz olan yeni vatanımız Avusturya’da çok zor bir dönemden geçiyoruz. Avusturya basınında özellikle savaşdan kaçan Irak, Suriye, Afganistan başta olmak üzere, araya savaş olmayan Fas, Cezayir ve diğer müslüman ülkelerden mülteci statüsü ile sığınan “maceracı” insanların arasında çıkan ruh hastası ve fırsatcı insanın çocuklara ve kadınlara tacavüz ve sarkıntılıkları yılbaşından bu yana İslam ve müslüman kültürü eşittir budur şeklinde Avusturya basınının birinci derecede gündemindedir.

Bilerek veya bilmeyerek elma ile armutu birbirine karıştı- ran basın bu vesile ile tüm İslam dini esittir gerici, kadına ve akla düşman, cahil insanlar üreten bir dindir diye propaganda yapması tam bir facia haline gelmiş- tir. Avusturya asılli sade vatandaş bu haberler ile adeta komşusu ne asıllı olursa olsun Türkiye göçmeni insanlardan korkmakta ve önyargıları betonlaşmaktadır. Bunu Avusturya basının içinde bilerek çeşitli odakların hizmetinde olan sözde gazeteciler yanında birde gerçekten ırkçı nedenler ile yapanlar vardır diyenlere biz hak versekte asıl sorun içimizde değil midir? Burada bu pisliklere malzemeleri veren müslüman kimlikli kişi, kurum ve kuruluşların hiç mi suçu yoktur. Acaba başta Orta Doğu Sudi Arabsitan, Katar, Arab Emirlikleri ve ona benzer krallıkların petrol ile birlikte ihracat ettikleri Vahabi ve Selefi akımlarına kapılmış kişi ve kurumların burada hiç mi suçu yoktur? İslam dinini siyasete ve ticarete alet eden ve dini bir şirket gibi kullanıp şirkleştiren , onu bunu dinden atan, çikaran ve kendini temiz müslüman gören ve her türlü iftira, kamu malı hırsızlığı ve fırsatçılıği yaparken ahlak değerlerini eksiye indiren vicdansız kişilerin hiç mi suçu yok?

 

İğneyi onlara batırırken çuvaldızı kendimize

 

Özünde bu resmin oluşmasında en fazla suçu müslümanların tü- mü kendi aralarında iplislik yapanlar arasında aramak zorundadır. Kısaca bu faciada iğneyi onlara batırırken çuvaldızı kendimize batırmak zorundayız. Başta Sudi Arabsitan ve yakın doğudan gelen Selefi ve Vahabi insan aklı- na ve Kur’an’ın zinhar red ettiği kabul edimez Almanca dilinde İslami konuşmalar ve Fetvalar utanç vericidir. Bunları Almanya’nın baş- kenti Berlin ve Avusturya’da bir Camii’de çekip Sosyal Medya üzerinden utanmadan dünyaya dağıtan ve tüm müslümları ve koskoca İslam dinini zan altında bırakıyorlar. Bunları seyreden sade Avusturya vatandaşları şaşkınlık içinde tüm müslümanlara kar- şi bir önyargılı tutum içine girmesi normal değil mi ? Burada en fazla Peygamber dediki diye ifade edilen uydurma çirkin hadisler adeta Peygambere iftira atılmakta. İşte bu fetvaları kaynak yapan batı basınına kızmadan dönüp sorunun kaynağını sorgulanmaması asıl bü- yük faciadır.

 

Sözde İdris özünde İblisler müslüman kimliği karalama yapıyorlar

 

Burada İslam dinini bu rezil, ahlaksız ve insan ve Kur’an düşmanı sözde İdris kılıklı müslüman ama özünde İblis olan kişi, kurum ve kuruluşlar etrafı sarmış durumdadır. Kendilerine müslümanların temsilcisiyim diyen Sudi Arabistan Vahabi Salefi akımı temsilcileri, artı çok bilmiş siyasi dinin bezirgan temsilcileri gittikçe Avusturya’da tüm müslümanların resmi olmuş- tur. Bataklık gittikçe sulanmaktadır. Kendilerine İmam, Şehy, Şıh, diyen bu Salefi Vahabi akımların kişileri sanki ateşin üzerine benzinle gider gibi internet ortamında Almanca dilinde ne Kur’an’ın ne aklın kabul edeceği nefret teolojisini İslam budur diye tüm Avusturya ve dünyaya anlatmaları Avusturya basınına malzeme vermektedir. Buna ne yazıkkı din işleri uğraşan veya temsilciyim diyen kişi ve kurumlar tepki vermemektedirler. Burada sorun en başta müslümanlar içindedir. Temizlenme müslümanlar içinden başlanmalı. Akıl, gönül, nizam ve ahlaklı olmak değerleri ön plana çıkmalıdır. Şu anda en başta akıl devre dışı kalmıştır. Başlar üzerine adeta aklını çalıştırmazsanız üzerinize pislik yağdırırım diyen Yunus Süresi 100. ayetin icrası adeta Hak tarafından gerçekleşmektedir. Müslümanların başından niye pislik eksik olmuyor sorusunun cevabi Yunus Süresi 100. Ayette cevablandırılmıştır.

