Fitne fesat ve nefrete „DUR“ demeye davet !

Yeni Vatan Gazetesi olarak her zaman ısararla vurguladığımız barış ve esenlik ortamına, kişisel ve toplumsal yaşama hidayet katan ve meneviyatı zenginleştiren Ramazan ayının gelmesi ile bir kez daha dikkat çekmek ister ve herkese hayırlı Ramazanlar dileriz. Avusturya’da yabancı göç- menler içinde ne yazık ki birbirini yiyen, kuyusunu kazan, karalayan, siyasi sorunları anavtanlarından buraya taşı- yan en büyük grup Türkiye göç- menleri. Kiminle konuşsanız bü- yük bir rahatsızlık var. Dahası kendilerini aydın ve entel grubundan veya muhafazakar sayanların dikkat çeken ayrımcı- lıkları, hizipleşmeleri Kürt -Türk ve Alevi – Sünni tartışmaları ne yazık ki Avusturya’da yaşamı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Mübarek Ramazan ayı vesilesiyle herkesi buna ‘dur’ demeye davet ediyoruz.

Avusturya partilerinde siyaset yapan kişileri, ilişkilerini suiistimal etmemeye davet ediyoruz. Türkiye’deki partileri, kim olursa olsun ellerini Avusturya’daki toplumun üstünden mutlaka çekmeye davet ediyoruz. Buradaki sorunlarımızı, burada siyasete katılarak çözmeliyiz. Sözde siyasetçilik, dernekçilik ama özde hizipcilik, ayrımcılık, fırsatçılık, lümpenproletlik ile bu iş olmaz diyoruz. Ramazan ayı vesilesi ile herkesi, utanma ve arlanmaya ve kaliteli üretici işler yapmaya davet ediyoruz.

Cami ve cemevlerine siyaset ile ticaretin sokulmamasını diliyoruz. İbadethane ile ticarethaneyi karıştırmayın. Allah adı- na din bezirganlığı yapılmasın. (Lokman, 33) Herkesi ilk önce üreten insan olmaya davet ediyoruz. Alavere dalavere ile nereye kadar? Genelde özel okul mezunlarını Avusturya’da ya- şayan Türkiye göçmenlerini aşağılamamaya ve ne oldum delisi olmamaya davet ediyoruz. “Türkiye göçmenleri kadar kendisinden ve çevresinden nefret eden insanlar görmedim’ diyen Avusturyalıların yüzünü kara çıkarmaya davet ediyoruz. Aziz vatanımız Türkiye ve sevgili yeni vatanımız Avusturya’da yaşayan insanlarımızın en fazla neye ihtiyacı vardır? Barış, dürüstlük, esenlik, gizli ve açık şirkten uzak durmak, birliktelik, samimiyet ve değerler üreterek kendimize, ailemize ve topluma yararlı olabilmek. Bu barış ortamını yaratacak değerlere ihtiyacımız olduğuna inancımız tamdır. İşte Ramazan ayı, kendimizi kibrimizden arındırmak ve özeleştiri için iyi bir fırsattır. Buradaki çevremizde veya Türkiye’de kırgın olduğumuz başta yakın aile, yakın akraba ve daha sonra eski dostlarımızı ve arkadaşlarımızı arayarak onlara her şeyin hayırlısını dilemek için fırsattır. Ramazan ayı, iletişim yollarının barış, esenlik ve dostluk dilekleri ile tekrar açılmasıdır. Bu bir çok insana çok zor gelen bir davranıştır. Bu ay Ramazan ayı. Bu vesile ile izninizle soruyoruz: Bu öğü- dü Allah, sana şah damarından daha yakınım dediği “insanlara” vermiyor mu?. “Zamana yemin olsun ki, insan hüsran içindedir. Ancak inananlar, hayır işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bunun dı- şındadır. (Asr Süresi)” hitabıyla Hak, kitabında esas olanın altını çizmiyor mu? “Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah uğursuzluk ve pislik yükler.” diyen Yunus suresinin 100. ayetinde bir yolun ancak aklın, mantı- ğın ve gönüllerin çalıştırılması ile hayırlı bir sonuca varacağı belirtilmiyor mu? Böylesine bir yol, başta demokrasiyi olmak üzere, hukuk devletini, ilmi ve sanatı zaten kucaklamıyor mu? „Senin dinin sana, benim dinim bana“ sözleriyle Kuran-ı Kerim, farklı dinlere mensup kişiler arasında barışı işaret etmiyor mu? Öteleme ve dışlama yok! Gıybet yok! Riya yok! Allah adına aldatmak yok! “Aman o yaman aldatıcı seni Allah diyerek aldatmasın (Lokman Suresi,33).” diyen biz değiliz. Hak`ın ta kendisi değil mi?

İşte bizim bu öğütlere kulak vermemiz gerekmiyor mu? Mülk Allah´ınsa zengin olup ne oldum delisi olanlar şirk tuzağında aslında pis bir kibir için çırpınmı- yorlar mı ? Bu güzel öğütleri ile insanlığa özünde yol gösteren Kuran-ı Kerim’in indirildiği bu kutlu ayın, tüm dünyaya mutluluk, barış ve esenlik getirmesini dileriz.

Relevante Artikel

Back to top button
Close