 

Uydurulan şirk dini İslam diye tanıtılıyor

 

Etrafımızda „İndirilen Din” değil ama “Uyduruluan bir Şirk Dini” serpiştirilmiş ve bunun içinde inim inim inleyen, başından pislik eksik olmayan kendisine müslüman diyen kindar, fitne, fesatcı, başka din kaynaklı (ilim dalıdır)uydurma hadislere inanan, fırsatcı, nefret tohumu eken ve biçen bir toplum vardır. Bunun indiren din olan „Kur’an’daki İslam” ile alakası yoktur. Bu uydurulmuş bir nefret teolojisidir. Bu teşhişi bir yapalım.

 

Türkiye göçmenleri tecavüzleri ve sarkıntılıkları nefretle kınamaktadır

 

Mülteci tecavüzleri işte bu ortamda son aylarda vuku bulan mülteci krizi yangınının üzerine adeta benzin dökmüştür. Türkiye göç- menleri toplumun ve kanunun kurallarına hiçe sayan ruh hastası müslüman mülteciye sempati duyamaz, duymamakta ve nefretle kınamaktadır. Bunu sesli bir şekilde dile getirmeliyiz. Ama tüm mültecileri aynı kaba koymamak şartı ile. Bu mülteci statüsünü suistimal eden insanlıkdan nasibini almamış ruh hastası kişilerin derhal kanun önünde en ağır cazayı alması ve ülkeden defedilmesine kim kaşı çıkabilir. Türkiye göçmenlerinin sorunu ekmek parası, çocuklarının ve ailesinin geleceğini garanti almaktır. İçimizden çıkmış çok ahlaksız, uğursuz , rüşvetci, dolandırıcı, hırsız, fitne ve fesatcı vardır ve olacaktır. Ama 300 bin Türkiye göçmeni arasında bu oran tekrar ediyoruz azdır. Dahada azalmak zorundadır. Şu anda bu Irak ve Suriye ve diğer ülkelerden gelen mülteciler üzerinden korkunç bir pisliğin ve imajın içine atılan atılan Türkiye göçmenlerini 50 yıllık oluşturdukları emeklerinin kı- sa sürede aşağılara çekildiğini bir gerçektir. O yüzden şu anda yollarda, iş yerinde, kahvelerde ve ikili ilişkilerimizde hem kendimize hem çocuklarımıza daha fazla çeki düzen vermek zorundayız. Çocukların ve gençlerin her gün bu konuda uyarılması şarttır. Bu yollarda hal ve davranışlarımız dikkat etmekten hayatın her yerinde daha Aklımızı başımıza alma zamanı gelmedi mi ? sakin, kaba davranışlar, kavgadan ve beladan uzak bir yaşam içinde olmamızı gerekmektedir. Kısaca gerek aziz vatanımız Türkiye ve çevresinde meydana gelen ve hepimizi üzen gelişmeler,gerekse Avrupa ve Avusturya’da yükselen Müslüman mülteci krizi hepimizi artık direkt etkiliyor. Herkesin karşılıkli bu uyarıları yapması şarttır. Çevremizde siyasi görüşleri, hayata bakış açıları farklı tüm insanlar, bu korkunç girdabın acısını yüreklerinde hissederek dönülmez bir uçuruma doğru yuvarlanıyor. Yeni Vatan Gazetesi ekibi olarak tedirginliğin ve girdabın farkındayız.

 

Türkiye siyasetini Avusturya içine ihraç etmeyelim

 

Türkiye’de şu parti yanlış, şu lider kötü tartışmalarına tanık oluyoruz. Birbirine Türkiye partileri yüzünden küsen, tavır alan ve kin güden insanlar var. Aklımızı başımıza alalım ve dikkatli davranalım. Eğer Türkiye’de bir parti ile sorununuz varsa, buyrun Türkiye orada gidin orada halledin. Eğer Türkiye’deki bir parti lideri ile sorununuz varsa veya bir parti liderine karşı büyük bir aşkınız varsa; buyrun gidin Türkiye orada, gidin orada halledin. Ama Avusturya’da “Türkiye Partilerini ve liderlerini birbirimize överek“ karşı tarafı provake etmeyelim. Başkasının çok sevdiği siyasilere ağır hakaretlerde bulunarak Türkiye’deki zehir gibi ortamı Avusturya içine çekmiyelim.

 

Yararımız yoksa zararımız olmasın

 

Sonunda hepimiz, aynı toprakların farklı yapı, kültür, yaşam ve duruşları olan insanlarız. Ama artık zaman eski zaman değil. Artık ip kopmuştur. En azından Avusturya’da zaten yükselen Türkiye göçmeni düşmanlığı içinde inim inim inleyen çocuklarımıza kötü örnek olmayalım. Birbirimize yararımız yoksa; bari en azından zararımız olmasın.

 

Avusturya İş piyasasında Türkiye göçmenleri zorda

 

Avusturya iş piyasasında korkunç bir rekabet var ve şu anda iş bulmakta en çok zorlanan kesim Türkiye göçmenleri. Toplamda en büyük zararı iş ararken, ikili ilişkilerde, siyasette ve yaşamın her tarafında ön yargı, ayrımcılık ve aşağılamalar ile Türkiye göçmenleri çekmektedir. Eski Doğu Bloku ülkelerinden başta Macaristan, Slovakya, Romanya, Çek Cumhuriyeti, Sirbistan, Hirvatistan ve hatta Rusya, Ukrayna vatandaşları tenleri beyaz, saçları sarı ve aynı dinden oldukları için boşalan işlere alı- nıyorlar. Türkiye göçmenleri ise gerek giyim, gerek eğitim gerek ise yukarıda anlattığımız sorunlar nedeniyle işe alınırken veya ev ararken ikinci sınıf muamelesi görüyorlar. Bunun büyük bir haksızlık olduğunu biliyoruz. İçinde yaşadığımız sıkıntıların sebebi acaba birazda bizim tutum ve davranışlarımızla ilgili olamaz mı ? Çocuklarımızın eğitimine erkek kız diye ayırmadan gerekli özeni gösterelim ve tüm enerjimizi çocuklarımızın eğitimi için harcayalım. İlerde Avusturya’da doğ- muş bu gençlerimizin,yetişkin eski Doğu Bloku vatandaşlarının karşısında iş bulma şansları sıfır olacak. Türkiye göçmenleri birbirine küserken, gençlerimiz hayatın zorlukları karşısında yeterince eğitimli olmadıklarından toplumda bir yer edinebilmeleri zorlaşıyor vasıfsız eleman oldukları için yükselemiyorlar.

 

Dur denmesi gerekiyor

 

Sırplar,kendi ülkelerinde o kadar çok problemleri olmasına rağmen, Avusturya’da birbirini yemiyorlar ve Türkiye göçmenleri gibi birbirinden adeta tiksinmiyorlar. Buna bir dur denmesi gerekiyor. Bu toplumun büyükleri bu konuda öncülük etmeli: “Türkiye sorunları ve parti işleri Avusturya’ya getirilmemeli.” Artık Avusturya’lı siyasiler ve bürokratlar bile “ Türkiye göçmenlerinin Türkiye odaklı sorunlarından ve birbirini karalama ve çekişmesinden yaka silkiyorlar.” Aklımızi başımıza alalım. İlk önce sevgili yeni vatanımız Avusturya’da huzurumuzu korumak için elimizden geleni yapmazsak, aziz vatanımız Türkiye’ye hiçbir yararımız olamaz. Birbirimizi farklı olduğumuz için kırmayalım. Nefret etmeyelim. Yanlışlar varsa affedelim.

 

Kötülüğe iylikle karşılık verelim

 

Fussilet Süresi 34-35 : „ İyilik ve kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü, en iyi bir biçimde karşılık ver. O zaman görürsün ki seninle arasında düşmanlık bulunan kişi, sımsıcak bir dost gibi oluvermiştir. Bu, kötülüge iyilikle savma durumuna ancak, güçlüklere karşı göğüs geren ve olgunlaşmış büyük pay sahibi (Onur sahibi) kimseler eriştirilir „

Relevante Artikel

Back to top button
Close